Sanatsal Üretim İçin Gerekli 3 Şey

Sanatsal üretim olma ihtimali üç vektörden geçiyor Carl Andre‘ye göre:
- Sanatçının öznel karakteri
- Malzemelerin nesnel karakteri
- Ekonomik kaynakların varlığı
Carl Andre bunu 1970′de çizmiş. Bugün hala aynı şartlar geçerli mi?
October 1st, 2007 at 12:17 am
burada ilk dikkatimi çeken şey, andre’nin “sanatçı” yerine “sanat işçisi” sözcüğünü kullanması oldu. bu, 1960-70′lerde sanatı, yaratma eyleminin uynadırdığı metafizik çağrışımlardan kurtarmak ve yere indirmek (ki andre bu yere indirme işlemini fiilen de gerçekleştiriyordu) çabasıyla ilgili olabilir. bunun yanında, “sanatçının öznel vasıfları” nedir, bu da benzer bir motivasyonun parçası olarak daha tartışılır duruma geldi günümüzde.. “malzemenin nesnel özelliklerinin” belirleyiciliği andre zamanında da tartışmalıydı: carl andre, kendi çağdaşı kavramsal sanatçıların aksine malzemeyi her zaman işinin ayrılmaz bir parçası olarak görmüştü. bugün en sapasağlam ayakta duran, “ekonomik kaynakların varlığı” gibi duruyor..:)
October 1st, 2007 at 1:55 pm
andre bey güzel açıklamış ama ne varki gönül el vermiyor katılmaya. sanat dedin mi bi durucan mı yani, durmican bence, tek şart insan değilmi, göz göze bakmayı ya da kahveli telveli bir muhabbeti de sanatsal bir üretim olarak görmesek mi, yaşadığımız yaşamı buna; bunu da o yaşama ulayıp bulamasak mı ? ekonomik kaynakları, özelliği, niteliği, medyayı da ali’ nin de dediği gibi hadisenin “work” kısmına itelemesek mi? ha gayret…
October 1st, 2007 at 4:54 pm
@onur dediklerini anlıyorum. Mesela 1960larda yaklaşık 40 yıl önce başlamış ve hala devam eden Fluxus akımında Yoko Ono’dan Nam June Paik’e yazılan etkinlik (”happening”) tarifeleri bu düşünceyi destekler.
Joseph Beuys‘un yine aynı vakitlerde formülleştirdiği sosyal heykel kavramı bireyiz yaşarız ederiz düşüncesinden biraz daha ileri ve özveri gerektiren bir noktaya itiyor tartışmayı. Beuys ünlü besteci Wagner’in Gesamtkunstwerk (”tüm sanat işi”) kavramından esinlenerek sosyal heykel kavramına gitmiş. “Beraber sanat işi olarak sosyal bir organizma yaratıyoruz, yani herkes sanatçı herkes bir bütüne katkıda bulunuyor” diye yazmış 1973 “Herkes Sanatçıdır” makalesinde.
Peki bu kavramlar bugünkü ağlı bağlı hayata baktığımızda yerinde duruyor mu, ya da –farkında olarak ya da olmayarak– benimsenmiş, ve hatta çoktan tüketilmiş mi? Web2.0 bu tüketilmişlğin eseri mi?
October 2nd, 2007 at 1:20 pm
tolstoy’u özlüyorum…
October 2nd, 2007 at 2:12 pm
beuys’un sosyal heykel fikriyle birlikte “herkes sanatçıdır” sözü, herkesin bildiğimiz anlamda sanatçı olmasından ziyade, yaratıcılığın sadece sanatçılara has bir şey olmaması gerektiği fikri ve herkesin kendi yaptığı işte yaratıcı olması ile ilgili.. andre’nin şeması ise genel anlamda yaratıcılık değil, sanat eseri üretimi ile ilgili; yaratıcılık güzel, kolektif yaratıcılık daha da güzel ama “web2.0″ tarzı yöntemlerle, bir milyon kullanıcının oluşturduğu bir iş gerektiği yerlerde ’sivri’ olma şansını da yitirmiş oluyor, popülerleşip bulanıklaşıyor bence.. kolektif yaratıcılığın olabildiğini gördük ama kolektif yenilikçiliği henüz göremedik.
October 2nd, 2007 at 9:06 pm
@diarthrosis Düğümküme kısa mesaj servisine hoş geldin: Bugün kimi özlüyorsunuz? 444-dugumkume’ye bir kısa mesaj gönderin bütün dünya bilsin.
Neyse. Ne diyor Tolstoy bu muhabbetle alakalı?
