<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Düğümküme &#187; dağıtık</title>
	<atom:link href="http://www.dugumkume.org/tag/dagitik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dugumkume.org</link>
	<description>Tekno-kültürel üretim eleştirisi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 28 Jul 2010 10:48:20 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Mi Magazine, 2002-2005, VVORK</title>
		<link>http://www.dugumkume.org/mi-magazine-2002-2005-vvork</link>
		<comments>http://www.dugumkume.org/mi-magazine-2002-2005-vvork#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Apr 2010 07:29:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Arikan</dc:creator>
				<category><![CDATA[seçki]]></category>
		<category><![CDATA[Aleksandra Domanovic]]></category>
		<category><![CDATA[Christoph Priglinger]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[DK03]]></category>
		<category><![CDATA[Georg Schnitzer]]></category>
		<category><![CDATA[Mi Magazine]]></category>
		<category><![CDATA[Oliver Laric]]></category>
		<category><![CDATA[vvork]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dugumkume.org/?p=6410</guid>
		<description><![CDATA[
Mi Magazine, 2002-2005, VVORK
Mi Magazine farklı dergilerde farklı sayfaları yayınlanarak tek sayı oluşturulan dergi içinde dergi. Bugüna kadar 4 sayı yapıldı.




	
İlgili Yazılar

		Internet&#8217;in Üç Platformu
		Internet&#8217;te Açık Kimlik Sistemi
		.aa_: Anonim Dağıtık Kimlik, 2008, .-_-.
	

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone size-large wp-image-6411" title="Mi-Magazine-sergi" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2010/04/Mi-Magazine-sergi-550x361.jpg" alt="" width="550" height="361" /><a href="http://www.vvork.com/?page_id=5276"><br />
Mi Magazine</a>, 2002-2005, <a href="http://www.vvork.com/?page_id=13756">VVORK</a></p>
<p>Mi Magazine farklı dergilerde farklı sayfaları yayınlanarak tek sayı oluşturulan dergi içinde dergi. Bugüna kadar 4 sayı yapıldı.</p>




