Archive for the ‘siyaset’ Category

arikan | August 28th, 2007

Robot Başbakan

Bir grup insanın beraber bir iş yapabilmesi için gereken şey bir lider değil bir yapılacaklar listesidir. Herkes listeye yapılacakları yazar, sonra yapabilenler listedekileri birer birer yapar. Sonuçta beraber iş görülür. Lider listedir.

3-5 kişilik takımlar böyle çalışabilir ama 20-25 kişiye çıkıldığında işler karmaşıklaşır. Sayı arttığında ortalığın karışmasının sebebi iletişimin karmaşıklaşmasıdır. 50den fazla kişinin beraber iş yapabilmesi için hiyerarşik yapılar gerekebilir. Yönetici, müdür, CTO, CEO gibi şirketlerden bildiğimiz klasik makamlar ve yapılar şirketlerde hiyerarşileri yürütmek için oluşturulmuştur. Son zamanlarda genelde yaratıcı ürün çıkaran büyük şirketler (IDEO gibi yaratıcı danışmanlık şirketleri) bu hiyerarşileri azaltıp takımların birbirleriyle iletişimine önem vermeye başladılar. Tabii ki açık kaynaklı yazılım geliştiren gruplar bu az hiyerarşili çalışmaya çok daha iyi bir örnek. Açık kaynaklı yazılım geliştirenler genelde farklı farklı ülkelerde programcılardan oluşan sanal takımlardır. Kod deposu, sürüm takibi, hata bulucular, forumlar, eposta, IM, skype gibi gelişkin iletişim araçları yardımıyla az hiyerarşiyle çok başarılı işler çıkarıyorlar.

Bin kişi nasıl beraber çalışabilir? Çalışmak mı? Bin kişi. Google’da 10binden fazla kişi çalışıyor. Geçenlerce Google New York ofisinde bir iki arkadaşımla öğle yemeği yedik. Gerçekten bir sürü kişi az önce bahsettiğim gibi küçük gruplara bölünmüş çeşitli projeleri geliştiriyorlar. Gruplar ve bireyler açık kaynaklı yazılım geliştirenler gibi bir çok endüstri standardı iletişim araç kullanıyor. Tabi müdür vs. her türlü var.

Milyon kişi bir arada ne yapar? Bu kadar kişi bir arada ancak yaşar… Çalışmak nerde? Yaşamak ile çalışmak arasındaki sınır kalabalık olduğunda kaybolur. Türkiye sınırları içinde yaşayan milyonlarca kişiden bahsetmiyorum. Internette milyonlarca insan bir arada yaşıyor. MySpace, Facebook, Sosyomat, Yonja gibi sosyal ağ servislerinde milyonlarca insan kelimenin tam anlamıyla yaşıyor. Bu yaşamın fizksel hayata direk veya dolaylı etkisi var. Hayat zaten fiziksel ve ruhsal diye ayrılıyorsa bu çok yeni bir durum değil. Facebook inanç turizmi gerçek mi yoksa?

Internet üzerinden kendini düzenleyen toplumlarda muhtar, müdür, kaymakam, vali yok. Millet yok. Devlet yok. Başkan yok. Başbakan yok. Sadece robot var.

Robotlar ruby, python, php, asp gibi programlama dilleriyle ve veri tabanlarıyla geliştiriliyor. TCP/IP, HTTP gibi iletişim protokolleriyle birbirine bağlanıyor. Küçük grupları liste büyük grupları ağ işletiyor. Her topluluk kendi robotları tarafından yönetiliyor. Ancak hiç bir robot seçimle başa gelmiyor.

Etkin Çiftçi | August 24th, 2007

Biri Bu Adamı Durdursun

Teknoajan.com‘daki habere göre wordpress.com ve tüm alt-alan adlarının erişiminin engellenmesinin altından yine Adnan Oktar çıktı. Adnan Oktar kamuoyunda Adnan Hoca ve Harun Yahya gibi takma isimlerle tanınan kendi web sitesinde uluslararası bir kahraman olarak tanıtılan bir adam. En büyük davası ise herkesin bildiği üzere evrim karşıtlığıdır. Bu yolda kebebçılarda evrim karşıtı sergiler açmak, meydanlarda kendi inancına hizmet eden kitaplar dağıtmak gibi ilginç yöntemlere başvuruyor.

Oktar, eksisozluk’e yonelik sansür girişimlerinin ardından bu sefer de wordpress’s el atmış ve avukatı vesilesiyle kamuoyuna aşağıdaki dudak uçuklatıcı açıklamayı yapmış.

