‘sergi’ Arşivi

arikan | October 6th, 2008

OUTLET İhraç Fazlası Sanat “Merkezi” Açılıyor

İhraç fazlası sanat “merkezi” OUTLET 10 Ekim’de “Normal Olmayı Reddediyorum!” sergisiyle açılıyor. Sergiye katılan sanatçılar Fikret Atay, Bashir Borlakov, Burak Delier, Servet Koçyiğit, Merve Şendil, ve Cengiz Tekin.

OUTLET İstanbul’da Tophane’nin Boğazkesen Yokuşu’nda Azra Tüzünoğlu tarafından açılan bağımsız bir sanat mekanı. Azra ile bu yılın başında MSÜ’da yapılan Güncel Sanat Tartışmaları sırasında tanışmıştık ve sonra Düğümküme’de yazılarda ve yorumlarda sanat teknoloji politik yeni medya sahiplik orjinallik temsiliyet gibi konularda tartışmıştık. OUTLET aynı zamanda yeni bir blog başlattı, kendi etkinliklerinden ve ilgilendikleri sanatçılardan haberler ve bilgiler içeriyor.

Normal Olmayı Reddediyorum!
Açılış: 10 Ekim Cuma, 18:30-20:30

OUTLET// İhraç Fazlası Sanat
Boğazkesen Cad. Kadirler Yokuşu No:69
Tophane - Istanbul

http://outlet-istanbul.org
http://outlet-istanbul.blogspot.com

Ayrıca sergi 10 Ekim- 20 Kasım tarihleri arasında Salı ve Cumartesi 10:00-18:30 saatlerinde gezilebilir.

Düğümküme'yi zamanında takip edebilmek için öncelikle RSS'den abone olun. Ayrıca bkz RSS nedir, nasıl kullanabilirim?

arikan | September 12th, 2008

Sokaklara Tekrar Tank Çıktı

Türkiye sokaklarında tank en son 12 Eylül 1980‘de görülmüştü. 28 yıl sonra bugün Köken Ergun “TANKLOVE” performansıyla sokaklara tank çıkardı Danimarka’da. Uturn Copenhagen Quadrenniali‘nde gösterilecek performans için Köken şöyle diyor:

Normal sokakta tank görmek istedim. Tank pencerelerini önünden geçiyor [Jyderup sakinlerinin] hayatları devam ederken. Ana caddeye çıkana kadar fark etmiyorlar, sonra birden tank cazibe kazanıyor.

YouTube Türkiye’de yasaklı olduğu için video’dan görüntüler ekledim sergi fotoğrafı yanında.

arikan | August 14th, 2008

boDig 08: Enstalasyon İşleri için Çağrı

İstanbul’da hızla artan bağımsız sanat girişimleri arasında bir yenisi boDig (bodig.org) geçtiğimiz sene kuruldu. Çağdaş sanat ve dijital kültürde bedene odaklı İstanbul merkezli boDig oluşumu dans, performans, plastik sanatlar, tasarım, mimari, yeni medya, mühendislik ve tıp gibi pek çok disiplinlerden yararlanarak, çağdaş ve teknolojik bağlamda beden üzerine düşünsel ve sanatsal yaratıma yönelik çalışmalar yapıyor (bkz Lucy).

boDig önümüzdeki ay 15-25 Eylül’de “beden ve teknoloji” üzerine boDig 08 etkinlikler serisini düzenliyor. Teması “ara-yüz(süz)” olan bu etkinliklerde bedenimiz günümüz teknolojileriyle nasıl şekilleniyor bununla uğraşan işleri gösterecekler. Düğümküme’de zaman zaman yazıp çizdiğimiz ve Amber Beden-İşlemsel Sanat Festivali‘nde de konu olan önemli bir alan bu ve yaptığınız işleri göstermek için önemli bir platform boDig. Son başvuru 15 Ağustos 2008. Bize gönderilen tam çağrı şöyle:

Enstalasyon İşleri için Çağrı
boDig 08 – “ara-yüz(süz)”

boDig 08’de canlı sanatlar ve yeni medya teknolojileri etrafında sahne performansları, enstalasyonlar, sanatçı laboratuarları, atölyeler, toplantılar ve “club event”ler yer alıyor. boDig deneysel ve yaratıcı sanat işleri üzerine odaklanmakta ve başvuruda bulunacak olan sanatçıların işlerinde “ara-yüz(süz)” temasına yaklaşımlarını sergilemelerini teşvik etmektedir.

