arikan | June 22nd, 2008

OpenFrameworks ile Yüksek Performanslı İşlemsel Sanat ve Tasarım

OpenFrameworks yüksek performanslı grafik ve video programlamak için geliştirilen bir düzine C++ kütüphanesi. Sizi düşük seviye karmaşık fonksiyonlarla uğraştırmadan, tasarladığınız kompozisyona odaklanmanızı sağlıyor. OpenFrameworks sitesinde yeni başlayanlar için film endüstrisinden şöyle bir analoji yapılıyor:

Kendi filminizi tasarladınız ve bir film yapımcısı şirketle çalışmaya karar verdiniz. Yapımcı şirket çekim mekanlarını, kameramanları, ışıkçıları, sesçileri, ve tüm altyapıyı hazırlıyor. Herkesin aynı anda aynı zamanda çekim alanında bulunmasını ve işini yapmasını sağlıyor. Size kalan filmi çekmek. OpenFrameworks geliştireceğiniz programlar için bir film şirketi. Lojistik ayrıntıları ve idareyi hallediyor, siz de yaratıcı vizyonunuza odaklanıyorsunuz.

OpenFrameworks ile yapılan işlerden örnekler ve kullanan sanatçılarla kısa söyleşiler:


made with openFrameworks from openFrameworks on Vimeo.

Processing kullananlar bilirler, böyle yalınlaştırılmış iskeletler işlemsel ürünler yaratan tasarımcılar ve sanatçılar için büyük kolaylık sağlıyor. Processing Java programlama dili üzerine geliştirildi. Yalınlığıyla bizi karmaşık işlerle uğraşmaktan kurtarıp esas işimize odaklamıştır. OpenFrameworks arayüzünde, yani kullanılacak metodların ve değişkenlerin isimlendirilmesinde, Processing’den etkilenmiş. Processing geliştiricileri ve bütün bu programlamayı yaratıcı insanlara yakınlaştıran iskeletlerin anası sayılan Design By Numbers bu tür programlama arayüzlerinin temelini atmıştır.

C++ üzerine geliştiriliyor olduğundan OpenFrameworks öncekilerden farklı olarak yüksek performanslı işlere imkan sağlıyor. İsmi üzerine açık kaynaklı bir proje OpenFrameworks. Zach Lieberman ve Theo Watson tarafından başlatıldı ve dünyanın farklı yerlerinden kişilerin katkılarıyla büyüyor. Eyebeam, Parsons School of Design, MediaLabMadrid, ve Hangar Center for the Arts projeye destek veriyor.

OpenFrameworks kullanmaya nasıl başlarım?

Önce son sürümünü burdan indir. Mac, Windows, ve Linux üzerinde çalışıyor. İndireceğiniz paket tüm kaynak kodu ve örnekleri içeriyor. OpenFrameworks kullanabilmek için tavsiye edilen programlama ortamı (SDK) her işletim sisteminde farklı. Mac için Xcode, Windows ve Linux için Code::Blocks kullanabilirsiniz. Her bir SDKyı kurmak ve üzerinde OpenFrameworks kullanmak için adım adım takip edebileceğiniz yardımlar var, bunları takip ederek ilk OpenFrameworks programınızı çalıştırabilirsiniz:

Mac için adım adım Xcode kurmak ve OpenFrameworks kullanmak
Xcode, http://www.openframeworks.cc/setup/xcode

Windows için 3 SDK seçeneği ve OpenFrameworks kullanımı
Dev-C++, http://www.openframeworks.cc/setup/devcpp
VC++ 2005, http://www.openframeworks.cc/setup/visual_studio
Code::Blocks, http://www.openframeworks.cc/setup/codeblocks_setup_guide

Linux için Code::Blocks
Makefile yardım, http://www.openframeworks.cc/setup/linux-makefile
Code::Blocks, http://openframeworks.cc/setup/linux-codeblocks

Processing’den openFrameworks’e nasıl geçilir?