<div style="margin-bottom:30px; margin-top:30px;">	
<h4>İlgili Yazılar</h4>
<ol>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/internetin-uc-cesit-platformu" rel="bookmark">Internet&#8217;in Üç Platformu</a><!-- (4.18847)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/internette-acik-kimlik-sistemi" rel="bookmark">Internet&#8217;te Açık Kimlik Sistemi</a><!-- (3.5883)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/aa_-anonim-dagitik-kimlik-2008-_" rel="bookmark">.aa_: Anonim Dağıtık Kimlik, 2008, .-_-.</a><!-- (3.48197)--></li>
	</ol>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dugumkume.org/mi-magazine-2002-2005-vvork/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TV&#8217;ye Karşı Video Sanatı, Internet&#8217;e Karşı Ağlı Sanat &#8211; I</title>
		<link>http://www.dugumkume.org/tvye-karsi-video-sanati-internete-karsi-agli-sanat-i</link>
		<comments>http://www.dugumkume.org/tvye-karsi-video-sanati-internete-karsi-agli-sanat-i#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 19:15:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Arikan</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[ağlı sanat]]></category>
		<category><![CDATA[analog]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık]]></category>
		<category><![CDATA[dijital sanat]]></category>
		<category><![CDATA[eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[internet sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[işlemsel sanat]]></category>
		<category><![CDATA[karşılaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[kuram]]></category>
		<category><![CDATA[medya sanatı]]></category>
		<category><![CDATA[ortam]]></category>
		<category><![CDATA[sanat]]></category>
		<category><![CDATA[sanat tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[sanatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[sayısal]]></category>
		<category><![CDATA[sayısal sanat]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<category><![CDATA[teori]]></category>
		<category><![CDATA[video sanatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dugumkume.org/?p=2685</guid>
		<description><![CDATA[ 
Video sanatını harekete geçiren, ilk dönem video sanatçılarını birleştiren ortak nokta, televizyon eleştirisi idi. 1967&#8242;de Sony Portapak&#8216;ın piyasaya çıkması ile artık herkesin TV setlerinde kendi kaydettikleri görüntüleri izleyip gösterebiliyor olması, TV&#8217;nin demokratikleşmesi ve kurumsal otoritesinin zayıflatılması yönünde bir umut yaratmıştı. Zamanla bu eleştirinin televizyonun kendisi tarafından benimsenmesi, televizyona referans veren televizyon programlarının yaygınlaşmasının da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img title="richard-serra-tv-delivers-people-1973" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/richard-serra-tv-delivers-people-19731.jpg" alt="Richard Serra, Television Delivers People (1973)" width="275" /> <img title="internet-delivers-people-Ramsay-Stirling-2008" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/internet-delivers-people-Ramsay-Stirling-20081.gif" alt="Ramsay Stirling, Internet Delivers People (2008) " width="275" /><br />
Video sanatını harekete geçiren, ilk dönem video sanatçılarını birleştiren ortak nokta, <em>televizyon eleştirisi</em> idi. 1967&#8242;de <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Portapak">Sony Portapak</a>&#8216;ın piyasaya çıkması ile artık herkesin TV setlerinde kendi kaydettikleri görüntüleri izleyip gösterebiliyor olması, TV&#8217;nin demokratikleşmesi ve kurumsal otoritesinin zayıflatılması yönünde bir umut yaratmıştı. Zamanla bu eleştirinin televizyonun kendisi tarafından benimsenmesi, televizyona referans veren televizyon programlarının yaygınlaşmasının da etkisiyle video sanatçılarının kullandığı yöntemler ve kendi kendine atıf stratejisi etkisini yitirmiş, medya sanatı doğrudan TV eleştirisinden çok TV kültürü ile bağlantılı konulara yönelmişti.</p>
<p>30 yıl sonra İnternet, ilk dönemlerinde merkezi iletişimin parçalanması, imgelerin kolayca oluşturulması, kopyalanarak iletilmesi ve etkileşimlerin esnek hale gelmesi sanatçıların ilham kaynağı olurken, aynı zamanda önceki ortamların başına gelen ticarileşme ve merkezileşme eğilimi ile tedirginlik yaratıyordu. İnternet sanatının ortaya çıkmasından olgunluğa ulaşması arasında geçen zaman video sanatına göre çok daha kısa sürdü.</p>
<p><span id="more-2685"></span></p>
<div id="attachment_4581" class="wp-caption aligncenter" style="width: 505px"><img class="size-full wp-image-4581 " title="videodrome" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/videodrome.jpg" alt="videodrome" width="495" height="356" /><p class="wp-caption-text">David Cronenberg&#39;in Videodrome (1983) filminden bir sahne</p></div>
<h3>Şans, Gürültü, Tarife</h3>
<p>1940&#8242;larda resim ve performans arasındaki yakınlaşmadan sonra önceden branşlara ayrılan sanatsal üretim biçimlerinin iç içe geçmeye başlaması; sonradan <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/John_Cage#1950s:_Discovering_chance">John Cage&#8217;in katkılarıyla şans ve gürültü</a>nün işin içine girmesi, müzik notalarından yola çıkarak performanslar için tarifeler yazılması (bkz <a href="http://www.thing.net/~grist/ld/fluxusworkbook.pdf">Fluxus Performance Workbook PDF</a>) gibi birçok yenilik video sanatı ortaya çıkmadan önce ortam hazırlayıcı etkenler olarak görülebilir.</p>
<ul>
<li>1962&#8242;de Wiesbaden&#8217;de &#8220;En Yeni Müzik Fluxus Festivali&#8221; adı altında Dick Higgins, George Maciunas, Nam June Paik ve Wolf Vostell&#8217;in katılımıyla ilk Fluxus etkinliği,</li>
<li>Sanatçıların küçük ama küresel ölçekte birbiriyle bağlantılar kurması,</li>
<li>Disiplinlerarası geçişler oldukça sanatçıların teknolojiye olan ilgisinin artması, yeni araç ve ortamların sanatsal ifadede denenmeye başlanması,</li>
<li>1963 &#8211; Nam June Paik &#8220;Exposition of Music &#8211; Electronic Television&#8221;: Elektronik veri transferi ve sinyallerin cihazdaki görünümü üzerine yapısal olanakları zorlaması,</li>
<li>1963 &#8211; Wolf Vostell &#8220;<a href="http://www.youtube.com/watch?v=z5krhw54oqs">Television Décollage</a>&#8220;: Eleştirel bir konum alıp televizyonun egemenliğine karşı, üst üste yapıştırılmış posterlerin yırtılması şeklinde uygulanan <em>dekolaj</em> tekniğinin prensiplerini televizyona uygulaması,</li>
<li>1963&#8242;de başlayan Andy Warhol <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/The_Factory#Films">Fabrika filmleri</a>,</li>
<li>1969 &#8211; ilk çok kanallı video yerleştirmesi <em>Wipe Cycle</em> Ira Schneider ve Frank Gillette, hazıryapım/bulunmuş TV reklamlarının ve çekilşmiş kliplerin 9 ekrana yerleştirilmesi.</li>
</ul>
<div id="attachment_4620" class="wp-caption alignnone" style="width: 543px"><img class="size-full wp-image-4620" title="andy-warhol-1963-screentest-edie-sedgwick" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/andy-warhol-1963-screentest-edie-sedgwick.jpg" alt="andy-warhol-1963-screentest-edie-sedgwick" width="533" height="360" /><p class="wp-caption-text">Andy Warhol, Edie Sedgwick Factory Screentest (1964)</p></div>
<div id="attachment_5443" class="wp-caption alignnone" style="width: 490px"><img class="size-full wp-image-5443" title="vostell_combo" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/vostell_combo1.jpg" alt="" width="480" height="320" /><p class="wp-caption-text">Wolf Vostell &quot;Elektronik Dekolaj, happening odası&quot; (1968)</p></div>
<h3>Televizyonda Yayımlanan Video Sanatı</h3>
<p>1960 sonları idealist bir yaklaşımla TV yayınlarına el atarak kültürel bir iz bırakma çabalarına şahit oldu.</p>
<ul>
<li>1967&#8242;de WHGB-TV Boston, &#8220;Artist-in-Television&#8221; programı,</li>
<li>1969&#8242;da Allan Kaprow, Nam June Paik gibi isimlerin dahil olduğu &#8220;The Medium is the Medium&#8221;,</li>
<li>1969 Almanya&#8217;da SFB &#8220;Fernsehgalerie&#8221; (Televizyon Galerisi) programında Richard Long, Dennis Oppenheim, Robert Smithson, Walter de Maria ile beraber çalışılarak yayınlar yaptı.</li>
<li>1970 San Jose State TV&#8217;de <a title="Willoughby Sharp" href="http://en.wikipedia.org/wiki/Willoughby_Sharp">Willoughby Sharp</a> “Videoviews” serisinde Bruce Nauman, Joseph Beuys, Vito Acconci, Chris Burden, Lowell Darling gibi sanatçılarla video röportajlar yaptı.</li>
</ul>
<div id="attachment_5447" class="wp-caption alignnone" style="width: 592px"><img class="size-full wp-image-5447" title="radical-software-mag-covers" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/radical-software-mag-covers.jpg" alt="" width="582" height="252" /><p class="wp-caption-text">Radical Software kapakları, Volume 1-1, Volume 2-4, Volume 2-3</p></div>
<p>1970 başları ABD: <a href="http://www.radicalsoftware.org/e/index.html">&#8220;Radical Software&#8221; dergisi</a> etrafında bir video akımı oluşmaya başladı. &#8220;<strong>Guerilla Television</strong>&#8221; adı verilen bu hareket, hakim anlayışa göre yapılan popüler televizyon yayınlarına tepki gösteriyordu. Nam June Paik dergideki yazılarında televizyonun evrensel bir eğitim sistemi olarak kullanılabileceğini anlatıyordu.</p>
<div id="attachment_4584" class="wp-caption aligncenter" style="width: 560px"><img class="size-full wp-image-4584" title="tv-interruptions" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/tv-interruptions.jpg" alt="tv-interruptions" width="550" height="413" /><p class="wp-caption-text">David Hall&#39;un “TV Kesintileri” işinden bir kare (1971)</p></div>
<p>1971: David Hall &#8220;TV Interruptions&#8221;: Daha önceden haber verilmeden ve hiç bir açıklama yapılmadan TV&#8217;lerde yayınlattığı videolar, <a href="http://video.google.com/videoplay?docid=460324707856671166">TV Interruptions: Tap Piece (1971)</a></p>
<div class="mceTemp mceIEcenter">
<dl id="attachment_4678" class="wp-caption  aligncenter" style="width: 560px;">
<dt><img title="richard-serra-tv-delivers-people-1973" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/richard-serra-tv-delivers-people-19731.jpg" alt="Richard Serra, Television Delivers People (1973)" width="550" height="412" /></dt>
<dd>Richard Serra, Television Delivers People (1973)</dd>
</dl>
</div>
<p>1973: Richard Serra, <a href="http://www.ubu.com/film/serra_television.html">Televizyon İnsanları Teslim Eder</a> ismindeki altı dakikalık, televizyonda yayımlanmamasına rağmen televizyon estetiğini kullanan işinde, mavi ekran üzerinde kayan metin ve asansör müziği eşliğinde medyanın kendini eğlence olarak göstererek uyguladığı sosyal kontrolü yine medyanın dili ile eleştiriyordu.</p>
<div id="attachment_5450" class="wp-caption alignnone" style="width: 610px"><img class="size-full wp-image-5450" title="Chris-Burden-promo-1976" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/Chris-Burden-promo-1976.jpg" alt="" width="600" height="234" /><p class="wp-caption-text">Chris Burden Promo, 1976</p></div>
<p>1976: Chris Burden <a href="http://www.medienkunstnetz.de/works/chris-burden-promo/">&#8220;Promo&#8221;</a>&#8217;sunda TV yayınından satın aldığı 30 saniye ile olağan yayın akışının arasına girdi.</p>
<h3>Amatör TV</h3>
<p>TV ortamının demokratikleştirilmesi konusundaki problem, önceden gelen ve Brecht zamanında katılımcı sanat demokratik kültür konusunda umut veren radyonun aksine (bkz <a href="http://www.mediaartnet.org/source-text/8/">İletişim Aygıtı Olarak Radyo</a>, 1926) sadece tek merkezden yayın yapılabilmesi idi. Sadece televizyon stüdyosu kurmanın maliyeti yüksek değildi, televizyon kanalı için gerekli freakans kullanımı da devlet tarafından lisans yoluyla kontrol altına alınmıştı, sadece parayı bastırabilen, ve muhtemelen devlet ile yakın olan korporatistlerin hakimiyetindeydi. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Amateur_radio">Amatör radyo</a> sıyırmıştı belki ama &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Amateur_television">Amatör TV</a>&#8221; yaygınlaşamamıştı &#8211;radyo dalgası üstünden televizyon HAM TV kullanılıyordu.</p>
<h3>&#8220;Televizyon&#8221;dan &#8220;TV Programı&#8221;na</h3>
<p>1960 ve 70&#8242;lerden sonra da televizyon ve video arasındaki diyalog devam etti ve bazen eleştirel, bazen kışkırtıcı, bazen kopyalayıcı şekillerde bugüne kadar süregeldi. Bu arada televizyonun kendisinin de değişmesi, bir yandan gerçek-kurgu arasındaki duruşu, diğer yandan ticari programların da gitgide daha kendi kendine atıfta bulunur olmaya başlamasıyla bu diyaloğun şekli de değişmeye başladı. Pipilotti Rist&#8217;in izleyiciyi olağan dışı boyutta oturma odası mobilyalarıyla küçücük hale getirmesi (<a href="http://www.hauserwirth.com/artists/25/pipilotti-rist/images-clips/12/">Oda</a>, 1994), Richard Billingham&#8217;ın Reality TV formatını benimseyerek ailesinin günlük yaşamını çekmesi ve BBC2&#8242;de yayımlaması (<a href="http://www.vdb.org/smackn.acgi$tapedetail?FISHTANK">Akvaryum</a>, 1998), Christian Jankowski&#8217;nin Venedik Bienali&#8217;nde falcılara bienaldeki başarısının ne olacağını sorduğu ve İtalyan televizyonunda yayımlattırdığı programlar (<a href="http://www.rhizome.org/editorial/2649">Telemistica</a>, 1999) gibi işlerin yanında daha yakın dönemde medya eleştirisi yapan veya medya-gerçeklik-kurgu üçgeninde iş üreten sanatçılar arasında <a href="http://www.kameraarkasi.org/yonetmenler/k/kutlugataman/semihaberksoy.html">Kutluğ Ataman</a>, <a href="http://www.frithstreetgallery.com/shows/view/a_lapse_of_memory/">Fiona Tan</a>, <a href="http://artnews.org/gittevillesen">Gitte Villesen</a>, <a href="http://hammer.ucla.edu/exhibitions/detail/exhibition_id/153">Ola Pehrson</a>, <a href="http://www.tate.org.uk/britain/turnerprize/2006/philcollins.htm">Phil Collins</a>, <a href="http://www.davidzwirner.com/artists/56/selected_works_1.htm">Francis Alÿs</a> gibi birçok isim sayabiliriz.</p>
<div id="attachment_4657" class="wp-caption aligncenter" style="width: 560px"><img class="size-full wp-image-4657" title="alys" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/alys.jpg" alt="Francis Alÿs ve Rafael Ortega'nın &quot;Re-enactments&quot; (Tekrardan sahnelendirme) videosundan bir görüntü. Alÿs'in Mexico City'de bir silah dükkanıdan tabanca satın alıp sokakta dolaştıktan sonra polis tarafından yakalanması, başka bir gün de aynı olayın canlandırmasının yapılması gösteriliyor." width="550" height="377" /><p class="wp-caption-text">Francis Alÿs ve Rafael Ortega&#39;nın &quot;Re-enactments&quot; (&quot;Tekrardan sahnelendirme&quot;, 2001) video yerleştirmesinden bir görüntü. Alÿs&#39;in Mexico City&#39;de bir silah dükkanından tabanca satın alıp sokakta dolaştıktan sonra polis tarafından yakalanması,  ayrı bir projeksiyonda da başka bir gün aynı olayın tekrardan canlandırması gösteriliyor.</p></div>
<h3>İnternet</h3>
<p>1995&#8242;den itibaren İnternet&#8217;in ilk dönemlerinde merkezi iletişimin parçalanması, imgelerin kolayca oluşturulması, kopyalanarak iletilmesi, ve etkileşimlerin esnek hale gelmesi sanatçıların ilham kaynağı olurken, aynı zamanda önceki ortamların başına gelen ticarileşme ve merkezileşme eğilimi tedirginlik yaratıyordu.</p>
<div id="attachment_4679" class="wp-caption aligncenter" style="width: 560px"><img class="size-full wp-image-4679" title="internet-delivers-people-Ramsay-Stirling-2008" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/internet-delivers-people-Ramsay-Stirling-20081.gif" alt="Ramsay Stirling, Internet Delivers People (2008) " width="550" height="413" /><p class="wp-caption-text">Ramsay Stirling, Internet Delivers People (2008) </p></div>
<h3>İlk Dönem İnternet Sanatı ve İlk Dönem Video Sanatı</h3>
<p>İnternet sanatının ortaya çıkmasından olgunluğa ulaşması arasında geçen zaman video sanatına göre çok daha kısa sürdü. 1994 sonrası özellikle Vuk Ćosić, Jodi.org, Alexei Shulgin, Olia Lialina ve Heath Bunting öncülüğünde, gözle görülür derecede Fluxus&#8217;tan etkilenerek ortaya çıktı ve &#8220;bildiğimiz haliyle&#8221; yüzyıl biterken sona erdi; başka bir deyişle de ilk dönemini doldurdu.</p>
<div id="attachment_4595" class="wp-caption aligncenter" style="width: 553px"><a href="http://dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/backbone.gif"><img class="size-full wp-image-4595  " title="backbone" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/backbone.gif" alt="backbone" width="543" height="267" /></a><p class="wp-caption-text">Jodi, http://map.jodi.org – Jodi&#39;nin web haritası</p></div>
<div id="attachment_5466" class="wp-caption alignnone" style="width: 550px"><img class="size-full wp-image-5466 " title="islemsel-sanatlar-arikan-miharbi-jodi-44" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2010/02/islemsel-sanatlar-arikan-miharbi-jodi-441.jpg" alt="" width="540" height="405" /><p class="wp-caption-text">JODI. 404, 1998</p></div>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1438" title="netartdiagram_tr" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2008/08/netartdiagram_tr.gif" alt="Ağ Sanatı Diyagramı" width="471" height="238" /></p>
<p>Tilman Baumgärtel&#8217;in 1997 yılında <a href="http://www.heise.de/tp/r4/artikel/6/6158/1.html">Vuc Cosic ile yaptığı bir söyleşide</a> video sanatı-internet sanatı paralelliği şöyle dile getiriliyordu:</p>
<blockquote>
<p class="fliess"><strong>Tilman Baumgärtel:</strong> Senin işlerine, aynı zamanda Shulgin&#8217;in veya Jodi&#8217;nin de işlerine baktığım zaman, net-art&#8217;ın kendi kendini referans verme özelliği dikkat çekiyor.</p>
<p class="fliess-iv"><strong><span class="iv">Vuk Cosic:</span></strong> Alışılagelmiş bir analoji video sanatı için yapılıyor. Altmışlarda ilk başladığı zaman video sanatı da sıkça kendi kendine referans veriyor idi. Biraz komik bir yöne doğru gelişmiş olan bugünkü video sanatından bahsetmiyorum. Ancak Weibel gibilerin işleri ağırlıklı olarak monitörler, 100 Hertz ve her çeşit gürültü üzerine idi. Sanatçının birdenbire sahip olageldiği video seçeneği ile ilgili idi.</p>
<p class="fliess-iv">Yine de bu konuda kolayca yapılabilecek genellemeler yok. Hiçbirimiz tarihsel avantgarde&#8217;lara gönderme yapan ağlı sanat yapmadık. Aramızda gerçek anlamdı bir dada-sever yok; her ne kadar ben o döneme ait kitapları çılgınca bir şekilde topluyor olsam da. Ancak bir dada web sitesi yok, bu bence tam anlamıyla bir hata olurdu. Bu sıkıcı insanların yapacağı bir iş. Bu yüzden CNN işi yapıyorum. Bu da bir açıdan kendi kendine atıfta bulunuyor. Ağ üzerine, ağın nasıl oluştuğu üzerine düşünmeyi seviyoruz, çünkü onu anlamak istiyoruz. Bu anlama süreci anında bir ifade biçimine dönüşüyor.</p>
<p class="fliess"><strong>Tilman Baumgärtel:</strong> Ağ sanatı ve video sanatı arasındaki çarpıcı bir paralellik, sanatçıların televizyon veya videoyu ilk keşfettiklerinde yaptıkları bu ortamları parçalamış ve yoketmeye yeltenmiş olmaları. Şimdi de aynı şey ağ üzerinde gerçekleşiyor.</p>
<p class="fliess-iv"><strong><span class="iv">Vuk Cosic:</span></strong> Aynen! Yaptığım birçok HTML dosyası tarayıcıların çökmesine neden olmuştu. Programlarken bir yerde hata yapıyordum. Sonra kendi kendime sordum: Bu bir eksi mi yoksa artı mı? Sonra da o noktaya nasıl geldiğimi anlmaya çalıştım. Hatadan kaçınmak yeterli değildi, belirli bir hatayı tam anlamıyla kavramaya çalıştım, eski tarayıcıları çökerten frame&#8217;ler veya GIF&#8217;lerden sonraki dönemde normal olarak bilgisayarda güzel şeyler yapıyor olduğunu bildiğimiz Javascript kodlarına kadar.</p>
<p class="fliess-iv"><strong>Tilman Baumgärtel:</strong> Peki sanatçıların yeni bir ortam ile karşılaştıklarında yapısal çözümleme yapma konusundaki bu ilk reflekslerinin sebebi nedir?</p>
<p class="fliess-iv"><strong><span class="iv">Vuk Cosic:</span> </strong>Yaptığımız iş belli kurallara dayanmıyor. Diğer sanat biçimlerinde olduğu gibi, tamamen kişisel. Bana göre, her yeni ortam eski kuşakların düşlerinin maddeleşmesinden ibaret. Bu kulağa bir komplo teorisi gibi gelebilir ama Marcel Duchamp, Joseph Beuys veya ilk kavramsalcılar tarafından icat edilen çeşitli kavramsal araçlara baktığın zaman, bunlar bugün her email yollayışımızda kullandığımız günlük rutinler haline gelmiş durumda. Her Netscape&#8217;i açmak veya Yahoo&#8217;da herhangi bir URL&#8217;ye basmak, 80 yıl önce sadece Duchamp ve iki en iyi arkadaşı tarafından anlaşılabilen ileri seviyede sanatsal jestler olabilecek iken bugün gündelik yaşam içinde gayet normal davranışlar. Herhangi bir alan, biçim, formdaki bu rastlantısallık o zamanlar için çok tuhaf kaçabilirdi. Veya aynı anda hem burada hem de başka bir yerde sanatsal olarak anlamlı olabilecek işler yapabiliyor olmak! Bir kişinin New York&#8217;ta, diğer birinin Tokyo&#8217;dan telefon ile haberleşerek aynı şeyi yaptıkları &#8211; güneşe bakmak gibi &#8211; sanat projelerini hatırlarsın, bunu bugün sürekli webcam&#8217;ler ile yapıyoruz! Bu uzaklığın ortadan kaldırılışını çok ilgi çekici buluyorum. Belki bu <em>Internet&#8217;in geçmiş kuşakların düşlerinin maddeleşmesi </em>olduğu tezinin küçük bir kanıtı. Eylül ayında Finlandiya&#8217;da, sanatın bugüne kadar sadece Internet&#8217;in yerini tutmaya çalışmış olduğunu savunan bir konuşma yapacağım. Bu elbette bir şaka. Sanatçıların geçmişte yaptıklarına bu kadar çok saygı duyan çok az insan tanıyorum.</p>
<p class="fliess"><strong>Tilman Baumgärtel: </strong>Bugün ağ sanatında birçok derin düşünce var. Bu, dahi sanatçının tuval üzerine biraz boya atıp bunun ne anlama geldiği fikrini bizlere, izleyiciye bıraktığı diğer sanat akımlarından çok farklı&#8230;</p>
<p class="fliess-iv"><strong><span class="iv">Vuk Cosic:</span> </strong>Evet, biz bir açıdan Duchamp&#8217;ın ideal çocuklarıyız.  Sen ve ben ve bu konferanstaki tüm diğer insanlar, hepimiz çok okuyoruz. Bu konuda alçakgönüllü olmaya gerek yok, çünkü bununla gurur duyuyoruz. Çok okuyoruz, çok çalışıyoruz, aynı zamanda yaratıcıyız, çünkü Internet ortamı bizim böyle olmamıza olanak veriyor.</p>
<p class="fliess-iv">
<div id="attachment_5468" class="wp-caption alignnone" style="width: 550px"><img class="size-full wp-image-5468 " title="islemsel-sanatlar-arikan-miharbi-AlexeiShulhin-41" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2010/02/islemsel-sanatlar-arikan-miharbi-AlexeiShulhin-41.gif" alt="" width="540" height="405" /><p class="wp-caption-text">Alexei Shulgin. FormArt Yarışması, 1997</p></div></blockquote>
<div id="attachment_4602" class="wp-caption aligncenter" style="width: 544px"><a href="http://dugumkume.org/wp-admin/wp-content/uploads/2009/03/lifesharing.gif"><img class="size-full wp-image-4602  " title="lifesharing" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/lifesharing.gif" alt="lifesharing" width="534" height="400" /></a><p class="wp-caption-text">0100101110101101.org &quot;Life Sharing&quot; (2000-2003)</p></div>
<p>Video sanatı ile Internet sanatı arasındaki paralelliğe dikkat çeken başka bir örnek, Küratör Steve Dietz&#8217;in, David Antin&#8217;in 1975&#8242;te yazdığı <a href="http://pzacad.pitzer.edu/~mma/teaching/MS71/reading/antin.pdf">Video: Ortamın Ayırt Edici Özellikleri</a> isimli makalesini 2000 yılında tekrar alıp orijinal metinde geçen <strong>video sözcüklerini ağ ile yer değiştirdiği</strong> metin:</p>
<blockquote><p>Ağ sanatı. Şüphe kaldırır bir isim. İyi bir isim. Bütün soruları açık bırakmasına rağmen yine de hepsini sormayı başarıyor. Bu yeni bir sanat biçimi, yeni bir tarz mı? Bilgisayar monitöründe teşhir edilmesi ile tanımlanmış özel bir sahnede yürütülen değerli etkinlikler antolojisi mi? İşleri esas olarak &#8220;sanat dünyası&#8221; içinde sergilenen özel bir grup insan &#8211;sanatçılar&#8211; tarafından yürütülen  ağ etkinliği &#8212; SANATÇILARIN AĞ ETKİNLİĞİ? Online katalogdaki isimleri incelenmesi sonucunda, basit ama pek de yeterli olmayan SANATÇILARIN AĞ ETKİNLİĞİNDEN bahsettiğimiz cevabı ortaya çıkıyor. Bu ayrı olarak ele alınabilecek bir sınıf mı? Sanatçılar hemen hemen on yıldır ağda eserler veriyorlar &#8212; tek tük hacker işlerini ve Ivan Sutherland&#8217;in 1962 tarihli &#8220;Eskiz Defteri&#8221;ni saymazsak &#8212; ve ağ etkinliği ancak 5 yıldır galeri yaşamının bir gerçeği olarak kabul edilmiş durumda. Şimdiye kadar birçok karma sergi, panel, sempozyum düzenlendi, tamamıyla bu fenomene adanmış dergi sayıları çıktı, çok haklı sebeplerden giderek daha fazla sanatçının ağları kullanıyor ve sanat dünyasından çıkan en iyi işlerin bazılarının ağda gerçekleşiyor. Bu yüzden ağ fenomenini kutlayan bir söylem doğdu. Daha doğrusu iki söylem: Birincisi, McLuhanvari media konuşması ve iletişim kuramı parçaları ile donatılmış çoşkulu bir çeşit karşılama konuşması; diğeri &#8220;mecranın kendine has özellikleri&#8221;ni oturtmaya yönelik gergin bir çaba. Söylem 1 &#8221;cyberscat&#8221; [!], Söylem 2 ise, &#8220;biçimcilik&#8221; olarak geçebilecek konularla ilgilendiği için &#8220;formalist rap&#8221; olarak adlandırılabilir.</p></blockquote>
<h3>&#8220;İnternet&#8221;ten &#8220;Web Servisleri&#8221;ne</h3>
<p>&#8220;Televizyon&#8221;un başrolü &#8220;TV programları&#8221;na bırakması gibi Internet&#8217;te de &#8220;genel olarak web&#8221; yerini &#8220;web servislerine&#8221; bırakmaya başladı. Web formları, kaynak kodu, HTML, Javascript, modem, bağlantı hataları, yükleme süresi, tarayıcı özellikleri gibi konular yerini Google, Flickr, YouTube, MySpace gibi kullanıcıların üretim yaptığı web servisleri ve bunların yöntemlerini kullanan Amazon, eBay gibi yaygın alışveriş/ticaret siteleri ile ilgili konulara bıraktı.</p>
<p>Web servisleri de TV programlarında olduğu gibi bedava reklam taşıyarak varolabiliyorlardı. Kitlelere yönelik TV reklamları yerini bireyleri hedefleyen net ölçülebilir reklamlara bırakırken, bedava-ürün-reklam-geliri iş modeli web servisleri ile şiddetini arttırdı, çok izleyici hedefi çok kullanıcı hedefine, tekdüze kitlesel içerik amatör kitlesel içeriğe dönüştü. Diğer yandan sosyal ağ servisleri yayıldıkça ve üstüste bindikçe dağıtık kimlik, mahremiyet, gerçeklik, versiyonlandırma, sömürü, hiper yerel durumlar sanatçıların yeni odak noktaları olmaya başladı.</p>
<p><em>Devam edecek&#8230;</em></p>