Konuyla İlgili Kamuoyu Açıklaması

Kamuoyunca da bilindiği üzere, internet kullanıcılarına ücretsiz site (blog) açma imkanı veren “wordpress.com” isimli blog servisinin yayınlarının Türkiye’ye girişi mahkeme kararıyla engellenmiştir. Bu mahkeme kararı 17.8.2007 tarihinde uygulanmış ve böylece wordpress.com servisi ile bu servisten hizmet alan tüm alt-sitelerin yayınlarının Türkiye’ye girişi durdurulmuştur. Bu yayın durdurma kararının nedeni, adı geçen blog servisinin yasadışı yayınlara sınırsızca imkan tanıması, bunların durdurulması yönündekibaşvuruları dikkate almaması ve belli alt sitelerin durdurulmasına ilişkin olarak Türk Mahkemeleri tarafından verilen kararları da yok saymasıdır.

Adı geçen servisin sağladığı ücretsiz ve denetimsiz olanaklar kötü niyetli kişileri bu servise yönlendirmiş ve wordpress.com kısa sürede bölücü-yıkıcı ideolojilerin, kişisel husumetlerin, kanunsuz hedeflerin sesi ve yayın merkezi haline dönüşmüştür.Öncelikle belirtmek gerekir ki, herkes bağımsız Türk Mahkemelerinin kararlarına saygılı olmalıdır. Basın özgürlüğü, kişilere hakaret etme özgürlüğü demek değildir. Devletimizin temel değerlerine, Cumhuriyet ilkelerine, bütünlüğümüze ve birliğimize saldırma özgürlüğü hiç değildir. Herkes her konuda görüşünü açıklamakta ve savunmakta özgürdür ama bunu, eleştiri sınırları içinde kalarak, kamu düzenine zarar vermeden ve kişilik haklarına saygılı biçimde yapma yükümlülüğündedir. Bu sınırları aşanların Yargı tarafından engelleneceği tartışmasızdır.

Nitekim önce tarafımızca söz konusu hukuka aykırı yayınların durdurulması için YAKLAŞIK 17 KEZ adı geçen site yönetimine başvurulmuş, ancak site yönetimi bu yayınlar hakkında hiç bir tedbir almamıştır. (Bizim bu başvurularımızdan bir tanesini kendi sitelerindeki açıklamalarında yayınlamışlardır) Bunun üzerine tarafımızca SADECE MÜVEKKİLİMİZİN KİŞİLİK HAKLARINI İHLAL EDEN ALT SİTELERLE İLGİLİ OLARAK yapılan başvurular üzerine Türk Mahkemeleri Wordpress altında yayın yapan illegal alt-sitelerin kapatılması için çok sayıda kararlarvermişlerdir. Bu kararlar söz konusu firmanın ABD’de bulunan merkezine ve Türkiye’deki temsilcisine de ulaştırılmış, bu kez Türk Mahkemelerinin kararlarına uyarak yasadışı yayınları durdurmaları istenmiştir. ANCAK, YAZILI VE SÖZLÜ TÜM BAŞVURULARA RAĞMEN ADI GEÇEN FİRMA VE TEMSİLCİLERİ BİZİM TALEPLERİMİZİ DE TÜRK MAHKEMELERİNİN KARARLARINI DA TANIMAMAKTA VE UYGULAMAMAKTA ISRARLA DİRENMİŞLERDİR.

Bunun üzerine adı geçen firmaya Türk Mahkemelerinin kararlarının uygulanmamasına asla göz yumulamayacağı, bu kabul edilemez halin sürmesi halinde kaçınılmaz olarak Wordpress.com’un tüm yayınlarının Türkiye’ye girişinin engelleneceği hatırlatılmıştır. Bu son uyarının da dikkate alınmaması sonucu, mahkeme kararlarını uygulamayan Wordpress.com’un tüm yayınlarının Türkiye’ye girişi yeni bir mahkemekararıyla engellenmiştir.

Hiç kimsenin mahkeme kararlarını uygulamamak gibi bir ayrıcalığı olamaz. Mahkeme kararları uygulanmak için vardır. Her devletin kendi yargı kurumlarının verdikleri kararların yerine getirilmesini sağlayacak önlemleri alma hakkı vardır.

Türk Yargı organları ve kamu kurumları da, Türk Mahkemelerinin kararlarını uygulamama konusunda direnen gerçek veya tüzel kişilerin yasadışı dirençlerini etkisiz hale getirecek önlemleri alma ve icra etme hakkına sahiplerdir. Devlet kurumlarının, kötü niyet sahiplerinin saldırılarına karşı Türk vatandaşlarını korumasız bırakmayacakları açıktır.

Bu nedenle, daha önceki mahkeme kararlarını uygulamayarak yasadışılığı yaptırımsız bırakan bir blog servisinin yayınlarının tamamen durdurulması doğru bir karardır, haklı bir karardır, örnek bir karardır.

Bu mahkeme kararından tüm blog servislerinin ve internet hizmet sağlayıcılarının almaları gereken dersler vardır. Blog servislerinin, özellikle ücretsiz hizmet verenlerin, kendi firmaları üzerinden yasadışı faaliyet yapan sitelere karşı dikkatli olmaları gerekir. Bu servislerin kendilerine ulaşan şikayetlere ve bilhassa mahkeme kararlarına karşı duyarsız kalmamaları gerekir. Bunun aksi bir tutum sergileyen servislerin Wordpress’in karşılaştığı yaptırımla karşılaşmaları kaçınılmazdır.

