Archive for the ‘teknoloji’ Category

Dara Kılıçoğlu | April 18th, 2008

amber’08 — Sanat İşleri için Çağrı

amber’08 beden-işlemsel sanatlar festivali, Türkiyede gerçekleşen en büyük sanat ve yeni medya etkinliği ikinci kez gerçekleşiyor.

Bu yılın festival teması “Inter-pasif Persona”, her yanıyla dijitalleşen dünyamızda kimliğimize sanatsal ve eleştirel bir gözle bakmayı hedefliyor. Festival farklı mekanlarda gerçekleşecek sahne gösterileri, sergiler, atölye çalışmaları sanatçı sunumları ve seminerler içeriyor.

Amber’08 çerçevesinde biri etkileşimli enstalasyonlar diğeri etkileşimli oyunlara yönelik olmak üzere iki sanatsal çağrı yapılıyor.

Etkileşimli enstalasyonlar için yapılan çağrı festivalin bu yılki teması etrafında geliştirilmiş işleri hedefliyor. Başvurular arasından seçilecek işler amber’08 çerçevesinde sergilenecek. Lütfen etkileşimli kurulumlar için başvuru formunu (.doc) (.zip) indirin.

İkinci çağrı bu yıl başlatılan yeni bir bölüm olan “etkileşimli oyunlar sergisi” için yapılıyor. Fransa’dan M2F CREATIONS ile ortak olarak düzenlenen bu bölüm fare ve klavye kullanımına dayanmayan, yeni etkileşim konseptleri ile geliştirilmiş oyunları hedefliyor. Bu sergide ziyaretçiler doğrudan bedenleri, hareketleri, sesleri ile etkileşime girerek oyun oynayacaklar. Başvurulan arasından seçilen oyunlar davet edilen oyunlarla birlikte bu özel bölümde sergilenecek. Lütfen etkileşimli oyunlar için başvuru formunu (.doc) (.zip) indirin

Daha fazla bilgi için http://www.a-m-b-e-r.net sitesine bakabilirsiniz.

arikan | March 14th, 2008

Türkiye’de Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi

youtube-engellenmistir.jpg

Bugün Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından Atatürk’e hakaret içeren videoların yer alması nedeniyle alınan karar doğrultusunda, youtube.com sitesine hem IP, hem de alan adı yönünden erişimi durdurdu.

Bu hareketle Türkiye’de yaşayan ve YouTube’da video yayınlayan yüzbinlerce kişinin ifade özgürlüğü hiç bir suçları olmadığı halde Türkiye Sulh Ceza Mahkemesi tarafından bir anda engellenmiştir. Sadece YouTube.com değil daha önce Wordpress.com gibi yine Türkiye’den yüzbinlerce kişinin yazıp çizdiği blog servisi de kapatılmıştır. Dahası bu servislerde yorumlarla derdini düşüncelerini anlatanların da ifade hakları elinden alınmıştır.

Eskiden ifade özgürlüğü engellemesi dahilinde bir kitap yasaklanırdı toplatılırdı yazarı yargılanırdı, şimdi bu yeni nesil engellemeler milyonlarca kitap ayarında fikri ve bu fikirleri ifade eden yüzbinlerce kişiyi engelliyor, üstelik bir anda, üstelik tek tek herkesi yargılamadan, üstelik haberiniz bile yok, sabah kalkıyorsunuz artık “konuşmıyorsunuz”. Bu düpedüz kitlesel ifade özgürlüğü engellemesi. Son derece bilinçsizce verilmiş bu kararlar vatandaşa saygısızlıktan başka bir şey olamaz.

Türkiye’de yüzbinlerce kişinin ifade özgürlüğü nasıl bir anda engellenebiliyor?

5651 sayılı Internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun bu kararların ana sebebi. 23 Mayıs 2007 tarihinde yürürlüğe giren bu kanun hakkında yazan avukat İlker Atamer şunları diyor:

5651 sayılı kanun, ‘toplu kullanım sağlayıcı’ kavramını, “kişilere belli bir yerde ve belli bir süre internet ortamı kullanım olanağı sağlayan gerçek ve tüzel kişiler” olarak tanımlamıştır. Kanundaki bu tanım eksik ve yanlış anlaşılmaya müsaittir. Zira tanımda yer alan “kişilere” sözcüğü ‘toplu’ ifadesini tam olarak karşılamadığı gibi, bu tanım herhangi bir toplu kullanım ölçütü veya toplu kullandırma amacı aramamakta ve bu nedenle başkalarına internet kullanımı sağlayan herkesi kapsamaktaymış izlenimi vermektedir.

“Toplu kullanım” ifadesinin problemli olduğunu belirterek devam ediyor:

‘Toplu kullanım’ ifadesi, topluca diğer bir deyişle birden fazla kişi tarafından bir arada veya aynı anda kullanımı ifade eder. Kanunda asıl ifade edilmek istenen budur ancak mevcut tanım eksik ve yanlış anlaşılmaya oldukça müsaittir.

