‘ekonomi’ Arşivi

Burak Arikan | December 3rd, 2006

Manevi Emek Borsası’na katılanlara teşekkürler

Manevi Emek Borsası‘nda bir haftadır süren alışverişler sonunda noktalandı. Fiziksel ve online katılımcıların katkılarıyla dört ayrı şehirde eş zamanlı yapılan bu bir yerde bulunma ve alışveriş performansında sadece yaşayarak –farkında olmadan– yarattığımız değelerin şirketler ve devletler tarafından sömürüldüğüne dikkat çekmeye çalıştık. Sonuçta sadece bir mekana girdiğinizde bile orada kullanılabilir bir değer yarattığınızı ve bu değerin borsası bile olabileceğini gösterdik.

İstanbul’da yeni yayına başlayan PDF şehir rehberi LeCool projeyi şöyle yazdı:

le cool

İstanbul klişelerden örülü, burada cool şeyler olmuyor diyenlere duyrulur: Oklohama, Boston, Münih ve İstanbul’da eş zamanlı gerçekleşen bir teknoloji-sanat-eğlence etkinliği olan a Stock Market in Life ile hayatın hisse senetlerini borsada alıp satıyorsunuz. Para birimi ise projenin mimarı Burak Arıkan’dan alıyor ismini. Bu dört şehirde eş zamanlı olarak gerçekleştirilen etkinliklere giden insanlar sensörler tarafından algılanıp internet database’ine aktariliyor. Ne kadar çok kişi gelirse o şehrin borsa değeri o kadar artıyor. Klub Karaoke’nin üstündeki Zoo’ya yarın gece gitmeden borsada biraz oynayın. Dünyanın her yerinden insanların oynadığı bu sanal borsa etkinliği İstanbul’da da Zoo’da eğlenerek yaşayın ve bakın hisseleriniz kaç burak eder?

Düğümküme'yi zamanında takip edebilmek için öncelikle RSS'den abone olun. Ayrıca bkz RSS nedir, nasıl kullanabilirim?

Dara Kılıçoğlu | November 28th, 2006

Protesto! - Openstudio’da Enflasyon Tehlikesi.

400x400.png

Bu perşembeyi cumaya bağlayan gece Upgrade: A Day In Life projesi dahilinde, A Stock Market In Life (Manevi Emek Borsası) projesi, Oklahoma, Boston, Münih ve Istanbul’da, toplam 4 şehir’de eşzamanlı bir etkinlik ile vuku bulacak. Proje orijinalinde Burak Arıkan‘a ait ve bende ona yardım ediyorum. Arıkan kurduğu manevi borsada insanların canlı ve eşzamanlı ortamda, ister fiziksel olarak ister net üzerinden manipulasyon yapmalarına olanak sağlıyor. ‘Düşük al, yüksek sat’ mantığı ile hareket edip Burak(orijinalinde Openstudio‘nun ve şimdi Manevi Borsa’nın resmi para birimi) zengini oluyorsunuz.

Arikan, Manevi Borsa’da kazanılan paraların Openstudio’ya transfer edilmesi için fikrimi sormuş bende ona bu fikrin yolaçacağı olumsuz etkilerden dolayı duyduğum rahatsızlıkları iletmiştim. Başta haklı olduğumu düşündüğünü soyledi ama daha sonra Burak’ların Openstudio’ya transfer edilmesi için bazı temaslarda bulunduğunu ve olumlu cevaplar aldığını söyledi.

Manevi Emek Borsası Burak’ları Openstudio Burak’ları ile karıştırılmasın

Yakında Manevi Emek Borsa’sının kapanmasının ardından hissedarlar hisselerinin karşılığını Openstudio ortamına transfer edebilecekler. Bu talihsiz kararın istenmeyecek sonuçlarına zavallı Openstudio insanları katlanmak zorunda kalacak. Kendi içersinde oldukca yaratıcı ve dinamik bir ekonomik sistem olan Openstudio’ya dışardan yüklü miktarda Burak girişi ile iç dengelerin sarsılacağını, yaratıcı piyasaların bundan zarar göreceğini düşünüyorum. Demokratik bir süreçten bağımsız olarak alınmış bu kararın bizi ileride yüksek enflasyon ve işsizlik gibi somut problemlere gebe bırakacağı aşikar.

