arikan | June 27th, 2008

Hangi Web Tarayıcıyı Kullanmalıyım?

Dugumkume.org 2008 yılı istatistikleri ziyaretçilerimizden çoğunun hala Internet Explorer kullandığını gösteriyor. Bu kadar yavaş çalışan, geri kalmış web özelliklerine sahip, yeni web teknolojilerine ayak uyduramayan, kötü arayüzlü, doğru düzgün geliştirilmeyen, kaynak kodu kapalı bir web tarayıcıyı neden hala kullanmaya devam ediyorsunuz.

Firefox 3 kullanın

Yeni Firefox 3 çıktı. Eğer şu anda bu yazıyı Internet Explorer’dan okuyorsanız hemen bu Firefox 3 indir bağlantısına tıklayın. Firefox 3 hızlı, güvenli, ve yeni nesil web teknolojilerine uyumlu çalışıyor.

Yeni adres barı daha önce ziayret ettiğiniz siteleri çok hızlı bulmanızı sağlıyor. Bir kaç kelime girerek anında geçmişte gittiğiniz veya imlediğiniz yerleri bulabiliyorsunuz.

Düğümküme'yi zamanında takip edebilmek için öncelikle RSS'den abone olun. Ayrıca bkz RSS nedir, nasıl kullanabilirim?

arikan | June 22nd, 2008

OpenFrameworks ile Yüksek Performanslı İşlemsel Sanat ve Tasarım

OpenFrameworks yüksek performanslı grafik ve video programlamak için geliştirilen bir düzine C++ kütüphanesi. Sizi düşük seviye karmaşık fonksiyonlarla uğraştırmadan, tasarladığınız kompozisyona odaklanmanızı sağlıyor. OpenFrameworks sitesinde yeni başlayanlar için film endüstrisinden şöyle bir analoji yapılıyor:

Kendi filminizi tasarladınız ve bir film yapımcısı şirketle çalışmaya karar verdiniz. Yapımcı şirket çekim mekanlarını, kameramanları, ışıkçıları, sesçileri, ve tüm altyapıyı hazırlıyor. Herkesin aynı anda aynı zamanda çekim alanında bulunmasını ve işini yapmasını sağlıyor. Size kalan filmi çekmek. OpenFrameworks geliştireceğiniz programlar için bir film şirketi. Lojistik ayrıntıları ve idareyi hallediyor, siz de yaratıcı vizyonunuza odaklanıyorsunuz.

OpenFrameworks ile yapılan işlerden örnekler ve kullanan sanatçılarla kısa söyleşiler:


made with openFrameworks from openFrameworks on Vimeo.

Processing kullananlar bilirler, böyle yalınlaştırılmış iskeletler işlemsel ürünler yaratan tasarımcılar ve sanatçılar için büyük kolaylık sağlıyor. Processing Java programlama dili üzerine geliştirildi. Yalınlığıyla bizi karmaşık işlerle uğraşmaktan kurtarıp esas işimize odaklamıştır. OpenFrameworks arayüzünde, yani kullanılacak metodların ve değişkenlerin isimlendirilmesinde, Processing’den etkilenmiş. Processing geliştiricileri ve bütün bu programlamayı yaratıcı insanlara yakınlaştıran iskeletlerin anası sayılan Design By Numbers bu tür programlama arayüzlerinin temelini atmıştır.

C++ üzerine geliştiriliyor olduğundan OpenFrameworks öncekilerden farklı olarak yüksek performanslı işlere imkan sağlıyor. İsmi üzerine açık kaynaklı bir proje OpenFrameworks. Zach Lieberman ve Theo Watson tarafından başlatıldı ve dünyanın farklı yerlerinden kişilerin katkılarıyla büyüyor. Eyebeam, Parsons School of Design, MediaLabMadrid, ve Hangar Center for the Arts projeye destek veriyor.

OpenFrameworks kullanmaya nasıl başlarım?