Şöyle bir çözüm getiriyor:

…kanundaki bu tanıma ek olarak bir tanım yapmak gerekirse, toplu internet kullanım sağlayıcı kavramı için ‘kişilerin topluca yararlanmasını sağlamak amacıyla, birden fazla kişiye aynı anda ve genel amaçlarla internet ortamını kullanma imkânı sunan gerçek veya tüzel kişiler’ denilebilir.

Avukat İlker Atamer’in “Toplu İnternet Kullanım Sağlayıcıların Hukuki Yükümlülükleri ve Sorumlulukları” başlıklı bir yazı dizisi var. Kitlesel ifade özgürlüğü engellemesinden siz de rahatsız oluyorsanız mümkünse kendi blogunda bunu yazın, bu çalışmalara bağlantı verin, alıntılar yapın, sizin için önemli yerleri yazın, tekrar tekrar başkalarına anlatın, bu cahillikle beraber mücadele edelim.

Güncelleme 1:

Güncelleme 2:

Toplu İnternet Kullanım Sağlayıcıların Hukuki Yükümlülükleri ve Sorumlulukları - 1
Yazar: Av. İlker Atamer
http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=19998

2.Nesil İnternet Sitelerinin, 5651 Çerçevesinde Hukuki Statüsü - 1
Yazar: Av. İlker Atamer
http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=19982

5651 No’lu Online Yayıncılık Yasası Yazıları
Yazar: Fusun S.Nebil
http://turk.internet.com/dosya/0708/yazilar/

Av.Purut; 5651′e Göre Web 2.0 Siteler İçerik mi, Yer Sağlayıcı mı Belirsiz
Yazar: Fusun S.Nebil
http://turk.internet.com/haber/yazigoster.php3?yaziid=19795

İlgili Düğümküme Yazıları

arikan | March 11th, 2008

Sosyal Ağ Hortumlaması

Amerikan Internet pazarında hemen hergün yeni bir sosyal akım uygulaması çıkıyor. Bunların arasında önde gidenler “sosyal ağ hortumlaması” yapan servisler. Geçen Düğümküme’de sosyal akım uygulamaları yazısında “toplayıcılar” diye bahsetmiştik bu servislerden. Şimdi daha da odaklanarak hortumlayıcı diyorum –aynen Türkiye’deki banka hortumlama gibi– çünkü bu servisler bir kişinin farklı sosyal web servislerindeki hesaplarının hareketlerini toplayıp bir arada gösteriyor. Yani durağan bir içeriği değil hali hazırda sürekli yenilenen sürekli akan içerik kaynaklarını bir araya getiriyor. Mesela Twitter’a yazdıklarınız, Flickr fotoğraflarınız, Vimeo videolarınız, Facebook status güncellemeleriniz, blogunuz, sosyal imleme servislerindeki hareketleriniz hepsi RSS beslemelerinden toplanıp bir liste olarak gösteriliyor. Bunun “faydası” arkadaşlarınızın normalde dağılmış servislerdeki hareketlerini bir listeden takip etme imkanı sağlaması; sanki bunu bir RSS okuyucudan yapamıyormuşuz gibi…

Silikon Vadisi peygamberlerinin bu sistemleri desteklerken iki genel savı var:

  1. Normalde bir RSS okuyucusundan erişilebiliecek bu bilgileri bir web servisine dönüştürürsek RSS nedir bilmeyen ama sosyal ağ servisleri kullanan kişilere erişebiliriz.
  2. İnsanlar bir iki tıklamada arkadaşlarının toplu beslemelerine ulaşırlar.

İkinci sav bana da iş yapar gibi geliyor, ancak organik değil gerçekten de hortuma ağzını dayamak gibi bir iş. Mesela bir arkadaşımın blogunu takip etmek isterim ama fotoğrafları veya videoları pek umrumda olmayabilir. Bu hareketleri blok blok almak yerine ben kendim daha uzun sürede RSS listemi tek tek hazmederek organik olarak geliştirmeyi ve bakmayı tercih ediyorum. Bu durumda RSS okuyucum bana çok daha kullanışlı geliyor.

Bu hortumcular yetmiyormuş gibi bugün FriendFeedFeed diye bir servis çıktı! Adeta bu durumla dalga geçer gibi hortumlayıcıları hortumlayan bir servis FriendFeedFeed. Haberi öğrendiğim yer TechCrunch’da Arrington yazıyor: tamam anladık.

arikan | March 2nd, 2008

Sosyal Akım Uygulamaları

sosyal-akim-uygulamalari.jpg

Amerikan Internet’ini takip ediyorsanız son bir aydır ardı arkası kesilmeden çıkan sosyal akım uygulamalarının farkındasınızdır. Twitter, Jaiku, Facebook, Plaxo gibi servislerle başlayan sosyal akım uygulamaları basitçe arkadaşlarınızın hepsine birden bir anda SMS atmaya eş değer bir imkan veriyor. Şu anda ne yaptığınızı yazıyorsunuz bir web arayüzüne bir anda bütün arkadaşlarınız haberdar oluyor sizden. Son zamanlarda Wordpress de blogunuzu aynı şekilde kullananbilmenizi sağlayan bir etklentiyi test ediyor.