Eğer bir süredir Processing kullanıyorsanız ve daha önce Class –nense tabanlı programlama– kullandıysanız, openFrameworks ile rahat rahat çalışabilirsiniz. Biri Java biri C++. Sözdizim (”syntax”) birbirine çok yakın. API Processing’den alınmış. Yani rect() mesela ekrana diktörtgen çiziyor, setup() ile program giriş yapıyor draw() ile döngüye giriyor. Bazı farklılıklar var mesela programın derlenmesi Java’da ve C’de farklı işliyor. C’de gelişmiş hafıza kontrolu için “pointer” kavramı var. openFrameworks denemeyi düşünüyorsanız öncelikle “OF for Processing Users” wiki’sini okumanızı tavsiye ederim.

Nerede yüksek performans gerekir?

Yüksek performans en çok resim ve video işlemede lazım oluyor. Mesela kameranın önünde el sallayarak kontrol edeceğiniz bir yazılım için openFrameworks kurduğunuz sistemin hızlı ve dolayısıyla akıcı çalışmasını sağlar. Kamera ile fiziksel etkileşim işleri en çok performanslarda kullanılır. Kamera vücudunuzu veya her ne kullanıyorsanız onu takip eder, hareketten yakalanan bilgiler geliştirdiğiniz yazılma girer, ve yazılımın kontrol ettiği dinamik görsel projektörden ortama yansıtılır. Bu tür etkileşimli performans senaryolarında openFrameworks ironik bir şekilde performansınızı yükseltecektir…

Vücut etkileşimi ve video işleme konusuna ne gibi teknikler var, nasıl kullanılır öğrenmek isterseniz Golan Levin’in yazdığı “Computer Vision for Artists and Designers” PDF kitapçığına bakmanızı tavsiye ederim.

İlgili bağlantılar:

Düğümküme'yi zamanında takip edebilmek için öncelikle RSS'den abone olun. Ayrıca bkz RSS nedir, nasıl kullanabilirim?

arikan | May 5th, 2008

Suyadoku İşlemsel Tasarım Sergisi

Bugün YTÜ İletişim Tasarımı’nda yapılacak olan Suyadoku sergisine gidiyoruz. Aşağıdaki duyuruda yeri ve kavramı anlatılıyor, kimler geliyor kimler gidiyor Facebook Suyadoku Etkinlik sayfasında.

55, Yıldız Teknik Üniversitesi, iletişim tasarımı bölümünden ve bölüm dışı katılımlarıyla destek veren insanlardan oluşan, “işlemsel tasarım” denen kavramın damarlarında gezintiye çıkmış, sonuçların arkasındaki sebepleri, sebeplerin doğurduğu sistemleri ve bu sistemlerin formüllerini araştırıp, yeni tasarımlar geliştiren, bu tasarımları formülize eden, rotasını beslendiği noktalara göre belirleyen, dışardan katılıma açık bir atölye grubu. 55 ekibi üçüncü sergisi “Suyadoku” ile etkinliklerine devam ediyor. Ekip bu sergisinde ebru ve işlemsel tasarımı harmanlıyor. 5 Mayıs saat 18:00′de açılacak olan sergi, 19 Mayıs tarihine kadar Yıldız Teknik Üniversitesi Agavat binasında izlenmeye açık olacak.

Ayrıntılı bilgi için: http://55.prosapiens.org/

ali | April 21st, 2008

Click: Sadece Bir Başka Sergileme Deneyi mi?

Daha önceden Twitter ile deneyler yapan, YouTube’da video yarışması düzenleyen ve Facebook’ta bir uygulama geliştiren Brooklyn Müzesi, bu sefer de küratörlüğünü Internet kullanıcılarının yapacağı Click isimli bir fotoğraf sergisi düzenliyor. Bu sergiye katılacak işlerin seçim sürecinde herkes jüri olabiliyor. Alışageldiğimiz web2.0 uygulamalarında kullanılan oylama sisteminden farklı olarak, oy verenlerin kendi sanat tecrübe ve bilgilerini tanımlamaları isteniyor, değerlendirme yapılırken bunlar dikkate alınıyor. Kullanıcının bilgi seviyesini tanımlamak için işaretleyebileceği seçenekler var.

