MSÜ No.9: Türkiye’de Yeni Küratörlük Yaklaşımları ve Araştırmaları
Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi-9
Türkiye’de yeni küratörlük yaklaşımları ve araştırmaları
Konuşmacılar: Adnan Yıldız, Borga Kantürk, Esra Sarıgedik ve Ayça İnce
Tarih: 24 Nisan 2008 Perşembe
Saat: 18.30
Yer: Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Beşiktaş Yerleşkesi 208 no’lu derslik
Geçen hafta Yeni Medya ve İşlemsel Sanat başlığı altında katıldığımız ve halen de tartışmalarını buradan sürdürdüğümüz Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi‘nde bu hafta küratörlük pratiğinde değişen anlam ve tanımlar, sanatçı olarak küratör ve küratör olarak sanatçı olmak, dönüştürücü bir güç olarak küratörlük, Türkiye’deki duruma bağlı olarak ekonomik koşullar vb. konular tartışılacak. Daha önceki tartışmada olduğu gibi, konuşma öncesi veya sonrası bu yazıya yorum yazarak bu konulardaki düşünce ve sorularınızı paylaşabilirsiniz.

April 23rd, 2008 at 1:40 am
Küratörlük kelimesi Latince’de “curare” daha da temelde “cure” kelimesinden gelir. Yani tam Türkçesi herhalde “bakan”, “bakıcı”, veya “iyileştirici” olmalı. Bu haliyle küratörlükte yapılan eylem “bakarak iyileştirmek“. Yani sadece toplamak, bir araya getirmek, düzenlemek etmek değil, hasta bakmak veya çocuk büyütmek gibi.
Peki küratör bugün müze müdürü değilse neyi bakarak iyileştiriyor? Sanat işlerini mi, sanatçıyı mı, ziyaretçileri mi, kavramları mı?
April 23rd, 2008 at 1:50 am
Ali Miharbi: “global sanat turizmi” ile bağlantılı olarak özellikle kalıcı eserlerden çok bienal tarzı bir etkinlik için geçici olarak kurulmuş/yerleştirilmiş, insanın tam anlamıyla tecrübe etmesi için mekanda bulunmasını gerekli kılan işlerin yaygınlaşması ile küratörlerin de rolleri değişti, daha doğrusu bu isimde başka bir meslek çıktı.
Ortam değişmiş olsa da küratör geçmişte olduğu gibi “bakarak iyileştirmek” işini yapıyor bence. Ancak neyi bakıp geliştirdiği farklı. Nasıl farklı?
April 23rd, 2008 at 1:58 am
Ali’nin Brooklyn Müzesi hakkında yazdığı “Click: Sadece Bir Başka Sergileme Deneyi mi?” yazısı bir katılımcı küratörlük örneğinden bahsediyor.
Katılımcı küratörlük tekil-küratörlükten farklı. 2009 İstanbul Bienali’nin küratörlüğünü yapacaklar tekil-küratörlük’ten ayrılacaklar mı? Önceki işlerinden bunu söyleyebilir miyiz? Yoksa beraber ama tek bir vücut gibi mi küratörlük yapcaklar? Bunun tekil-küratörlükten farkı var mı?
Bu Brooklyn Müzesi’nde şu anda yapılan toplu veya katılımcı küratörlük sonucunda ortaya ne çıkıyor? Sergi nasıl düzenleniyor? Normal / tekil küratörlükte olduğundan farklı ne deneyimliyoruz sergiyi gezerken?
April 24th, 2008 at 11:57 am
whw’nin katilimci kuratorlukten ziyade tek bir vucut gibi calisacak bir kuratorluk sistemleri olacagini saniyorum. daha evvelki deneyimlerinden edindigimiz bilgiler, bu sonuca goturuyor bizi. arada, farkli bicimlerde calisan sanatci gruplarina/insiyatiflerine yer verdikleri sergiler yapmis olsalar da, yaklasimlari baska bir sergileme arastirmasina dogru pek gitmiyor.bunun tekil kuratorlukten pek farki yok gibi gorunuyor. ama toplu/katilimci kuratorlukte nasil bir farkli deneyim yasandigi/yasanacagi meselesi benim de sorguladigim birsey…
bu arada;
kurator icin bir ara “kollayici” sozunu kullanmayi onermisti tdk??