Bu uygulamların en yaygın kullanım alanlarından biri konferanslarda ve etkinliklerde ne oluyor arkadaşlarınızı ve dünyayı haberdar etmek. Mesela Ebay’in kurucusu Pierre Omidyar şu anda TED konferansında, konferansda Pierre’in gözünden neler olup bittiğini dakika dakika kendi Twitter’ımdan okuyorum:

Pierre: Al Gore TED sahnesine çıktı
Pierre: Gore Tim Oreilly’e öpücük gönderdi
Pierre: Gore: “Küresel ısınma sorununu çözmek için demokrasi sorununu çözmemiz gerek”
Pierre: Gore: “Çalışma vergisi yerine karbon vergisi”
Pierre: Gore: “Bizim nesil bu çözülmesi gereken sorunu sandığımızdan çok daha yukarı çıkarabilir”

Pierre TED konferansındaki yüzlerce Twittercıdan sadece biri, yorumları ve gözlemleri ilginç olduğu için takip ediyorum. Konferans bugün bitiyor, eve dönüyorlarmış…

Sadece metin mesaj mı?

Sosyal akım sadece metinsel mesaj biçiminde değil, fotoğraf ve video olarak da geliyor. Flickr fotoğraf servisinde oluşturulan setler sayesinde gidemediğiniz etkinlikleri adeta fotoroman gibi takip edebiliyorsunuz. Mesela TED konferansından fotoğraflar sahnedeki konuşmacılardan koridorlarda olan bitenlere pek çok anı neredeyse canlı canlı gösteriyor.

Canlı video ise sosyal akım uygulamarında daha yeni yeni yerini alıyor. Örneğin geçenlere Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda bir kaç blogcu cep telefonlarından çektikleri videoları anında webden yayınlıyorlardı. Hatta blogcu Robert Scoble yeni Nokia modelinin video stream özelliğini ve Qik cepten video servisini kullanarak ayaküstü yaptığı Davos röportajlarını canlı yayınlıyordu.

Toplayıcılar

Sosyal akım uygulamaları yazma ve toplama servisleri olarak ikiye ayrılmaya başladı. Yazma servisleri bütün içerik üretilen bütün Twitter, Thumblr, Last.fm, Facebook status ve benzeri uygulamalar. Toplama servislerinden kastımız bir çok farklı kaynaktan gelen mesajları toplu olarak okuma sağlayan servisler. Mesela Flickr’dan fotoğraflar, YouTube’dan videolar, Qik’dan canlı videolar, blogdan son yazılar, MySpace’den son mesajlar, Last.fm’den son müzikler hepsi bir listede yayınlanıyor… Bütün bu kaynaklar RSS beslemelerinden okunarak toplanıyor. Bu tür toplayıcı servislere örnekler: FriendFeed, Second Brain, Onaswarm, Lifestrea.ms, sayılabilir. Wordpress Lifestream eklentisi ve diğer bir blog yazılımı geliştiren şirket SixApart da MovableType için ActiveStreams adında blogunuzda toplayıcı görevi gören eklenti çıkardı iki ay önce. Bunlardan çok var tabi, en son ReadWriteWeb’de 35 tanesinden bahsedildi.

Esasen toplayıcıların bir RSS okuyucudan (Bkz RSS nedir nasıl kullanılır?) farkı yok sadece ayrı ayrı takip etmek yerine arkadaşlarınızın RSS beslemelerini toptan takip etmenizi sağlıyorlar. Çeşit çok olunca bir araya getirip toplumun aklını odaklamak yeni bir pazar olarak ortaya çıkıyor.

Bu hafta Amerikan Internet’i için iki önemli konferans yapılıyor. Biri Etech Koneferansı, “Internet’in başkenti” San Francisco’da, diğeri SXSW Konferansı, petrol patronları ülkesi Teksas’da. Her iki konferansa da katılan şirketlerin ürünleri 2008 boyunca bloglarda dünyaya tekrar tekrar tanıtılacak ve tüm dünya vatandaşları yeni Twitter’lar yeni Facebook’lar yeni sosyal akımlı uygulamalar alışkanlık edinecek.

arikan | February 24th, 2008

QuickSilverScreen: Bedava Online Film Seyredin (Video Değil)

qss_logo.jpg

YouTube video paylaşımı ise QuickSilverScreen “film paylaşımı” diyebiliriz. QuickSilverScreen’e kullanıcılar uzun metrajlı filmler yüklüyorlar, ve aynı YouTube’da olduğu gibi etiketler yapıştırıp, yorumlar yazıyorlar. Filmlerin arasında gezinirken istediğinizi tek tıklamada açıp tüm filmi tam ekran seyredebiliyorsunuz. Henüz dünyadaki tüm filmler yok ama en son çıkan filmler bulunabiliyor, özellikle belgeseller kategorisi oldukça zengin.

qss-lahaine-1995.jpg
QuickSilverScreen’de La Haine filminden bir görüntü.