Blog sahiplerinin de hizmet alacakları servisi seçerken itinalı ve dikkatli olmaları gerekir. Rasgele bir servisi değil, hukuka, insan haklarına, yargı kararlarına saygılı servisleri tercih etmelidirler. Böyle yaptıklarında kendi yayınlarının kesintisizce devam etmesini sağlamakla kalmayacaklar, blog servislerini de hukuka ve yasalara uygun davranmaya mecbur etmiş olacaklardır. Böylece hem haber alma özgürlüğü, hem de kişilik hakları korunmuş olacaktır.

Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunarız

Adnan Oktar Vekili
Avukat Kerim Kalkan

Wordpress’in Türkiye’deki faaliyetini durdurmayı bir zafer olarak gören Oktar, aslında tüm başvurularına rağmen wordpress’i engelleyememiş, bunun yerinde türk insanın erişimini kısıtlamıştır. Umarız türk yargısı bu ve benzeri sansürü ve sansürcülüğü destekleyen davalarda daha özenli çalışır ve konuyu küresel insan hakları, düşünce özgürlüğü bağlamında değerlendirmeye başlar.

Güncelleme:
Wordpress’in kurucusu Matt Mullenweg blogunda “Turkey Update” başlıklı bir yazı yayınladı ve WordPress.com’a koyulan engel karşısındaki şaşkınlığını yazdı. Matt Türkiye’deki blogculardan yorumlarıyla tartışmaya katılmalarını bekliyor.

Türkiye’den sansürsüz ulaşmak için bağlantı
http://anonymouse.org/cgi-bin/anon-www.cgi/http://photomatt.net/2007/08/25/turkey-update

Direk bağlantı
http://photomatt.net/2007/08/25/turkey-update/

Ayrıca bu yazıya yorumlarınızı yazın. Yazın ki bu utanç verici olay anıtlaşsın, bir süre sonra Wordpress.com açılsa bile unutulmasın, Türkiye’de gelecek nesiller bugünlere bakarak bilgiye erişim hakkının gerçekten önemli, sahip olunması gereken bir şey olduğunu bilsin.

arikan | July 18th, 2007

Oyumu Neden Baskın Oran’a veriyorum?

bagimsiz-oy-pusulasi.png

Son bir aydır Bağımsız Sol Aday Baskın Oran‘ın kampanyasını takip ediyorum. YouTube’a koyulan TV programlarındaki tartışmalarından sokaklardaki çekimlere kadar videolarını seyrettim. Sonra röportajlarını ve kendi yazdığı son yazılarını okudum. Bunlardan önce hiç haberim yoktu kendisinden. Baskın Oran kendini ifade ederken şu üç şey dikkatimi cekti:

  1. Hem genel hem de detaylı biçimde konuşabilmesi
  2. Konuşurken konular arasında yalın bağlantılar kurabilmesi
  3. Samimiyeti

Bu özellikleriyle diğer bildiğim tüm politikacıların ne kadar bilgisiz, alakasız, bencil ve samimiyetsiz olduğunu hatırlattı bana Baskın Oran.

Oran’ın ezber bozmak sloganı çok açık. O kadar etkili bir söz ki rakip adaylar ve partiler bile farketmeden kullanır oldular. Ezber bozmak sadece eleştiri yapmak değil aktif bir şekilde eleştiriyi harekete geçirmek demek. Ezber bozmak Düğümküme’de bağımsız yazar çizerler olarak ağlı bağlı hayatın getirdiklerini götürdüklerini açık edereken, görünür, yani tartışılır kılarken amaçladığımız şey.

Baskın Oran kampanyasında YouTube videoları, Flickr fotoğrafları, cep telefonu uygulamaları, bloglar ve benzeri kitleden-kitleye iletişim sistemlerinin gayet yerinde kullanılması bu hareketin ne kadar yenilikçi olduğunu gösteriyor. Seçim sitesi hemen hergün yeni içerikle yenileniyor. Yaklaşık dört ay önce Türkiye’de 16 milyon internet kullanıcısı olduğunu bunun yarısı oy verebiliyorsa sadece Internet kullanıcılarının Türkiye’de çok önemli bir politik ağırlığı temsil ettiğini yazmıştık. Baskın Oran’ın hemen her bilgiyi yazıyı resmi görüntüyü internet’e taşımasıyla bir bilişim çağı düşünürü olarak Internet’in toplum üzerindeki etkisini hazmetmiş olduğunu anlıyoruz.