Önce son sürümünü burdan indir. Mac, Windows, ve Linux üzerinde çalışıyor. İndireceğiniz paket tüm kaynak kodu ve örnekleri içeriyor. OpenFrameworks kullanabilmek için tavsiye edilen programlama ortamı (SDK) her işletim sisteminde farklı. Mac için Xcode, Windows ve Linux için Code::Blocks kullanabilirsiniz. Her bir SDKyı kurmak ve üzerinde OpenFrameworks kullanmak için adım adım takip edebileceğiniz yardımlar var, bunları takip ederek ilk OpenFrameworks programınızı çalıştırabilirsiniz:

Mac için adım adım Xcode kurmak ve OpenFrameworks kullanmak
Xcode, http://www.openframeworks.cc/setup/xcode

Windows için 3 SDK seçeneği ve OpenFrameworks kullanımı
Dev-C++, http://www.openframeworks.cc/setup/devcpp
VC++ 2005, http://www.openframeworks.cc/setup/visual_studio
Code::Blocks, http://www.openframeworks.cc/setup/codeblocks_setup_guide

Linux için Code::Blocks
Makefile yardım, http://www.openframeworks.cc/setup/linux-makefile
Code::Blocks, http://openframeworks.cc/setup/linux-codeblocks

Processing’den openFrameworks’e nasıl geçilir?

Eğer bir süredir Processing kullanıyorsanız ve daha önce Class –nense tabanlı programlama– kullandıysanız, openFrameworks ile rahat rahat çalışabilirsiniz. Biri Java biri C++. Sözdizim (”syntax”) birbirine çok yakın. API Processing’den alınmış. Yani rect() mesela ekrana diktörtgen çiziyor, setup() ile program giriş yapıyor draw() ile döngüye giriyor. Bazı farklılıklar var mesela programın derlenmesi Java’da ve C’de farklı işliyor. C’de gelişmiş hafıza kontrolu için “pointer” kavramı var. openFrameworks denemeyi düşünüyorsanız öncelikle “OF for Processing Users” wiki’sini okumanızı tavsiye ederim.

Nerede yüksek performans gerekir?

Yüksek performans en çok resim ve video işlemede lazım oluyor. Mesela kameranın önünde el sallayarak kontrol edeceğiniz bir yazılım için openFrameworks kurduğunuz sistemin hızlı ve dolayısıyla akıcı çalışmasını sağlar. Kamera ile fiziksel etkileşim işleri en çok performanslarda kullanılır. Kamera vücudunuzu veya her ne kullanıyorsanız onu takip eder, hareketten yakalanan bilgiler geliştirdiğiniz yazılma girer, ve yazılımın kontrol ettiği dinamik görsel projektörden ortama yansıtılır. Bu tür etkileşimli performans senaryolarında openFrameworks ironik bir şekilde performansınızı yükseltecektir…

Vücut etkileşimi ve video işleme konusuna ne gibi teknikler var, nasıl kullanılır öğrenmek isterseniz Golan Levin’in yazdığı “Computer Vision for Artists and Designers” PDF kitapçığına bakmanızı tavsiye ederim.

İlgili bağlantılar:

kursat | August 9th, 2007

Yüzey Bilgisayarları Derinleşir Mi?

surface1.jpg

Jeff Han, bir kaç yıl önce internet ortamında bir çırpıda yayılan çok-noktadan dokunmalı etkileşimli masasıyla ciddi sükse yapmıştı. Geçtiğimiz aylarda ise Microsoft bu çoklu dokunmatik masa fikrini pahalı bir oyuncak olarak piyasaya sürdü. İnsan çevresini kaplayan yüzeylerin bilgisayarlarla kaplanması fikri uzunca bir süredir insanoğlunun gündeminde aslında. Bilim kurgu romanlarıyla baslayan bu trend, bilim kurgu filmleriyle sanat alemine, ve en son olarak da onlarca bilimsel araştırma merkezinin minik katkılariyla akademik aleme sıçradı. Hatta son dönem bilim kurgu sinemasında ön plana çıkan Minority Report, ilginç bir akademi Hollywood ortak calışmasıydı. Microsoft Surface’ın çıtlatmasıyla bir sonraki aşamanın akademiden ticari dünyaya taşınması olacak gibi görülüyor. Hava durumunu ve haberleri aktaran akıllı aynalar, surface gibi melez etkileşimli masa örnekleri, sizi binlerce mil ötedeki sevdiklerinizle iletişime geçiren ya da o günkü modunuzu yansıtan akıllı duvarlar, ve saire.

Yüzey bilgisayarlarını düşünürken, estetik algısında ön plana çıkan tasarım, teknoloji ve sosyal boyutlarıyla ele almak istiyorum.