Bu yazıyı yazarken baktığımda 12,126 tane film 312,595 tane yükleme olduğunu görüyorum, yani yüklenen her film online demek değil. Son yüklenen filmler RSS beslemesinden yeni gelen filmleri takip edebilirsiniz.

QuickSilverScreen’de filmler DVD kalitesinde olmasada oldukça iyi çözünürlükle tam ekran seyredilebiliyor. Tabi bu iş Vimeo.com’da olduğu gibi Internet’de yüksek çözünürlüklü video seyretmekten farklı. Vimeo’ya koyulan yüksek çözünürlüklü videolar kısa ve o videoyu yapan kişiye ait.

QuickSilverScreen’da tabii ki telif hakları diye bir şey yok. Ne filmleri yükleyenlerin gerçek isimleri ne de bu web servisini işletenler bilinebiliyor. Telif kanunlarını çiğneyen benzeri uzun metrajlı film paylaşımı siteleri var ancak Alexa istatistiklerine bakılırsa QuickSilverScreen çok hızlı büyüyor. Uzun zamandır Bittorrent ve benzeri P2P dosya paylaşım sistemlerinde uzun metrajlı filmler dolaşıyordu tabi, ancak bu tür web servislerinin en önemli farkı filmi indirmeden direk streaming seyretmeye başlıyor olmak.

arikan | February 19th, 2008

Prix Ars Electronica Başvuruları

header_index.jpg

Dünyanın en prestijli işlemsel sanatlar festivali Ars Electronica her yıl PRIX Ars Electronica isminde uluslararası bir yarışma düzenliyor. Etkileşimli sanatlardan elektronik müzik çalışmalarına kadar yedi ayrı kategoride düzenlenen yarışmada kazananlar Golden Nica ile ödüllendiriliyor. Ben de son iki yıldır yarışmanın Dijital Topluluklar Kategorisi danışmanlık grubunda çalışıyorum ve uygun gördüğüm projeleri aday gösteriyorum. Bu yıl için aday göstermek üzere bir liste çıkardım ancak Düğümküme okuyucları da özellikle Türkiye’den proje önerebilirler diye düşündüm. Bildiğiniz duyduğunuz online topluluk projeleri varsa bu yazının yorumlarına gönderin.

Dijital topluluklar nedir?

Dijital topluluklar, sosyal veya sanatsal, grupların hareketini ve etkileşimini sağlayarak sosyal ve kültürel gelişime yol açar. Bu gelişmenin önkoşulu katılımcıların erişilebileceği sosyal oluşum sağlayan bir teknolojik altyapının geliştirilmiş olmasıdır. Dijital topluluklar politik liderlerle vatandaşların arasındaki veya finansal güç odakları ile sivil toplum örgütlerinin arasındaki ilişkileri geliştirir, demokratik ve kültürel işlerin çoğalmasını sağlayacak platformlar oluşturur.

Ne tür projeler olabilir?

Kazanacak projeler gelecek nesillere ilham kaynağı olmalı ve başkaları tarafından kopyalanabilecek örnek modeller niteliğinde olmalıdır. Dijital Topluluklar kategorisine girecek projeler şu alanlardan herhangi birinde olabilir:

  • sosyal servisler
  • web 2.0 uygulamları
  • sosyal ağ servisleri
  • internet sanatı projeleri
  • topluluk odaklı mobil medya uygulamaları
  • çevre sorunlarına odaklı topluluk hareketleri
  • dijital katılımlı hikaye anlatımı
  • açık devlet / elektronik devlet projeleri
  • internet hakları / kimlik projeleri

Türkiye’de yaşadığımız YouTube, Wordpress yasaklamalarını konu alan karşı uyandırıcı / bilinç geliştirici topluluk hareketleri mesela bu kategoride oldukça başarılı olabilir. Bildiğiniz, duyduğunuz, ve en önemlisi kendi yaptığınız peojeleri bu yazıya yorum olarak gönderebilirsiniz.

arikan | February 13th, 2008

Ağların Çarpışması

ff_estonia_map_w.jpg

Bir gün web servisinize gelen milyonlarca sorgu, tüm sunucularınızı kitliyor, makinaları tekrar başlatıp sistemi ayağa kaldırıyorsunuz, ancak sorgular gelmeye devam ediyor, tekrar kitleniyorsunuz. Sunucu tarlanızı genişletiyorsunuz sorguları karşılayabilmek için, siz genişlettikçe sorgular aynı oranda artıyor, bütün kaynaklarınızı sömürüyor, yine kitlenme. Yoğun sorgu gelen IPleri atak yaptığını düşündüğünüzden engelliyorsunuz, ama siz engelledikçe başka IPler ortaya çıkıyor, yoğunluk azalmadan atak devam ediyor. Bu atak tipi “Distributed Denial Of Service Attack” (DDoS attack), yani Dağıtık Atakla Servis Kitleme olarak biliniyor. Bir noktadan değil çok noktadan dağıtık ama düzenli bir şekilde yapılan atak servisi çaresiz bırakıyor. DDoS atağının amacı servisin tüm kaynaklarını sömürerek servisi sunum yapamaz hale getirmek.