Kullanıcının Bilgisi:

  • YOK. Sanat hakkında fazla bir şey bilmediğimi düşünüyorum, ama ender olarak müze veya galerileri ziyaret ettiğim oluyor.
  • BİRAZ. Sanat eğitimi almadım ama genel anlamda sanat konusunda bilgi sahibiyim. Arada sırada müze ve galerilere gidiyorum.
  • FENA DEĞİL. Birkaç sanat/sanat tarihi dersi aldım ve/veya kendi imkanlarımla çalıştım. Müze ve galerilere sıkça gidiyorum.
  • ORTALAMA ÜSTÜ. Sanat/sanat tarihi konusunda birçok ders aldım; müze ve galerilere sık sık gidiyorum.
  • UZMAN. Bu konuda geniş bilgi sahibiyim. Sanatla ilgili bir işim ve/veya ileri seviyede bir diplomam var.

Buna ek olarak kullanıcılara coğrafi konumları da soruluyor, bunun nedeni fotoğraf sergisinin yerel tarafı.

Bu çok demokratik gözükmese de, her zaman ortak paydayı ön plana çıkaran ve bu şekilde popüler olmanın ötesinde bir şey söyleyemeyen web uygulamaları için bir yenilik olarak görülebilir. Elbette herkes kendi kendini puanlandırdığı için ne kadar güvenilir bir sistem olduğu tartışılır ama belki bu yönü bile, otoriter bir tavır takınmadan belli bir hiyerarşi yaratabilmesi ile kendi başına bir yenilik sayılabilir.

İlgili Düğümküme Yazıları:

Dara Kılıçoğlu | April 18th, 2008

amber’08 — Sanat İşleri için Çağrı

amber’08 beden-işlemsel sanatlar festivali, Türkiyede gerçekleşen en büyük sanat ve yeni medya etkinliği ikinci kez gerçekleşiyor.

Bu yılın festival teması “Inter-pasif Persona”, her yanıyla dijitalleşen dünyamızda kimliğimize sanatsal ve eleştirel bir gözle bakmayı hedefliyor. Festival farklı mekanlarda gerçekleşecek sahne gösterileri, sergiler, atölye çalışmaları sanatçı sunumları ve seminerler içeriyor.

Amber’08 çerçevesinde biri etkileşimli enstalasyonlar diğeri etkileşimli oyunlara yönelik olmak üzere iki sanatsal çağrı yapılıyor.

Etkileşimli enstalasyonlar için yapılan çağrı festivalin bu yılki teması etrafında geliştirilmiş işleri hedefliyor. Başvurular arasından seçilecek işler amber’08 çerçevesinde sergilenecek. Lütfen etkileşimli kurulumlar için başvuru formunu (.doc) (.zip) indirin.

İkinci çağrı bu yıl başlatılan yeni bir bölüm olan “etkileşimli oyunlar sergisi” için yapılıyor. Fransa’dan M2F CREATIONS ile ortak olarak düzenlenen bu bölüm fare ve klavye kullanımına dayanmayan, yeni etkileşim konseptleri ile geliştirilmiş oyunları hedefliyor. Bu sergide ziyaretçiler doğrudan bedenleri, hareketleri, sesleri ile etkileşime girerek oyun oynayacaklar. Başvurulan arasından seçilen oyunlar davet edilen oyunlarla birlikte bu özel bölümde sergilenecek. Lütfen etkileşimli oyunlar için başvuru formunu (.doc) (.zip) indirin

Daha fazla bilgi için http://www.a-m-b-e-r.net sitesine bakabilirsiniz.

arikan | April 16th, 2008

Yeni Medya mı İşlemsel Sanat mı Kime Ne?

Türkiye’de toplum şok üstüne şok üstüne şok yaşarken neden yeni medya mı işlemsel sanat mı diye uzaydan gelmiş gibi duran bir konuya eğiliyoruz? Neden yeni medya deyince web2.0 dalgasından, Photoshop tekniklerinden, video sanatından bahsetmiyor da ağlı bağlı hayattan, merkezden-kitleye iletişimden, sosyal ağ hortumlamasından, kitlesel ifade özgürlüğü engellemesinden, DNS ayarlarından, temsilsiz demokrasiden, dağıtık iktidardan, medya arkeolojisinden bahsediyoruz. Neden işlemsel kelimesini İTÜ Bilgisayar Fakültesi’ndeki Mikro İşlemciler dersinde kullanıldığı gibi veya Bir Kelime Bir İşlem yarışmasındaki gibi değil de sanat kelimesinin önünde işlemsel sanat diye kullanıp diziyoruz elektronik sivil itaatsizlik, protokollü toplumsal denetim, kitleden-kitleye mesajlaşma, bilgi görselleştirmesi, manevi emek sömürüsü, diyagramlar, tarifeler, tersine stratejiler, ağların savaşı?