April 24th, 2008 at 1:49 pm
“Kollayıcı” mı ha ha ha tam “ulus-devlet Türkiye Dil Kurumu”!
April 24th, 2008 at 2:23 pm
Internet’in sağladığı zengin eşzamansız (”async”) iletişim olanakları ister istemez yeni küratörlük pratiklerine yol açıyor bence. Bu ortamlarda kullandığımız iletişim ve düzenleme araçları hiçbir klasik küratörün elinde yok. Bu araçlarla çerçevelemek, kavramsallaştırmak, sınırlandırmak, yönetmek, düzenlemek, ayarlamak hemen hergün hepimizin defalarca yaptığı eylemler. Çoğumuz son 3-5 yıldır bunları yapıyoruz ve birer veri küratörü oluyoruz. Eğer herhangi bir paylaşımlı sosyal web servisi kullanıyorsanız –mesela Delicious sosyal imleme etiketleme, Flickr fotoğraf grupları, FFFFOUND görsel imleme, Youtube video kanalları vs.– siz de veri küratörlüğü yapıyorsunuz.
Bakıp iyileştirdiğimiz şey veri, yaratıcı kişilerin bize verdikleri. Ya bir yerden aldığını bize yönlendiriyor, ya biz bu verilerle karşılaşıyoruz. Karşılaştıkça topluyor, etiketliyor, yeniden çerçeveliyor, blogda yazıyor, çevresindekilere gönderiyor, sınırlandırıyor, bağlantı kuruyoruz. Veriye yeni yönler veriyoruz. Küratörlük hayatın içinde hergün devam ediyor.
Ancak burada çok daha önemli bir soru var. Bu küratörlük araçlarını bize kim veriyor? Araçlar bu veri bakma iyileştirme pratiğimizi nasıl yönlendiriyor? Ne kadar bağımsız?
April 24th, 2008 at 2:42 pm
Yeni nesil küratörlük pratikleriyle ilgilileniyorsanız, şu iki email listesine üye olup ortama katılmanızı tavsiye ederim:
New Media Curating
http://www.jiscmail.ac.uk/lists/new-media-curating.html
Institute for Distributed Creativity
https://lists.thing.net/cgi-bin/mailman/listinfo/idc
April 24th, 2008 at 4:01 pm
küratörlük araştırmaları ve ağlı sistemlerle ilgilenen bu siteye de gözatmakta yarar var:
http://www.kurator.org
April 24th, 2008 at 5:21 pm
buna da göz atın
http://www.curatingdegreezero.org
April 24th, 2008 at 5:38 pm
adnany sağol bağlantı için.
Blogunda gezinirken ASLI ÇAVUŞOĞLU’nun YOUTUBEST seçimlerini buldum. Yeni nesil küratörlük bağlamında yukarıda bahsettiğim pratiklere bir örnek.
http://theflamingoandtheboy.blogspot.com/2008/04/youtubest-no-16-by-asli-avuolu.html
April 24th, 2008 at 5:43 pm
YOUTUBEST “Everyday Curating / There is no audience” is a research based curatorial project by Adnan Yıldız…
http://you2best.blogspot.com/
April 24th, 2008 at 5:59 pm
Şimdi MSÜ’de (saat 8:40pm GMT +2) bu tartışma onsite sürerken ben burada online yazıyorum. Orada bu yazıyı açıp yorumları ve soruları göstermek iyi olurdu.
Bu online muhabbet fiziksel mekana taşınmamışsa da, sonraki etkinliklerde bunu deneyelim derim.
April 24th, 2008 at 7:15 pm
Ufak bir rahatsizlik nedeni ile ben de bugunki konusmaya katilamadim. Aklim orada kaldi. Ne konusuluyor, tartisiliyor cok merak ediyorum.