Wired dergisinde yayınlanan yukarıdaki grafikte anlatılana göre sistem şöyle çalışıyor. Önce atağı planlayan bir merkez [1] tamamen anonim ödemeyle bir çok robot çobanı (”bot herder”) [2] tutuyor. Çobanlar atağın proje müdürlüğü görevini üsleniyor. Her çoban binlerce bilgisayardan oluşan bir çok ağ kontrol ediyor. Genelde bu ağları spamcilere kiralayarak yaşamlarını sürdüren çobanlar merkezden gelecek bir sinyalle milyonlarca veri paketini hedeflere gönderebilecek kapasiteye sahipler. Çobanların kontrol ettiği ağların çoğu sıradan insanların virüslenmiş bilgisayarlarından oluşuyor. Bunlara “zombie” [3] deniyor. Zombiler çobandan sinyali aldığında verilen hedefe [4] yığınla veri paketi göndermeye başlıyor. Siz de bu zombielerden biri olarak bir atağa katılıyor olabilirsiniz. Atak dağıtık yapıldığından bir anda milyonlarca farklı noktadan tek bir noktaya veri paketleri gönderiliyor ve hedef paketleri karşılayamaycak kadar ağırlaşıyor veya çakılıyor.

DDoS atağı bankalardan askeri sistemlere her yere uygulanabilir. Bir kaç saatlik bir atak büyük mali hasar yaratabilecekken bir kaç günlük bir atak modern ekonomik düzeni altüst edebilir.

Bu durum ağlı bağlı hayatın ileri seviye bir sürtüşmesi veya hibrid bir savaş olarak görülebilir. Askeri stratejiler araştırma şirketi RAND Corporation ABD Savunma Bakanlığına 1996 yılında verdiği raporda “Ağların Savaşı”nı anlatırken, terorist oluşumlarda DDoS benzeri ataklara kadar lidersiz çarpışmaların zamanında olduğumuzu belirtir. Raporun savı ağlı tehdidlere ancak ağlı sistemlerle cevap verilebileceğidir.

İlgili Düğümküme Yazısı

Güncelleme:

Bir kaç gün önce Amazon S3, EC2, ve AWS çakılmıştı ve beraberinde altyapısını AWS’ye dayandıran Twitter ve Basecamp gibi onlarca önemli web servisini kitlemişti. Amazon’daki bu aksaklığa sebebinin DDoS atakları olduğu tahmin ediliyor.

* Grafik Wired dergisi için Catalogtree stüdyosu tarafından hazırlanmış.

arikan | February 2nd, 2008

Sosyal Ağ Programlama Arayüzü

Haberleri duydunuz, Google Social Graph API denilen bir sosyal ağ programlama arayüzü çıkararak internet işletim sistemini gerçeğe dönüştürme yolunda önemli adımlar attı. Nedir bu? Google internet’de yayınlanmış arkadaşlık göstergeçlerini toplayarak indeksliyor ve bu ilişkileri programatik olarak sorgulamanızı sağlıyor. Sonuçta “her isteyen” Google’a girip size ait bir websitesini girebiliyor ve tüm arkadaşlarınızın listesini alabiliyor. İsterseniz kimlere bağlısınız hemen deneyip görebilirsiniz.

social-graph-api.png

Nasıl çalışıyor?

Öncelikle kendi web sitenizde veya blogunuzda bir arkadaşınıza bağlantı verirken rel="friend" veya kendinize ait başka sitelere bağlantı verirken rel="me" yazıyorsunuz. Örnek:

<a href="http://flickr.com/photos/arikan" rel=”me”>Flickr fotolarım</a>

<a href="http://darakilicoglu.com" rel=”friend”>Arkadaşım Dara</a>

Google aramada olduğu gibi bir örümcek program bütün web sitelerini tarıyor, bunları yazdıysanız sizin arkadaşlarınızı ve diğer sosyal web servislerinde bulunan profilierinizi kendi veritabanında depoluyor, ve dünyaya sunuyor. Bu biçimde yazım çoktan Wordpress, MovableType gibi pek çok blog yazılımında hali hazırda kullanılıyor, ve tabii ki şu anda Twitter, Flickr, Jaiku, MySpace, YouTube, Vimeo vs. gibi çoğu sosyal web servisi arkadaşlık ilişkilerini bu şekilde bağlantılar ile belirtiyor.