Baskın Oran alışılagelmiş kalılplara yüklenerek bir çok kişinin aklını karıştırıyor. Ayarlı lise tarih kitaplarından, yetiştirildiğimiz apolitik ortama, hesabı yapılamayan derin devlet oyunlarından merkezden-kitleye medya şirketlerinin ayarlı mesajlarına kadar her yerde yaşamımızı kökünden etkileyen meseleler eksik yanlış bilinçsizce sunuldu bizlere. Bugün eğer duyduklarınızdan aklınız karışıyorsa öğreniyorsunuz demektir. Baskın Oran önce anlayışlılığıyla sizi “ezberletildiğiniz kalıplar”da yakalıyor, sonra samimiyeti ile sizi o kalıplardan alıp bilmediğinizden çekindiğiniz gerçeklere götürüyor, ve sonra da engin biligisyle olan biteni tüm ilişkileriyle açık seçik anlatarak sizi yavaşça yere bırakıyor.

Baskın Oran meclise ana muhalafet olarak girmeyi hedeflediğini açık açık belirterek ayaklarının yere bastığını gösteriyor. Bağımsız bir adayın ne gibi avantajları olduğunu çok iyi biliyor ve bilgisini aynı yoğunlukta ve olgunlukta bize aktarıyor. Ayrıca tüm bağımsız adaylara koyulan bilinçli engellerle –TRTde konuşturulmama, yurtdışında yaşayanların bağımsızlara oy verememesi, oy pusulasına logo veya sayı koydurtmama – bizzat uğraşıyor.

Oyum Baskın Oran’a çünkü bu hareketin çağdaş dünyada bile yaşanmamış cesaretli bir demokrasi adımı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin renkli kültürünü bastırmak yerine bunu açıkça kucaklayan, farklı kimliklerin bir arada mutlu yaşamasını amaçlayan, farklı sesleri destekleyen ve bunların Türkiye’nin gerçeği olduğunu tüm samimiyetiyle bize hatırlatan Baskın Oran’ın mecliste bizi temsil edebileceğini düşünüyorum. Oyumu Baskın Oran’a veriyorum.

Baskın Oran’ın YouTube Videoları

http://baskinoran.net/public/bilgi.aspx?id=13

Baskın Oran’ın Kendi Yazıları

Son Yazıları
Karşı İddianame
Ezber Bozan Sözlük

Etkinliklerden Flickr Fotoğrafları

http://www.flickr.com/photos/robokow/collections/72157600602863146/
http://www.flickr.com/photos/9874720@N03/
http://www.flickr.com/photos/9976645@N04/sets/72157600767708951/

Ekşisözlük Baskın Oran Tartışması

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=baskin+oran

arikan | July 15th, 2007

Baskın Oran’a Destek

“Sen ne dersen de ben artık barışın, özgürlüğün ve adaletin ülkesinde yaşamak istiyorum. gerçekten demokratik, gerçekten laik, gerçekten sosyal, gerçekten hukukun üstün olduğu bir ülkede yaşamak istiyorum. bunun için değişmen gerek biliyorum. o değişim hemen şimdi başlasın istiyorum.”
– Baskın Oran (Baskın Oran seçim kampanyası websitesi)

Değerli dostumuz,

Yaklaşan seçim sürecinde eminiz ki siz de bizim gibi kötünün iyileri arasında gidip gelmekte ve birçok seçimdir süregelen “oylar bölünmesin”, “ülke elden gitmesin” paranoyasıyla istemeye istemeye önünüze koyulanlardan birini seçmeye çalışmaktasınız.

Durun! Çünkü bu seçimin diğerlerine göre bir farkı var. Bu seçimde oy atacak parti bulamayanların ve sesini duyuramayanların, sesi olacak bir bağımsız aday var; hem de 30 yıllık mülkiye hocası, siyaset bilimci, Hırant’ın dostu, azınlıkların ve ezilmişlerin sesi olmayı, demokrasi, çoğulculuk ve insanlık hakları adına birşeyleri değiştirmeyi kafasına koymuş, aydınlardan, gazetecilerden, sanatçılardan ve ülkenin parlak gençlerinden destek alan, ve bağımsız bir politik ajandası olan Baskın Oran.

“Tek bir kişi mecliste ne yapacak canım” diyenlere içtenlikle söyleyeceğimiz tek şey şudur: Mevcut sistemde attığınız oyla zaten sadece kendi bölgenizdeki bir kişinin meclise girmesine etki etmektesiniz!.

2002 seçimdeki oy potansiyelleri baz alındığında, meclise 21 milletvekili sokacak olan İstanbul 2. Bölge’de iktidar ve ana muhalefet partisi hali hazırdaki oy potansiyeliyle en az 6-7 milletvekilini meclise sokmuş durumdadır. Şu an kararsız olanlar ve oy attığı parti barajı geçemeyecek olanların oyları sadece alt sıralardaki milletvekillerinin 1. partiden mi 2. partiden mi olacağını belirlemektedir. O zaman açın aday listesini ve elinizi 8. sıraya koyun, ve oyunuzu ay başı maaşını alıp genel başkanının buyurduklarına kafa sallayacak bir adaya mı yoksa tek başına bile olsa çıkıp gölge siyasetçilerin aksine gerçekleri söyleyecek ve aktif bir şekilde siyaset yapacak bir akademisyen olan Baskın Oran’a mı atmak isteyeceğinize karar verin?