<div style="margin-bottom:30px; margin-top:30px;">	
<h4>İlgili Yazılar</h4>
<ol>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/etkilesimli-sanat-icin-siniflandirilmalar" rel="bookmark">Etkileşimli Sanat için Sınıflandırmalar</a><!-- (7.46561)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/tarayici-sanatinin-dunu-bugunu" rel="bookmark">Tarayıcı Sanatının Dünü, Bugünü</a><!-- (7.33181)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/kutsal-ates-sayisal-zamanlarin-sanati" rel="bookmark">Kutsal Ateş: Sayısal Zamanların Sanatı</a><!-- (7.11741)--></li>
	</ol>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dugumkume.org/tvye-karsi-video-sanati-internete-karsi-agli-sanat-i/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Paylaşmayın.siz</title>
		<link>http://www.dugumkume.org/paylasmayin-siz</link>
		<comments>http://www.dugumkume.org/paylasmayin-siz#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Jun 2009 04:40:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cenk Dölek</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[ağ]]></category>
		<category><![CDATA[ceza]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık]]></category>
		<category><![CDATA[haklar]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[p2p]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşım]]></category>
		<category><![CDATA[protokol]]></category>
		<category><![CDATA[Rapidshare]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[web]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://dugumkume.org/?p=4254</guid>
		<description><![CDATA[Almanya Hamburg yerel mahkemesi kullanıcıların istedikleri gibi dosya yükleyerek paylaşmalarını sağlayan Rapidshare.com&#8216;u (RS) 34 milyon dolar ceza ödemeye mahkum etti. Bir işletmenin tarihe karışması için yeterli bir meblağ.
Bu ve benzeri servislerin ne suçu var? Sistem kendisi içerik üretmiyor, sistemin kullanılış biçimi konusunda insanları yönlendirmiyor. John Doe seçiyor sakıncalı dosyayı oraya yerleştirip başkalarıyla paylaşmayı. Sistemin sağladığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><img class="alignleft size-full wp-image-4255" style="margin-left: 15px; margin-right: 15px;" title="c" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/06/c-2.gif" alt="c-2" width="306" height="304" />Almanya Hamburg yerel mahkemesi kullanıcıların istedikleri gibi dosya yükleyerek paylaşmalarını sağlayan <strong><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/RapidShare">Rapidshare.com</a></strong>&#8216;u (RS) 34 milyon dolar ceza ödemeye mahkum etti. Bir işletmenin tarihe karışması için yeterli bir meblağ.</p>
<p>Bu ve benzeri servislerin ne suçu var? Sistem kendisi içerik üretmiyor, sistemin kullanılış biçimi konusunda insanları yönlendirmiyor. John Doe seçiyor sakıncalı dosyayı oraya yerleştirip başkalarıyla paylaşmayı. Sistemin sağladığı şeyler disk alanı, yüklemek için araçlar vs değil mi?</p>
<p>Gün geçtikçe daha çok sayısallaşan, teknolojik araçlar sayesinde birbirine daha kolay ve hızlı bağlanan hayatlarımızda yeni sayılabilecek bir bahistir dijital meta paylaşımı. Kafalar eski, toplumun davranışı yeni.</p>
<p><!--:--><span id="more-4254"></span><!--:tr--></p>
<p><strong>Cezalar çok ağır</strong></p>
<p>RS davası dünya çapında 65.000&#8242;in üzerinde besteci ve müzik yayımcısını temsil ettiğini belirten hak koruyucu kuruluş GEMA tarafından açılmış. Verilen cezanın maddi kısmı bir yana, mevcut yapının gözden geçirilip kopyalama hakları açısından denetlenmesi ve sakıncalı içeriğin temizlenmesi de isteniyor. Sanki milletin şifrelendirdiği sıkıştırılmış dosyaları açıp içine bakabileceklermiş gibi. İlginçtir, rapidshare yurdumuzda yasaklı olan siteler arasında değil. <span style="color: #808080;">(Ne uğraşıyorsun dava mava kardeşim zaten Türkiye gibi yap, kapat musluğu &#8211; internetleri &#8211; gitsin! )</span></p>
<p>Aralarında Warner Brothers, Columbia, Twentieth Century Fox, Sony BMG ve de EMI bulunan bazı büyük medya şirketlerinin kazançlarına zarar verdikleri belirtilerek <strong><a href="http://thepiratebay.org">The Pirate Bay</a></strong> (TPB) sitesinin kurucuları Fredrik Neij, Gottfrid Svartholm Warg, Peter Sunde Kolmisoppi ve patronları Carl Lundstrom da 1 yıl hapis ve  3.6 milyon dolar maddi tazminat ödeme zorunluluğu ile cezalandırıldılar. Mahkeme TPB&#8217;cilerin bu işten milyon dolarlar kazandığını varsaymış olsa gerek, ödettirmek istemiş. Site sahipleri açıklamalarında &#8221;Bizim için bir miyon dolar ya da bir milyar dolar talep etmeleri arasında fark yok. Biz zengin değiliz ve ödeyecek paramız yok&#8221; demişler. Hakikaten de banner reklam dışında bir gelirleri yok.  Bu dava sonucu verilen karara itiraz edilmiş, önümüzdeki yıllarda neler olacak hep birlikte göreceğiz.</p>
<p>Cezaların yok etmek, kafa koparmak için verilmiş olduğunu düşünmeden edemiyoruz.</p>
<p><strong>Merkezi otorite dağıtık sistemleri kontrol edebilir mi?</strong></p>
<p>Bildiğiniz gibi TPB dosyaları kendisi barındırmıyor ve paylaşılma işlemini tetiklemiyor. Yurdumuzda ortalama kullanıcıya yasaklanan &#8211; ortalama üstü kullanıcı çoktan yasakları aştı bile &#8211; sistem dünyanın kullanıcısı tarafından yaşatılıyor. Ayrıca, sunucuları adem-i merkeziyetçi (<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Peer-to-peer">dağıtık</a>) bir şekilde başka ülkelere de yayılmış durumda. Engellenmesi pek zor. Arada sınırlar var.</p>
<p>Sadece teknik altyapıdan kaynaklanan durumlar da değil kontrolu zorlaştıran. Kullanıcılar ve destekçilerden büyük tepki var. Özgürlüklerinin kısıtlandığını düşünen kitle tarafından davacı grupların sitelerine saldırılar düzenleniyor. Yerleştirilen mesajların biri TPB davasının savcısı Peter Danowsky&#8217;yi hedef alarak şöyle diyordu: &#8221;Yalan söylemeyi bırak Peter Danowsky! Sen bizi sansürle, biz de seni sansürleriz. Bu senin asla kazanamayacağın bir savaş. Öyle ya da böyle halk her zaman kazanır. İnsanlar her zaman özgürlerine sahip olacaklar. Arkamızda duran kardeşlerimizle birlikte bu savaşı biz kazanacağız!&#8221;</p>
<p><strong>Zararlı mı yararlı mı? Kime?</strong></p>
<p>Müzik eserlerini serbestçe birbirimize versek ne zararı var? Karşılığında ücret ödemeden &#8221;işitmek&#8221; gerçekten düzene zarar veriyor mu? Ağlı bağlı hayatımda bir çok kanaldan bilgilenebiliyorum. Örneğin; Engin sürekli dinlediği, sevdiği bir eseri işaretledi diyelim. Ben de bunu üyesi olduğum sosyal ağ ortamı vasıtasıyla gördüm, daha önce hiç duymadığım bir grupla tanıştım. Sevdim. Konserine gitme fırsatım olduğunda helal olsun verdiğim paraya demez miyim? Derim. Koşarak gitmem yetmezmiş gibi arkama eşi dostu takmaz mıyım? Takarım. Komşuluğum olan ağlarda bahsi geçse başkalarına tavsiye etmez miyim? Ederim. Eser sahibi, ilgilileri kayba uğradı mı?</p>
<p>Filmler? Günümüzde &#8211; ana akış mı desem karar veremedim &#8211; sinema endüstrisi gösterimlerden ve DVD satışlarından başka şekillerde de gelir elde ediyor. Transformers oyuncakları, konsol oyunları, Buzz Lightyear &#8211; Toy Story yatak örtüsü, Twin Peaks duvar kağıdı, Nightmare Before Christmas not defteri, Donnie Darko tişörtü. Filmini ücretsiz izlemiş olmam bu ürünleri satın almama engel olur mu? Olmaz gibi. Aksine, görmeseydim sevmeseydim nasıl ilgi duyacaktım?</p>
<p>Sinema salonunda film izlemek, konserde müzik dinlemek oturma odası deneyimi ile kıyaslandığında oldukça farklı ve bence hiç bir zaman terk edilmeyecek tadlar. İnternetten film indirenler sadece evlerinde film seyreden ve artık hiç sinemaya gitmeyen insanlar olabilir mi? DVD, CD de satın alırlar, internetten de indirirler, gişeden bilet de alırlar.</p>
<p>Bir de yazılım mevzusu var. Ticari işlerde, büyük gelir getirici düzenlerde hiç kimse yasal olmayan şekilde yazılım kullanmaz, kullanamaz. Bir sürü sebebi vardır bunun: güvenlik, destek, saygınlık, kanuni denetimler, güncellemeler, devamlılık gibi. Paylaşım ortamlarından edinilen yazılımdan genelde öğrenmek için, acaba amacıma hizmet ediyor mu sorusunun cevabını aramak için faydalanılır. Cracker kodunda, &#8221;Yazılım işinizi görüyorsa mutlaka satın alın, maddi gelir elde etmek için kırılmış yazılım kullanmayın&#8221; denir. Çaktırmadan kullanmak her iki tarafı da, üreticiyi de &#8221;korsan&#8221; tüketiciyi de besler aslında.</p>
<p>Yakından tanıdığımız bir örnek: Pazar hakimi işletim sistemi yaratıcısı Microsoft&#8217;un Windows dağıtımlarını <a href="http://www.kaboodle.com/reviews/fckgw-windows-key-shirts">düdükten bir şifre</a> ile koruyor olması size komik gelmiyor mu? Başka bir sistem geliştiremeyecek kadar aptal olabilirler mi? Aksine insanların kopyalamasına müsaade ettiler de öğrendik, kullandık, tanıdık. Bugün dünyanın büyük çoğunluğu Windows&#8217;u &#8216;bilgisayar&#8217; zannediyor, işletim sistemi nedir, başkaları var mı bilmiyor, merak da etmiyor. İyi bir iş bulabilmek için Word, Excel&#8217;i mutlaka bilmem lazımı biliyor. Yüz küsür dolarlık lisanslı CD satışından uğradığı varsayılan zarara karşılık, bağımlılığımızı kazandılar. Çok büyük bir kazanç. Aslında hala kendize uygun bir <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Comparison_of_Linux_distributions">Linux</a> dağıtımı seçip Ms platformu muadili araçlara hiç bir ücret ödemeden sahip olabilirsiniz, eskiden de olabilirdiniz. Bak sen paylaşımın gücüne, yıllar yıllar yıllar öncesinden geliyor. Belki de <a href="http://www.muhteviyat.com/2008/10/01/testt/">nörd</a>lerin insanın tabiatı ve eğilimleri hakkında hepimizden çok daha fazla bilgi sahibi olduklarının ispatıdır bu. Hepimiz yasakları delmek, engelleri aşmak istiyoruz değil mi?</p>
<p>Dijital paylaşım çok zararlıdır, çalmaktır, sadece alır götürür diyemeyiz diye düşünüyorum. Döngü halinde birbirini tetikleyerek etkileşen, daha karmaşık bir durumla karşı karşıyayız. Üreteni de tüketeni de bir biçimde etkiliyor.</p>
<p><strong>Yeni dünya, yeni yayım biçimi<br />
</strong></p>
<p>Müzik ve film üreticileri pazarın yeni davranış biçimlerine çoktan uyum sağladı bile. İnternette <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/In_Rainbows_(alb%C3%BCm)">albümlerin</a> bütün haliyle <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Zeitgeist">filmlerin</a>, üreticileri tarafından serbestçe dağıtıldığını görüyoruz. Zaten müzisyenler albüm satışından değil, canlı icralarından maddi gelir elde ediyor. Sinema endüstrisi çalışanları, elde ettikleri tanınırlık bilinirlik sayesinde gelecekteki bir üst seviye işi belki de insanların paylaşmışlığı sayesinde alabiliyor?</p>
<p>Internet reklamlarının satışlara olan katkısının tam olarak tespit edilemeyişi gibi bir <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Sayfada_kalma_s%C3%BCresi">durum</a> var ortada. Paylaşımın rakamsal etkilerini kimse bilemiyor.</p>
<p>Sen yeter ki iyi bir şey yap, para harcaman gerekmiyor, organik kampanyan zaten kendi kendine yürüyor. Kontrol yok, zorlama, hipnotize etme, yönlendirme yok.</p>
<p>Bir bağış (&#8221;donation&#8221;) kültürü oluştu internette, ücretsiz verilen metalara karşı bir takdir mekanizması, gönlünden ne koparsa. Uluslara göre farklılık gösteriyor olması bir yana, genelde kullanıcıların üreticileri gerçekten takdir ettiklerini görüyoruz. Ne güzel, kendi kendine oluşmuş ağlı bağlı ahlak.</p>
<p><strong>Kendini adaletin güçlü kollarına bırak</strong></p>
<p>Hedefler belirleyerek merkezden yayan, kitabından türlü stratejiler kullanan popüler medya hizmetleri veren şirketlerin meta paylaşımınının karşısında durması, bundan korkması çok doğal. Bilmiyor, tanımıyor, anlamıyor, yaşamıyorlar. Yazılmadı, çizilmedi, ispatlanmadı, denkleme dönüştürülmedi, henüz kayıtlara geçmedi.</p>
<p>Savaş Napster, Kazaa gibi örnekler ile başlamıştı, halen devam ediyor. Muhtemelen 50 üstü yaşlarında olan mahkeme mensuplarının ilk başta basit bir korsan kopyalama hadisesi gibi görünen bu konuyu tam olarak anlayıp değerlendirilebileceklerini düşünmüyorum. <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Totalitarizm">Onlar</a> başka bir çağın evlatları. Bu konularda çalışmalar yapılacağına, sosyal adalet için, yeni hayatı anlamak adına ilerlemeler kaydedilmesi için girişimlerde bulunulacağına göze batan, tehlikeli gibi görünen oluşumlara sırayla saldırılıyor.</p>
<p>Değişen dünya düzeninin oluşturduğu bilinmeyenlerin kabarık faturası RS ve TPB gibi servislere kesilerek benzeri yapılar kurma ihtimali olan yeni nesle de gözdağı verilmiş oluyor.</p>
<p>Yok edici cezalar ve yaptırımlar üreticilerin haklarını sözde korurken aslında aynı zamanda ağlı yayım sayesinde elde edilecek yan kazançları da engellemiş olmuyorlar mı?</p>
<p>Ben yeni dönemi yaşayan bir insan olarak paylaşmanın herkes için öyle ya da böyle faydalı olacağını düşünüyorum.<!--:--></p>




