Etkin Çiftçi | July 12th, 2008

Dijital Bölünmüşlüğün Yeni Halleri

Dijital bölünmüşlük, teknolojiye erişimi olmayanlar ile bu yaşam tarzından faydalananlar arasındaki sosyal mesafe olarak tanımlanıyor pek çok kaynakta. Çoğunlukla bireyler düzeyinde vuku bulan dijital bölünmüşlüğün iş hayatına yansımaları da sosyal bir odaktan ziyade ekonomik anlamlar taşıyor.

Avaya, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Rusya ve İspanya’dan toplam 3000 kişilik bir çalışan örneklemi kullanarak “Avrupa ve Rusya’da Esnek Çalışma” raporunu yayınladı. Buna göre şirketlerin %17’si çalışanlarına esnek çalışma saatleri sunuyor. İngiltere’de bu oran %22′ye kadar çıkabiliyor.

Ankete katılan çalışanların %78′i kendilerine esnek çalışma saatleri sunulması koşulu ile hiç düşünmeden mevcut işlerinden ayrılabileceklerini, %94′ü ise bu olanağı zaten kendi işverenlerinin sunması gerektiğini söylüyor.

Peki bu ne anlama geliyor?

Maaşını elden alan, mesai saatlerinde fatura ödemek için dahi işyerinden ayrılamayan bir çalışan ile uzaktan çalışıp bir yandan ailesi ve arkadaşlarına vakit ayırabilen sosyal bir çalışanın verimlilikleri arasında ciddi farklar var. Esnek çalışma saatleri bunu sürdürebilecek alt yapısı olan şirketler için önemli kazançlar sağlıyor. Örneğin her çalışana merkezi bir iş alanı sunmak zorunda kalmıyor bu şirletler. Veya tam zamanlı bir çalışan yerine esnek 3 çalışan kullanıp daha nitelikli işler üretebiliyorlar. Elbete bu altyapıyı ülkemiz iş etkinliğinin en az 50%’sini oluşturan mikro ölçekteki kobilerin sunması mümkün değil. Zaten Avaya araştırmasında da daha çok büyük ölçekli şirketlerin esnek çalışma saatleri sunabildiği belirtiliyor.

İşte bu yüzden Basecamp ve GoogleApps gibi verimlilik araçları giderek önem kazanıyor. Micro ölçekteki çalışma grupları ve KOBİ’ler hem çalışanları hem de müşterileri ile web hatta mobil ortamda dahi çok düşük maliyetlerle iletişim kurabiliyor, iş yapabiliyor.

Kaynak: http://www.usabilitynews.com/news/article4799.asp

arikan | May 4th, 2008

İstanbul Valisi İstifa Kampanyası Başladı

1 Mayıs’da yaşadığımız devlet terörü sebebiyle İstanbul Valisi Muammer Güler‘in istifası için imza kampanyası başladı. Kampanyayı aynen yayınlıyoruz, aşağıdaki bağlantıdan formu doldurarak katılabilirsiniz:

http://www.valiistifa.net

Ne olup bittiğini göremeyenler varsa, Etrafta blogunda toparlanan 1 Mayıs fotoğraflarından yaşananları görebilirsiniz.

VALİ İSTİFA!

Biz aşağıda imzası olanlar,

1 Mayıs’ı, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bütün İstanbul halkı için işkenceye dönüştüren Vali Muammer Güler’in istifa etmesini talep ediyoruz.

Hrant Dink kardeşimize düzenlenen suikastı önceden bilen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah hakkında soruşturma açılmasına bile izin vermeyen Vali Güler, “provokasyon olacak” gerekçesiyle Taksim Meydanı’nı emekçilere kapatıyor.

“Kamu düzeni bozulacak” diye İstanbul’da adı koyulmamış sıkıyönetim ilan edip metroyu kapatıyor, vapur seferlerini iptal ediyor, okulları kapatıyor, çocuk-yaşlı, bebek-hamile demeden yüzlerce gaz bombası attırıyor. Taksim’e emekçileri sokmamak için, binlerce polisle Taksim Meydanı’nı ve oraya çıkan bütün yolları silahlı-bombalı-coplu polislerle işgal ettiriyor.

Taksim’de ısrar eden emekçiler, çatışma değil daha çok demokrasi istiyorlar.

