Burak Arikan & Ali Miharbi 15.02.2010

TV’ye Karşı Video Sanatı, Internet’e Karşı Ağlı Sanat – I

Richard Serra, Television Delivers People (1973) Ramsay Stirling, Internet Delivers People (2008)
Video sanatını harekete geçiren, ilk dönem video sanatçılarını birleştiren ortak nokta, televizyon eleştirisi idi. 1967′de Sony Portapak‘ın piyasaya çıkması ile artık herkesin TV setlerinde kendi kaydettikleri görüntüleri izleyip gösterebiliyor olması, TV’nin demokratikleşmesi ve kurumsal otoritesinin zayıflatılması yönünde bir umut yaratmıştı. Zamanla bu eleştirinin televizyonun kendisi tarafından benimsenmesi, televizyona referans veren televizyon programlarının yaygınlaşmasının da etkisiyle video sanatçılarının kullandığı yöntemler ve kendi kendine atıf stratejisi etkisini yitirmiş, medya sanatı doğrudan TV eleştirisinden çok TV kültürü ile bağlantılı konulara yönelmişti.

30 yıl sonra İnternet, ilk dönemlerinde merkezi iletişimin parçalanması, imgelerin kolayca oluşturulması, kopyalanarak iletilmesi ve etkileşimlerin esnek hale gelmesi sanatçıların ilham kaynağı olurken, aynı zamanda önceki ortamların başına gelen ticarileşme ve merkezileşme eğilimi ile tedirginlik yaratıyordu. İnternet sanatının ortaya çıkmasından olgunluğa ulaşması arasında geçen zaman video sanatına göre çok daha kısa sürdü.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Burak Arikan 11.07.2009

Bağımsız Sanat Girişimleri Açısından Berlin ve İstanbul Arasındaki 4 fark

Berlin Off-spaces Exhibition / Panel

Geçtiğimiz hafta Berlin’de Bethanian’da açtığımız İstanbul-Off-Spaces sergisinden sonra yapılan panelde Berlin ve İstanbul bağımsız sanat insiyatifleri arasındaki farklar tartışıldı. Bu kısa tartışma sergiye İstanbul’dan katılan sanat kolektifleri ve mekanları üzerinden yapıldı. Türkiye’de — dünya boyutunda– bir sanat eleştirisi olmaması yorumu tartışmanın pik yaptığı andı. Özetle dört ana konu etrafında farklılıklar konuşuldu:

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Burak Arikan 06.09.2008

Ticari Teknoloji ile Kültürel Teknoloji Arasındaki 5 Fark

Ticari teknoloji sosyal alanı işgal ettikçe hala farkında kalabilmek, ayrım yapabilmek için karşılaştırma:

  1. Ticari teknoloji basittir. Kültürel teknoloji karmaşıktır.
  2. Ticari teknoloji çözüm bulur. Kültürel teknoloji soru sorar.
  3. Ticari teknoloji bağımlıdır. Kültürel teknoloji bağımsızdır.
  4. Ticari teknoloji kapalıdır. Kültürel teknoloji açıktır.
  5. Ticari teknoloji samimi değildir. Kültürel teknoloji samimidir.

Başka neler farklı?

Burak Arikan 09.08.2008

Türkiye’nin İnternet Gazeteleri Neden Sürünüyor?

Türkiye’nin ilki, en büyüğü diye kendini tanıtan ve genelde mevcut bir gazetenin online sürümü olan internet gazeteleri internet yayıncılığında teknik olarak sürünüyorlar.

  • Yazdıkları haberlerde bağlantı vermiyorlar.
  • Türkçe karakterleri düzgün göstermeye dikkat etmiyorlar.
  • Sayfalarında tutarlı tipografi kullanmıyorlar.
  • Haber fotoğraflarını orantısız eciş bücüş kullanıyorlar.
  • Menülerde ve bağlantılarda yeterli tıklama alanı ayırmıyorlar.
  • Bilgisayar çökerten bozuk flash kapaklar yapıyorlar.
  • Sağdan soldan buldukları kod parçalarını bilinçsizce kullanıyorlar.
  • Resim galerileri bozuk çalışıyor.
  • Video oynatıcıları çakılıyor.
  • İçeriklerine okunaklı bir adres yapısı (URL) ile ulaşılamıyor.
  • Yabancı internet gazetelerinin tasarımını kopyalıyorlar.
  • Sadece İngilizce sosyal imleme sitelerinin paylaşım düğmelerini kullanıyorlar.
  • Detaylı RSS beslemeleri yok.
  • Sayfaları reklama boğarak okuyucularına saygısızlık yapıyorlar.
  • Yorumları sansürlüyorlar.

En kötüsü birinci madde, yazılarda ilgili kaynaklara bağlantı verilmiyor olması. Gidin bakın en çok okuduğunuz gazetenin sayfalarına, yazı içinde hiç bir ilgili konuya bağlantı yok. Bağlantısız metin hepsi. Sadece buna bakarak bir medyanın merkezden-kitleye olup olmadığını yüz metre uzaktan anlayabilirsiniz.