<div style="margin-bottom:30px; margin-top:30px;">	
<h4>İlgili Yazılar</h4>
<ol>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/internet-yasagi-nasil-asilir" rel="bookmark">İnternet Yasağı Nasıl Aşılır?</a><!-- (5)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/internet-ile-web-arasindaki-fark" rel="bookmark">Internet ile Web Arasındaki Fark</a><!-- (4.48321)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/ifade-ozgurlugu-yazilimlari" rel="bookmark">İfade Özgürlüğü Yazılımları</a><!-- (4.32705)--></li>
	</ol>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dugumkume.org/paylasmayin-siz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Her Köye Bir Mini Nükleer Enerji İstasyonu</title>
		<link>http://www.dugumkume.org/her-koye-bir-mini-nukleer-enerji-istasyonu</link>
		<comments>http://www.dugumkume.org/her-koye-bir-mini-nukleer-enerji-istasyonu#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Mar 2009 17:16:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Arikan</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[güç]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[üretim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dugumkume.org/?p=2312</guid>
		<description><![CDATA[
Atom bombasının icat edildiği Los Alamos Laboratuvarı&#8217;nda mini nükleer enerji istasyonu kurma teknolojisi geliştirildi. İstasyon başı 20,000 eve enerji sağlayabilecek teknolojinin kullanılması için ihale açıldı, Hypreion enerji şirketi ihaleyi kazandı ve üretime başladı.
Tipik olarak devletin veya dev küresel şirketlerin kontrolünde olan nükleer enerji artık kendin pişir kendin ye boyutlarına geliyor. Türkiye&#8217;de potansiyel nükleer enerji üreticlerinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><img class="alignnone size-full wp-image-3619" title="hyperion-power-module-water-blue" src="http://dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/hyperion-power-module-water-blue.jpg" alt="hyperion-power-module-water-blue" width="632" height="374" /></p>
<p>Atom bombasının icat edildiği Los Alamos Laboratuvarı&#8217;nda <a href="http://www.guardian.co.uk/environment/2008/nov/09/miniature-nuclear-reactors-los-alamos">mini nükleer enerji istasyonu kurma teknolojisi</a> geliştirildi. İstasyon başı 20,000 eve enerji sağlayabilecek teknolojinin kullanılması için ihale açıldı, <a href="http://www.hyperionpowergeneration.com/">Hypreion</a> enerji şirketi ihaleyi kazandı ve üretime başladı.</p>
<div id="attachment_3620" class="wp-caption alignright" style="width: 396px"><img class="size-full wp-image-3620" title="hyperion-power-module-hpg" src="http://dugumkume.org/wp-content/uploads/2009/03/hyperion-power-module-hpg.jpg" alt="hyperion-power-module-hpg" width="386" height="288" /><p class="wp-caption-text">Hyperion Power Module (HPG)</p></div>
<p>Tipik olarak devletin veya dev küresel şirketlerin kontrolünde olan <a href="http://dugumkume.org/kendi-nukleer-enerjini-kendin-uret">nükleer enerji artık kendin pişir kendin ye boyutlarına geliyor</a>. Türkiye&#8217;de potansiyel nükleer enerji üreticlerinden karşısında duran aktivistlerine kadar bir olgunlaşma süreci yaşanadursun, Hypreion&#8217;un ve benzeri şirketlerin neredeyse tüketim ürünü sınıfındaki enerji modülleri satılmaya başladığında hem nükleer enerji karşıtlarının hem devletin aklı gidecektir. Milli elektrik ağından kopuk kendi kendine enerji üretip tüketebilen edebilen bölgeler olabilir. Bir yanda serbest pazar ekonomisinin vahşiliğine yetişemeyen siyasiler milli birlik beraberlik elden gidiyor diye tutuşurken, diğer yanda neo-neo-liberal partiler oy satın almak için köylere nükleer enerji modülleri dağıtıyor olabilirler 2015 seçimlerinde.</p>
<p>Sonra nükleer sanattan konuşuyor olabiliriz uranyum günlük hayata yerleştiğinde kültürel reflekslerimiz nükleeri yediğinde.</p>
<p><strong>İlgili yazılar:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://dugumkume.org/nukleer-saadet-zinciri">Nükleer Saadet Zinciri</a>, Burak Arıkan</li>
<li><a href="http://dugumkume.org/kendi-nukleer-enerjini-kendin-uret">Kendi Nükleer Enerjini Kendin Üret</a>, Burak Arıkan</li>
<li><a href="http://www.uxc.com/fuelcycle/uranium/production-uranium.html">Dünya’da kim ne kadar uranyum üretiyor</a></li>
<li><a href="http://www.iaea.org/programmes/a2/">Dünya nükleer reaktörler haritası</a></li>
</ul>
<p><!--:--></p>