Tasarım

Yüzey bilgisayarı düşüncesi tasarım perspektifinden nasıl yorumlanabilir, nasıl yorumlanmalı? Bahis konusu olan yuzey olgusu tasarım disiplinlerinin aşinası olduğu, yüzlerce yıldır farklı boyutlarıyla ele aldıkları, tasarımın vazgeçilmez elemanlarından biri aslında. Aynalar, duvarlar, tavan ve taban kaplamaları, masaların bilgisayarla harmanlanması şu anki manzarada hedeflenen ilk tasarım özneleri. Bu tasarım hedeflerinin temel açmazlarından biri tarihsel olarak bu tasarım öznelerinin taşıdığı anlamlar. Aynayı ele alalım mesela. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip, formu fonksiyonu toplumsal algısı oturmuş bir eşya. Siz bu oturaklı eşyaya tabanı olmayan bir yaklaşımla internet eklerseniz tutar mı, tutmaz mı? İnsanlari ikna edebilir misiniz böyle bir açılımla? Meselenin tasarım boyutu bu ikna kabiliyetinde yatıyor.

336-main.jpg

Tasarımın yüzeylere yaklaşımı konusunda günümüz icin akla yatan iki yöneliş olduğu kanaatindeyim;

  1. eleştirel tasarım
  2. deneysel tasarım

Eleştirel ve deneysel tasarım calışmalarını akademi ve cağdaş sanat dünyası yüklenmiş durumda daha çok. Üçüncü seçenek, yani pratik tasarım için daha alınacak yol var.

Pratik tasarımı güdüleyen en önemli etken ekonomi, yani arz talep ilişkisi. Geleneksel anlamda ürün tasarımı bir ihtiyaca cevap verme motivasyonuyla çıkar yola, bugün geliştirilmeye çalışılan bu tarz teknolojiyle, ihtiyaçtan ziyade teknoloji güdümlü insanlara yeni oyuncaklar sunmak gibi bir cıkış noktasına mı sahip? Niyet nedir? Niyet olarak ilk akla gelen şey icat ve medeniyete yeni bir katkı sağlamak. Ama bu yeter sebep midir, bu niyete başka hangi motivasyonlar eklenirse niyet ikna edici olur, gibi sorular.

Sosyal boyut

İnsani cevreleyen yüzeylerin davranış sahibi olması biraz ürkütücü gibi gözükse de, iyimserliğe meyilli insanoğlu için yan etkiler her zamanki gibi sonra dert edilecek boyutlar. Şu an için ben dahil coğumuzun esas merak ettiğiyse;

  • kısa vadede bu yeni icadlar bütününün insanlar tarafından hüsnü kabul görüp görmeyecegi;
  • bir fenomen haline dönüşüp dönüşmeyeceği;
  • dönüşürse bu tutmanın orta vadede melez arayuz platformlarını doğurup doğurmayacagı, uzun vadede konuşan, tepki veren yüzeylerin toplumu ve insanlar arası ilişkileri nasıl değiştireceği;
  • tutmazsa da, bunun çok şeyler vadettiği düşünülen, ama bir noktada tıkanıp kalan sanal gerçeklik uygulamaları (balonu) gibi mi olacağı

soruları var. Bu konuda kişisel kanaatim, insanın güçlü ya da zayıf, insancil(fitri) boyutlarıyla kesişmeyi basşran her teknolojinin, zamanla toplumda kabul göreceği, bir sağduyunun parçası haline geleceği, zıddında, yani bir ortak payda tanımlamayı başaramadığı durumda ise insan coğrafyasının zenginliğinde ancak bir hoş seda olarak kalacağı. Bakalim zaman ne gösterecek.

Teknoloji

Microsoft Surface örneğinde şaşırtıcı bulduğum noktalardan biri fiziksel algılayıcılardansa görsel tanımaya dayalı teknolojinin oynadığı belirleyici rol. Surface sistemi, optik etiketlerin kullanıldığı mini kameralarla desteklenmis bir işlemsel görsellik algoritması ve projektor sistemi üzerine kurulu. Şu an için araştırmacıları en çok meşgul eden sorulardan biri projektor ve gösteri yüzeylerinin optimizasyonu. Halihazırdaki projektor teknolojisi biçim faktorü olarak yer kaplayan, gürültülü ve pahalı bir teknoloji. Önumuzdeki dönem yüzey bilgisayarları, özelleşmiş monitorlerin, işlemsel görsellik ve optik teknolojilerinin gelişimine parallel bir gelişme eğrisi göstereceğe benziyor.

engin | June 16th, 2007

İlk iPhone Uygulaması

iphone-digg.jpgiPhone daha piyasaya çıkmadı ama azimli bir programcı genç iPhone için ilk 3. parti uygulamayı geliştirdi. Uygulamayı şurada görebilirsiniz.