Biliyoruz ki 12 Eylül Darbesi’nin yolunu döşeyen Maraş, Çorum, Bahçelievler, Balgat katliamlarının başlangıç noktası olan 1 Mayıs 1977 katliamının arkasındaki derin güçler ile Hrant Dink’in ve son olarak Adapazarı’nda yaşanan türdeki linç girişimlerinin arkasında hep aynı karanlık-derin güçler-çeteler var. Ve bu güçler açığa çıkarılmadan, bunlardan hesap sorulmadan bu ülkede demokrasinin önü açılmayacak, darbe tehditlerinin arkası kesilmeyecektir.

Taksim ısrarı, demokrasi ve temiz toplum ısrarımızın bir ifadesidir.

Kendisi de benzer güçlerin saldırısı altında kapatılma davasına maruz kalan AKP hükümeti ise Vali Güler’in yasakçı zihniyetine destek vererek demokrasiyi değil yasakları, baskıları ve darbecileri güçlendiriyor. Çetelere karşı sonuç alacak mücadele AKP’ye bırakılamayacak kadar önemlidir. Sosyal Güvenlik Yasası’na karşı omuz omuza veren emek güçlerinin Taksim talebi ile devam eden birlikteliği Vali Güler’in istifa etmesi için güçlendirilmelidir.

Demokrasi, temiz toplum, özgürlük, adalet, eşitlik, barış mücadelelerini ancak emek cephesi olarak kazanabiliriz.

İmzalamak için sitedeki formu doldurun: http://www.valiistifa.net

engin | May 1st, 2008

Bugün Facebook için ne yaptın?

Bugün, 1 Mayıs İşçi Bayramı vesilesiyle yeni projemizi yayına verdik. Projenin adı User Labor, yani Kullanıcı Emeği. Başlık ne alaka peki?

Yeni nesil web 2.0 internet servisleri (mesela Facebook, Flickr vs) kullanıcının oluşturduğu içerik (user-generated content) vasıtası ile reklam geliri elde ediyor. Bunun karşılığında kullanıcıya servis veriyor. Yalnız şöyle bir durum var. Bazı kullanıcılar diğerlerine göre daha fazla trafik üretiyor, dolayısıyla Facebook’a Flickr’a daha fazla kazandırıyor (reklamı ne kadar çok görürsen tıklanma şansı o kadar yüksek). Bu şekilde daha fazla değer yaratan kullanıcı daha iyi servis alıyor mu? Ya da bu emeğinin karşılığını alıyor mu? Çoğu zaman cevap hayır.

ULML-logo

Yeni projemiz User Labor, bu probleme odaklanıyor. Kullanıcı emeği karşılığında ne alıyor sorusunu cevaplamak için öncelikle kullanıcının emeğini nasıl ölçebiliriz diye düşünmek lazım. Bu noktada User Labor Markup Language (ULML) devreye giriyor. ULML, bir XML alt spesifikasyonu, yani RSS gibi bir şey. Kullanıcının bir servise ne kadar emek verdiğini ve ne kadar trafik yarattığını kalem kalem hem bilgisayarların hem de insanların okuyabileceği bir şekilde özetliyor. Mesela, Facebook için, kaç arkadaşın var, bağlantıda olduğun gruplar sıkı gruplar mı, kaç foto yükledin, kaç kişi profilini ziyaret etti vs gibi değerler bir ULML dökümanı içinde yer alıyor.

Özetle, ULML dökümanlarının hedefi, ‘ben bu kadar iş yaptım, burada yazıyor, karşılığını isterim‘ dedirtebilmek. Yani, ben bugün Facebook için ne yaptım? Facebook benim için ne yaptı?

Daha fazla bilgiyi User Labor sitesinde bulabilirsiniz.