<div style="margin-bottom:30px; margin-top:30px;">	
<h4>İlgili Yazılar</h4>
<ol>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/kendi-nukleer-enerjini-kendin-uret" rel="bookmark">Kendi Nükleer Enerjini Kendin Üret</a><!-- (24.1376)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/bugun-kuresel-isinma-icin-ne-yaptin" rel="bookmark">Bugün Küresel Isınma İçin Ne Yaptın</a><!-- (3.53115)--></li>
	</ol>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dugumkume.org/her-koye-bir-mini-nukleer-enerji-istasyonu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Internet&#8217;in Üç Platformu</title>
		<link>http://www.dugumkume.org/internetin-uc-cesit-platformu</link>
		<comments>http://www.dugumkume.org/internetin-uc-cesit-platformu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Feb 2009 13:10:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Arikan</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[ağ]]></category>
		<category><![CDATA[API]]></category>
		<category><![CDATA[arayüz]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[DK03]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[endüstri]]></category>
		<category><![CDATA[gizlilik]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[küme]]></category>
		<category><![CDATA[platfom]]></category>
		<category><![CDATA[programlama]]></category>
		<category><![CDATA[tipoloji]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dugumkume.org/?p=824</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Internet üzerinde 3 çeşit platform vardır&#8221; diye yazmıştı ilk web tarayıcısının mimarlarından Marc Andreessen bir buçuk yıl kadar önce. Aktif bir girişimci yatırımcı programcı olan Andreessen beyaz yaka sosyal ağ platformu Ning.com&#8217;u büyütmekle meşguldü. Bununla uğraşırken ortaya koyduğu Internet platformları gözlemi günümüzün üretim biçimlerini anlamak için önemli çatı oluşturuyor.
Günümüzde bir web servisi sadece servis değil, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr-->&#8220;<a href=" http://blog.pmarca.com/2007/09/the-three-kinds.html">Internet üzerinde 3 çeşit platform vardır</a>&#8221; diye yazmıştı ilk web tarayıcısının mimarlarından Marc Andreessen bir buçuk yıl kadar önce. Aktif bir girişimci yatırımcı programcı olan Andreessen beyaz yaka sosyal ağ platformu Ning.com&#8217;u büyütmekle meşguldü. Bununla uğraşırken ortaya koyduğu Internet platformları gözlemi günümüzün üretim biçimlerini anlamak için önemli çatı oluşturuyor.</p>
<p>Günümüzde bir web servisi sadece servis değil, aynı zamanda üzerinde dışarıdan uygulamaların çalışabildiği bir platform. Programlanabilir bir sistem. Servisin belirli özellikleri <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/API">API (&#8220;Application Programming Interface&#8221;)</a> yoluyla açık tutuluyor. Ayrıntılarına burada girmiycem, basitçe API bir web servisine programatik, yani başka programlardan erişim sağlıyor. Web servisinin sahipleri dışında birileri servisi kullanan başka uygulamalar geliştirebiliyor. Mesela Facebook&#8217;da bir zombie oyunu, bir gelişmiş poke uygulaması, veya profilinize bakanları görme kutusu bunlara örnek. Bu uygulamları Facebook değil mesela Kaliforniya&#8217;da bir lise öğrencisi, Filipinler&#8217;de bir memur, veya Türkiye&#8217;de bir web ajansı geliştiriyor.</p>
<p>Internet&#8217;de bulunan platformların 3 çeşit olduğunu söylüyor Andreessen, özetle şöyle:</p>
<h3>1. Erişim API</h3>
<p>Uygulama platformdan veri okur platforma veri yazar, ve sadece kendi web adresinde yaşar. Tüm işletme geliştiriciye ait. Örnek: Flickr, Delicious, Twitter ve bunları dışardan kullanan uygulamalar.</p>
<h3>2. Eklenti API</h3>
<p>Uygulama veri okuma yazma yanında, platformdan erişilebilir. Uygulama kendi web adresinde değil platform içinde gömülü kullanılablir. Yine tüm işletme geliştiriciye ait. Gösterim kontrolü platforma ait. Örnek Facebook ve üzerinde çalışan uygulamalar.</p>
<h3>3. Canlı ortam</h3>
<p>Uygulama tamamiyle platformda çalışıyor. Geliştirici uygulamayı geliştirdikten sonra kodu platforma yüklüyor ve hemen hiç bir işletme kaynağı harcamıyor.  Örnek: Ning, Salesforce, SecondLife, Amazon EC2 S3, Google App Engine, Akamai Edge.</p>
<p>İlkinden sonuncusuna doğru platfom sahibinin hem sorumlulukları artıyor hem geliştiricinin emeklerini sömürme kapasitesi artıyor.</p>
<p>Bu yazıyı bir buçuk yıl kadar önce yazmaya başlamış bırakmıştım, şimdi rafdan alıp toparladım. Bugün artık bu üç platform tipinden ayrılmış yeni yaklaşımlar var. Serbest pazar ve rekabet bu son saydığımız canlı platform türünün DNA&#8217;sını değiştirerek paralı servis olmaya zorladı. Artık parayla alınıp satılan &#8220;cloud computing&#8221; servisleri kullanır olduk.<!--:--></p>




<div style="margin-bottom:30px; margin-top:30px;">	
<h4>İlgili Yazılar</h4>
<ol>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/iphone-pazar-yeri" rel="bookmark">iPhone Pazar Yeri Açıldı</a><!-- (12.0852)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/ilk-iphone-uygulamasi" rel="bookmark">İlk iPhone Uygulaması</a><!-- (10.5061)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/faydali-cep-uygulamalari" rel="bookmark">Faydalı Cep Uygulamaları</a><!-- (6.80817)--></li>
	</ol>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dugumkume.org/internetin-uc-cesit-platformu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Firefox Korsanları Amazon.com&#8217;u Ele Geçirdi: Yılbaşı Alışverişleri Bedava!</title>
		<link>http://www.dugumkume.org/firefox-korsanlari-amazoncomu-ele-gecirdi-yilbasi-alisverisleri-bedava</link>
		<comments>http://www.dugumkume.org/firefox-korsanlari-amazoncomu-ele-gecirdi-yilbasi-alisverisleri-bedava#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Dec 2008 21:13:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Arikan</dc:creator>
				<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[aktivizm]]></category>
		<category><![CDATA[amazon.com]]></category>
		<category><![CDATA[bittorrent]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık]]></category>
		<category><![CDATA[karşı hareket]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dugumkume.org/?p=2555</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın en büyük online dükkanı Amazon.com korsanların saldırısına uğradı. &#8220;Pirates of the Amazon&#8221; denilen bir Firefox tarayıcı eklentisi Amazon.com&#8217;a beş kuruş ödemeden alışveriş yapmanızı sağlıyor. Amazon ürün sayfalarında görülen &#8220;bedava indir&#8221; bağlantısı ürünü bitTorrent dağıtık dosya payaşım sistemi üzerinden bedava indirmenizi sağlıyor. Kitap, DVD, CD, oyunlar dahil yani kısaca tüm sayısal ürünler için çalışıyor.
Pirates of [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><img src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2008/12/amazon-pirate-logo.jpg" alt="" title="amazon-pirate-logo" width="150" height="195" class="alignright size-full wp-image-2556" />Dünyanın en büyük online dükkanı Amazon.com korsanların saldırısına uğradı. &#8220;<a href="http://pirates-of-the-amazon.com/">Pirates of the Amazon</a>&#8221; denilen bir Firefox tarayıcı eklentisi Amazon.com&#8217;a beş kuruş ödemeden alışveriş yapmanızı sağlıyor. Amazon ürün sayfalarında görülen &#8220;bedava indir&#8221; bağlantısı ürünü bitTorrent dağıtık dosya payaşım sistemi üzerinden bedava indirmenizi sağlıyor. Kitap, DVD, CD, oyunlar dahil yani kısaca tüm sayısal ürünler için çalışıyor.</p>
<p><em>Pirates of the Amazon</em> sitesi şu anda gördüğü ilgiden dolayı çakılmış durumda. Ama eklenti çoktan internet&#8217;de dolaşmaya başladı. Pirates of the Amazon Firefox eklentisini hemen şu bağlantıya tıklayarak tarayıcınıza yükleyebilirisiniz:</p>
<p><a href="http://torrentfreak.com/files/piratesoftheamazon.xpi">http://torrentfreak.com/files/piratesoftheamazon.xpi</a></p>
<p>Amazon.com bitTorrent için bir <em>arayüz</em> oluyor bu eklentiyle. <a href="http://www.bittorrent.com/">bitTorrent</a> dünyanın en büyük <em>dağıtık dosya paylaşım</em> sistemi. <a href="http://torrentfreak.com/bittorrent-dominates-internet-traffic-070901/">Internet trafiğinin yaklaşık %40</a> gibi büyük bir kısmının sadece bitTorrent dosya alışverişlerinden kaynaklandığını düşünürseniz Amazon.com&#8217;un ne kadar zor bir duruma düştüğünü anlayabilirsiniz. <em>Pirates of the Amazon</em> projesi <em>alışveriş anı</em>na çomak sokuyor. Tam bir kitabı satın almak üzereyken &#8220;bedava indir&#8221; düğmesine görüp, tıklayıp indiriyorsunuz. Normalde bitTorrent programını açıp bu kitabın PDF dosyasını aramanız gerekirken bu kısayol bir anda olayı basitleştiriyor, ortalığı altüst ediyor. Silikon vadisi peygamberlerinin dilinden düşürmediği ticaretin altın kuralı &#8220;basitlik&#8221; şimdi kendi varlığını tehdit ediyor.</p>
<p><em>Pirates of the Amazon</em>&#8216;un tasarımcıları stratejik olarak da zamanlamaya dikkat etmişler, alışveriş operasyonlarının en yoğun olduğu yılbaşı arifesini seçmişler. Projeyi geliştirenler bunu bir <em>sanat projesi</em> olduğunu ve <a href="http://torrentfreak.com/firefox-pirates-take-over-amazon-081203/">amaçlarının &#8220;zenginliği dağıtmak&#8221; olduğunu söylüyorlar.</a> Sanat diye duvarda tabloya galeride heykele bakanlar bir kez daha düşünsün.</p>
<p><em>Pirates of the Amazon</em> bence 2008 yılının en önemli hacklerinden biri ve ayrıca Avusturyalı sanat kolektifi UBERMORGEN&#8217;ın <a href="http://www.amazon-noir.com">Amazon Noir</a> projesinden bu yana (bkz Düğümküme Wiki: <a href="http://wiki.dugumkume.org/index.php5?title=%C4%B0%C5%9Flemsel_Sanatlar_Sunumu/A%C4%9Fda_Eylem">Ağda Eylem</a>) Amazon.com&#8217;a yapılan en önemli karşı hareket, en önemli aktivizm olayı.</p>
<p><strong>İlgili Düğümküme yazıları:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/ticari-teknoloji-ile-kulturel-teknoloji-arasindaki-5-fark/">Ticari Teknoloji ile Kültürel Teknoloji Arasındaki 5 Fark</a></li>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/sanat-urununde-nesneden-sisteme-gecis/">Sanat Ürününde Nesneden Sisteme Geçiş</a></li>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/virus-ve-antikor/">Virüs ve Antikor</a></li>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/irak-savasi-bitti/">Irak Savaşı Bitti!</a></li>
</ul>
<p><!--:--></p>