Sanatçıların, enstalasyon işleriyle başvurmak için son günleri 15 Ağustos. Seçici kurul, değerlendirmesini yaparken seçilecek işlerde dijital teknolojilerin kullanımına açık, ancak zorunlu olmadan, bedenin bugünün teknolojileriyle şekillenmesine düşünsel ve eleştirel bir tavır getiren sanat işlerine öncelik verecektir. Daha fazla bilgi ve başvuru formu için:

Seçici Kurul

Dr. Bernhard Serexhe (Baş Küratör, ZKM-Media Museum)
Philippe Baudelot (Multimedya Danışmanı)
Defne Ayaş (Küratör, PERFORMA)
Derya Demir (Art On Stage)
Aylin Kalem (boDig)

Yoldas | July 30th, 2008

LACMA’da Shadi Ghadirian sergisi

LACMA Los Angeles’in çağdaş sanat kalelerinden biri olmak üzere hızlı ve derin olup olmadığını kestiremediğim adımlar atıyor. BCAM eklentisinin bünyesine katılmasıyla Amerika sanat piyasasının ve basınının dikkatini üzerine çekmeye başlayan LACMA, bu hafta “çagdaş islam sanatı” konulu bir sergiye ev sahipliği yapıyor. LACMA 2006′dan beri Dia Art Center‘dan transfer edilen genç, yakışıklı ve bir o kadar da politik Michael Govan tarafından yönetiliyor. 

Eli ve Edith Broad’in içinde milyon dolarlik Jeff Koons, Damien Hirst, Chris Burden, Cindy Sherman parçalarını barındıran çağdaş sanat koleksiyonlarini halkla paylasmak uzere Pritzker Prize sahibi mimar Renzo Piano’ya tasarlattıkları BCAM binası görkemli açılışı ve koleksiyonuyla uzun süre sanat çevrelerinin gündemindeydi. İçinde birinci kalite Hollywood ünlülerinin de yer aldığı davetin fotoları burada -. Bu haftaki sergi ise İranl’i fotoğraf sanatçısı Shadi Ghadiran’ı sıcaktan kavrulan Los Angeles’a getiriyor. 

Ghadirian’in işleri doğulu, kadın, nesne, batılı etiketlerinin çevresinde örüntülenmiş bariz biçimde. Irak’tan sonra acep içinde petrol var mıdır konuşmalarının konusu olan İran, kültürel anlamda da haliyle ilgi çekiyor. Batı sanat çevrelerinin genel tutumu –batılılaşmış doğu sanatı– sanatın doğusu batısı kaldı mı gibi konuları ve soruları bir başka post’a bırakıyor, LACMA’ya doğru bisikletime atlıyorum.

İlgili bağlantılar

 

Etkin Çiftçi | July 11th, 2008

Video Vortex 3, Ankara

Vortex

Bilkent Üniversitesi İletişim ve Tasarım Bölümü, 10-11 Ekim 2008 tarihlerinde, uluslararası alanda önemli ağırlığa sahip Video Vortex Konferansı’nın üçüncüsüne evsahipliği yapacak. Geleceğin iletişim dünyasını belirleyecek “online video” konusunun ele alındığı Video Vortex konferanslarından ilki Brüksel’de, ikincisi ise Amsterdam’da gerçekleştirilmişti.

İki gün sürecek Video Vortex Ankara etkinliğinde uluslararası konferansın yanı sıra, çeşitli atölye çalışması, sergi ve performanslar da yer alacak. Uluslararası konferansta ele alınacak konuların başında, Türkiye’de YouTube yasağı ile gündeme gelen internette sansür, veri ve içerik paylaşımı, yeni işbirliği modelleri ve yeni iletişim araçlarıyla sanat konusu yer alıyor. Konferansta ayrıca kullanıcılara kişisel olarak geniş bir kitleye yayın olanağını sunan internet günlükleri blog ve vlog’lar (video günlükleri) da tartışılacak.

Video Vortex Ankara etkinliği Bilkent Üniversitesi ile merkezi Amsterdam’da bulunan Ağ Kültürleri Enstitüsü (Institute of Network Cultures ) işbirliği ile düzenleniyor.