Ali Miharbi, Ahmet Atıf Akın, Orton Akıncı ile bu perşembe günü (17 Nisan) Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi‘nde konuşacaklarımızı bir iki hafta öncesinden emaillerde tartışmaya başladık. Malum Türkiye’de icat edilmemiş kavramları kullanıyoruz sık sık. Tartıştığımız konuları Türkçe ifade etmek istedğimizden terimlere ve Türkçe’lerine bir süre takıldık, ama sonra bir şekilde içinden çıkabildik.

Uğraştığımız sanat hem yeni nesil teknolojiler hem baki toplumsal olgular üzerinden. Hem Türkiye’de yaşanan şokları konu alıyoruz hem Kaliforniya’da icat edilen yeni teknolojilerin toplumsal etkilerini. Kullandığımız teknikler hem bilgisayar programlaması, hem yemek tarifesi, hem diyagram çizme, hem arkeolojik araştırma olabiliyor. Bu konuşmada herkes kendi işlerinden bir kaç parça sunacak ve sonrasında bu bahsettiğimiz konular çerçevesinde tartışıcaz.

İstanbul’daysanız konuşmaya bekleriz. Tartışmalar dizisi bittiğinde kitap olarak da yayınlanacak. Böyle konuların klasik bir kitaba girecek olması kadar önemli olan diğer şey de internet’ten katılım. Bu yazıya yorum yazın, sorularınızı veya tartışılmasını istediğiniz alakalı konuları önerin tartışmaya alalım. Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi’ni Azra Tüzünoğlu hazırlıyor, burdan el sallıyoruz, teşekkürler Azra!

Güncelleme: Mimar Sinan etkinliği bitti, tam da olması gerektiği kafamız daha da karıştı, tartışmaya yorumlarda devam ediyoruz. işlemsel sanat ve yeni nesil medya üzerine çalışıyorsanız veya bu alanla bir şekilde ilgileniyorsanız tartışmaya yorum yazarak katkıda bulunun biz de öğrenelim.

Olayın anonsu şöyle:

Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi-8
“Yeni Nesil Medya ve İşlemsel Sanat”

Konuşmacılar
Burak Arıkan + Ali Miharbi + Ahmet Atıf Akın(a.k.a pagan@xurban) + Orton Akıncı

Tarih 17 Nisan 2008 Perşembe
Saat 18:30
Yer Mimar Sinan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Beşiktaş Yerleşkesi 208 no’lu derslik

Her bir konuşmacının kendi deneyimleri üzerinden işlemsel sanat ve İnternet teknolojileriyle birlikte çeşitlenip, sürekli yenilenen yeni medya sanatı konularını açımlamayı hedefledikleri konuşmanın ana ekseninde; dağıtık iktidar, kimliksizleşme ve anonimleşme, taktiksel medya, teknoloji ve kontrol, elektronik sivil itaatsizlik, İnternet üzerinden eleştiri&tersine çevirme stratejileri, Türkiye’deki devlet kontrolü ve İnternet protokolleri ilişkisi gibi meseleler tartışılacak. Yeni medya ve galeri mekanı ilişkisi, medya festivalleri, yeni medya kurum ve gösterim alanları da tartışma içeriğinde yer alacak konular arasında.

* Posterdeki görsel Per Wizén tarafından yapılmıştır.

İlgili Düğümküme Yazıları:

Yoldas | April 1st, 2008

NODE08 Başlıyor

Node08 Dijital Sanat Forumu Nisan’in 5inden 12sine kadar Frankfurtta 3 ayrı yerde devam edecek.
Son yıllarda sayıları gittikçe artan dijital sanat ve üretim etkinliklerinden biri olan Node08′in vurgusu yazılım ve sanat üzerine.

