Burak Arikan 01.04.2010
Vectorial Elevation, 1999, Rafael Lozano-Hemmer

Vectorial Elevation, 1999, Rafael Lozano-Hemmer. İlişkisel Mimari 4.

Vectorial Elevation, 1999, Rafael Lozano-Hemmer. İlişkisel Mimari 4.

Prophecy, 2007, Helmut Stallaerts. Fotoğraf: Kristof Vrancken. Z33′de yerleştirme.
Düğümküme Toplantıları, odağında sanat, çevresinde sivil toplum ve teknoloji olan yeni bir tartışma dizisi. Güncel sanat ile hayatımıza yeni gerçeklikler getiren güncel teknolojileri ve ilgili sivil toplum konularını karşı karşıya getirmeyi amaçlıyor. Her ay üç konuşmacının katılacağı toplantılarda Düğümküme’de yazılıp çizilen konuları daha zengin konuşabileceğimiz bir ortam yaratmayı ve ilgilenen kişilerle yüzyüze tanışmayı umuyoruz. İlk konumuz “Dağıtık İş”.
3 Mart 2010 Çarşamba 18:30-20:30
Garanti Galeri – Platform Garanti
İstiklal Caddesi 115, Beyoğlu İstanbul
Katılımcılar:
Karen Verschooren (Brüksel Z33 Sanat Merkezi)
Emel Kurma (Helsinki Yurttaşlar Derneği)
Hasan Yalçınkaya (Pilli Network eş-kurucusu)
‘Dağıtık iş’ üç farklı boyutta incelenebilir. Birincisi, kompozisyon olarak iş. Başkalarının farklı zamanlarda yapmış olduğu işlerin bir araya getirilmesiyle ürün oluşturma. İkincisi, uzaktan veya anlık beraber çalışma. Aynı kuruma dahil olmadan ya da aynı yerde bulunmadan beraber çalışarak bütünsel bir iş çıkarma. Üçüncüsü, ortaya çıkan ürünün bitmemiş hali, gelişime açık olabilmesi. Ürünün katılımcıların, kullanıcıların, ya da izleyicilerin katkısıyla dönüşmesi, gelişmesi.
İletişim teknolojilerin yaygınlaşmasıyla daha da karmaşık haller alabilen bu yeni iş yapma biçimleri iş-hayat dengesini, zaman esnekliğini, yaratıcılığı, motivasyonu, kaliteyi, mobiliteyi nasıl etkiliyor?
Düğümküme Toplantıları boyunca yeni bir tartışmalı-oylama sistemi kullanılacak. Daha fazla bilgi almak ve kullanmak için kayıt olunuz:
http://kopublik.com
Burada biriken sorular ve fikirler oy sırasına göre konuşmacılara yöneltilecektir ve tartışmaya açılacaktır.
http://kopublik.com/entities/2
Düğümküme Toplantıları, odağında sanat, çevresinde sivil toplum ve teknoloji olan yeni bir tartışma dizisidir. Güncel sanat ile hayatımıza yeni gerçeklikler getiren güncel teknolojileri ve ilgili sivil toplum konularını karşı karşıya getirmeyi amaçlar.