April 25th, 2008 at 12:33 am
Bu tartışmalar sırasında Twitter’dan da yazsanız o anda neler oluyor, harika olur canlı canlı? Bizim eşzamansız muhabbetlerimiz şurda:
Arikan
http://twitter.com/arikan
Dara
http://twitter.com/darita
Twitter kullanıyorsanız ekleşelim
April 25th, 2008 at 9:22 am
twitter ne kadar bilgilendirici olur emin değilim ama konuşmaları kaydedip sonrasında videoları yükleyip paylaşmak iyi olabilir.
April 25th, 2008 at 4:28 pm
Katiliyorum video çekmek ve vimeo youtube bir yerde düzenli yayınalmak çok daha iyi olur.
April 26th, 2008 at 8:28 pm
kusura bakma burak, notum biraz gecikti. linkini attiğin http://www.you2best.blogspot.com
benim gecen sneden beri uzerinde calistigim bir data toplama projesi. iletisimde oldugum ve cesitli tartismalar yaptigim katilimcilar kendi youtube havuzlarindan bir sample-secki gonderdiler ben de bunu aradabir bloguma da post ederek, topladim. simdilik 25in uzerinde secki var ve giderek cogalacak. bu blog adresi ise (you2best.blogspot.com) 21 haziranda acacagim Good Gangsters in Town sergisinde launch edilecek, sergi TAiwan Güzel Sanatlar Müze’sinde açılacak. Mekanın daha önce kullanilmayan alanlarini “işgal ederek” -bugün neden hala sergilere bir form ve platform olarak ihtiyaç duyduğumuz sorusunu inceliyor. bu tartışmayı takip edenler… isteyenler bana youtube seçkilerini email atarak, bu araştırmaya katkıda bulunabilirler ve sergide-blogda yer alabilirler.
flamingokolu@gmail.com
April 28th, 2008 at 12:37 am
adnany, youtubest’in tanıtımda sözü geçen izleyicinin salt alıcı rolünden çıkıp icra eden haline dönüşmesi (”performer” olma durumu) ile internet kullanıcılarının kendilerine özel seçkiler oluşturması arasındaki bağlantıyı biraz açabilir misin? bunun yanında, kullanılmayan alanların işgal edilme durumunu da görsel kültürde izleyici-seçici-yaratıcı arasında belirsizleşen sınırların sergileme mekanı üzerine etkisine dair bir sorgulama olarak görebilir miyiz? burada bir mekansızlaştırma değil, mekanı dönüştürme var anladığım kadarıyla; hepsine bütün olarak bakınca iç içe değişik söylemler var sanki, o yüzden biraz daha ayrıntılı bilgi alabilirsek sevinirim.
April 29th, 2008 at 1:23 am
sorular çok besleyici…
aslında kısa bir paragraf uzun bir araştırma sürecini anlatmıyor. zaten benim bu bahsettiğim sergide temel sorum: “hala bugün form ve pratik olarak sergilere neden ihtiyacımız var?” sergi dediğimiz süreci ben bir araştırma sahası ve süreci olarak görüyorum, o nedenle de şaşırıyorum, sergisinin açılışına bütün metin okumalarını ve sanatçı konumlandırmalarını yetiştiren küratörlere!!! yani madem her şeyi baştan biliyoruz, neden yapıyoruz sergiyi, bu didaktik duruş beni rahatsız ikinci sorun için ikinci sorun için ediyor.
ilk soruya cevaben: proje, youtube u bir data olarak alıyor ve youtube kulanıcısını ise bir user profile- kullanıcı profil olarak konumluyor: -ki, marka değeri “broadcast yourself” sloganı üzerine kurulu olduğunu düşününce, bu sadece icracıya dönüşen izleyiciye bir gönderme değil, aynı zamandaprofesyonel olarak pratiği görsel imgeye dayalı çalışan, imaj politikalarına duyarlı -ya da gözü eğitimli diyelim bir kalabalıktan YOUTUBE’a dalıp çıkmalarını bana oradan seçmelerini istiyorum.