]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dugumkume.org/firefox-korsanlari-amazoncomu-ele-gecirdi-yilbasi-alisverisleri-bedava/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>19</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzay Enflasyonu</title>
		<link>http://www.dugumkume.org/uzay-enflasyonu</link>
		<comments>http://www.dugumkume.org/uzay-enflasyonu#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Aug 2008 14:39:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Arikan</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[ağ]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[çokluk]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[evren]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<category><![CDATA[mikrodalga]]></category>
		<category><![CDATA[teori]]></category>
		<category><![CDATA[uydu]]></category>
		<category><![CDATA[uzay]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dugumkume.org/?p=1463</guid>
		<description><![CDATA[
13.7 milyar yıllık evrenin zaman çizgisinde gösterimi. Sol uçta tahmin edebildiğimiz zamanın başlangıcı, yani Big Bang dediğimiz patlama. Sağ uçta 13.7 milyar yıl sonra biz ve evrendeki mikro dalgaları gözlemleyen bir uydumuz WMAP (Wilkinson Microwave Anisotropy Probe). Kaynak: Evrenin Zaman Çizgisi, NASA
Enflasyon, yani şişme, sadece eknomik değil kozmik ortamda da oluyor. Big Bang teorisine göre [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><img class="alignnone size-full wp-image-1478" title="evren-enflasyon-bigbang" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2008/08/evren-enflasyon-bigbang.jpg" alt="" /></p>
<p>13.7 milyar yıllık evrenin zaman çizgisinde gösterimi. Sol uçta tahmin edebildiğimiz zamanın başlangıcı, yani Big Bang dediğimiz patlama. Sağ uçta 13.7 milyar yıl sonra biz ve evrendeki mikro dalgaları gözlemleyen bir uydumuz <a href="http://map.gsfc.nasa.gov/">WMAP</a> (Wilkinson Microwave Anisotropy Probe). Kaynak: <a href="http://map.gsfc.nasa.gov/media/060915/index.html">Evrenin Zaman Çizgisi, NASA</a></p>
<p>Enflasyon, yani şişme, sadece eknomik değil kozmik ortamda da oluyor. <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Big_bang">Big Bang teorisi</a>ne göre evren bu büyük patlamadan beri genişliyor, ve hatta grafikde gördüğünüz gibi son zamanlarda artan &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Dark_energy">dark energy</a>&#8220;lerin itmesiyle genişleme daha da hızlanmış.</p>
<h3>Evrenin birden fazla başlangıcı mı var?</h3>
<p>Geçtiğimiz günlerde <a href="http://www.hawking.org.uk/">Stephen Hawking</a> bu <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Cosmic_inflation">kozmik enflasyon</a> meselesine, yani evrenin sürekli şişmesine, yeni bir açıklama getirdi.</p>
<p><a href="http://www.telegraph.co.uk/earth/main.jhtml?xml=/earth/2008/06/26/scihawking126.xml">Yeni Hawking teorisine göre</a> evrenin sadece bir başangıcı yok. Evrenin birden fazla başlangıcı var, ve <em>tarih tüm bu başlangıçların uzantısını birarada yaşıyor</em>.</p>
<h3>Dağıtık yapı</h3>
<p>Bu yeni teori atomun içinde olduğu düşünülen <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/String_theory">String Teorisi</a> ile uyumlu. Aynı zamanda da bizim zamanımızın düşünce yapısını destekliyor: dağıtık kaynaklar, dağıtık kontrol, ağlı bağlı üretim. Mesela biyoteknoloji alanında da bir zamanlar DNA&#8217;nın hayatın kaynağı olduğu düşüncesi hakimdi (DNA RNA&#8217;yı, RNA proteinleri, proteinler bizi yapar). Bu hiyerarşik, merkeziyetçi düşünce, Francis Crick tarafından 50 yıl kadar önce formüle edilmiş merkezden-kitleye bir düşüncedir. Bugün ise &#8220;<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Systems_biology">systems biology</a>&#8221; denilen bir yaklaşım geçerlidir. Buna göre DNA bir biyolojik ağ sistemi içinde tüm diğer öğelerle aynı seviyede ilişki içerisindedir ve hayat bütün öğelerin birbirleriyle etkileşimi ile ortaya çıkar, herhangi bir merkezden kodlanmaz veya denetlenmez.</p>
<p>Çoklu başlangıç teorisi ne zaman ispatlanır bilinmez ama Hawking&#8217;in yakaşımı bugünün düşünce yapısını doğrudan yansıtıyor. Özellikle internet kullanan yeni nesiller için kolayca anlaşılır ve kabul edilebilir bir teori.<!--:--></p>




<div style="margin-bottom:30px; margin-top:30px;">	
<h4>İlgili Yazılar</h4>
<ol>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/internette-acik-kimlik-sistemi" rel="bookmark">Internet&#8217;te Açık Kimlik Sistemi</a><!-- (5.47183)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/google-app-engine-uzerinden-youtubea-nasil-erisilir" rel="bookmark">Google App Engine Üzerinden YouTube&#8217;a Nasıl Erişilir?</a><!-- (4.79254)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/kulturel-ve-biyolojik-salginlar" rel="bookmark">Kültürel ve Biyolojik Salgınlar Arasındaki Fark</a><!-- (4.49113)--></li>
	</ol>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dugumkume.org/uzay-enflasyonu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Google App Engine Üzerinden YouTube&#8217;a Nasıl Erişilir?</title>
		<link>http://www.dugumkume.org/google-app-engine-uzerinden-youtubea-nasil-erisilir</link>
		<comments>http://www.dugumkume.org/google-app-engine-uzerinden-youtubea-nasil-erisilir#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Aug 2008 15:58:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ogunduz</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[ağ]]></category>
		<category><![CDATA[appengine]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[platform]]></category>
		<category><![CDATA[programlama]]></category>
		<category><![CDATA[proxy]]></category>
		<category><![CDATA[python]]></category>
		<category><![CDATA[uygulama]]></category>
		<category><![CDATA[yasak]]></category>
		<category><![CDATA[yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[youtube]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dugumkume.org/?p=1450</guid>
		<description><![CDATA[Bu yazıda Google App Engine kullanarak Türkiye&#8217;den erişilebilen YouTube proxy uygulaması nasıl oluşturulur, onu öğreneceğiz. Bu, ucuz reklamlar ve &#8216;ninja hakaretlerinin&#8217; yer almadığı, sıfır maliyetli ve Google engellenmediği sürece varlığını sürdürecek basit bir uygulama olacak. İki tane çalışan YouTube uygulamasını şuradan (evet Türkiye&#8217;den de) görebilirsiniz:

http://sansursensin.com/
http://itube.appspot.com/

Yazıya &#8220;Meet the Sniper&#8221; videosu eşliğinde devam ediyoruz :). App Engine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><img class="alignright size-full wp-image-1451" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/uploads/2008/08/google-app-engine-youtube.jpg" alt="" />Bu yazıda <strong><a href="http://code.google.com/appengine/" target="_blank">Google App Engine</a></strong> kullanarak <em>Türkiye&#8217;den erişilebilen</em> <strong>YouTube proxy uygulaması</strong> nasıl oluşturulur, onu öğreneceğiz. Bu, ucuz reklamlar ve &#8216;ninja hakaretlerinin&#8217; yer almadığı, sıfır maliyetli ve <a href="http://www.google.org/" target="_blank">Google</a> engellenmediği sürece varlığını sürdürecek basit bir uygulama olacak. İki tane çalışan YouTube uygulamasını şuradan (evet Türkiye&#8217;den de) görebilirsiniz:</p>
<ul>
<li><a href="http://sansursensin.com/" target="_blank">http://sansursensin.com/</a></li>
<li><a href="http://itube.appspot.com/" target="_blank">http://itube.appspot.com/</a></li>
</ul>
<p>Yazıya <a href="http://www.sansursensin.com/watch?v=Luw9tv0U34c">&#8220;Meet the Sniper&#8221; videosu</a> eşliğinde devam ediyoruz :). App Engine YouTube uygulamanın nasıl çalıştığını merak ediyorsanız, okumaya devam edin.</p>
<h3>Google App Engine Nedir?</h3>
<p>Bildiğiniz gibi <em>Google </em>bir süre önce çok şık bir hareket yaptı, ve muhteşem altyapısının bazı parçalarını Google App Engine adıyla paketleyerek kamuoyuna sundu.</p>
<p>Google App Engine, <strong>Google mimarisinden faydalanarak web uygulamaları geliştirmenizi ve yayınlamanızı sağlayan</strong> bir platform. Üstelik <a href="http://code.google.com/appengine/downloads.html" target="_blank">bedava</a>.</p>
<p>Bu sayede mesela kullanıcı zaten Google üyesi ise, bu kişiye ait kullanıcı adı, email gibi bilgileri kullanabiliyorsunuz, hatta <strong><a href="http://code.google.com/appengine/docs/datastore/gqlreference.html" target="_blank">Google Query Language</a> (GQL)</strong> ile de erişebildiğiniz bir veritabanınız, imaj işlemleri yapabilmenizi sağlayan <a href="http://code.google.com/appengine/docs/images/" target="_blank">Images API</a>&#8216;ınız ve üstüne mail falan da yollamanızı sağlayan <a href="http://code.google.com/appengine/docs/mail/" target="_blank"><strong>Mail API</strong></a> cabası.</p>
<p>Google App Engine sayesinde Google&#8217;ın hem CPU gücünden, hem depolama gücünden, etinden sütünden herşeyinden faydalanabilirsiniz. Bu henüz ilk sürüm, ileride bunu bir çeşit iş modeli haline getireceklerine kuşku yok. Hatta Users API ile uğraşırken, Google&#8217;ın <strong>internetin &#8220;kullanıcı veritabanı&#8221;</strong> olması gerektiğine bile karar verdim. Kesinlikle kullanıcı işini bu adamlar halletmeli. Bırakalım <a href="http://www.gmail.com/" target="_blank">e-mailleri</a> <a href="http://earth.google.com/" target="_blank">falan</a> Google toplasın.</p>
<p>Google App Engine, arkasında <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Guido_van_Rossum" target="_blank"><strong>Guido Von Rossum</strong></a> gibi bir idolün de bulunduğu, <em>&#8216;internetin framework&#8217;ü </em>olabilecek potansiyelde, Google ile birlikte nefes alan bir platform :).</p>
<p>Daha detaylı bilgi ve dökümantasyon için, <a href="http://code.google.com/appengine/docs/" target="_blank"><strong>http://code.google.com/appengine/docs/</strong></a> adresine gözatın.</p>
<h3>Hangi programlama dilleri destekleniyor</h3>
<p>App Engine servisi şimdilik sadece <a href="http://www.python.org/" target="_blank"><strong>Python </strong></a>ile kodlayabiliyorsunuz, ama <a href="http://www.ruby-lang.org/" target="_blank">Ruby</a>, <a href="http://www.php.net/" target="_blank">PHP</a> gibi dilleri de implemente etmeleri an meselesi. (Bunun gibi bir <a href="http://www.rubyonrails.org/" target="_blank">Ruby on Rails</a> servisine de <a href="http://heroku.com/" target="_blank">heroku.com</a> adresinden ulaşabilirsiniz.)</p>
<p>Görülen o ki, <em>bir takım limitler koymuşlar</em>. Mesela boyutu <strong>1mb </strong>den fazla olan HTTP responselar bloklanıyor, günlük <strong>2GB</strong> trafik limitiniz ve toplam <strong>500MB</strong> dosya depolama izniniz var. Yine de appengine küçük ve orta ölçekli işler için uygun. Hatta büyük ölçekli işlerde de <em>yardımcı </em>bir backend olabilir.</p>
<h3>App Engine YouTube uygulamsına başlamadan önce</h3>
<p>Bu yazı zaten &#8216;derdinizi anlatacak kadar&#8217; Python bildiğinizi ve bir appengine uygulaması kurmuş ve çalıştırmış olduğunuzu varsayarak yazıldı. Eğer bu konularda hiç bir fikriniz yoksa, önce <a href="http://code.google.com/appengine/downloads.html">Google App Engine indirin</a>. Sonra <a href="http://code.google.com/appengine/docs/gettingstarted/">10 adımda nasıl appengine uygulaması çalıştırılır</a> öğrenin ve buraya dönün. Bu işlem yaklaşık 20 dakikanızı alacak.</p>
<p>Python&#8217;a bir kaç saat içinde güzel bir başlangıç yapmak isterseniz, bedava dağıtılan <a href="http://www.ibiblio.org/g2swap/byteofpython/read/" target="_blank">&#8220;A Byte of Python&#8221;</a> kitabına göz atabilirsiniz.</p>
<h3>Başlıyoruz&#8230;</h3>
<p>Öncelikle uygulamanıza ait dosyaları koyacağınız klasörü oluşturun, benimkinin adı &#8220;itube&#8221; olacak.</p>
<p>Başlangıç için bu itube klasörü altında &#8220;<strong>app.yaml</strong>&#8221; adinda bir dosya oluşturuyorum, bu dosya içerisinde uygulamam ile ilgili bir takım önemli bilgileri ve URL Handler ları tanımlıyorum.</p>
<blockquote><p><strong>app.yaml</strong></p>
<pre>application: itube
version: 1
runtime: python
api_version: 1

handlers:
- url: /assets
  static_dir: assets
- url: /.*
  script: itube.py</pre>
</blockquote>
<p>application kismini kendi uygulamanızın ID si ile değiştirin. <strong>/assets</strong> klasörü altındaki dosyalar statik dosyalar, geri kalan herşey itube.py dosyasının kontrolünde olacak.</p>
<p>Bakalım itube.py ne yapıyor.</p>
<blockquote><p><strong>itube.py</strong></p>
<pre>from google.appengine.ext import webapp
from google.appengine.ext.webapp.util import run_wsgi_app
from google.appengine.api import urlfetch
from urlparse import urlparse
import re

class MainPage(webapp.RequestHandler):

    def get(self):

        self.response.headers['Content-Type'] = 'text/html'

        baseurl = "http://www.youtube.com"
        requrl = urlparse(self.request.url)
        url = baseurl + requrl.path + "?" + requrl.query

        result = urlfetch.fetch(url, allow_truncated=True)

        if result.status_code == 200:
            s = result.content

            # regex işlemlerini şimdilik sadece video izleme sayfasında yapıyoruz
            if requrl.path == '/watch':

                # Video dosyasının gerçek adresini bulabilmek için uygulanan işlem
                yt_video_id = re.search("\"video_id\": \"((.*))\", \"l\"", result.content).group(1)
                yt_t = re.search("\"t\": \"((.*))\", \"hl\"", result.content).group(1)
                # Bu bilgi "assets/base.js" dosyasında, flashVars olarak atanmak üzere JS olarak da tanımlanıyor
                # swfArgs tanımlanmazsa SWF Object hata veriyor
                s = re.sub("swfArgs(.*)", "swfArgs = {};\nvar ytVideoId = '"+yt_video_id+"';\nvar ytT = '"+yt_t+"';\n", s)

                # YouTube'un kendi playerına harici FLV dosyalarını oynattıramayacağımız için,
                # YouTube playerı yerine kendi playerımızı yüklüyoruz
                s = re.sub("swfUrl(.*)", "swfUrl = 'http://itube.appspot.com/assets/player.swf';", s)