Sanatçıları, tasarımcıları, mimarları, ve teknolojicileri biraraya getirmek amacıyla yola çıkan festivalin bir özelligi de VVVV yazılım projesinden pek cok örnek içermesi. VVVV gerçek zamanlı video sentezi yapan bir yazılım, özellikle büyük ölçekli, izleyiciyle etkileşim içeren projelerde kullanılmak üzere geliştirilmiş.

Node08 festivali kapsamında workshoplar, sunumlar ve sergiler yer alacak. Processing’in arkasındaki beyinlerden Casey Reas‘in da katılacağı festival hakkında daha detaylı bilgi için tiklayiniz. (Bu festivalde benim de bir işim yer alacak ;))

node08

arikan | March 1st, 2008

Google Uyarı Döngüsü

google_logo.jpg

İşlemsel sanatçı Jonah Brucker-CohenGoogle Alert Loop” adında kendi kendine yazan bir blog çıkardı. Bu proje Google’un bedava blog servisi “Blogger”ı ve uyarı servisi “Google Alerts”i kullanarak otomatik yayın yapan bir blog. Goolge Alerts’ten belli konulara göre email adresine gönderilen içeriği otomatik olarak blogda yayınlıyor.

Brucker-Cohen fikrin uyarılara göre kendi kendine yayını sürdüren bir blog yapmak olduğunu söylüyor. Proje “Google Alerts” ve benzeri türde otomatik sistemlerin kullanırlığını ve nasıl Internet üzerinde görüşleri polorize ettiğini sorguluyor.

Acaba başka bloglarda bu blogu haber yaparak (bu yazıda olduğu gibi) bu döngüye katılabilir mi? Projenin logosu nefis!

Son dakika: Siteye şu anda ulaşılamıyor. Google kapatmış olmalı! Kapatılmadan önceki ekran görüntüsü aşağıdaki gibiydi:

Son dakika:: Blog geri geldi.

google-alert-loop.jpg

ali | February 26th, 2008

Etkileşimli Sanat için Sınıflandırmalar

Birçok sanatçı haklı olarak sınıflandırılmaktan hoşlanmasa da, kategorilere yerleştirilmenin eserlerinin yanlış anlaşılmasına, yüzeyselleşmesine, önemsiz bir benzerlik yüzünden alakası olmayan başka işlerle birlikte anılmasına yol açtığını söylese de, gerek arşivleme gereksinimi, gerek araştırma yaparken uzun listeler içinde gezinebilme ihtiyacı, gerek kitap veya sunum hazırlarken bilgiyi bir yapıya oturtmanın pratikliği nedeniyle kategorileme ve sınıflandırma sistemlerine hala başvurulmaya devam ediliyor. Bu konuda çok sayıda değişik yöntem var ve çoğunda esnek olunmaya çalışılıyor. Bunlardan en son rastladığım, Ludwig Boltzmann Institute Media.Art.Research tarafından başlatılan, Prix Ars Electronica 2008 için yapılan başvurularda kullanılan anahtar sözcüklerin ışığında geliştirilmeye devam edilen, birbirinden bağımsız ve iç içe geçebilir başlıklardan oluşan Taxonomies of Media Art:

Sanat eserinin biçimi

enstalasyon
heykel
nesne
performans
yazılım

Sanat eserinin sahası

tek başına
kamusal alan
bağımsız alanlar
ağlı yapılar
sanal dünyalar (Second Life gibi)

Etkileşim ortakları

insan<>insan (sanatçı etkileşimi)
insan<>insan (izleyici etkileşimi)
insan<>bilgisayar
bilgisayar<>bilgisayar
bilgisayar<> harici dijital veri
bilgisayar<> dış ortam
bilgisayar<>analog aygıtlar

İzleyicinin (icracının) yaptığı

gözlemlemek
araştırmak
harekete geçirmek
kumanda etmek
seçmek
içinde gezinmek
katılmak
iz bırakmak
yaratım sürecine katkıda bulunmak
bilgi alışverişinde bulunmak

İşin (projenin) yaptığı

gözetlemek
araç görevi görmek
anlatmak, öykülendirmek
belgelemek
algıyı genişletmek
bir oyun önermek
iletişim sağlamak
görsellemek
ses üretmek
dönüştürmek
depolamak
işlemek
aracılık etmek

Medya

video
bilgisayar grafiği/animasyon
sabit görüntü
projeksiyon
monitör/ekran
3D
ses elektroniği
kulaklık
hoparlör
yayın (radyo/TV)
cep telefonu
el cihazları
mikrofon
RFID
motor (sibernetik, robotik, vs.)