Yeni zenginler ile dolup taşacak olan Openstudio’da haksız rekabet başlamak üzere. Tüm bu olumsuz etkilerin insanlara mutsuzluk olarak geri döneceğini düşünüyorum ve bunu bir Openstudio sanatçısı olarak protesto ediyorum.

Burak Arikan | November 28th, 2006

Manevi Emek Borsası

stockmarketinlife.png

Son bir aydır uğraştığımız “a stock market in life” proejsi yayında.

http://market.openio.org

“a stock market in life” insanlarin manevi emeklerinin (”immaterial labor”) alınıp satılabildiği online bir borsa ortamı. “Immaterial labor” normal calışma hayatı dışında sadece yaşayarak tüketilebilir değer yaratmanız anlamına geliyor. Oklahoma City, Boston, Munich ve Istanbul‘da aynı anda yapılacak bir etkinlikde mekanlara giren insanları otomatik olarak sayıp, insan sayısını Internet üzerinde bir veritabanına kaydediyoruz. Bu insan sayısı hisselere ayrılıyor ve online bir borsada her isteyen tarafından alınır satılır değerlere dönüşüyor. Bu etkinlik Istanbul’da bu perşembe’yi cuma’ya bağlayan gecede (30 Kasım) 1am-3am arasi Zoo’da (eski Godet) yapılacak.

Bu projeyi deneyimlemek için etkinlik gecesi Zoo’ya gidebilirsiniz veya online borsada alış veriş yapabilirsiniz. Hemen şimdi markete girerek bu mekanların göreceği muhtemel ilgiyi tahmin ederek yatırım yapın ve spekülasyonlara katkıda bulunun. Ayrıca arkadaşlarınıza ve ilgilenebilecek kişilere haber verirseniz markette likiditeyi arttırmış oluruz!

Burak Arikan | November 26th, 2006

Bana İnternet’in resmini çizebilir misin?

googleimages.pngResim yapma geleneği binbir şekliyle tekrar tekrar çağdaş hayatın içinden karşımıza çıkıyor. Marcel Duchamp’ın hayatın içinden bir nesneyi seçip üzerine imza atmasından, Andy Warhol’un tüketimin sembolü çorba kutularının resmini yapmasına, Robert Rauschenberg’in tabloya yatak geçirmesinden, Jasper Johns’un Amerikan bayrağının resmini yapmasına kadar pek çok defa resim yapma geleneği evrimler ve devrimler geçirdi. Bugün bir sanatçı Internet boyuyor, yani web hayatındaki nesne gibi sunulan nesneleştirilmiş şeylerin (web sitesi, logo, arayüz, yükleme barı vs.) resmini yapıyor… peki noluyor? Aynı Internet‘te çalışan Openstudio ortamında burcugulmen adlı bir sanatçı benzer bir konseptde resim yapıyor, anında sanat marketine koyuyor, iş hemen satılıyor, ve yaratıcı kişi bu gelirle aktivitelerini sürdürmeye devam ediyor. Bugünkü iletişim teknolojileri sadece sanat üretim tekniklerini değil yapılan sanatın dolaşımını ve dolayısıyla ekonomideki ve hayatımızdaki yerini de etkiliyor.

Burak Arikan | November 26th, 2006

Vatandaş gazeteciliği klasik medya kurumlarının sofrasına giriyor

Amerika’da USA Today ve benzeri bir çok yayını yapan dev medya şirketi Gannett bu cumadan itibaren aktif olarak vatandaş gazeteciliğini destekleyeceklerini açıkladı. Bu girişimi yapmakla şunları hedeflediklerini açıkladılar:

  1. Yerel haberlere milli veya küresel haberlerden daha çok önem vermek
  2. Daha fazla kullanıcı tarafından yaratılmış içerik oluşturmak
  3. 24/7 haber üretmek
  4. Çok büyük miktarda basit girdilerle haberleri süzmek (”crowdsourcing”)

Daha geçen hafta BBC’nin de vatandaş gazetecilerini desteklediği haberini yazmıştık. Herkesin haber yapabiliyor olması karşısında klasik medya sirketleri zayıf kalıyor, ve bu hareketi destekleyerek karlı kalabilmek için farklı stratejiler deniyorlar.