Konferans çağrı metninden:
Günümüzde televizyon ve internetin umulmadık bir hızda yakınsamasına tanıklık etmekteyiz. Daha önceki Vortex konferanslarında olduğu gibi, Video Vortex 3 Ankara da, bu alanda son yıllarda meydana gelen gelişmeleri farklı bakış açıları çerçevesinde değerlendirilecektir.  Her ne kadar en son ve en büyük yenilik olarak sunulmaya çalışılsa da, videoya ilişkin olarak görsel sanatlar, sinema ve belgesel alanında atılacak pek çok adım bulunmaktadır. Veritabanının kültürel ürünleri depolamak ve onlara ulaşmak için başat biçim olarak yükselişi, hala araştırılmayı bekleyen zengin bir geçmişe sahiptir.  Hareketli görüntülerin giderek genişleyen uzamında nasıl yol alacağız? Teknolojik paradigmada bir dönüşüm olacak mı, eğer olacaksa bu dönüşüm nasıl tarif edilecek? Online videonun dinamik ve karmaşık dünyasına sanatçılar, eylemciler, sinemacılar ve medya yapımcıları nasıl yaklaşıyor? Video içeriklerinin serbestçe dağıtım olanakları karşısında kurumlar, gruplar ve bireylerin tepkisi nedir?

Katılımcılar:
Video Vortex Ankara, farklı birçok alandan araştırmacı, sanatçı ve küratörün yanı sıra hukuçuları, yapımcıları ve mühendisleri bir araya getirmeyi amaçlamaktadır. Etkinliğe katılması beklenen isimler arasında film kuramı alanında tanınmış Donato Totaro, sanat teknoloji ilişkisi ve enformasyon sanatı üzerine çalışmaları ile bilinen Stephen Wilson gibi önemli akademisyenlerin yanı sıra, profosyoneller ve online video yayıncıları da katılacaktır.

Video Vortex Ankara web adresleri:
http://www.networkcultures.org/videovortex
http://std.comd.bilkent.edu.tr/videovortex

Bu metin Andreas Treske’nin mesajından alınmıştır.

arikan | July 4th, 2008

Günün Resmi: Son-DA

Slovenya’lı sanatçı grubu Son-DA‘nın New York Bitforms galerisindeki “.psd” sergisinden.

Dara Kılıçoğlu | July 1st, 2008

Mental Klinik’ten: Etiketbulutu

“Totaliter rejimde devletin arkasından konuşamadığınız gibi kapitalist sistemde sponsorun arkasından konuşamazsınız.”

Sanat işleri ile uğraşan kurumların kendi kendini finanse edebilmeleri ve sponsorlardan bağımsız hareket edebilme özgürlüğüne sahip olabilmeleri kurumsal politikaların oluşturduğu filtrelere takılmaması için cok önemli. Bu bir bakıma özgünlük için olmazsa olmaz gibi birsey. Kendi kendini çekip çevirebilen İstanbullu bağımsız sanat-üretim oluşumlarının başında gelen Mental Klinik, bütün sene boyunca açık kalacak ve kendini yenileyecek olan “etiketbulutu” isimli sergisini Cuma ve Cumartesi günleri 16:00-20:00 saatleri arasında Nişantaşı Topağacındaki yerinde izleyicilere sunuyor.

Bugün birbirine ağ şeklinde bağlanmış işlemcilerin oluşturduğu bulutlarda işlenen veri miktaları petabytelar ile ölçülüyor. Wired dergisinin Temmuz 2008 sayısında Chris Anderson’in “Petabyte Çağı” başlıklı yazısına göre artık kimin neyi neden yaptığının bir önemi kalmadı. Model karmaşası yakında bitiyor. Çünkü sayılar zaten herşeyi açıklıyor eğer elinizde yeteri kadar veri varsa. Anderson’a göre büyük veri yumağı ile karşı karşıya olduğumuz şu zamanlarda (petabyte çağında) taksonomi, sosyoloji, ontoloji gibi kavramlardan yola çıkarak veri analiz etmekten daha başka-yeni yöntemler oluşmaya başladı. Bu yeni düşünce yöntemleri ile herşeyi sayabilir, takip edebilir ve ölçebiliriz.

Mental Klinik son sergisinde önce kendine etiket bulutları üzerinden sanal bir uzay tanımlıyor daha sonra bu bölgenin materyal dünyaya yansımasını kurguluyor ve tasarladığı yüzey topolojileri, veri ile beslenen ışık dizinleri, uzaysal sıkıştırma yöntemleri, sözel paradigma kaymaları, analog-dijital ve tam tersi cevirimin mimari iz düşümleri gibi arayüzler aracılığı ile izleyicinin algılarına konuşmaya başlıyor. Ayrıca bu kurgu kesin değil hayli dinamik. Zamanla ile değişiyor, bozuluyor, kendini yeniliyor. Sayılabilir, ölçülebilir verinin elle tutulur dişe dokunur tarafa çekilmesi ve çevrilmesi ile veriye hassas bünyeleri farklı duyular aracılığı ile uyarıyor.