Social Graph API kesinlikle sosyal web endüstrisini ileri taşıyacak bir sistem, ama bu işi dağıtımlı ve açık yapmak varken Google’un bunu merkezi bir veri tabanında toplaması insani değil.

Kimi nasıl etkiliyor?

  • Kullanıcılar – Yeni bir sosyal web servisine kayıt olduğunuzda şöyle bir uyarı alacaksınız: “12 arkadaşınız bu sistemi kullanıyor, onları da arkadaş olarak ekleyin.” Artık burda kimler varmış diye aramaya gerek kalmıyacak.
  • Servis sağlayıcılar – Yeni kullanıcıları arkadaşlarıyla daha hızlı bağlayarak daha fazla bağlam yaratıyor olacaksınız. Başka hangi servisleri kullanıyor bileceksiniz, başka nelerle ilgileniyor görebileceksiniz. İlgi alanlarına göre reklam gösterebileceksiniz.
  • Google – Ana biriktirici olarak Google, bütün arkadaşlık ilişkilerini ve dağıtımlı kimlikleri topluyor olacak, ve tüm dünya boyutunda dev bir sosyal güven ağının sahibi olacak (bkz diğer bağlantı tipleri, günde 50,000 sorgu limiti).

Google Social Graph API girişiminin Facebook gibi kapalı sistemlere göre kullanıcıya çok daha fazla kontrol verdiğine katılıyorum (Google yayınlanmış olan verileri topluyor). Ancak Google bu sistemle hassas olan insani ilişkilere kaba kuvvetle girişmiş oluyor. Hepimiz biliyoruz ki FOAF ve XFN verileri toplanabilir ve açık bir şekilde sunulabilir, ancak bütün dünya seviyesinde verileri depolamak ve indeksleyip sunmak çok fazla para gerektirir. Bu durumda oturup Google’u yaptığı için alkışlamak mı gerekir yoksa açık ve dağıtımlı bir sosyal ağ programlama arayüzü nasıl kurulur buna mı odaklanmak gerekir.

Ben sömürüldüğümün farkındayım, buna karşıyım, ama biliyorum ki buna sadece karşı olmak bir şey değiştirmez, o yüzden sömürüyle deneysel yollardan uğraşıyorum. Bu sebebple MYPOCKET projesiyle çoktan dünyaya finansal bilgilerimi açtım ve “MACHINE READABLES” başlığıyla kendi sitemde bütün arkadaşlık ilişkilerimi ve kendime ait sosyal web servisi profillerimi makina okunabilir hale getirdim. Bunun ne demek olduğunun farkında değilseniz kendinizde denemenizi tavsiye etmem.

ali | January 25th, 2008

Cepler Sonuna Kadar Açık

mypocket-graph.png

Burak Arıkan’ın Turbulence tarafından desteklenen, finans ağları, kendi günlük yaşamı ve bilgisayar ağlarını buluşturduğu yeni projesi MYPOCKET yayımlandı. MYPOCKET, finansal kayıtların bir yandan bizim için mahrem bilgiler olmasını, diğer yandan da çeşitli kuruluşlarca pazarlama verisi toplamak amacıyla veya finansal anlamda güvenilirliğimizin analiz edilmesi için kullanılmasını birer çıkış noktası olarak almış. Burak, son iki yıldır elektronik olarak kayıtlara geçen ne kadar finansal bilgi varsa bunları toplayan, arşivleyen ve gelecekteki harcamaları analiz eden, başka bir deyişle ağda yaşayan ve geleceği öngören bir yazılım geliştirmiş. Bu analizler bir yandan gelecekteki harcamalar hakkında tahminler yürütürken, diğer yandan da bu analizlerin değerlendirilmesi yoluyla sanatçının yaşamına etki ederek gelecekteki harcama alışkanlıklarında da değişiklikler yaratabiliyor, böylelikle iki yönlü bir etkileşim sunuyor.

 

interfaces.jpg

 

MYPOCKET, günümüzün tekno-kültürel ortamından esinlenerek, kendisini 3 değişik arayüz üzerinden gösteriyor:


  1. Banka İşlemleri RSS beslemesi: Internet’te en yaygın kullanılan RSS haber yayımlama formatı binlerce kaynaktan sürekli akan bir bilgi seline bağlanmamızı sağlar. MYPOCKET Burak’ın günlük alışverişlerine RSS okuyucunuzdan tıpkı haberleri takip ettiğiniz gibi takip edebilmenize imkan veriyor. Böylece erişilebilirliği arttırarak açıklığın altını çiziyor.
  2. Banka İşlemleri Ağı: Bir sonraki alışverişleri tahmin etmek için iki yıllık alışverişlerin birbirleriyle olan ilişkisine bakılıyor. Ortak alışveriş kategorileri, ortak haftanın günü ve aynı haftası gibi noktalardan kurulan ilişkiler zaman içinde gelişiyor. Banka İşlemleri Ağı ile bu dinamik ilişkilerin tümüne bir anda, yani henüz işlenmemiş bir mantık örgüsüne bakıyoruz.
  3. Tahmin Edilmiş Nesneler: Kasıtlı bir analiz sonucunda gelecekte olacağı tahmin edilen bir olayın gerçekleştikten sonraki fiziksel kanıtları. Yaşamın yan ürünleri. MYPOCKET projesinde Burak banka kartıyla yaptığı alışverişlerin fişlerini saklıyor, ve tahmin edilenleri “tahmin edilmiştir” diye işaretliyor. Bu fişler hem yapılan alışverişin bilgilerini içerdiği için hem de varlıkları önceden bilinmiş oldukları için birer eşsiz nesne oluyor.