Ayrıca şu bağlarda da değişik perspektifleri okuyabilirsiniz:

arikan | March 11th, 2008

Sosyal Ağ Hortumlaması

Amerikan Internet pazarında hemen hergün yeni bir sosyal akım uygulaması çıkıyor. Bunların arasında önde gidenler “sosyal ağ hortumlaması” yapan servisler. Geçen Düğümküme’de sosyal akım uygulamaları yazısında “toplayıcılar” diye bahsetmiştik bu servislerden. Şimdi daha da odaklanarak hortumlayıcı diyorum –aynen Türkiye’deki banka hortumlama gibi– çünkü bu servisler bir kişinin farklı sosyal web servislerindeki hesaplarının hareketlerini toplayıp bir arada gösteriyor. Yani durağan bir içeriği değil hali hazırda sürekli yenilenen sürekli akan içerik kaynaklarını bir araya getiriyor. Mesela Twitter’a yazdıklarınız, Flickr fotoğraflarınız, Vimeo videolarınız, Facebook status güncellemeleriniz, blogunuz, sosyal imleme servislerindeki hareketleriniz hepsi RSS beslemelerinden toplanıp bir liste olarak gösteriliyor. Bunun “faydası” arkadaşlarınızın normalde dağılmış servislerdeki hareketlerini bir listeden takip etme imkanı sağlaması; sanki bunu bir RSS okuyucudan yapamıyormuşuz gibi…

Silikon Vadisi peygamberlerinin bu sistemleri desteklerken iki genel savı var:

  1. Normalde bir RSS okuyucusundan erişilebiliecek bu bilgileri bir web servisine dönüştürürsek RSS nedir bilmeyen ama sosyal ağ servisleri kullanan kişilere erişebiliriz.
  2. İnsanlar bir iki tıklamada arkadaşlarının toplu beslemelerine ulaşırlar.

İkinci sav bana da iş yapar gibi geliyor, ancak organik değil gerçekten de hortuma ağzını dayamak gibi bir iş. Mesela bir arkadaşımın blogunu takip etmek isterim ama fotoğrafları veya videoları pek umrumda olmayabilir. Bu hareketleri blok blok almak yerine ben kendim daha uzun sürede RSS listemi tek tek hazmederek organik olarak geliştirmeyi ve bakmayı tercih ediyorum. Bu durumda RSS okuyucum bana çok daha kullanışlı geliyor.

Bu hortumcular yetmiyormuş gibi bugün FriendFeedFeed diye bir servis çıktı! Adeta bu durumla dalga geçer gibi hortumlayıcıları hortumlayan bir servis FriendFeedFeed. Haberi öğrendiğim yer TechCrunch’da Arrington yazıyor: tamam anladık.

arikan | March 1st, 2008

Google Uyarı Döngüsü

google_logo.jpg

İşlemsel sanatçı Jonah Brucker-CohenGoogle Alert Loop” adında kendi kendine yazan bir blog çıkardı. Bu proje Google’un bedava blog servisi “Blogger”ı ve uyarı servisi “Google Alerts”i kullanarak otomatik yayın yapan bir blog. Goolge Alerts’ten belli konulara göre email adresine gönderilen içeriği otomatik olarak blogda yayınlıyor.

Brucker-Cohen fikrin uyarılara göre kendi kendine yayını sürdüren bir blog yapmak olduğunu söylüyor. Proje “Google Alerts” ve benzeri türde otomatik sistemlerin kullanırlığını ve nasıl Internet üzerinde görüşleri polorize ettiğini sorguluyor.

Acaba başka bloglarda bu blogu haber yaparak (bu yazıda olduğu gibi) bu döngüye katılabilir mi? Projenin logosu nefis!

Son dakika: Siteye şu anda ulaşılamıyor. Google kapatmış olmalı! Kapatılmadan önceki ekran görüntüsü aşağıdaki gibiydi:

Son dakika:: Blog geri geldi.

google-alert-loop.jpg

ali | February 26th, 2008

Etkileşimli Sanat için Sınıflandırmalar

Birçok sanatçı haklı olarak sınıflandırılmaktan hoşlanmasa da, kategorilere yerleştirilmenin eserlerinin yanlış anlaşılmasına, yüzeyselleşmesine, önemsiz bir benzerlik yüzünden alakası olmayan başka işlerle birlikte anılmasına yol açtığını söylese de, gerek arşivleme gereksinimi, gerek araştırma yaparken uzun listeler içinde gezinebilme ihtiyacı, gerek kitap veya sunum hazırlarken bilgiyi bir yapıya oturtmanın pratikliği nedeniyle kategorileme ve sınıflandırma sistemlerine hala başvurulmaya devam ediliyor. Bu konuda çok sayıda değişik yöntem var ve çoğunda esnek olunmaya çalışılıyor. Bunlardan en son rastladığım, Ludwig Boltzmann Institute Media.Art.Research tarafından başlatılan, Prix Ars Electronica 2008 için yapılan başvurularda kullanılan anahtar sözcüklerin ışığında geliştirilmeye devam edilen, birbirinden bağımsız ve iç içe geçebilir başlıklardan oluşan Taxonomies of Media Art:

Sanat eserinin biçimi

enstalasyon
heykel
nesne
performans
yazılım

Sanat eserinin sahası

tek başına
kamusal alan
bağımsız alanlar
ağlı yapılar
sanal dünyalar (Second Life gibi)

Etkileşim ortakları

insan<>insan (sanatçı etkileşimi)
insan<>insan (izleyici etkileşimi)
insan<>bilgisayar
bilgisayar<>bilgisayar
bilgisayar<> harici dijital veri
bilgisayar<> dış ortam
bilgisayar<>analog aygıtlar

İzleyicinin (icracının) yaptığı

gözlemlemek
araştırmak
harekete geçirmek
kumanda etmek
seçmek
içinde gezinmek
katılmak
iz bırakmak
yaratım sürecine katkıda bulunmak
bilgi alışverişinde bulunmak

İşin (projenin) yaptığı

gözetlemek
araç görevi görmek
anlatmak, öykülendirmek
belgelemek
algıyı genişletmek
bir oyun önermek
iletişim sağlamak
görsellemek
ses üretmek
dönüştürmek
depolamak
işlemek
aracılık etmek

Medya

video
bilgisayar grafiği/animasyon
sabit görüntü
projeksiyon
monitör/ekran
3D
ses elektroniği
kulaklık
hoparlör
yayın (radyo/TV)
cep telefonu
el cihazları
mikrofon
RFID
motor (sibernetik, robotik, vs.)

İşlem Teknolojisi

hareket yakalama
görüntü yakalama
ses tanıma
metin tanıma
chroma anahtarlaması
bio-feedback

Slogan

mekansal medya
genişletilmiş (artırılmış) gerçeklik
her an her yerde hesaplama
sanal gerçeklik
televarlık
yapay zeka
low-tech
medya arkeolojisi
etkileşimli sinema
her an her yerde oynanabilir oyun
giyilebilir bilgisayarlar
sibernetik
kinetik
robotik

Konu

yapay zeka
yapay yaşam
biyografiler
veri işleme
ekonomik sistemler
çevre
günlük sorunlar
evrim
genetik
kitlesel medya
medya
çevrimiçi dünyalar
politika
din
göç
sosyal ilişkiler
mahremiyet

Bundan daha genel bir sınıflandırma da Christiane Paul’un Digital Art kitabında kullandığı yapı:

Dijital Teknolojilerin Araç Olarak Kullanımı

Dijital fotoğraf ve baskı
Dijital teknolojilerle heykel

Dijital Teknolojilerin Mecra Olarak Kullanımı

Enstalasyon
Film, video, animasyon
Internet sanatı ve göçebe ağlar
Yazılım sanatı
Sanal gerçeklik ve genişletilmiş (artırılmış) gerçeklik
Ses ve müzik

Dijital Sanatta Temalar

Yapay Yaşam
Yapay Zeka
Televarlık, telematik, telerobotik
Beden ve kimlik
Veritabanları, veri görsellemesi ve eşleştirmesi
Metin ve öyküleme ortamları
Oyun
Taktiksel medya, aktivizm, hacktivizm
Geleceğin teknolojileri

Son olarak da Burak Arıkan ile geçtiğimiz Kasım ayında Aksanat’ta yaptığımız İşlemsel Sanatlar Sunumu‘nda kullandığımız pratik sınıflandırma ile yazıyı bitireyim:

Algoritmik Sistemler: Bilgi İşlem Teknolojileriyle İfade

  • İşlemsel üretilen nesneler
  • İşlemsel çalışan sistemler

Sistemden Karmaşaya: İnternet ve Ağlı İletişim Sistemleri Üzerinden İfade

  • Ağda temsil
  • Ağda eylem
arikan | February 14th, 2008

Hafriyat’ta Noktaları Birleştir Sergisi

noktalari-birlestir-harfiyat-2008.jpg

Noktaları birleştir, 16 Şubat cumartesi saat 18.30’da Hafriyat Karaköy‘de açılıyor (harita).