Bizleri hayalcilikle suçlayanlar ve “partisi olmayan barajı aşamaz” diyenlere, “hayallerin gerçekleşmesi hareket etmek ve inanmakla olur” diyoruz. Yıllardır “bu ülkede hiçbir şey değişmez” denilip her konuda cesareti kırılan insanlar, söz verilmeyen, gençler, ortayolcu olmadığı veya farklı olduğu için dışlananlar, oy verecek birini görmediği için oy kullanmayanlar, bir kez olsun ayağa kalkın ve inanın, kendinize, komşunuza, arkadaşlarınıza ve bu ülkede hala varolduğuna hissettiğiniz değerleri taşıyan insanların fikir birliği etmişçesine Baskın Oran’ı meclise taşıyacağına.

Vatandaşı olduğumuz bu ülkede azınlık olarak kalmamızın nedeni kader değil sesimizi yeteri kadar baskın çıkaramamız ve gerektiğinde sorumluluk alamamamız. Bu ülkenin geleceğine katkıda bulunmak için bugün çok büyük bir şansımız var ve bunu yapmak için mecliste özgür düşünen, dürüst ve demokrat bir arada bile bulunmak istemeyeceği politikacılarla her gün biraraya gelip sesimizi duyurmaya söz vermiş bir kişi var bugün cesaretsizlik veya üşengeçlik nedeniyle atamadığımız adımı bir daha atma fırsatı bile bulamayabiliriz. Bugün bize gereken geçen seçimdeki katılım oranlarına göre sadece 70 bin oydur ve ümidimiz bizler gibi açık fikirli ve geleceğe umutla bakan kimselerin bu sayıyı rahatlıkla bulmasıdır.

Bu nedenle 22 Temmuz’da kalkın, sıkı bir kahvaltı edin ve “bu ülkede hiçbir şey değişmez” ezberini bozmak için bir oy atın. Unutmayın bağımsıza baraj yok, iki parti dışında oy verdikleriniz ülke genelindeki 10% seçim barajı nedeniyle geçen seçimde olduğu gibi boşa gidebilir, ancak bağımsız adaylara atılan her oy mutlaka yerine gitmekte.bagimsiza-baraj-yok.png

İstanbul Baskıncıları

- - -

Oluşumumuz bir seferlik bir destek oluşumu olup, kendi bağımsız irademiz ile bir araya gelmiştir. Baskın Oran veya ortak aday kampanyasıyla hiçbir organik bağı yoktur, ancak her ne olursa olsun Baskın Oran’a oy vereceğini söyleyen kişiler tarafından yazılmıştır.

Eğer 1. bölgeden oy atıyorsanız aynı desteği Bağımsız Sol Aday Ufuk Uras’a verebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=CHVS46G-A6g
Ezel Akay’in Baskin Oran secim kampanyasi icin hazirladigi video.

http://www.youtube.com/watch?v=RwuvvKdjBCE
Yeni Melek Gosteri Merkezi’nde, Baskin Oran icin, 16 Haziran’da duzenlenen gecede, kimler neler soyledi? Yaşar Kemal, Aydın Engin, Roni Marguiles, Adalet Ağaoğlu, Gülten Kaya, Mustafa Alabora, Halil Ergün, Ergün Cinmen..

arikan | June 23rd, 2007

Adaletli Sıralama Açık Hesaplama Gerektirir

Açık Toplum Partisi gibi bir siyasi parti olsaydı seçimlerde, oy vermeyi düşünürdüm. Açık toplum açık teknoloji gerektirir. Teknoloji dedğimizde artık sadece LAZER anlamıyoruz tabi. Özellikle iletişim ve Internet teknolojisindeki gelişmeler –telekom altyapısından bloglara, arama motorlarından sosyal web 2.0 servislerine– şu anda içinde olduğumuz toplumu tarihte hiç olmadığı hızda dönüştürüyor. Bu dönüşümde yazılan her kod parçası, her işlem, her hesap, sisteme gömülen her kural toplumun kodu olarak belirir. Açık kod açık toplum demektir.

Türkiye’de toplum dönüştürücü teknolojilerden ikisi, yeni Blograzzi girişimi ve oldukça yaygın kullanılan Pilli Network, ortak bir özelliğe sahip: verdikleri servislerde açıklık göstermiyorlar.blograzzi-logo.gif

Blograzzi’nin “bir formülü”

Yeni açılan blog sıralama sitesi Blograzzi Türkiye’nin “en iyi” bloglarını sıralandırıyor. Blogların sıralaması bir kaç farklı puanın birlikte hesaplanmasıyla yapılıyor. Puanların nasıl harmanladığı sitede şöyle açıklanmış:

Blograzzi Puanı, Blograzzi’nin blogla ilgili Internetten derlediği tüm istatistikleri [Technorati ve Alexa Türkiye], kullanıcı oylamaları, favorileri ve yorumları ile birlikte kullanarak ağırlıklı olarak hesapladığı bir formüle dayanır.