October 2nd, 2007 at 9:31 pm
Bugün Yaratıcı Sınıf diye kitaplar var best seller Amerika’da. Okudum, avukattan mühendise herkes yaratıcılığını kullanmalı etmeli diye yazıyor yazarı Richard Florida. Yıllar önce ortaya atılmış bugün bize son derece normal gelen fikirleri tekrar tekrar WOW dedirterek satıyor. Beuys’un fikirleri aradan 40 yıl geçtikten sonra bu ayak basmak bile istemediği ülkede tüketim malzemesi olmuş. Her öncü fikir gün gelir anlaşılır ve tüketilebilecek bir meta haline gelir diyebiliriz herhalde.
October 2nd, 2007 at 9:34 pm
Kolektif yenilikçilik ile ne demek istiyorsun Ali?
October 2nd, 2007 at 9:35 pm
Ekonomik kaynak kesinlikle çok önemli. Andre’nin bu grafiğini bugüne göre yenileyecek olsak ben bilgi kaynaklarının üstesinden gelme becerisini eklerdim.
October 2nd, 2007 at 10:19 pm
birşeyler üretmek ile öncü/yenilikçi olmanın ayrımına dikkat çekmek istedim; bununla bağlantılı olarak yaratıcılık ile sanatsallık arasındaki ayrıma da.. yukarıdaki yorumlarda bahsedildiği gibi her insan kendi mesleğinde yaratıcı olabilir ama bu carl andre ile pek bağlantılı gelmedi bana bahsettiğim ayrım nedeniyle.. kısaca sanatsal üretim ile diğer üretim türlerinin ayrı liglerde top koşturduklarını düşünüyorum.
October 2nd, 2007 at 10:51 pm
@arikan, “bilgi kaynaklarının üstesinden gelme becerisini” malzemenin özelliklerini tanıma ve kullanmanın özel bir durumu olarak görebilir miyiz?
October 3rd, 2007 at 9:11 am
Bugun de clive bell’i özlüyorum …
October 3rd, 2007 at 10:51 am
diarthrosis, kronolojik mi gidiyoruz, george dickie’ye de sıra gelecek mi?
October 3rd, 2007 at 11:01 am
1-That the new idea, the content of the work,should be of importance to mankind.
2-That this content should be expresses so clearly that people may understand it.
3-That what incites the author to work at his productionshould be an inner need and not an
external inducement.
Tolstoy’un “work of art” için önerdiği 3. Carl Andre’ye biraz uzak sanırım …
Öte yandan, Clive Bell ile bitiyor sanırım bu Tolstoy tarzı…
October 6th, 2007 at 5:22 am
“bilgi kaynaklarının üstesinden gelme becerisini” malzemenin özelliklerini tanıma ve kullanmanın özel bir durumu olarak görebilir miyiz?
Bilgi
1. Yanlış ile doğru arasındaki fark (Foucault, modern zamanlar)
2. Yanlış ile doğru arasındaki performans (Lyotard, post-modern zamanlar)
3. Yanlış ile doğru arasındaki akım (Castells, internet sonrası)
olarak düşünülebilir. Birinci dönemde bilgi fiziksel malzeme gıbı katı haldeyse, ikinci dönemde katı hal eriyor, son dönemde de sıvılaşıyor. Bugünkü akışkan zeminin en önemli göstergesi şu basit ikilem: Sayısal ortamda bilgi veri (”data”) olarak bilinir. Ancak veri sadece statik bir metin veya bir sayı değil bir işlem de olabilir. İşlem hem veri yaratır, hem kendisi veri olarak depolanır. Böyle tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavukdan çıktı hesabı temel bir ikilemle başbaşayız.
“bilgi kaynaklarının üstesinden gelme becerisi”nin malzeme bilgisiyle pek alakası yok bence. Bu beceri olsa olsa en yalın haliyle ağda dolaşma becerisidir.
October 6th, 2007 at 3:09 pm
Vasıf Kortun’un blogunda yayınladığı sanat üretimi ve okulların durumu ile ilgili yazısı
October 7th, 2007 at 7:32 pm
link çalışmıyor, bu olsa gerek sanırım:
http://resmigorus.blogspot.com/2007/10/son-gnlerdeki-ksr-tartmalarn-dna-kmak.html
October 7th, 2007 at 7:35 pm
burak, bilginin bahsettiğin dönüşümü ile ilgili tavsiye edebileceğin online bir metin var mı?