Uygulamanın en ilginç yanlarından biri, Javascript ile geliştirilmiş olması. Geliştiren genç yeterince ilgi olması durumunda bir Javascript kullanıcı arayüzü geliştirmek istediğini söylüyor ki herkes kullanabilsin. Uygulama ile ilgili tartışmayı şurada okuyabilirsiniz.

Apple hali hazırda kullanıcılara iPhone’un güzelliklerini erişilebilir kılan bir arayüz sunmuyor. Fakat, Apple’ın stratejisi, tıpkı cıbırlarda (Widgets) olduğu gibi programcılara html+javascript kullandırmak. Steve Jobs son Apple Developer Konferansında şöyle dedi: “iPhone için uygulama geliştirme platformu mu istiyorsunuz, Safari kullanın.”

iphone-uygulama.jpg
Apple Developer Konferasında Jobs iPhone uygulamalarını anlatıyor. Fotoğraf: Engadget.

GÜNCELLEME: iPhone satışa çıktı. New York Apple Dükkanı önündeki uzun iPhone kuyruğundan canlı canlı fotoğraflar ve videolar çektik.

engin | June 9th, 2007

iPhone Türkiye’de Çalışır mı?

iPhone Türkiye'de Çalışır mı?

GÜNCELLEME:
iPhone Pazar Yeri Açıldı
iPhone Kilidi Nasıl Kırılır?

Apple iPhone‘un lansman tarihi (29 Haziran) yaklaştıkça Düğümküme’de Burak Arıkan’ın yazdığı iPhone geldi ve iPhone Dedikoduları yazılarına bazı sorular gelmeye başladı. İnsanlar merak ediyor: iPhone Türkiye’de çalışacak mı? Amerika’dan eşe dosta sipariş verip getirtsek de Türk operatörün SIM kartını taksak olur mu? Evden işten çeker mi? Telefon henüz piyasaya çıkmadığından ve resmi bilgilerin eksikliğinden dolayı bu soruların bazıları hala havada. Yine de, mevcut bilgilerden yola çıkarak bazı cevaplar bulmak mümkün.

iPhone, Türkiye’deki cep operatörleri ile uyumlu mu?

Apple sitesinde belirtildiği üzere iPhone bir quad-band (4-bant) GSM telefon. Yani 4 ayrı frekans üzerinde (MHz: 850, 900, 1800, 1900), bildiğimiz SIM kart ile çalışıyor. Türkiye’deki cep telefonu operatörleri (Turkcell, Avea, Vodafone) GSM 900 ve 1800 frekanslarında hizmet veriyor. Yani ham teknoloji açısından bakarsak sim kartınızı iPhone’a takınca çalışması lazım. Ne yazık ki iş sadece ham teknoloji ile bitmiyor.

iPhone, AT&T servisi ile Türk operatörler üzerinden kullanılabilir mi?

iPhone 29 Haziran’da Amerika’da sadece AT&T (eski Cingular) aracılığı ile pazara sürülecek. iPhone sahibi olmak için 2 yıllık AT&T sözleşmesi yapmak gerekiyor, yani cep telefonunu operatöre 2 yıl abone olmadan alamıyorsunuz. Mümkün olmakla birlikte tahminimce çok az kişinin başvuracağı bir yöntem Amerika’dan aldığınız iPhone’u AT&T uluslararası dolaşım (roaming) anlaşması yapmış Türk operatörler üzerinden kullanmak (AT&T SIM kartı kullanarak). Türkiye’de telefonunu kullanan Amerikalı turist olmak gibi bir şey. Bu durumda fatura AT&T tarafından kesilir ve arayıp arandığınız sürece dolar bazında aşırı tuzluya gelir.

Sim kartımı iPhone’a taksam çalışır mı?

AT&T sözleşme ile verdiği telefonlara SIM lock denilen bir kısıtlama / yazılım kilidi koyuyor ki telefon başka operatörlerin SIM kartları ile çalışmasın. Tabii ki iPhone için de benzer bir kısıtlama söz konusu olacak. Kahraman Türk cep telefoncuları iPhone öncesi bir çok cihazın SIM kilidini çoğunlukla telefonun sistemini yeniden yüklemek (flash) marifetiyle kaldırabiliyordu. Fakat bir rivayete göre Apple ve AT&T kilit kırma durumuna karşı derin önlemler almış. Kısacası, AT&T iPhone’u sunan tek operatör olmanın meyvelerini yemek istiyor. iPhone’un Amerikan modeli SIM kilidi kırılmadıkça Türkiye’deki operatörlerin sim kartları ile çalışmaz. Gerçi hep tanık olduğumuz üzere, her kilit eninde sonunda kırılır.