Bir formül? Türkçe’de gizli kapalı bir şeyi kibarca ifade etmek için önüne “bir” koyarız. Bir köşe yazarı, bir kaynağa göre, bir söylentiye göre, bir televizyon kanalı gibi… Blograzzi’yi geliştirmeye devam eden sitenin kurucusu Arda Kutsal‘dan bu bahsedilen “bir formülü” herkese açık bir şekilde ifade etmesini istiyoruz.pilli-logo.gif

Pilli Network’ün “karmaşık algoritması”

Gelir dağılımı blog yazma ağı Pilli Network yazarlara kısa yazılarına olan ilgiye göre reklam gelirlerini dağıtıyor. Herkese örnek olması gereken bir sistem. Ancak açıklık konusunda bir problem var. Pilli gelir paylaşmayı nasıl hesaplıyor? Pilli.com’da şöyle açıklanmış:

Okunma oranlarını yorumlayan, olası yanlışlıkları gideren karmaşık bir algoritmamız var. Biz bir sitenin günlük gelirini giriyoruz, o bize kimin hesabına ne kadar para ekleyeceğimizi söylüyor.

Karmaşık bir algoritma? Biz soruyoruz o söylüyor? Kim? O kadar karmaşık ki size gösteremeyiz. Pilli ekibinden bu “karmaşık algoritmayı” herkese açmasını istiyoruz.

Pilli Network ve Blograzzi sistemlerindeki bu gizli hesaplarını açarlarsa sadece şu andaki kullanıcılarına adaletli davranmış olmayacaklar aynı zamanda Türkiye’de hızla gelmekte olan yeni nesil sistem tasarımcılarını da olumlu etkileyecekler.

arikan | June 21st, 2007

Kullan-At Eposta Adresleri

Kullan-at eposta servisi GuerrillaMail isteyen herkese 15 dakika sonra kendini yok eden bir eposta adresi veriyor. Rastgele yaratılan email adresini verilen süre içinde okuyabilir ve bu adresten istediğiniz kadar eposta atabilirsiniz. Anonim sevenler ve anonim kalmak isteyenlere…

guerrilla_mail_logo.gif

Ali Miharbi’nin Spam’i Sev ve Koru yazısından sonra kullan-at eposta adreslerini yazmayı düşündüm. Spam bir bela, bir kültürel olgu, bir davranış biçimi, gerçek, gizli, saklı, yan, teknoloji, çöp, hedef, istenmeyen, istenen, para, kara, karma, karışık, aktif, pasif, bir, fenomen. Bu şartlarda, her şeyin her zaman her yerde her şekilde kaydedildiği izlenen çözümlenen örüntülü örülen görülen aranan bulunan biriken biriktirmeli kategorili alt üst bir hayatta kimliksiz kalmak davranmak yaşamak isteyenler için geçici atıcı atılgan sistemler gerek. Kullan at eposta servis anonim kal. İster spam at ister gizli aşk mektubu kullan at bir nefes al.

Daha önce bildirgec.org’da da farklı farklı kullan-at eposta servisleri yazılmış.

10 Dakikalık Kullan-At Eposta Servisi
http://10minutemail.com/

24 Saatlik Kullan-At Eposta Servisi (Türkçe)
http://www.kolayeposta.com/

Kullan-at SMS servisi var mı? Başka ne tür kullan-at servis isterdiniz, bu yazıya yorum olarak yazın.

arikan | June 16th, 2007

1899 Avrupa’sında Politik Durum Haritası

hastaadam.jpg

hastaadam2.jpg

19.yüzyıldan 20.yüzyıla geçerken Avrupa’nın politik durumunu anlatan nefis bir harita. İsmini “Karışık Sularda Balık Avı” olarak çevirebileceğimiz bu harita Fred W. Rose tarafından yapılmış. Etrafta.com’dan Boran Güney sağolsun bulmuş bu haritayı ve “Hasta Adam” yorumunu yapmış yatalak gösterilen Osmanlı İmparatorluğu görseli üzerine. Haritaya yakından bakarsanız Rusya, İngiltere, ve Osmanlı İmparatorluğu gibi ülkelerin balık tuttuğunu görüyorsunuz. Peki ne tutuyorlar? Blogcu Catholicgauze “…aslında sömürecek servetler peşindeler” diyor.

Detaylarını görmek için yüksek çözünürlüklü JPG dosyasına bakın.