October 10th, 2007 at 12:34 am
Bilginin dönüşümünün bu yorumu için pek çok metin (orda bahsetttiğim kişilerden başlayarak) bir arada ve karşılaştırmalı okunmalı. Tiziana Terranova bu geçişi TATE Open Congress konferansında yaptığı konuşmasında özetliyor.
http://www.tate.org.uk/onlineevents/archive/open_congress/
October 10th, 2007 at 12:37 am
Terranova’nın TATE konuşması şurdan da AVI olarak indirebilirsiniz:
http://ia300236.us.archive.org/1/items/open_congress_tiziana_terranova/
October 20th, 2007 at 11:48 am
şimdi pazara gidiyorum
October 24th, 2007 at 9:48 pm
“bilgi kaynaklarının üstesinden gelme becerisi” eklemesine katılıyorum.günümüz sanatçısı(andre’nin adlandırmasıyla sanat işçisi)artık daha fazla veri ile karşı karşıya!1950-1960 dönemi bu kadar çok bilgi yığılımı ya da görüntü(sanat eseri bağlamında) yığılımı ile hesaplaşmamıştı.tam da o yıllarda patlıyor zaten bugün bütün bu tartışılanlar!bugün baktığımızda konuşalacak o kadar şey var ki sanatçı bunları es geçebilecek bir konumda değil!es geçecekse bile bu yine bunlarında farkındalığı üzerinden olacaktır..
October 25th, 2007 at 9:03 am
Sanatsal üretim olma ihtimali üç vektörden geçiyor Carl Andre‘ye göre:
1. Sanatçının öznel karakteri
2. Malzemelerin nesnel karakteri
3. Ekonomik kaynakların varlığı
sanatçinin öznel bilgi birikimi ve ilgi sürecini yeniden gözden geçirerek bunun iyice bir yeterlilik kaynağı olacağını onaylamamak olası degil
Yani bellek o denli önemli
malzemenin nesnel karakterini değerlendirmek ise benim şu dönemde incelemekte olduğum bir konuyu aydınlatacak gibi… çünkü bilgisayar programları çoğu kez güçlü aktivasyon gizli içeriklere dayanmakta denebilir mi acaba… programlarla sıra dışı etkileşimlerle herzaman düşünülemez geri tepkiler elde etmek sağlanabiliyor… Ya da bu tür genellemeler ne getirir
Ekonomik kaynakların sanatsal alanları desteklemesi kesin yarar sağlayacağını… Bunu sanat için 3 gerekli şey arasında varsaymak ise tartışmasız güven verici bir rahatlığı gündeme getirecektir
Demekki yeni teknolojiyi deneysel yaklaşımla evirip çevirmek doğru bilinçle birlikteliğe geçince özgün güncel sanat projeleri ortaya çıkacaktır diyebileceğiz
October 25th, 2007 at 9:09 am
ı
October 26th, 2007 at 12:19 am
@deniz sağol yorumun için. “bilgi kaynaklarının üstesinden gelme beceri”ni geliştirmek için en çok yaptığın 3 şey nedir?
October 26th, 2007 at 12:19 am
@teoman pazardan döndün sanırım.
Nasıl piyasalar?
October 26th, 2007 at 12:26 am
bu üç veya dört maddeye eklenicek bir sonraki madde tabii ki “yaşamın özgür devam edebilmesi”. Mesela ırkçılığa maruz kalan bir sanatçı için kimlik herşeyden önce gelir. Ölüm tehdidi alan bir sanatçı için tabii ki hayatta kalmak. Bu iki madde de ilk bakışta ekonomik durum ile doğrudan alakalı değil haliyle.
Ekonomik olarak zengin bir kişi veya azınlık ırkçılığa maruz kalabilir mi?
October 26th, 2007 at 10:04 am
ırkçılık ya da tutuculuğa maruz kalan sanatçının kimlik belirleme yolunda sanata örnegin minimalizme ilgi duyarak interaktif açılımlar araması akla geliyor minimalizm ve de yapıbozum yoluyla interaktif birliktelik aramak ve deneysel yöntemlerle yeni teknolojiyle iletişim kurmak sonuçta kesin etkinlik düzeyinde algılanacaktır işte bütün bunlar bence yapay piyasalar ve öznel yeni durumlar içinde olmanın ötesinde bazı özgürlükler getirecektir… gerçi ben cumartesi pazarına gitmiştim ama, güncel sanat devinimlerinin teorilere baglı olması da gerekirken, yeni gereç söylemleriyle türlül bağlar geliştirmek bu kez yeni açılımlara ulaşacak gibi… carl andre özgünce öykünebilinir… yeni olgu ve bulgulara rast gelerek bir süreç içinde uyum ve karsıtlıklar arayarak güncel sanatın içinde olmak için