artı bu youtube’un küçük de olsa hafızasını tutmak, bir tür Short term memory testi yapmak gibi, youtube sanıldığı kadar güvenilir ya ad arşivci bir data değil; gelen video seçkilerini iki ay ya da 6 ay sonra bütünüyle koruyamayabiliyoruz. videolar siliniyor, sansürleniyor ya da kaldırılıyor. bir imaj borsası gibi… youtube canlı ve organik bir yapı.
ikinci sorun için… taipei deki sergiye dönersek problemli mekanları kullanmanın temelinde, mekanın sergi yapma ve bakma pratiğini ve hafızasını kırmak var. zira bizim önerdiğimiz sergi “bir müze sergisi”nden ziyade mekanla iletişime geçmeye programlanmış bir araştırma sergisi…
sergiyi kaçıranlar olacak, biz inşalah en geç 2009 başına http://www.bigfamilybusiness.net ve good gangsters in town projelerini içeren, performatif bir dökümantasyon kitabı yapacağız. bütçe bulduk. tasarımcı, çevirmen yan, takım arkadaşı arıyoruz
April 29th, 2008 at 1:26 am
sergi kuruyorum göteborg da, çok yorgunum, bir kaç hatayı düzeltip tekrar yolluyorum. özür dilerim.
—–
sorular çok besleyici…
aslında kısa bir paragraf uzun bir araştırma sürecini anlatmıyor. zaten benim bu bahsettiğim sergide temel sorum: “hala bugün form ve pratik olarak sergilere neden ihtiyacımız var?” sergi dediğimiz süreci ben bir araştırma sahası ve süreci olarak görüyorum, o nedenle de şaşırıyorum, sergisinin açılışına bütün metin okumalarını ve sanatçı konumlandırmalarını yetiştiren küratörlere!!! yani madem her şeyi baştan biliyoruz, neden yapıyoruz sergiyi, bu didaktik duruş beni rahatsız ediyor.
ilk soruya cevaben: proje, youtube u bir data olarak alıyor ve youtube kulanıcısını ise bir user profile- kullanıcı profil olarak konumluyor: -ki, marka değeri “broadcast yourself” sloganı üzerine kurulu olduğunu düşününce, bu sadece icracıya dönüşen izleyiciye bir gönderme değil, aynı zamandaprofesyonel olarak pratiği görsel imgeye dayalı çalışan, imaj politikalarına duyarlı -ya da gözü eğitimli diyelim bir kalabalıktan YOUTUBE’a dalıp çıkmalarını bana oradan seçmelerini istiyorum.
artı bu youtube’un küçük de olsa hafızasını tutmak, bir tür Short term memory testi yapmak gibi, youtube sanıldığı kadar güvenilir ya ad arşivci bir data değil; gelen video seçkilerini iki ay ya da 6 ay sonra bütünüyle koruyamayabiliyoruz. videolar siliniyor, sansürleniyor ya da kaldırılıyor. bir imaj borsası gibi… youtube canlı ve organik bir yapı.
ikinci sorun için… taipei deki sergiye dönersek problemli mekanları kullanmanın temelinde, mekanın sergi yapma ve bakma pratiğini ve hafızasını kırmak var. zira bizim önerdiğimiz sergi “bir müze sergisi”nden ziyade mekanla iletişime geçmeye programlanmış bir araştırma sergisi…
sergiyi kaçıranlar olacak, biz inşalah en geç 2009 başına http://www.bigfamilybusiness.net ve good gangsters in town projelerini içeren, performatif bir dökümantasyon kitabı yapacağız. bütçe bulduk. tasarımcı, çevirmen yan, takım arkadaşı arıyoruz
May 12th, 2008 at 3:40 pm
The Kitchen’da düzenlenecek “Artists Using YouTube” etkinliğinde de sanatçılar kendi üretimlerine etkili olan youtube kliplerini paylaşacaklarmış:
http://thekitchen.org/
biraz ‘you2best’ ile paralel yönleri var gibi..