Burak Arikan | October 23rd, 2006

Kalabalık zekasıyla algoritma geliştirme trendi

Likebetter

LikeBetter servisi kullanıcıların fotoğraflara olan tepkisine göre kişilikleri hakkında tahminlerde bulunuyor. Size iki fotoğraf gösteriliyor, birini seçerek ilerlediğiniz bir test yapıyorsunuz ve bir sure sonra köşede bir beyin ikonu yanıp sönmeye başlıyor, ona tıkladığınızda hakkınızda yapılan tahminlere evet/hayır cevaplar verip sonuçları profilinize kaydediyorsunuz. Fotoğraflara olan tepkiniz biriktiriliyor ve bir resim işleme algoritması daha akıllı hale geliyor. Gösterilen fotoğraflar genelde iki karşıt durum belirtiyor. Film kültüründen bildiğimiz “binary opposition” (e.g., doğuXbatı, kadınXerkek, teknolojikXdoğal) sözde kişiliği belirlemede kullanılıyor. Bu karşıtlıklarla beslenmiş yılların hollywood izleyicilerini anlamak çok da zor olmasa gerek…

Yeni startup Pairwise tarafından geliştirilen bu ürüne, Paul Graham’in Y Combinator yatırım şirketi destek olmuş. Bu çok da dahi bir iş fikri değil: bir yanda gazetelerin haftasonu kelebek eklerinde verilen burç fal bulmaca benzeri bir şeyle ugraşıyorsunuz, diğer yanda yapay bir zekayı besliyorsunuz. Kalabalık aklını sömürmek giderek arama motorlarını aşıyor, şu anda cilalı oyunlar gorünümünde daha direk olarak mikro iş gücümüz somürülüyor.

Bu biçim resimler hakkında meta-veri toplayarak akıllı resim işleme sistemleri geliştirmeye örnekler daha önce Luis von Ahn‘in Peekaboom ve ESP oyunlarında ve iki gün önce burada bahsettiğimiz retrievr arama motorunda görülmüştü.

Burak Arikan | September 21st, 2006

“Özgür Kültür”de kayıp noktalar

Wizard of OS - Lawrence Lessig

Gecen hafta Berlin’de Wizard of OS konferansina katildim. Genel tartisma acik kaynakli yazilim, acik kultur, acik teknoloji, mahremiyet, telif haklari, lisanslar ve benzeri konular etrafindaydi. Lawrence Lessig ana konusmaci olarak katildi, ve konusmasinda “herkes ureticidir” paradigmasini Sadece Oku (Read Only) vs. Oku Yaz (Read Write) kulturune indirgedi. Medya karistirmak iyidir, DRM (Digital Rights Management) ile savas, acik kaynakli yazilim kullan, acik kaynakli yazilim gelistir… Bir zamanlar baski makinesinin yazili metni ozgurlestirmesi gibi cagdas medya teknolojilerinin bugunku medyayi ozgurlestirdiginden bahsetti. Ancak bazi atlanmis noktalar vardi:

  1. Yazilim ve donanim sadece medya yaratmak icin gerekli araclar olarak goruluyor.Bugun sanatcilar yazilim ve donanimi sanat urununun kendisi olarak kullaniyorlar. Biz ozel donanimda calisan ozel programlar yaziyoruz. Insanlar sadece sanat urunune bakmiyorlar, onunla etkilesiyorlar. Dahasi yarattigimiz sistemler bir cok makinede dijital aglar uzerinde calisiyor. Sanat urunu olarak platformlar ve ortamlar yaratiyoruz, bu islerle insanlar sadece etkilesim kurmuyor, islerin icinde yasiyor. DRM veya telif haklari bu islerde tartisma konusu bile olamaz, cunku biz kulturel nesneler degil, kulturel sistemler yaratiyoruz.
  2. Kulturel uretim sadece studyoda veya yaratim araclariyla yapilan uretim olarak goruluyor.Fakat bizler onceden tespit edilmis calisma mekani ve zamani disinda da uretim yapiyoruz. Buna maddi olmayan emek (”immaterial labor”) denilir, bu sadece yasayarak yaptigimiz isdir. Gun icinde, bilgisyar basinda, biz sadece webde dolasmiyoruz, ayni zamanda arama motorlarindan web sitesi istatistiklerine kadar cesitli bilgi biriktirme sistemlerine katkida bulunuyoruz. Katkilarimiz arama motorlarinin kalitesini ve reklam satislarini arttiriyor ve haliyle sistem sahiplerine para kazandiriyor. Dahasi, bilincli olarak resimlere videolara etiket yapistiriyoruz, haberlere oy veriyoruz, kitaplar urunler hakkinda fikirlerimizi yaziyoruz. Bu bilincli katkilarimiz ticari urunler etrafinda kulturel bilgi olusturarak zamanin ruhuna (”zeitgeist”), estetik tadimiza, politik gorusumuze, ve ekonomik zenginligimize etki ediyor. Bu maddi olmayan uretimin sanatsal bir uretim olup olmadigi tartismalidir, ancak daha onemli olan sudur: Internet ortaminda web servisi saglayan Google, Yahoo, Amazon ve benzeri sirketler bizlerden bilgi topluyorlar, bu bilgileri kapatarak kendi sistemlerine dahil ediyorlar, ve boylece daha fazla kar ediyorlar. Sonucta bu dev sirketler kulturel urunlerimizin sahibi oluyorlar.

Burak Arikan | January 31st, 2006

Açık kaynaklı Türkçe işletim sistemi Pardus

1998 yilinda ODTU’de Mustafa Akgül‘ün duzenledigi bir Internet konferansinda saatler suren bir Linux kurulum calistayina katilmistim. Bugun Turkce calisan, kurulumu 30 dakika suren, icinde basit bir bilgisyarda genel gecer kullanilan butun programlarin oldugu, acik kaynak kodlu, bedava bir isletim sistemi var. Pardus, kurulumu ve kullanmasi cok basit oldugundan ve kullanicilarin bir cok ihtiyacini ticari isletim sistemi Windows ve MacOS’e gore cok iyi karsiladigindan Turkiye’de hizla yayiliyor. Simdi indir, dosyalarini yedekle, ve bu yeni isletim sistemini kullan.

EK: Pardus hakkinda cok yonlu derin tartisma.

Burak Arikan | January 29th, 2006

Gelişmekte olan ülkelerde kablosuz ağ kurulumu

Creative Commons lisansiyla bedava yayinlanan bu yeni kitap kirsal bolgelerde dusuk maliyetle kablosuz ag kurulumu ve isletimini anlatiyor. Kitap dunyanin cesitli kirsal bolgelerinde ag kurmus ve isletmis profesyoneller tarafindan hazirlanmis. Bu konuda Internet uzerinde bilgi bulunabiliyor ancak Internet’e erisimi olmayan bolgeler ve bu vizyona sahip olmayan yerler dusunulerek bir cok sunucuda kitabin PDF olarak dagitimi yapiliyor. Kitap temel radyo bilgisinden ag tasarimina, arac gerec tanitimindan teknik sorunlarin nasil giderilebilecegine kadar pek cok pratik bilgi, ornek, resim ve grafik iceriyor. Bir kac yil sonra Turkiye’de bir koyde yasayan insanlar dunyaya online bir hizmet vermeye basladiklarinda ne olacak? Bu ne demek?
Gelişmekte olan ülkelerde kablosuz ağ kurulumu

Burak Arikan | January 10th, 2006

Internet mimarisinin temeli: Uçdan uca prensibi

MIT Media Lab Viral Communications Group(Virussel Iletisim)’tan David Reed gectigimiz gunlerde “IP3 Kamu Yarari odulu” aldi. Reed bu oldulu Internet mimarisinin temelini olusturan dijital aglarda “end-to-end prensibi“ni (uçdan uca prensibi) gelistirmesiyle kazandi. Her gun kullanigimiz modern iletisim sistemi Internet bugun gecmiste kullanilan televizyon, telefon, mektup gibi her turlu iletisim sisteminin yerine gecmesinin yaninda yep yeni bir medya ve haliyle yeni bir toplum olusmasini sagliyor. David Reed’in danismanligini yaptigi Viral Communications Group bugun Internet uzerinde kullanilabilecek yeni medya iletisim teknolojileri ve prensipleri gelistiriyor.