Bilgi görselleştirmesi için ilham verici bir iş. İnsan figürleri, ifadeler ve dönemin sembolleri ile yerlerin, ülke sınırlarının arasında gidip gelen zengin bir akış var haritaya baktığımızda. Bu akış sayesinde ilişkileri bir çırpıda anlayabiliyoruz ve hem makro hem mikro okuma yapabiliyoruz. Aynı yıllarda neler olup bitmiş bir kaç fotoğraf aradığımda T.C Başbakanlık Enformatik Kurumu’nun yaptığı arşivi buldum. Haydarpaşa Garı’nın inşaatından I.Jön Türk Kongresine kadar belgesel fotoğraflar o yıllarda olan bitenleri gösteriyor.

Bugünün siyasi haritası yapılsa nasıl olurdu?

Düğümküme’de sık sık bahsettiğimiz bugünün çağdaş mimar şehircisi Rem Koolhaas ve ekibi OMA/AMO da mimari araştırmalarında haritalar yapıyor, gündemden görselleri dadacı tekniklerle montajlayarak zaman çizelgelerine ve dünya haritasına yerleştiriyor. Aşağıda Koolhaas’ın 2004 yılında çıkardığı Content (”İçerik”) isimli kitabından Bir Otopsi isimli çalışmayı görüyorsunuz. Bir Otopsi 1989 2003 arası dünya politika sahnelerinde olup bitenleri mimari üretimle paralel olarak gösteren bir montajlı zaman çizelgesi. Fotoğrafları kitaptan ben cep telefonuyla çektiğim için çok kaliteli değil ama fikri veriyor sanırım.

content0.jpg

content4.jpg

conten2.jpg

content5.jpg

content6.jpg

content9.jpg

content8.jpg

Content kitabında yer alan Bir Otopsi (”An Autopsy”) yazısı ve görselleri Theo Deutinger, Maja Borchers, Matthew Murphy, Nanne de Ru, Max Schwitalla, Sebastian Thomas tarafından hazırlandı.

arikan | June 8th, 2007

Hedef “Iraklı Vurmak”

Iraklı sanatçı Wafaa Bilal Chicago’da bir galeride Internet üzerinden kendini vurdurttu. Mayıs ayı boyunca Bilal’in web sitesinden tüm internetin kullanımına açık web kameralı bir silahla Bilal’e ateş edebiliyordunuz. Bilal bir ay boyunca silahın menzilinde bir odada yaşadı ve hemen her dakika üzerine boya ateş edildi.

wafaabilal-0.jpg
Web kameralı silahın hedef görüntüsü.

wafaabilal-1.jpg
Bilal’in video günlüğünden görüntüler.

Aynı zamanda web sayfasındaki ateş etme alanında bulunan chat arayüzünden Bilal ile konuşulabiliyordu. Duyan geldi, önce bir iki el ateş etti, sonra ya not bıraktı ya çekip gitti. Bilal içerden dünyaya yayınladığı video blogunda diyalog aradığını söylüyordu arkadan Internet-tetiklemeli silahın sesi gelirken. Bilal bu menzilde yaptığı yaşama performansında

  1. gerçek ile sanal ilişkisini sorguladı,
  2. sanat izleyicisini aktif olarak performansa katmış oldu,
  3. ve çoğunluğa normalmiş gibi gelen Irak’da yaşanan gerçekliğe işaret etti.

Bilal’in bir ay boyunca bu savaş odasında tuttuğu video günlükleri YouTube’da izleyebilirsiniz.

Gerçekliğin İçinde Gerçek

apache-helikopter-iraq-1.jpg
Apache Helikopteri’nin gözünden takip edilip vurulanlar.

Chicago Flatfile Galerisi‘nde yapılan bu performans arka bilincimde Internet’te dolaşırken karşıma gerçeklik içinde gerçekler çıktı. Amerikan Ordusu’nun Apache helikopterlerinden Iraklıları vurma görüntülerini buldum. Bu videolarda yerde bulunan insanların sıcaklık ölçer kameralarla helikopterden tespit edilişini görüyorsunuz. Apache helikopterlerinden ağır silahlarla ateş edilerek insanlar parça parça ediliyor (Bu videoları küçüklere göstermeyin).

Bilal’in kendini Internet üzerinden vurdurma performansında olanlar ile Apache helikopterlerinin Iraklıları vurma görüntüleri birbirine karıştı, ortaya çıkan gerçekler midemi bulandırdı. Bu görüntüleri izlediğinizde şunu hatırlayın: merkezden-kitleye medyanın (tv, gazete, dergi) Irak istilası hakkında anlattığı hikayeler ve ülke başkanlarının genellemeci açıklamaları gerçek değil, sadece icat edilmiş gerçeklik.

apache-helikopter-irak-0.jpg
Apache Helikopterinden hedeflenip vurulan insanlar.

Boran Guney | May 4th, 2007

16 Bit Üzerinden İfade Özgürlüğü Krizi

AACS kodu

Olay, bir hacker’ın yeni nesil HD-DVD’lerin kopyalanmasını kesinlikle engellediği varsayılan AACS (Advanced Access Content System) korumasını kırıp, tüm HD-DVD okuyan makinelerin sahip olduğu 16 bitlik hexadecimal anahtar sayıyı bir forumda paylaşıma açmasıyla patlak verdi.