 

Burada ilginç bulduğum noktalardan biri, daha önce pek çok sanatçının kullanmış olduğu gözetlenme olgusunun özel bir alanına, finansal verilere bakması. Özellikle 11 Eylül’den sonra Batı’da artan güvenlik önlemlerinin özgürlükleri kısıtlamasına dikkat çeken birçok sanatçı bunu vurgulamak için çeşitli yöntemler kullanmışlardı. Bunlardan en can alıcısı Hasan Elahi‘nin FBI’a vermesi gereken raporu canlı bir GPS verisi izleme projesi haline getirmesi idi. Bu projede ise takip edilme ne üstten gelen bir otoritenin güvenliği artırma amacıyla ne de bunu yayarak eğlence haline getirmekle ilgili. Burada söz konusu olan, bankalar tarafından zaten sürekli olarak takip edilen harcamalarımız. İlk bakışta sadece birer veri akışından ibaret, amacı ne yeryüzündeki koordinatlarımızı vermek ne de nasıl bir insan olduğumuzu belirlemek. Ancak bu veriler yeterince toplandığı ve istisnasız olarak her harcama bir veri akışıyla Internet’ten yayımlandığı zaman bunun aslında mahrem bir bilgi olduğunu ve bankalarda toplanma amacının çok ötesinde kullanılabileceğini daha iyi görebiliyoruz.

 

mypocket-graph-2.jpg

Banka işlemlerinin birbirleriyle kurdukları ilişkilerin görsellemesi. İki işlem arasında bağlantı oluşması için ya aynı kategoride olmaları, ya haftanın aynı gününde gerçekleşmiş olmaları, ya da ayın aynı haftasında gerçekleşmiş olmaları gerekiyor. Çizgi kalınlıkları bağlantının iki ucundaki harcamaların toplamını gösteriyor.

 

Diğer bir can alıcı nokta da, bu verilerle yapılan tahminler ve sanatçı-yazılım arasındaki iki yönlü adaptasyon. Popüler kültürde de BBG gibi TV programlarında gözetlenmenin insanlar üzerindeki yapaylaştırıcı etkisini, hayatı izlenen televizyondan izlenen kişinin gerçek hayatı ile rol oynama eyleminin iç içe girdiğini görmüştük. Burada, içinde rol oynanan kontrollü bir ortamdan söz edemesek de ve yayımlanan veri yaşamın sadece kısıtlı bir alanına dahil olsa da, bu aslında yaşamın kolaylıkla sayısallaştırabilir bir kesiti üzerinde yoğunlaşmamızı ve etkilerini daha ayrıntılı bir şekilde görmemizi sağlıyor. TV sinyalleri yerine Internet üzerinden banka ve kredi kartı işlemlerini RSS akışları bize bilgileri anında ulaştırırken, Internet’in etkileşimli yapısına da uygun olarak bu akışın tek yönlü olmadığının bilinci ile geleceğe dair tahminler de veriyor, bugün Amazon benzeri birçok alışveriş sitesinde bize yapılan “Daha önce şu ürünü almışsınız, o halde bu ürünü de beğenebilirsiniz” tarzında tavsiyeler veya kredi kartı şirketlerinin yaptıkları puanlandırmalar gibi… Bu tahminlerin, insan davranışının karmaşası nedeniyle ne kadarının sonucu etkilemeden nesnel olarak dışarıdan yapıldığı; ne kadarının, parçacık fiziğinde ölçüm eyleminin ölçülen ile aynı ölçekte gerçekleşmesi nedeniyle ölçüm sonucunu etkilemesine benzer şekilde, sanatçının finansal kaderini önceden çizdiği meçhul. Burak, belki de işin bu yönüne vurgu yapmak, halkayı tamamlamak için doğru tahmin edilen harcamaların fişlerini işaretleyerek tüm bu fiziksel-ağlı-işlemsel performansın yanında, henüz oluşmamış olan nesnelerin adeta anılarını önceden oluşturup, sonradan gerçekleştikleri takdirde onları da birer hazıryapım nesne (veya tahmin edilmiş nesne) olarak işin içine katıyor. Böylece gelecek sadece tahmin edilmiş değil, aynı zamanda da maddeleştirilmiş oluyor; bu da insanların alışveriş alışkanlıklarının izlenmesi yoluyla yapılan tahminlerin doğrudan ekonomik değeri olduğu bu zamanları gayet iyi yansıtıyor.