Etiketbulutu konusundan ötürü oldukça ilginç bir sergi. Bu haftasonu Cuma veya Cumartesi günü eğer yapabiliyorsanız sergiyi ziyaret etmek iyi olabilir. Önümüzdeki hafta yeni işler şu an gösterilen bazı işlerin yerini alacak.

[Basın bülteni]

:mentalKLİNİK

:mentalKLİNİK bağımsız bir yapı olarak 1998 yılında Yasemin Baydar ve Birol Demir tarafından projelendirilip 2000 yılında Nişantaşı’nda hayata geçirildi. Yasemin Baydar, 1994 yılından bu yana kişisel olarak sergilere katıldı, Birol Demir, 1989 yılından bu yana kişisel sergileri dahil olmak üzere pek çok sergiye katıldı. 2000 yılından itibaren :mentalKLİNİK olarak çalışmalarını sürdürüyorlar.

:mentalKLİNİK 21. yüzyılın fragmanlarını kendi bakış açısı ile etiketliyor.

:mentalKLİNİK 21. yüzyılın fragmanlarını kendi bakış açısı ile etiketler. Tanımsız alanlar, kararsız bölgeler, dondurulmuş zamanlar tasarlar, materyalsiz dünyaya yaklaşırken materyallerle kurulan ilişkilerin kaydını tutar. Konular/ kavramlar/ durumlar/ davranışlar üzerine çalışır. Kendi tanımladığı zaman ve mekan içinde davet ettiği kişilerle ilişki formları üretir. :mentalKLİNİK, sanat, tasarım, üretim ve tüketimin süreçlerini kendi işlerine kaynak olarak kullanır.

Zaman ve mekan, insan ve obje, obje ve zaman ilişkileri üzerine düşünür ve üretimler yapar, nesneleri arayüzler olarak adlandırır. Konumlandığı her mekanda o mekana yeni boyutlar ekler ve mekanı bütün duyulara açık hale getirmeyi hedefler.

:mentalKLİNİK birçok sanatçının katıldığı projelere ev sahipliği yaptı ve katıldı.

:mentalKLİNİK, 1998 yılından 2004 yılına kadar (uyku), {oyun}, [kopya] projelerini İstanbul’da kendi mekanında, 2004 yılında Luxembourg’da MUDAM (Musee d’Art Moderne Grand-Duc Jean, Luxembourg) işbirliği ile ~self01 projelerini katılımcılarıyla gerçekleştirdi.
2007 yılında Antananarivo, Madagascar’da Joel Andrianomearisoa’nın “30 and Almost-dreams” sergisine give joel a gift, you will be gifted ile katıldı. MUDAM Luxembourg’da 2007 yılında gerçekleştirilen ‘Tomorrow Now’ sergisine Frozen45˝ ile katıldı.

2007 yılında yine kendi mekanında_ikilimeşguliyetler_ faz1.yüzey ile 21. Yüzyıl koleksiyonunu başlattı. Aynı yıl Tokyo’da Eric Van Hove’un sürdürdüğü “kayıt dışı” sergisine coverted ile katıldı.
2008 yılı boyunca sergileyecekleri “etiketbulutu” cuma ve cumartesi günleri saat 16.00-20.00 arasında izlenebiliyor. :mentalKLİNİK, seçtiği etiketlerle yapımlarının anafikrini oluşturuyor; izleyiciye :mentalKLİNİK bakışını ve yapım fikrini, sanatla kurduğu ilişkiyi, zamana eklenme şeklini, dondurulmuş zaman anlayışını etiketleyerek sunuyor.

www.mentalklinik.com
mental@mentalklinik.com
Adres: Ihlamur yolu, Opera Palas apt. No.33/35 D.6
Topağacı/Nişantaşı 34365 İstanbul

ali | June 29th, 2008

Kutsal Ateş: Sayısal Zamanların Sanatı

Alexei Shulgin

Geçtiğimiz Nisan ayında Brüksel’de yapılan Kutsal Ateş (”Holy Fire”) sergisi işlemsel ve ağlı sanat çevrelerinde büyük tartışmalara yol açtı. Küratörlüğünü Yves Bernard ve Domenico Quaranta‘nın yaptığı sergi “yeni medya sanatı” denilen şeyin “zamanımızın sanatı”ndan başka bir şey olmadığı, ve yazılım/donanım kullanarak günümüz hakkında konuşan işlerin maddiyat-dışılık iddialarına rağmen sanat pazarına çoktan girmiş olduğunu öneriyordu.