Çok kısa bir süre içerisinde 70.000 siteye yayılan rakamı yayından kaldırabilmek adına MPAA (Motion Picture Association of America) ve AACS içlerinde Digg.com‘un da bulunduğu yüzlerce siteye DMCA (Digital Millenium Copyright Act) altında “cease & desist”, kapat, kaldır ya da sizi mahvederiz yazıları göndermeye başladı. (Bildiğiniz gibi bu yasanın hükümlerine göre fikri haklarla ilgili herhangi bir anlaşmazlık söz konusu olduğunda, hangi tarafın haklı olduğuna bakılmaksızın ilk önce söz konusu materyel yayından kaldırılıyor.)

Bu strateji daha ilk baştan başarısız olacağının sinyallerini verdi, AACS’in yazısı üzerine 10 -15 üyesinin sayfasını yayından kaldıran digg.com yönetimi, tepkilerin artması ve anahtarın silindikçe daha çok sayfada belirmesinin ardından, söz konusu sayfaları silmekten vazgeçti ve bir açıklama yayınlayarak MPAA’in avukat ordusuna karşı finansal olarak duramayacaklarını ama eğer kullanıcıların tutumu bu yöndeyse savaşarak batacaklarını duyurdu.

Bu arada kodu yayınlayan web sitesi sayısı 800.000′e ulaştı. Bugün BBC’ye demeç veren AACS başkanı Michael Ayers, gerekirse tüm bu siteleri karşı yasal işlem başlatacaklarını ve hukuk departmanlarının bunun üzerinde çalıştığını söyledi. Eğer gerçekleşirse, bu yasal harekat dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük davası olmaya aday.

arikan | April 18th, 2007

Bilgiye Erişim Hakkı

Bir web sitesinin kapanması benim “kişilik haklarıma” saldırıdır. Dün kapanan eksisozluk.com ve antoloji.com bu sitelerde yeralan bilgilere erişim hakkımızı engelliyor. Bu çağda bilgiye erişim en temel insan hakkı olmalı.

Bir başka açıdan baktığımızda bu yasakları koyanların ve koyulması için dava açanların Internet ve sayısal kültür hakkında bilgisizliğiyle karşılaşıyoruz. Sayısal bilgi kağıt üstündeki bilgi gibi yakılıp yıkılamaz, toplatılamaz. Sayısal bilgi yaratıldığı andan itibaren kopyalanıp çoğaltılır. Internet üzerinde bir bilgisayarda değil yüzlerce sunucuda yaşar. Bir yasaklama etkinliğinde ülke sınırları içinde bile bulunmayan yüzlerce ayrı yere dağılmış sunucu makineyi toplatmak imkansızdır. Bu durumda devlet ancak erişim hatlarını keserek yasak koymuş oluyor.

Nasıl oluyor bu engelleme? Devlet Türk Telekom kanalıyla ADSL ağında belli IP adreslerine erişimi bloklayabiliyor. Geçenlerde youtube.com’a koyulan erişim engeli de benzer bir şekilde gerçekleşmişti. Ucuz ADSL servisi gömülü bir kontrol mekanizması olarak yüzümüze vuruyor…

Amber listesinde Mert Maviş daha da korkunç bir senaryo ihtimalini hatırlattı:

“tr.wikipedia.org’u bu şekilde kapatmak imkansız olacağından wikipedia.org’un hepsi kapatılacak tahminen 220 dilde yayın yapan bütün wikipedia sitesi bir anda ulaşıma kapanacak Türkiye içinden.”

Napmalı peki?

Bilgiye erişim en temel insan hakkı olarak kabul edilip korunmalı.

Bu konuda kendi blogunuzda, eposta listelerinde yazın çizin, en önemlisi birbirimize bağ verelim. Sitenizde bağ vermeye Internet yasaklarına karşı aktif çalışma yapan Bilişim STK Platformu‘ndan başlayın. Ayrıca benim gördüğüm kadarıyla Arda Kutsal, Fazlamesai, Metin Yılmaz, ve bir de Türker Keskinpala bu konuda yazıyor.

Ayrıca Ali Miharbi’nin yazdığı İfade Özgürlüğü Yazılımları‘nı okuyun, hükümetlerin engellediği sitelerin veya koydukları filtrelerin etrafından dolaşabilecek sistemler kullanabilirsiniz.

Bir de Fazlamesai’de sansürün nasıl yapıldığını açıklayıcı bir yorum yapılmış:

“Ekşi Sözlük’e erişim, basit DNS yönlendirmesi ile önlenmiş. DNS kurabilen (apt-get install bind) ya da yurtdışındaki kullanıma açık DNS sunucularından birinin ip adresini makinesine giren herkes bu sınırlamadan kurtuluyor.”


Kapat
E-posta ile paylaş