16 sanatçının katılımıyla Koray Kantarcıoğlu tarafından düzenlenen sergi, çizgiyi bağımsız görsel bir birim olarak anlama ve özgün bir ifade biçimi olarak kullanma fikrinden hareket eden işleri bir araya getiriyor. Bu işlerin üretimi ve sunuşunda da çeşitlilik ve rahatlık göze çarpıyor: Kumaş, kağıt, ekran, duvar ve duvar kağıdı kullanımından boya, mürekkep, piksel ve tükenmez kaleme.

Serginin kavramsal çerçevesi de aynı yaklaşımı devam ettiriyor: Ucu açık, tamamlanmışlık kaygısı gözetmeyen bu işler tek bir yere gitmiyor.

Sergi açılışında Nazım Dikbaş Ama Bu Bana Benzemiyor adlı bir performans gerçekleştirecek. Hevesli çizerler tarafından yapılan resimlerini görüp memnun kalmayan kişilerin telaffuz ettiği bu cümleyi başlık seçen Dikbaş, çizim eyleminin ve üretiminin farklı boyutlarına dikkat çekmeyi deneyecek.

Katılımcılar:

Aksel Zeydan Göz
Alina Viola Grumiller
Bora Başkan, http://borabaskan.blogspot.com
Burak Arıkan, http://burak-arikan.com
Cem Dinlenmiş, http://cemdinlenmis.deviantart.com
Erlea Maneros
Ekin Saçlıoğlu
Erkin Gören, http://erkingoren.com
Erdem Ergaz
Gözen Atila
Güneş Terkol
İnci Furni, Bio
Klaustro, http://myspace.com/klasor
Koray Kantarcıoğlu, http://www.koraykantarcioglu.com
Mihda Koray, http://myspace.com/mihdakoray
Nazım Dikbaş, http://www.extramucadele.com

* Poster tasarımı Özer Yalçınkaya (aka Klaustro).

Dara Kılıçoğlu | February 4th, 2008

Kitap Tanıtımı: SSS (Bent 004)

bent004cevdetereksss.jpg

Bent004
SSS
Sahil Sahnesi Sesi
Halı İçin Tema ve Çeşitlemeler
Cevdet Erek

Kitap Tanıtımı
5 Şubat Salı, 18:00-20:00
Meşrutiyet Cad. 92 A Tünel, Beyoğlu, Istanbul
www.b-a-s.info

SSS bir keşfi paylaşma denemesi olarak değerlendirilebilir. Kitap okuyucuya sahilin nasıl taklit edilebileceğini ve bu taklidin kişisel bir eylem veya bir gösteri olarak nasıl yapılabileceğini detaylı olarak tarif ediyor, yöntem ve donatının yanısıra gerekli ruh halinden de hassasiyetle bahsediyor. Cevdet Erek ironiye kaçmayan nükteli bir üslupla doğanın taklidi hakkında genel bir değerlendirmeden, uygulamalı bir kılavuza, oradan da bir nevi müzik kitabına geçişler yapan öznel bir rehber oluşturuyor.

arikan | February 1st, 2008

Microsoft Yahoo’yu Alıyor: Kim Ne diyor?

ms-yahoo-logos.jpgBugün Microsoft Yahoo’ya 44 milyar dolarlık teklif yaptı. En az bir yıldır olacak diye konuşulan bu satın alma girişiminin ilk bakışta altında yatan sebepler neler? Bir yanda Yahoo! hisse senedi Ekim’den beri %50 düşmüştü, bu düşüşten bir türlü kurtulamıyordu ve sonunda geçtiğimiz hafta 1,000 çalışanın işten çıkarılacağı söylentileri ortaya çıktı. Diğer yanda Google’un reklam pazarındaki baskınlığı iyice artıyordu. Google webde çalışan bedava ofis programları ile de Microsoft’u Microsoft yapan bölgere girmeye başladı. Microsoft bunlar üzerine online reklam pazarına gireceğini belirtmişti, ve son zamanlarda 6 milyar dolara aQuantative internet reklam şirketini almıştı. CEO Steve Ballmer tüm Microsoft çalışanlarına yazdığı emailde online reklamın 40 milyar dolarlık bir sektör olduğunu 2010 yılına geldiğimizde 80 milyar dolarlık bir sektöre dönüşeceğini ve giderek büyüyeceğini anlatıyor. Microsoft Yahoo’yu satın alarak bu pastadan büyük bir dilimi kendi tabağına almış olacak.