                # Aynı işlemi JS dosyası için de yapıyoruz ki, bu dosya üzerinde rahatlıkla hareket edebilelim
                # YouTube çoğu işlemi Ajax numaralar ile yapıyor, login falan yapılabilmesi için Javascript'e ince ayar çekmek gerekecek
                s = re.sub("type=\"text/javascript\" src=\"(.*)\"&gt;&lt;/","type=\"text/javascript\" src=\"http://itube.appspot.com/assets/base.js\"&gt;&lt;/", s)

            # Sonucu göster
            self.response.out.write(s)
        else:
            print 'ofmg'

application = webapp.WSGIApplication([('/', MainPage), ('/.*', MainPage)], debug=True)

def main():
    run_wsgi_app(application)

if __name__ == "__main__":
    main()</pre>
</blockquote>
<p>Önemli detayları kod üzerinde yorumlarla yazdım, itube.py dosyası kısaca, kendisine gelen tüm <strong>GET</strong> requestlerini aynı şekilde YouTube&#8217;a sorgulatıp sonucu dönüyor. Bu sırada eğer video izleme sayfasındaysak, gelen sonuç biraz değişiyor.</p>
<p>Buraya kadar yaptığımız işlem sonucunda, <strong>text/html</strong> dosyaları appengine üzerinden nasıl proksifiye edeceğimizi gördük. Eğer uygulamayı appengine üzerinde çalıştırırsanız, videoları izleyemediğinizi göreceksiniz :( Bunun sebebi YouTube&#8217;un video playerının dosyaları youtube.com üzerinden açmaya çalışması. Elimizde bu flash playerın açık kodu olmadığı için gerekli kısımları değiştiremiyoruz. O halde yeni bir player yazmak durumundayız. İşimizi görecek kadar özelliği olan bir flex video player kodunu itube kaynak kodunda assets klasörü altında bulabilirsiniz (<strong>assets/player.mxml</strong>)</p>
<h3>Flash Video Oynatıcı nasıl çalışıyor?</h3>
<p>Bu dosyayı incelerseniz FLV dosyalarının <em>başka bir proxy sitesinden</em> çekildiğini göreceksiniz. Bu aşamada böyle bir proxy sitesi desteği almak gerekiyordu. Zira appengine&#8217;ın limitlerinden bahsetmiştik. Appengine üzerinden <strong>video/flv</strong> dosyalar da indirmek mümkün, ama bu dosyaları YouTube&#8217;dan request edecek methodun çalışma süresi <strong>10 sn</strong> olarak kısıtlanmış, eğer 10 sn içinde dosyayı alamazsa hata veriyor. 10 sn içinde alsa bile <strong>response limit 1048kb</strong>. Yani 1Mb ın üstünde videoları bu şekilde indirmek mümkün değil. Belki bir takım yöntemleri var, ama uygulamanın da en azından biraz kalıcı olmasını istediğimden video dosyalarının yükünü bir proxye aktaracağım.</p>
<h3>Proxy nasıl dağıtık çalışıyor?</h3>
<p>Bunun için tek bir proxy sitesini hedef almak yerine, genel olarak kullanılan bir &#8220;<em>Proxy sitesi oluşturma sistemi</em>&#8221; ni kurban seçmek daha akıllıca olurdu. Bu günlerde <a href="http://www.glype.com/" target="_blank"><strong>Glype</strong></a> adında PHP ile yazılmış sevimli bir proxy sitesi yapma uygulamasıyla tanıştım. Glype ile oluşturulmuş hakkaten <a href="http://proxyboxonline.com/" target="_blank">çok</a>-<a href="http://surfhawk.info/" target="_blank">çok</a> fazla proxy sitesi var mı bilemiyorum, ama <a href="http://list.glype.com/" target="_blank">bunların bir listesi var</a>.</p>
<p><strong>player.mxml</strong> dosyasında görecekleriniz bunlardan ibaret. Bu dosya aynı zamanda SWF derlenmiş olarak kaynak kod içerisinde bulunabilir (<strong>assets/player.swf</strong>)</p>
<p>Yeni video oynatıcımızı derledikten sonra, sıra bunu doğru değerlerle sayfaya yerleştirmeye geldi. Bunun için YouTube&#8217;un base javascript dosyasında bazı değişiklikler yapmak gerekiyor. Bu dosyayı daha iyi kontrol edebilmek için, daha önce kaydettim ve kaynak kod da &#8220;<strong>assets/base.js</strong>&#8221; altında bulunabilir. Orjinal dosya ile tek farkı <strong>1575.</strong> satırdan başlayan <strong>writeMoviePlayer()</strong> fonksiyonu. Bu fonksiyonu, video player ile uyumlu olsun ve FLV dosyasını bulabilmek için gerekli bilgileri sağlasın diye şu şekilde değiştirdim:</p>
<blockquote><p>function writeMoviePlayer(player_div,force){<br />
var fo = new SWFObject(swfUrl,&#8221;movie_player&#8221;,&#8221;480&#8243;,&#8221;385&#8243;,&#8221;7&#8243;,&#8221;#000000&#8243;);<br />
fo.addParam(&#8216;flashvars&#8217;,'ytVideoId=&#8217;+ytVideoId+&#8217;&amp;ytT=&#8217;+ytT);<br />
fo.addParam(&#8220;allowfullscreen&#8221;, &#8220;true&#8221;);<br />
player_written=fo.write(player_div);<br />
return fo;<br />
}</p></blockquote>
<p>Gördüğünüz gibi bu işlemi de yaparken, YouTube&#8217;un <a href="http://blog.deconcept.com/swfobject/" target="_blank"><strong>SWFObject</strong></a>&#8216; inden faydalanmış olduk.</p>
<h3>Uygulamayı nasıl çalıştıracaksınız?</h3>
<p>Tüm bu aşamaları atlattıysanız, uygulamanızı appengine&#8217;e yüklediğinizde <a href="http://itube.appspot.com/" target="_blank">YouTube izleyebileceksiniz</a>.</p>
<p>Henüz oldukça eksiği var, mesela POST requestlerine hiç yanıt vermiyor, bu yüzden Login falan olunamıyor. Ama <a href="http://code.google.com/appengine/docs/users/" target="_blank">Users API</a> ile de login olma olasılığı var gibi. Hatta sırf <a href="http://groups.google.com/group/youtube-api-gdata/browse_thread/thread/d8ee7ea2e3d873f2" target="_blank">YouTube&#8217;a özel bir API çıkarırlar diye düşünüyorum</a>. Ajax fonksiyonların adam akıllı çalışabilmesi bir takım düzenlemeler yapılması gerekiyor. Bazı videolarda HTML yapısı da değişiyor, ona bakmak gerek.</p>
<p>Bana sadece &#8220;videoları aratayım bulayım ve izleyeyim&#8221; yettiği için, bir süre bu kadarıyla yetineceğim.</p>
<h3>App Engine YouTube uygulaması kaynak kodu</h3>
<p>Geliştirmek isterseniz kaynak koda <a href="http://code.google.com/p/itube-appengine/" target="_blank"><strong>http://code.google.com/p/itube-appengine/</strong></a> adresinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Eğer böyle bir işe kalkışırsanız bu başlığa bir yorum sallayarak, <a href="http://www.onurgunduz.com/" target="_blank">beni de</a> gelişmelerden, isteklerden haberdar ederseniz sevinirim.</p>
<p><strong><a href="http://sansursensin.com/watch?v=hkb3r9filcM" target="_blank">http://sansursensin.com/watch?v=hkb3r9filcM</a></strong></p>
<p>İyi seyirler :)</p>
<p><strong>Konuyla ilgili önceden düğümküme&#8217;de yazılanları hatırlayalım:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/bilncli-bilincsiz-site-kapatmalara-cozum-arayisi/">Bilnçli Bilinçsiz Site Kapatmalara Çözüm Arayışı</a></li>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/google-groups-turkiyeye-kapandi/">Türkiye Google Groups’a Erişimi Kapattı</a></li>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/bu-bir-televizyon-yayini-degildir/">Bu Bir Televizyon Yayını Değildir</a></li>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/turkiyede-kitlesel-ifade-ozgurlugu-engellemesi/">Türkiye’de Kitlesel İfade Özgürlüğü Engellemesi</a></li>
</ul>
<p><!--:--></p>