İşlem Teknolojisi

hareket yakalama
görüntü yakalama
ses tanıma
metin tanıma
chroma anahtarlaması
bio-feedback

Slogan

mekansal medya
genişletilmiş (artırılmış) gerçeklik
her an her yerde hesaplama
sanal gerçeklik
televarlık
yapay zeka
low-tech
medya arkeolojisi
etkileşimli sinema
her an her yerde oynanabilir oyun
giyilebilir bilgisayarlar
sibernetik
kinetik
robotik

Konu

yapay zeka
yapay yaşam
biyografiler
veri işleme
ekonomik sistemler
çevre
günlük sorunlar
evrim
genetik
kitlesel medya
medya
çevrimiçi dünyalar
politika
din
göç
sosyal ilişkiler
mahremiyet

Bundan daha genel bir sınıflandırma da Christiane Paul’un Digital Art kitabında kullandığı yapı:

Dijital Teknolojilerin Araç Olarak Kullanımı

Dijital fotoğraf ve baskı
Dijital teknolojilerle heykel

Dijital Teknolojilerin Mecra Olarak Kullanımı

Enstalasyon
Film, video, animasyon
Internet sanatı ve göçebe ağlar
Yazılım sanatı
Sanal gerçeklik ve genişletilmiş (artırılmış) gerçeklik
Ses ve müzik

Dijital Sanatta Temalar

Yapay Yaşam
Yapay Zeka
Televarlık, telematik, telerobotik
Beden ve kimlik
Veritabanları, veri görsellemesi ve eşleştirmesi
Metin ve öyküleme ortamları
Oyun
Taktiksel medya, aktivizm, hacktivizm
Geleceğin teknolojileri

Son olarak da Burak Arıkan ile geçtiğimiz Kasım ayında Aksanat’ta yaptığımız İşlemsel Sanatlar Sunumu‘nda kullandığımız pratik sınıflandırma ile yazıyı bitireyim:

Algoritmik Sistemler: Bilgi İşlem Teknolojileriyle İfade

  • İşlemsel üretilen nesneler
  • İşlemsel çalışan sistemler

Sistemden Karmaşaya: İnternet ve Ağlı İletişim Sistemleri Üzerinden İfade

  • Ağda temsil
  • Ağda eylem

ali | January 25th, 2008

Cepler Sonuna Kadar Açık

mypocket-graph.png

Burak Arıkan’ın Turbulence tarafından desteklenen, finans ağları, kendi günlük yaşamı ve bilgisayar ağlarını buluşturduğu yeni projesi MYPOCKET yayımlandı. MYPOCKET, finansal kayıtların bir yandan bizim için mahrem bilgiler olmasını, diğer yandan da çeşitli kuruluşlarca pazarlama verisi toplamak amacıyla veya finansal anlamda güvenilirliğimizin analiz edilmesi için kullanılmasını birer çıkış noktası olarak almış. Burak, son iki yıldır elektronik olarak kayıtlara geçen ne kadar finansal bilgi varsa bunları toplayan, arşivleyen ve gelecekteki harcamaları analiz eden, başka bir deyişle ağda yaşayan ve geleceği öngören bir yazılım geliştirmiş. Bu analizler bir yandan gelecekteki harcamalar hakkında tahminler yürütürken, diğer yandan da bu analizlerin değerlendirilmesi yoluyla sanatçının yaşamına etki ederek gelecekteki harcama alışkanlıklarında da değişiklikler yaratabiliyor, böylelikle iki yönlü bir etkileşim sunuyor.