 

Proje adresi: http://transition.turbulence.org/Works/mypocket

 

arikan | January 19th, 2008

Video Wiki Çıktı

Kaltura

Wikipedia Vakfı web video editörü Kaltura ile ortaklaşa video-wiki servisine başladı. Bir nevi YouTube + Wikipedia karışımı olan bu yeni servisle birden fazla kişi beraber bir video oluşturabiliyor. İsterseniz varolan bir videoya görsel, ses, ve başka video ekleyip videoyu geliştirebiliyorsunuz veya isterseniz kendi video-wikinizi başlatabiliyorsunuz. Yani artık sadece wiki makalelerini değil videoları da ortaklaşa hazırlayabiliyor olacağız.

Gömülü video wiki

Tabii ki Kaltura video wiki’leri blogunuza gömerek okuyucularınızla paylaşabilirsiniz, hatta okuyuclarınız da başlattığınız video wikilere katkıda bulunabilir. Böylece video wikilere katılım sadece Wikipedia adresinde tek noktadan olmayacak bütün dünyaya virüs gibi yayılacak. Yukarıdaki video wiki oynatıcısında hemen sağ üst köşede [Credits] bağlantısı bu videoya kimlerin hangi parçalarla katkıda bulunduğunu gösteriyor. Resmin altındaki zaman çizelgesi üzerinde de farklı kişiler tarafından eklenmiş bu parçalar belirtiliyor. Alttaki iki düğmeyle bu videoyu düzenleyebilir veya yeni videolar ekleyebiliyorsiniz.

Açık Kaynaklı

Bildiğiniz gibi MediaWiki dağıtımı ile isteyen herkesi kendi wiki yazılımını kendi sunucusunda çalıştırabilir. Kaltura aynı zamanda MediaWiki dağıtımına da ekleniyor. Böylece MediaWiki ile kendi wikinizi kurduğunuzda sizin de video wikiniz de olabilir. Video programlama ve paylaşım teknolojileriyle ilgileniyorsanız siz de projenin gelişimine katkıda bulunabilirsiniz, çok öğretici bir çalışma olacaktır, Kaltura MediaWiki kaynak kodu burada (php):

http://sourceforge.net/projects/kaltura/

Nasıl kullanılabilir?

Video wiki’nin pek çok kullanım alanı olabilir. Tarihi konular, biyografiler, dersler, müzik videoları, politik kampanyalar, eleştiriler, belgeseller ve tabii ki sonu olmayan uzun-kısa filmler video-wiki olarak yapılabilir. Kaltura video editörü aynı zamanda içinden çeşitli video kütüphanelerine erişim veriyor. Kütüphanelerde bulunan Creative Commons lisanslı videolardan istediğiniz gibi alıp montajlayabilirsiniz. Ben en çok video wiki belgesellere katkıda bulunmak isterim. Mesela Mehmet Ali Birand’ın 12 Eylül Belgeseli bir video wiki dökümanı olarak daha zengin bir şekilde tekrar hazırlanabilir. Bugün NTVMSNBC’de oldukça bilgilendirici bir Hrant Dink belgeseli yayınlandı. Bu belgesel video wiki yapılabilir ve böylece suikastin karanlığı mesela herkesin (uzmanların, susturulanların, tanıkarın) bildiklerini / belgelerini eklemesiyle biraz daha aydınlanabilir.

kaltura-wiki-video-editor.jpg
Kaltura video düzenleme arayüzü

Video okur yazarlığı

Video wiki’nin en önemli kullanım alanı kuşkusuz slide şovlar olacaktır. Hazırlaması kolay, bir kaç resim ve yazı biraraya getirilip bir çok şey anlatılabilir. Ancak video montajlamak yazı yazmak gibi daha ilk okulda öğrenilen bir beceri olmadığından bir çok kişi başta zorlanacaktır. Zamanla katılımcılar televizyonu taklit edilerek ve diğer yapılmış videolardan görerek video okur yazarlığını arttıracaktır. Video montajıyla hikaye anlatmayı başlamak isteyenlere biraz fazla klasik ama temel olan “5 C’s of Cinematography” kitabını öneririm. Tabii ki 2008 yılı boyunca bloglarda “beraber video nasıl montajlanır”, “iyi video düzenlemenin 7 yolu” gibi pek çok pratik öğretici yazı görücez. En önemlisi üniversitelerin sinema ve televizyon bölümleri gelişen paylaşımcı / sosyal medya ortamında geçerli iş yapabilecek öğrenciler yetiştirmek için ders programlarını tekrar düzenlemeli.

Bu zamanın en önemli bilgi kaynağı Wikipedia video wiki ile bilgi derleme adına büyük bir adım atmış oluyor.


Kapat
E-posta ile paylaş