<div style="margin-bottom:30px; margin-top:30px;">	
<h4>İlgili Yazılar</h4>
<ol>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/youtube-platformu-ile-yeni-nesil-televizyonculuk" rel="bookmark">YouTube Platformu ile Yeni Nesil Televizyonculuk</a><!-- (12.2333)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/internet-yasagi-nasil-asilir" rel="bookmark">İnternet Yasağı Nasıl Aşılır?</a><!-- (10.4427)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/internetin-uc-cesit-platformu" rel="bookmark">Internet&#8217;in Üç Platformu</a><!-- (9.00863)--></li>
	</ol>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dugumkume.org/google-app-engine-uzerinden-youtubea-nasil-erisilir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Askeri Darbe Olursa Nasıl İletişim Kurarız?</title>
		<link>http://www.dugumkume.org/askeri-darbe-olursa-nasil-iletisim-kurariz</link>
		<comments>http://www.dugumkume.org/askeri-darbe-olursa-nasil-iletisim-kurariz#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Jul 2008 00:15:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Arikan</dc:creator>
				<category><![CDATA[makale]]></category>
		<category><![CDATA[açık devlet]]></category>
		<category><![CDATA[ağ]]></category>
		<category><![CDATA[altyapı]]></category>
		<category><![CDATA[askeri darbe]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık]]></category>
		<category><![CDATA[darbe]]></category>
		<category><![CDATA[devlet]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[üstyapı]]></category>
		<category><![CDATA[yerel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dugumkume.org/?p=1349</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;de bugün askeri darbe olsa internet üzerinden iletişim kurmaya devam edebilir miyiz?  Geçmişte tüm kitlesel iletişim merkeziydi, biricik TRT&#8217;ye bir kaç gazeteye darbeciler tarafından el konulabiliyordu, bugün ise bloglar, kişisel web siteleri, Twitter Facebook gibi sosyal web servisleri sayesinde herkes yayıncı. Ama gerçekten bu dağınık internet altyapısı üzerinde çalışan ve çok merkezliymiş gibi görünen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><a href="http://dugumkume.org/wp-content/uploads/2008/07/12_eylul_1980.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-1350" title="Hürriyet, 12 Eylül 1980 (büyük görmek için tıkla)" src="http://dugumkume.org/wp-content/uploads/2008/07/12-eylul-1980.jpg" alt="" width="250" height="326" /></a>Türkiye&#8217;de bugün askeri darbe olsa internet üzerinden iletişim kurmaya devam edebilir miyiz?  Geçmişte tüm kitlesel iletişim merkeziydi, biricik TRT&#8217;ye bir kaç gazeteye darbeciler tarafından el konulabiliyordu, bugün ise bloglar, kişisel web siteleri, Twitter Facebook gibi sosyal web servisleri sayesinde herkes yayıncı. Ama gerçekten bu dağınık internet altyapısı üzerinde çalışan ve çok merkezliymiş gibi görünen<strong> iletişim üstyapısı dokunulmaz mı</strong>?</p>
<p>Hürriyet&#8217;in 12 Eylül 1980 Cuma günü yaptığı yıldırım baskısında ilan edilen yasaklar gibi bugün de askeri darbeyle tüm özel sivil devlet kurumları, telekom sistemleri, ve buna dayanan internet altyapısı kontrol altına alınabilir. Nasıl bugün bir mahkeme karar verip Youtube&#8217;a girmeyi engelliyorsa, internet yasaklanabiliyorsa, Türkiye&#8217;nin sahip olduğu bir kaç internet omurgasına &#8220;askeri müdahale&#8221; yapılabilir ve bir anda nükleer bomba atılmış gibi sessizliğe gömülebiliriz. Böyle bir durumda Türkiye sınırları içinde hiçbir bilgisayar başka bir bilgisayara &#8211;Türkiye&#8217;de veya dünyada&#8211; &#8220;uzaktan&#8221; bağlanamaz. Eposta atılamaz, chat yapılamaz, bloglar yazılamaz, bankalar çalışamaz, alışveriş yapılamaz, şirketler durur, internet donar, sinir sistemimiz çöker.</p>
<h3>Dağıtık yerel ağlar (&#8220;mesh&#8221;)</h3>
<p>Askeri darbeyle tüm iletişim altyapısına el konulmuş olsa dahi bu sessizlik içinde tekarar mırıldanmalar başlayacaktır. Bilgisayarı açtığımızda artık internete giremiyoruzdur ama mahallede başka bilgisayarlar görüyor olabiliriz. Hatta Beyoğlu&#8217;ndan Sarıyer&#8217;e mesaj göndermemiz mümkün olabilir, üstelik herhangi bir otoritenin kolay kolay denetleyemeyeceği şekilde. Buna artık internet diyemeyiz ama birbirimizle bilgisayarlarımız üzerinden uzak mesafe ağlı bağlı iletişim kurabiliriz. Bunu yapabilmenin yolu &#8220;mesh&#8221; <em>yerel ağlar </em>oluşturmaktır.</p>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1352" title="merkezi-cokmerkezli-dagitik-baran1" src="http://dugumkume.org/wp-content/uploads/2008/07/merkezi-cokmerkezli-dagitik-baran1.gif" alt="" width="499" height="342" /></p>
<p>Mesh ağlar merkezi veya çok merkezli (&#8220;decentralized&#8221;) bir iletişim ağ yapısı gerektirmez tamamen dağıtık (&#8220;distributed&#8221;) bir yapıda çalışır (bkz yukarıdaki üç diyagramdan en sağdaki). Çok merkezli yapıda bir noktadan başka bir noktaya ulaşmak için aradaki merkezi noktalardan geçmek zorunludur. Mesela havayolları ile İstanbul&#8217;dan San Francisco&#8217;ya ulaşmak için arada New York&#8217;da veya Londra&#8217;da aktarma yapmak gerekir. Dağıtık yapıda ise merkez olmadığından bir noktadan diğer bir noktaya ulaşmak için aradaki noktalardan hoplaya hoplaya gitmek gerekir. Karayolu ile İstanbul&#8217;dan Ankara&#8217;ya giderken İzmit&#8217;ten Bolu&#8217;dan Eskişehir&#8217;den geçerek gitmek gibi.</p>
<p>Şu anda nasıl kablosuz ethernetli bilgisayar ile kendimize yakın başka bir bilgisayara doğrudan bağlanabiliyorsak önce herkes yakınındaki kişilere bağlanır. Bağlılık arttıkça hoplama yöntemiyle bir uçtan bir uca iletişim kurar hale gelebiliriz. Önce kendi sokağımızdaki bilgisayarlara bağlanırız, sonra mahallemizdekilere, sonra öteki mahalledekilere. Zamanla oluşan küçük kümeler yoğunlaşır düğümleşir, kümeler kümelere bağlandıkça ağ genişler ve yoğunlaştır. Sonra Beyoğlu&#8217;ndan Sarıyer&#8217;e atacağınız bir mesaj aradaki bilgisayarlardan hoplaya hoplaya yerine ulaşabilir. Böyle şehrin bir ucundan diğer ucuna çalışabilen ama merkezi bir sisteme ihtiyaç duymayan mesh yerel ağ altyapısı askeri darbe de olsa iç savaş da olsa bağımsız –ya da tümden bağımlı– iletişim kurmamızı sağlayabilir.</p>
<h3>&#8220;Mesh&#8221; ağlar nasıl kurulur?</h3>
<p>Mesh ağlar teknik olarak nasıl kurulur daha önce Düğümküme&#8217;de yazdığım şu yazıdan öğrenebilirsiniz:<br />
<a href="http://dugumkume.org/gelismekte-olan-ulkelerde-kablosuz-internet-ve-yerel-ag-kurulumu">Gelişmekte Olan Ülkelerde Kablosuz Internet ve Yerel Ağ Kurulumu</a></p>
<h3>Merkezi dün, çok merkezli bugün, dağıtık yarın</h3>
<p><img class="alignnone size-full wp-image-1354" title="trt-kenan-evren" src="http://dugumkume.org/wp-content/uploads/2008/07/trt-kenan-evren.jpg" alt="" /></p>
<p>1980 yılında <a href="http://dugumkume.org/12-eylul-belgeseli-video">son askeri darbe</a> olduğu zamanlar <a href="http://www.turktelekom.com.tr/webtech/default.asp?sayfa_id=73">henüz yaygın olmayan telefon</a> yegane iletişim teknolojimizdi, gazeteler ve televizyon sadece merkezden kitleye mesaj veren yayın organlarıydı. Kenan Evren&#8217;in varolan tek televizyon kanalı TRT&#8217;den halka seslenişi ve <a href="http://dugumkume.org/wp-content/uploads/2008/07/12_eylul_1980.jpg">Hürriyet&#8217;in Kenan Evren&#8217;li yıldırım baskısı</a> bu tek merkezliliğin birer ürünüydü.</p>
<p>90lardan itibaren <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Star_TV">özel televizyonlar</a> özel radyolar yaygınlaştı. Mesaj verenler bir merkezden çok merkeze yayıldı. Artık bir darbe yapabilmek için tüm kanalların kapatılması gerekiyor gibi görünüyordu. Ancak önemli olan iletişim üstyapısına değil iletişim altyapısına müdahale olacaktı, diğer bir deyişle &#8220;<a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/RT%C3%9CK">üst kurumlar</a>&#8220;ın altyapıyı kontrolü söz konusu olmaya başladı.</p>
<p>2000lerde <a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27deki_internet_sa%C4%9Flay%C4%B1c%C4%B1lar%C4%B1_listesi">internet yaygınlaşmaya başladı</a>. Üniversitelerdeki serbest kullanım iş ve finans dünyasının da internete girmesiyle ticaret ağırlıklı bir hal aldı. Son yıllarda kullanımı artan sosyal ağ servisleri ile beraber eskiden sadece telefon ve email ile yapılan birebir görüşmeler zenginleşti ve bilgi daha hızlı yayılmaya başladı. Bir zamanlar haber için gazeteye bakanlar artık haberi sosyal ağlarından alır hale geldiler.</p>
<p>Bugün özgürleştirici gibi görünen sosyal web servisleri internet omurgası üzerinde çalıştığından <strong>iletişim altyapısı</strong>na yapılacak bir müdahale tüm web uygulamalarını enegellemeye yetecektir. Ancak yarın kurulacak dağıtık ağlı bir iletişim sistemi darbeye dayanıklı <em>anti-simetrik bir iletişim altyapısı</em> sağlayabilir.</p>
<p><strong>İlgili Düğümküme yazıları: </strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/gelismekte-olan-ulkelerde-kablosuz-internet-ve-yerel-ag-kurulumu/">Gelişmekte Olan Ülkelerde Kablosuz Internet ve Yerel Ağ Kurulumu</a></li>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/wildnet-uzak-mesafe-kablosuz-internet-nereye-gidiyor/">Wildnet: Uzak Mesafe Kablosuz İnternet Nereye Gidiyor?</a></li>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/bedava-kablosuz-internet-kullanmak-ve-yaymak/">Bedava Kablosuz Internet Kullanmak ve Yaymak</a></li>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/bilmedigimizi-bilmediklerimiz/">Bilmediğimizi Bilmediklerimiz</a></li>
<li><a href="http://dugumkume.org/bilinmeyen-bilinmeyenler-video">Bilmediğimizi Bilmediklerimiz (video)</a></li>
<li><a href="http://www.dugumkume.org/aglarin-carpismasi/">Ağların Çarpışması</a></li>
</ul>
<p><!--:--></p>




<div style="margin-bottom:30px; margin-top:30px;">	
<h4>İlgili Yazılar</h4>
<ol>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/internet-ile-web-arasindaki-fark" rel="bookmark">Internet ile Web Arasındaki Fark</a><!-- (7.82564)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/facebookda-cia-parmagi" rel="bookmark">Facebook&#8217;da CIA Parmağı</a><!-- (6.79905)--></li>
		<li><a href="http://www.dugumkume.org/wildnet-uzak-mesafe-kablosuz-internet-nereye-gidiyor" rel="bookmark">Wildnet: Uzak Mesafe Kablosuz İnternet Nereye Gidiyor?</a><!-- (6.47006)--></li>
	</ol>
</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dugumkume.org/askeri-darbe-olursa-nasil-iletisim-kurariz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>20</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dağıtımlı Teknik Direktörlük</title>
		<link>http://www.dugumkume.org/dagitimli-teknik-direktorluk</link>
		<comments>http://www.dugumkume.org/dagitimli-teknik-direktorluk#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Nov 2007 22:18:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ali Miharbi</dc:creator>
				<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[ağ]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtık]]></category>
		<category><![CDATA[dağıtımlı]]></category>
		<category><![CDATA[futbol]]></category>
		<category><![CDATA[liderlik]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dugumkume.org/dagitimli-teknik-direktorluk/</guid>
		<description><![CDATA[Her ne kadar son yıllarda hemen her kelimenin sonuna bir &#8220;2.0&#8243; ibaresinin eklenmesi can sıkıcı olmaya başladıysa da, dün gördüğüm bir haber &#8220;işte futbol 2.0&#8221; dedirtti bana&#8230;

Haberin hikayesi şöyle: İsrailli girişimci, Web2Sport.com&#8216;un yöneticisi Moshe Hogeg, geçen sene FIFA Dünya Kupası Almanya-Arjantin maçında Lionel Messi&#8217;nin ilk 11&#8242;de olmadığını görüp hayal kırıklığına uğruyor. Birçok kişi maçtan sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--:tr--><a title="web2sport.jpg" href="http://www.dugumkume.org/wp-content/web2sport.jpg"></a><a title="futbolcu.jpg" href="http://www.dugumkume.org/wp-content/futbolcu.jpg"></a>Her ne kadar son yıllarda hemen her kelimenin sonuna bir &#8220;2.0&#8243; ibaresinin eklenmesi can sıkıcı olmaya başladıysa da, <a href="http://www.stunned.org/weblog/2007/10/fantasy_football_gets_real.html">dün gördüğüm bir haber</a> &#8220;işte <em>futbol 2.0</em>&#8221; dedirtti bana&#8230;</p>
<p><a title="web2sport.jpg" href="http://www.dugumkume.org/wp-content/web2sport.jpg"><img title="web2sport.jpg" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/web2sport.jpg" alt="web2sport.jpg" hspace="5" vspace="5" align="right" /></a></p>
<p>Haberin hikayesi şöyle: İsrailli girişimci, <a href="http://web2sport.com/index_en.html">Web2Sport.com</a>&#8216;un yöneticisi Moshe Hogeg, geçen sene FIFA Dünya Kupası Almanya-Arjantin maçında Lionel Messi&#8217;nin ilk 11&#8242;de olmadığını görüp hayal kırıklığına uğruyor. Birçok kişi maçtan sonra teknik direktörü suçluyor ve bir kişinin kararının milyonlarca taraftarın hayallerini yıkmasından yakınıyor. Hogeg, bunun üzerine bir şeyler yapmaya karar veriyor ve ilk iş olarak İsrail amatör kümesinde oynayan Hapoel Kiryat Shalom takımını 350.000 € ödeyerek satın alıyor. Sonrasında, web sitesinin ziyaretçilerinin ilk 11&#8242;e taktiklere, dizilişlere, hatta web sitesinden yapılan yayın ile anında oyuncu değişiklikleri için oy vermelerini sağlıyor. Sistem kısaca şöyle işliyor:</p>
<p><a title="web2sport.jpg" href="http://www.dugumkume.org/wp-content/web2sport.jpg"></a></p>
<ul>
<li>Takımında söz sahibi olmak isteyen kişi web2sport.com sitesine üye oluyor. (yakın zamanda sitenin İngilizce versiyonunun hazır olacağı söylenmiş)</li>
<li>Sitedeki istatistiklere göre saha içi diziliş ve taktik seçiyor</li>
<li>&#8216;Yardımcı antrenör&#8217;, takımı çalıştırıyor ve en popüler seçimlere göre organize ediyor.</li>
<li>Maç esnasında üyeler siteye bağlanıyorlar, oyunu seyrediyorlar ve taktiksel değişiklikler için oy veriyorlar. Yardımcı antrenör, elinde laptop&#8217;u ile kullanıcı-taraftarların isteklerini yerine getiriyor.</li>
</ul>
<p>Normalde 100 kadar izleyicisi olan takım, iki hafta içine Internet&#8217;te 8000 kişi tarafından izlenir hale gelmiş. Takımın antrenörü, Internet sörfçülerinin isteklerini yerine getirmek zorunda olmaktan fazla memnun olmasa da böyle bir yeniliğin parçası olmayı ilginç bulduğunu ifade ediyor. &#8220;Hapoel <a href="http://www.play65blog.com/2007/10/22/play65-hapoel-football-team">Play65</a> Kiryat Shalom&#8221; takımı, son iki maçını kaybetmiş de olsa ilgi gitgide artıyor.</p>
<p>Hogeg, gelecek sene bu fikri ile İngiltere&#8217;de yatırım yapmayı, sonraki senelerde de bu işi iyice yaygınlaştırmayı düşünüp milli takımların ileriki yıllarda bu şekilde yönetilebileceğini hayal ederken, biz de aklımızdan acaba başarılı olabilirler mi diye geçiriyor, aynı zamanda da, bu merkezi olmayan, dağıtımlı yönetim modelinin herhangi bir tür topluluğa uygulanmasının verimli olup olamayacağı sorusuyla karşı karşıya kalıyoruz.</p>
<p><a title="futbolcu.jpg" href="http://www.dugumkume.org/wp-content/futbolcu.jpg"><img title="futbolcu.jpg" src="http://www.dugumkume.org/wp-content/futbolcu.jpg" alt="futbolcu.jpg" /></a><br />
<em>Harun Farocki&#8217;nin documenta 12&#8242;de sergilenen, &#8220;Deep Play&#8221; isimli enstalasyonundan bir kesit</em><!--:--></p>





]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dugumkume.org/dagitimli-teknik-direktorluk/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