IMAL‘de yapılan Kutsal Ateş sergisi yazılım-donanım-ağ teknolojileri ile üretilmiş ve sadece daha önce alınıp-satılmış eserler içeriyordu. Sanatçılar arasında, çoğu bir zamanlar bu sanat endüstrisinin dışında çalışmış gözüken Alexei Shulgin, Vuc Cosic, JODI, 0100101110101101.org, Olia Lialina, Mark Napier gibi isimleri görebiliyoruz. Sergi hem sanat pazarında yeralan bu sanatçıların işlerini bir araya getirmesiyle hem de bunları “yeni medya sanatı” diye ifade etmesiyle büyük tartışmalara yol açtı. Daha sergi açılmadan Rhizome.org forumlarında “Sanatın Yeniden Maddeleştirilmesi” (”The Rematerialization of Art”) başlığı altında bir tartışma açıldı. Bir başka tartışma da Patrick Lichty’nin blog yazısı, “yeni medya” teriminin neden hala kullanılıyor olduğu üzerine yaptığı ayrıntılı eleştiri üzerine başladı. Internet sanatçısı ve eleştirmen Tom Moody hem kendi blogunda yazarak hem Rhizome yorumlarına katılarak ortamı hareketlendirdi. Bu tür sanat eserlerinin maddesizleşmesi / tekrardan maddileşmesi tartışmaların odak noktasıydı.

Kutsal Ateş sergisiyle küratörler şu üç savı iddia ettiler:

Zamanımızın sanatı
Kutsal Ateş sergisindeki işler “yeni medya sanatı” değil, basitçe bu yaşadığımız zamanın sanatıdır. Bu işler kurumsal veya ticari kimliklerden kendini ayıran, hayali kimlikler yaratan, yazılımları ve oyunları kendine uyduran, online ve offline toplulukların içine sızan, varolan araçları altüst eden veya kendininkini yaratan, işlemselliğin ve bilişimin estetitiğini araştıran; özetle bu yaşadığımız dünya hakkında konuşan sanat yapmak için bilgisayar yazılımları ve donanımları kullanan işlerdir.

Koleksiyonluk sanat işleri
Kutsal Ateş muhtemelen hali hazırda sanat pazarında bulunmuş sadece koleksiyonluk yeni medya sanatı gösteren ilk sergi. Kutsal Ateş çağdaş teknolojilerle yapılmış ve koleksiyonluk günümüz sanat işlerini sunar.

Yeni bir ekonomi
Sanat pazarı yeni medya sanatçıları için yeni gelir kaynakları öneriyor. Şu zamana kadar bu kaynaklar devletten ve kurumlardan verilen komisyonlarla sınırlı olmuştur. Bir sanat pazarı sanatçılar ve sanat tüketicileri arasındaki doğrudan ilişkilerle yeni bir ekonomi geliştirilmesini sağlar; sanatçının sosyal rolünü ve kitlesel tüketim için üretilmiş dijital ürünlerden başka şeylere bakan kişileri onaylar.


Reface [Portrait Sequencer], Golan Levin ve Zachary Lieberman, 2006

Rhizome forumundaki Kutsal Ateş tartışmasının sonunda internet sanatı gibi maddeleşemeyen işleri de almak isteyen koleksiyoncu Jeremy Levine Internet sanatı toplarken şu kurallara uymayı teklif etti:

Teklif 1: Internet sanatına “sahip olmak” barındırma sorumluluğu getirir. Internet’te bir internet sanat işine sahip olmak patronluk yapmak olur.

Teklif 2: Koleksiyon “ya yay ya öl” ilkesine dayanmalı. Koleksiyoncu işi immaterial yapma işlemine dahil olmalı.

Teklif 3: Internet sanatı sahibi olmak korumak, emülasyonunu yapmak, ve dökümante etmek anlamına gelir.

Bu son madde özellikle önemli, çünkü daha önce bu yorumlarda bahsi geçtiği gibi bugünün teknolojisyle üretilmiş bir iş yarının teknolojisiyle çalışmayabilir. Bunun en iyi örneği eski bilgisayar oyunları. Çoğu bugün çalışmıyor, ancak bazılarını –Atari, Amiga, vb.– özel geliştirilen emülatörler sayesine bugün de aynı kailtede çalıştırabiliyoruz.