Bu konuda kullanıcılar açısından, pazarın yeni şekli açısından (Goolge vs. Microsoft çekişmesinde yeni online reklam endüstrisi), ve tekno-kültürel hayata etkisi açısından pek çok açılımı var. Şimdilik kim ne diyor bu bağlantılardan takip edebilirsiniz, biz de kafamızı toplayıp tekrar yazıcaz.

Son dakika
Google Yahoo ve Internet’in Geleceği başlıklı bir bildiri yayınladı.
Microsoft bildiriye cevap verdi

Wall Street’ten Paul Kedrosky’nin analizleri
http://paul.kedrosky.com/
Bu satışı ne önler? Başka bir satış, Google?

VC Fred Wilson
Bunun geleceğini görüyor olmalıydınız

Nicholas Carr @ Forbes
Yazılım Medya İşine Dönüşüyor

Yahoo Basın Duyurusu
Yönetim Kurulu Teklifi Değerlendiriyor

Daring Fireball
Microsoft Açık Kaynaklı Bir Sistem Sahibi mi olacak?

TechCrunch yorumları
İlk teklif haberi
Microsoft + Yahoo ne eder?
Yahoo’nun Microsof tarafından alınması Avrupa için ne demek?

ComScore
Reklam Gösterimine Göre En İyi Şirketler

New York Times
Microsoft Yahoo’ya $44.6 Milyar Teklif Etti

Web Trafik Analiz Şirketi Compete Blogu (Grafikli pazar analizleri)
Microsoft Yahoo Birleşmesi sonucu bir Yahoo kullanıcısı $1,200 eder

arikan | December 29th, 2007

2007 Düğümküme Başlıkları

Bu yıl Düğümküme’de yazıdıklarımızı genelde sonradan referans verilebilecek şekilde düzenlemeye dikkat ettik. Bunların örnekleri mesela internet yasağı nasıl aşılır, internet televizyonu nasıl çalışır, kırsal alanda kablosuz internet kurulumu gibi teknik konular; RSS kullanımı, yüksek çözünürlüklü video paylaşımı, p2p borç verme servisleri gibi tekno-kültürel konular; internet’te açık kimlik, ifade özgürlüğü yazılımları gibi tekno-politik konular; kavramsal sanatlar ve işlemsel sanatlar alanında önemli belge çevirileri ve yorumlar; Facebook ve benzeri sosyal ağların manevi emek sömürüsü üzerinden eleştirileri; Apple iPhone ve yeni Google ürünleri üzerine endüstri haberleri ve eleştiriler; internet ekonomisi uzun kuyruk web2.0 gibi paradigma değişimlerine tanıklık ve yorumlar oldu.

En çok ilgi gören başlıklar hepimizi krize iten Türkiye mahkemelerinin internet yasakları ve Hrant Dink suikasti, Çin ile ticaret yapmak siteyenlerin üşüştüğü Alibaba ve Türkiye-Çin İşadamları yazısı, iPhone tüketim çılgınlığı, arama motorlarında en önde çıkan İstanbul uydu görüntüleri, TÜBİTAK estetiği eleştirisi, Hüseyin Çağlayan’nın kinetik kıyafetlerden oluşan koleksiyonunu nasıl yaptığı ve web uygulama geliştirme sikeleti Rails 2.0 oldu.

Kasım ayında İstanbul’da Amber Festivali ve Düğümküme etkinlikleri boyunca yaptığımız sunumlar, sergiler, workshoplar, ve partiler ile yazıp çizdiklerimize destek olmaya çalıştık.

Bu yıl yazdığımız 192 yazı arasından en çok tartışılan ve zamanını anlatan başlıklar aylara göre şöyle:

ARALIK (17 yazı)

KASIM (21 yazı)

EKİM (5 yazı)

EYLÜL (15 yazı)

AĞUSTOS (13 yazı)

TEMMUZ (9 yazı)

HAZİRAN (18 yazı)

MAYIS (16 yazı)

NİSAN (20 yazı)

MART (14 yazı)

ŞUBAT (21 yazı)

OCAK (22 yazı)


Kapat
E-posta ile paylaş