 

interfaces.jpg

 

MYPOCKET, günümüzün tekno-kültürel ortamından esinlenerek, kendisini 3 değişik arayüz üzerinden gösteriyor:


  1. Banka İşlemleri RSS beslemesi: Internet’te en yaygın kullanılan RSS haber yayımlama formatı binlerce kaynaktan sürekli akan bir bilgi seline bağlanmamızı sağlar. MYPOCKET Burak’ın günlük alışverişlerine RSS okuyucunuzdan tıpkı haberleri takip ettiğiniz gibi takip edebilmenize imkan veriyor. Böylece erişilebilirliği arttırarak açıklığın altını çiziyor.
  2. Banka İşlemleri Ağı: Bir sonraki alışverişleri tahmin etmek için iki yıllık alışverişlerin birbirleriyle olan ilişkisine bakılıyor. Ortak alışveriş kategorileri, ortak haftanın günü ve aynı haftası gibi noktalardan kurulan ilişkiler zaman içinde gelişiyor. Banka İşlemleri Ağı ile bu dinamik ilişkilerin tümüne bir anda, yani henüz işlenmemiş bir mantık örgüsüne bakıyoruz.
  3. Tahmin Edilmiş Nesneler: Kasıtlı bir analiz sonucunda gelecekte olacağı tahmin edilen bir olayın gerçekleştikten sonraki fiziksel kanıtları. Yaşamın yan ürünleri. MYPOCKET projesinde Burak banka kartıyla yaptığı alışverişlerin fişlerini saklıyor, ve tahmin edilenleri “tahmin edilmiştir” diye işaretliyor. Bu fişler hem yapılan alışverişin bilgilerini içerdiği için hem de varlıkları önceden bilinmiş oldukları için birer eşsiz nesne oluyor.

 

Burada ilginç bulduğum noktalardan biri, daha önce pek çok sanatçının kullanmış olduğu gözetlenme olgusunun özel bir alanına, finansal verilere bakması. Özellikle 11 Eylül’den sonra Batı’da artan güvenlik önlemlerinin özgürlükleri kısıtlamasına dikkat çeken birçok sanatçı bunu vurgulamak için çeşitli yöntemler kullanmışlardı. Bunlardan en can alıcısı Hasan Elahi‘nin FBI’a vermesi gereken raporu canlı bir GPS verisi izleme projesi haline getirmesi idi. Bu projede ise takip edilme ne üstten gelen bir otoritenin güvenliği artırma amacıyla ne de bunu yayarak eğlence haline getirmekle ilgili. Burada söz konusu olan, bankalar tarafından zaten sürekli olarak takip edilen harcamalarımız. İlk bakışta sadece birer veri akışından ibaret, amacı ne yeryüzündeki koordinatlarımızı vermek ne de nasıl bir insan olduğumuzu belirlemek. Ancak bu veriler yeterince toplandığı ve istisnasız olarak her harcama bir veri akışıyla Internet’ten yayımlandığı zaman bunun aslında mahrem bir bilgi olduğunu ve bankalarda toplanma amacının çok ötesinde kullanılabileceğini daha iyi görebiliyoruz.

 

mypocket-graph-2.jpg

Banka işlemlerinin birbirleriyle kurdukları ilişkilerin görsellemesi. İki işlem arasında bağlantı oluşması için ya aynı kategoride olmaları, ya haftanın aynı gününde gerçekleşmiş olmaları, ya da ayın aynı haftasında gerçekleşmiş olmaları gerekiyor. Çizgi kalınlıkları bağlantının iki ucundaki harcamaların toplamını gösteriyor.

 