Psych|OS, UBERMORGEN, 2006

Internet’de radikal sistemler geliştiren ve aktivist etkinlikler yapan sanat kolektifi UBERMORGEN sergiye Psych|OS serisiyle katıldı. Psych|OS Hans Bernhard’ın 2002 yılında 10 yıllık internet ve teknolojik aktivizm mücadelesinden sonra sayısal ağların beynindeki biyolojik ağlara verdiği etki sonucu yattığı akıl hatenesindeki günlerini belgeliyor. Serginin küratörü Domenico Quaranta Psych|OS hakkında yazmıştı 2006 yılında yayınlanan bir katalog için.


Dimension (With Elements of Web 2.0), Olia LIALINA ve Dragan ESPENSCHIED, 2006

Rhizome forumunda bu tür yeni medya sanatı galeride gösterilir mi, niye gösterilmeli soruları etrafında dönen tartışmada önemli bir çözülme sergiye katılan sanatçılardan Olia Lialina kendi beyanından bir parçayı yazdığında yaşandı:

“Geçmişte sanatçı olarak insanlarla sadece kendi kişisel bilgisyarları önünden iletişim kurmak anlamlıydı, bugün kolayca galeri ziyaretçileriyle iletişim kurmayı düşünebiliyorum çünkü çoğunlukla daha yeni bilgisayarlarının başından kalkıp galeriye gelmiş olacaklar. Fikirleri şakaları anlamak için medyum hakkında yeterli deneyim ve anlayışa sahipler, ve işlerden keyif alıp satın alabilirler.”


Project for the fake Nike Monument in Karlsplatz, Eva ve Franco MATTES aka 0100101110101101.ORG, 2003-2004

Eva ve Franco MATTES ikilisinin işlerinde mottosu “minimum emekle en büyük görünürlük”. Yukarıda görülen Nikeground projesi bu niyetini açıkça ortaya koyuyor. Bu işte görülebilecek kapitalizm karşıtlığı sanatçıların duruşundan kaynaklanıyor. Aynı duruş “AdWords Happening” (2002) işiyle Christophe Bruno’da ve Ticari Protesto işiyle Alexei SHULGIN ve Aristarkh CHERNYSHEV’de de görülüyor.

Şu anda Internet’le bağlanmış, küresel politik stratejilerle örülmüş, bilişim sistemleriyle denetlenen bu sayısal zamanlarda geçerli yaratıcı ifade artık sadece resim, fotoğraf, video, heykel gibi statik medya türleriyle ve bu medyalar üzerinden geliştirilen stratejilerle değil, Kutsal Ateş sergisinde örneklerini gördüğümüz sanatçıların kullandıkları dinamik sistemler ve uyguladıkları yeni stratejilerle gerçekleştirliyor. Kutsal Ateş sergisi sayısal veya değil eğer bu sanatçıların stratejilerini ortaya koyuyursa, bu günümüz sanatını ve kültürünü anlamak adına bir gelişmedir.

* Tepedeki görsel Alexei SHULGIN ve Aristarkh CHERNYSHEV, “Ticari Protesto”, 2007

* Bu yazı Ali Miharbi ve Burak Arıkan tarafından beraber yazılmıştır.

arikan | June 27th, 2008

Polis İşgalinde İstanbul Fotoğrafları

1 Mayıs olaylarını belgeleyen “İşgal İstanbul’u Mayıs 2008” fotoğraf sergisi , Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi’nde yarın (28 Haziran) açılıyor.

27 foto muhabirinin katkısıyla oluşturulan sergide (bkz sergi daveti) ayrıca sinevizyon gösterimleri yapılacak. 1 Mayıs 2008′le ilgili belgesel bir video çalışma ve basında çıkan haberler de yer alacaktır.

“İşgal İstanbul’u Mayıs 2008″ Fotoğraf Sergisi

Açılış
2008 Haziran Cumartesi, saat 19:00

Adres
Asmalımescit Mah. Meşrutiyet Cd.
Ravanda İşmrk No:35(eski 85)
Kat 2/4 BEYOĞLU

* Fotoğraf: Ahmet Şık – İstanbul polisinin göstericileri dağıtmak için en sık kullandığı yöntem gaz bombası atmak oldu.

* Kaynak: MedyaKronik

arikan | June 27th, 2008

Dağıtık Yamalama

Dispatchwork, Jan Vormann.

Taş tuğlalı eski bir yapının örüntüleriyle iç içe geçmiş plastik lego parçacıkları.


Kapat
E-posta ile paylaş