iPhone normal yollardan Türkiye’ye gelecek mi?

iPhone’un Avrupa lansmanı için Apple’ın Avrupa’da cep operatörleri ile anlaşmaya çalıştığı yönünde söylentiler var. Bu söylentilerde bir dolu firmanın adı geçiyor, bunlardan biri de Vodafone. Tabii Avrupa deyince bu iş Türkiye’yi ne zaman kapsar kestirmek zor. Söylenti aynı zamanda Avrupa’da lanse edilecek iPhone’un 3G (3. nesil) telefon olacağına işaret ediyor, yani data bağlantı hızı Amerikan versiyonundan daha yüksek (2.5G-EDGE) olacak.

iPhone ile ilgili resmi bilgiler içeren siteler
Apple iPhone resmi web sitesi
AT&T iPhone sayfası

Düğümküme’de iphone ile ilgili yayımlanan önceki yazılar
iPhone’daki Çoklu Dokunmatik Ekranın Sırları
iPhone dedikoduları
Apple iPhone Geldi
İlk iPhone Uygulaması (kaynak kodu ile)

GÜNCELLEME: iPhone satışa çıktı. New York Apple Dükkanı önündeki uzun iPhone kuyruğundan canlı canlı fotoğraflar ve videolar çektik.

Selen Atac | May 22nd, 2007

Yoko Ono Burada!

yoko1.jpg

John Lennon’ın tanımı ile “Dünyanın en ünlü tanınmayan sanatçısı” Yoko Ono 3 Mayıs – 30 Haziran tarihleri arasında “Açık Şehir” isimli sergisi ile Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de.

Karaköy’deki Minevra Han’ın bankacılık dönemlerinden kalan bodrum katındaki kasa dairesine indiğinizde toplam 9 parçadan oluşan ve tamamı izleyicilerin etkileşimine açık sergi ile karşılaşıyorsunuz. Kavramsal sanatın öncülerinden Ono’nun sergilenen eserlerinin çoğu ziyaretçilerin etkileşimine açık bırakılmış.

Ono’nun size sundugu küçük el fenerleri ile evrene sonsuz sevgi mesajı gönderebilirsiniz.

“sen su/ben su/ hepimiz farklı kaplarda suyuz/ o yüzden buluşmamız çok kolay/ bir gün hep birlikte buharlaşacağız/ ama su bitip gittiğinde bile/ belki kapları işaret edeceğiz/ ve oradaki, işte o benim diyeceğiz/ bizler kaplara kafayı takmışız”

yoko4.jpg

1966’da Mend Piece ismi ile ilk olarak sergiledigi işi,11 Eylül’den sonra Mend Peace adını alarak masa dolusu kırık tabak, çanak, fincan, kaseyi onarmaya davet ederken, Ono “fincanı onarırken düşündügünüz şey onu onarmak değildir” diyerek metafor yaratabilme kapasitemize sesleniyor.

yoko2.jpg

Savaşlarda stratejilerin belirlenmesinde kullanılan haritalarla seni seviyorum,barışı düşle yazılı kabartma mühürleri kullanarak “IMAGINE PEACE” adlı eserde sizinde bir katkınız oluyor. Yine ziyaretçilerin boya ve fırçalarla kendi hünerlerini göstereceği “ADD COLOR” isimli eserinde, yeniden doğuşu simgeleyen tabutu boyayabilirsiniz.

Kültürümüzde yaygın olan dilek agaci burada “WiSH TREE” adı altında dileklerinizi yazabilceginiz, ve daha sonra dileklerinizin İzlanda Reykjavik’te yapım aşamasında olan İmagine Peace Tower’a gönderilcegi eser olarak tasarlanmış.

En son odada yer alan Marcel Duchamp, Frida Kahlo, Atatürk, Joseph Beuys gibi önemli isimlerin yazılı oldugu 123 kart, her biri aynı seviyede su ile doldurulmuş ince belli çay bardaklarının önünde “WE’RE ALL WATER” adı altında Yoko Ono’nun 1967’de Lisson Galeri’deki sergisi için yazdığı bir kavramdan ilham aldıgı eseri oluşturuyor.

yoko3.jpg

30 Haziran’a kadar sürecek kavramsal sanatın öncülerinden olan Yoko Ono’nun sergisinin sizde bir parçası olmalısınız.


Kapat
E-posta ile paylaş