Diğer bir can alıcı nokta da, bu verilerle yapılan tahminler ve sanatçı-yazılım arasındaki iki yönlü adaptasyon. Popüler kültürde de BBG gibi TV programlarında gözetlenmenin insanlar üzerindeki yapaylaştırıcı etkisini, hayatı izlenen televizyondan izlenen kişinin gerçek hayatı ile rol oynama eyleminin iç içe girdiğini görmüştük. Burada, içinde rol oynanan kontrollü bir ortamdan söz edemesek de ve yayımlanan veri yaşamın sadece kısıtlı bir alanına dahil olsa da, bu aslında yaşamın kolaylıkla sayısallaştırabilir bir kesiti üzerinde yoğunlaşmamızı ve etkilerini daha ayrıntılı bir şekilde görmemizi sağlıyor. TV sinyalleri yerine Internet üzerinden banka ve kredi kartı işlemlerini RSS akışları bize bilgileri anında ulaştırırken, Internet’in etkileşimli yapısına da uygun olarak bu akışın tek yönlü olmadığının bilinci ile geleceğe dair tahminler de veriyor, bugün Amazon benzeri birçok alışveriş sitesinde bize yapılan “Daha önce şu ürünü almışsınız, o halde bu ürünü de beğenebilirsiniz” tarzında tavsiyeler veya kredi kartı şirketlerinin yaptıkları puanlandırmalar gibi… Bu tahminlerin, insan davranışının karmaşası nedeniyle ne kadarının sonucu etkilemeden nesnel olarak dışarıdan yapıldığı; ne kadarının, parçacık fiziğinde ölçüm eyleminin ölçülen ile aynı ölçekte gerçekleşmesi nedeniyle ölçüm sonucunu etkilemesine benzer şekilde, sanatçının finansal kaderini önceden çizdiği meçhul. Burak, belki de işin bu yönüne vurgu yapmak, halkayı tamamlamak için doğru tahmin edilen harcamaların fişlerini işaretleyerek tüm bu fiziksel-ağlı-işlemsel performansın yanında, henüz oluşmamış olan nesnelerin adeta anılarını önceden oluşturup, sonradan gerçekleştikleri takdirde onları da birer hazıryapım nesne (veya tahmin edilmiş nesne) olarak işin içine katıyor. Böylece gelecek sadece tahmin edilmiş değil, aynı zamanda da maddeleştirilmiş oluyor; bu da insanların alışveriş alışkanlıklarının izlenmesi yoluyla yapılan tahminlerin doğrudan ekonomik değeri olduğu bu zamanları gayet iyi yansıtıyor.

 

Proje adresi: http://transition.turbulence.org/Works/mypocket

 

arikan | January 15th, 2008

Hüseyin Çağlayan’ın Lazerli Koleksiyonu

hussein-waldemeyer-2007-1.jpg

hussein-waldemeyer-2007-8.jpg

İsmini koyamadığım teknolojiye lazer derim” diye okumuştuk Beyoğlu’nda bir duvar yazısında geçen sene. Hüseyin Çağlayan bu lazerleri almış kıyafetlere gömmüş. Çağlayan “kıyafet vücudun uzantısıdır” görüşünü biraz daha ilerletmiş gözüküyor bu “Okumalar” isimli lazerli koleksiyonuyla.

Moritz Waldemeyer Çağlayan ile birlikte bu kavramı geliştiren ve kıyafetlere uygulayan elektronik terzisi. Çağlayan’ın İlkbahar/Yaz 2008 koleksiyonundaki bu kıyafetlere yer yer kristaller gömülü ve içten lazerle ışıklandırılıyor. Waldemeyer’ın açıklamasına göre 200den fazla minik servo motorlarla hareket edebilen lazer kullanılmış. Koleksiyonun şovunda gömülü lazer kaynakları üstlerindeki kristalleri biraz parıldadıktan sonra vücuttan dışarı fırlıyor ve etrafındaki aynalarla çarparak mekanın içinde başka yerlere uzanıyor. Çağlayan video röportajında bu lazerli kıyafetlerin güneşe tapınma ve şöhret kavramlarını temsil ettiğini söylüyor.

caglayan-showstudio-film.jpg
Okumalar filminden görüntü. Hüseyin Çağlayan + SHOWStudio

Çağlayan’ın İlkbahar/Yaz 2008 koleksiyonu için politik moda grubu SHOWStudio ile beraber yaptıkları Okumalar videosunu izleminizi tavsiye ederim.

hussein-waldemeyer-2007-0.jpg
Moritz Waldemeyer program skeçleri ve Hüseyin Çağlayan modelleri ile stüdyoda.

Çağlayan henüz bu lazerli kıyafetleri satmayı düşünmüyor. Daha önce Düğümküme’de yayınlanan animatik metamorfik kyafetler de zannederim henüz satılamaz, alıp giyecek kişi önce bu kıyafete bakmasını da öğrenmek durumunda.

husseinchalayan.com
waldemeyer.com

İlgili Düğümküme Yazıları


* Bu yazıdaki görseller Moritz Waldemeyer’e aittir, görüşmemizden sonra izin alınıp yayınlanmıştır.