Daha sonra bozuk tipografi ve reklama boğulmuş sayfalar geliyor. Reklam gazetenin tek gelir kaynağı tabii ki. Ama sayfa tasarımıyla uyumlu kullanılması mümkünken buna dikkat etmeyenler bile bile size alakasız resimler ve mesajlar gösteriyorlar. Sizi o kadar umursamıyorlar ki kapak resminden de büyük resimler ve animasyonlar yayınladıkları oluyor. Okuyucuyu umursamamazlık yine bu merkezden-kitleye medyanın en büyük özelliklerinden biridir. Bir gazete sayfalarını ne kadar reklama boğmuşsa size o kadar saygısızlık yapıyor demektir.

Yorumlara sansür yapmak merkezden-kitleye medyanın ne kadar çaresiz olduğunun bir göstergesidir. Daha önce NTV, Habertürk, Radikal sitelerinde farklı konularda yorum yazdım, hiç biri yayınlanmadı. Bu tür merkezden-kitleye siteler naif okuyucu yorumları dışında işlerine gelmeyen eleştirel yorumları sansürlüyor.

Başka gördüğünüz iyi kötü özellikler varsa bu yazıya yorum olarak yazın.

Gazetlerin RSS servisleri

Hiç bir gazete RSS beslemelerinde içeriklerinin tamamını vermiyor. Bir başlık ve bir spot o kadar. Tıklayıp o bozuk curcuna sayfalara gitmek zorunda bırakıyor sizi. Üstelik ya tüm gazeteye tek RSS var ya da sadece ekonomi spor yazarlar vs. için genel RSSler var. Yani istediğiniz yazarı takip edemiyorsunuz, illa hepsini sevmek okumak zorundaymışsınız gibi davranıyorlar size.

Gazetler arasında ilk RSS servisi vermeye başlayan Radikal. Bunun için Serdar Kuzuloğlu‘na öngörüsü ve diğerlerine örnek olduğu için teşekkür ederiz. Diğer gazetlerden bazılarının RSS servisleri şöyle:

Bu yazı Türkiye’deki internet gazetelerinin sadece teknik ve tekno-politik durumlarını eleştiriyor. Merkezden-kitleye gazetelerin ayarlı içeriğine zaten bir diyeceğimiz yok, bunu çoktan geçtik, kendi başımızın çaresine bakıyoruz, blog okuyoruz blog yazıyoruz.

İlgili Düğümküme yazıları

Burak Arikan 16.05.2008

Internet ile Web Arasındaki Fark

Zaman zaman “internet” ile “web” terimlerinin birbirine karıştırıldığını görüyorum. Bilinçsizce her iki terim de birbirinin yerine kullanılıyor. Doğrusu şu. Internet bir teknolojik iletişim altyapısıdır. Web, yani World Wide Web, internet altyapısı üzerinde çalışan bir sistemdir.

Internet birbirine kablolarla bağlı bilgisayarların oluşturduğu ağların ağıdır. Web bu ağ üzerinde biribirine bağlanabilen sayfalar ağıdır. Web’de birim eleman bir HTML dosyasıdır, internet’de birim eleman bir bilgisayardır.

Web tarayıcılar HTML protokolünde yayınlanan metinleri okur ve görsel hale getirir (televizyonun sinyalleri görüntüye çevirmesi gibi). HTML dosyaları internet üzerinden TCP/IP paketleri içinde bir bilgisayardan diğerine taşınır.

Internet üzerinde HTML’den başka protokoller de çalışır. Bu başka protokoller ile çalışan sistemlere Web denilmez. Onların kendi adları vardır, mesela ses transferi için Voice over Internet Protocol (VoIP), chat için Jabber (XMPP), dosya paylaşımı için BitTorrent gibi. Mesela Skype bir web uygulaması değil VoIP uygulamasıdır, Instant Messenger’niz bir web uygulaması değil bir Jabber uygulamasıdır, dosya paylaşım programınız bir web uygulaması değil bir BitTorrent uygulamasıdır.

Bir çok kişiye web ile internet arasındaki fark bariz gelebilir ancak bu dünyalarda üretmeyip tüketenler için faydalı olacağını düşünüyorum. Web ve internet terimlerini birbirinin yerine kullanmamak bir fikir kurarken çok daha yalın iletişim sağlayacaktır.

* Yukarıdaki görsel internetin haritası.

Burak Arikan 24.12.2007

Ekran Koruyucusu mu Video Sanatı mı?

magnet-tv

Televizyonunun dantelli örtüsü ile bilgisayarın ekran koruyucusu kültürel açıdan birbirlerine benzer. İkisi de öncelikle cihazı koruma amaçlı, yani televizyona toz konmasın veya bilgisayar ekranı yanmasın –sürekli aynı görüntü olursa parlak ışıklar ekranı yakar– diye kullanılır. Ancak bu iki amaçdan daha da önemlisi koruyucuların biçimidir. Koruyucunun “güzel” bir dantel veya “ilginç” bir ekran koruyucusu olması istenir. Halbuki koruyucular sadece biz ekrana bakmazken varlık gösterirler. O halde görmeyeceğimiz bir biçim konusunda neden seçiciyiz? Nerden gelir bu bakmayacağımız şeyleri süsleme arzusu?

Bu yazının geri kalanını okuyun »