OUTLET‘de 4 Nisan’da açılacak “Kişilik Krizi” sergisi küresel krize kişisel tepki üzerine odaklanıyor.
Resmi duyuru şöyle:
Kişilik Krizi
Açılış: 4 Nisan Cumartesi, 18:30 – 20:30
Sergi: 6 Nisan Pazartesi – 23 Mayıs CumartesiOutlet//İhraç Fazlası Sanat Galerisi
Boğazkesen Cad.
Kadirler Yokuşu No:69
Tophane-İstanbulOutlet//İhraç Fazlası Sanat, sergileriyle durağan güncel sanat ortamını canlandırmaya, harekete geçirmeye devam ediyor. 4 Nisan’da açılacak olan “Kişilik Krizi” sergisi, sanatçıların, kendi dönemlerinin meselelerine verdikleri içerden bir cevap!
Outlet; “kendi iç meselelerine” odaklanan 7 sanatçının “Kişilik Krizi” adlı sergisine ev sahipliği yapıyor. Barış Seyitvan(Diyarbakır), Birtan Oran(İzmir), Erkan Özgen(Diyarbakır), Fatih Tan(Mardin-Antakya), Nasan Tur(Berlin), Mehmet Vanlıoğlu(Mersin-İstanbul), Murat Özdemir(İzmir) yapıtları izleyiciyle buluşuyor.
Mekanın alt katı Outlet Proje Alanı’na ise, “centro di permanenza temporanea” isimli video ve fotoğraf çalışmasıyla, sanatçı Adrian Paci (Tirana-Milano) konuk oluyor.
Outlet’in giriş katında, farklı şehirlerden 7 sanatçının resim, fotoğraf, video çalışmalarında, kendi iç meselelerine ilişkin bakışları görünür oluyor.
Kriz çağının çocukları, kendi şarkılarını söylüyor. Hep bir ağızdan, başka dillerde, başka tonlarla.. Bazıları için küçük bir baş ağrısı problemi, bazıları içinse derin bir düş kırıklığı, aynalara baktırmayan. En çok da, erken büyüyen çocukların krizi ve hiç büyüyemeyen Peter Pan’ların.
Birtan Oran; otoportresi olarak tanımladığı çalışmalarında, tüketim çağının çocuklarının da portresini çiziyor; üst üste yığılmış kutuların üzerinde bir çift Adidas ayakkabı parlıyor. Nasan Tur, pek çok farklı alanda kullanılan bir sözü, “Time for Revolution”(Devrim Zamanı)çağrısını, tıpkı sokaklardaki diğer grafittiler gibi, yeniden yazmak istiyor. Ancak küçük bir dil sürçmesiyle, “Revolution”, “Revollusion” oluyor. Yazımdaki bu beceriksizlik/başarısızlık, anlamları çoğaltıyor, yeni anlamlar için sözcüğün içinde yer açıyor. Murat Özdemir, geçmişten gelen bir çığlığı resmine akıtıyor. Sessizlik ismini verdiği serisi, iç sesinin ifadesi oluyor. Erkan Özgen, videosu “Lost Body”de, kayıp bir zamanın izini sürüyor. Çocukluğun masumiyeti, postalların arasında yitiriliyor. Gündüzleri inşaat boyacılığı, palyaçoluk işleri yapan sanatçılar, Mehmet Vanlıoğlu ve Barış Seyitvan, yaşamlarını kazanmak için verdikleri uğraşıyı, sanatsal üretimlerine de aktarıyorlar. Vanlıoğlu, videosuyla boya yapıyor, balık tutuyor, Seyitvan ise, gece eve döndüğünde, günün muhasebesini videonun objektifinin karşısında yapıyor. Fatih Tan, fotoğraf çalışmasında, izleyiciyi umursamazlıkla yüklü bir gerilime sürüklüyor. Bir sanatçı, bir eleştirmen ve bir suikastçı yanyana geldiğinde, en çok Nietzsche’ye yaraşır bir an’da izleyici asılı kalıyor.
Outlet Proje Alanı’nın konuğu; 1969’da Arnavutluk’ta doğan sanatçı ADRIAN PACI 1997 yılından beri Milano’da yaşamakta. Doğduğu topraklar olan Balkanlar’daki durumları anlattığı bir dizi son derece güçlü eser üreten Paci, “Centro di permanenza temporanea” çalışmasında, geçmişi ile yeni durumlara bağlanması arasında ironik bir bağ kuruyor. Bir ülkeden diğerine, umutla; daha mutlu bir geleceğin, zenginliğin, huzurun umuduyla harekete geçen işçi-mültecilerin resmini kendi durumuyla kesiştiriyor. Bir yerden bir yere hareket etmek zorunda olan işçilerin “yolları”, alışılageldiği üzere küçük, sıkışık bir otobüste değil, apronda kesişiyor. Yine de eski alışkanlıklardan kolay vazgeçilemiyor. Havaalanında bir uçağa binme sırası oluşuyor. Bu çalışma; en çok kendiyle alay etmeyi seven sanatçının, bir “homo-balkanicus” portresi olarak da okunabilir.“Kişilik Krizi”nin açılışında İstanbul’da bulunacak olan sanatçı, bu sergiye paralel olarak 4 Nisan Cumartesi günü saat 14:00’te Garanti Galeri- Platform Garanti Güncel Sanat Merkezi’nde son dönem üretimlerine odaklanan bir konuşma gerçekleştirecek.
“Kişilik Krizi” sergisi 4 Nisan’dan 23 Mayıs’a dek Salı’dan Cumartesi’ye 10.00-18.30 saatleri arasında görülebilir. (Tel: 0212 245 55 05)
OUTLET HAKKINDA
Outlet, sosyal ve kültürel adaletsizliğin bunca derinleştiği bir ortam/zamanda, lüks olarak görülen sanatı, kitlelerle buluşturma girişimidir. Outlet; müzeler, enstitüler, banka galerileri, kurumlar arasında giderek sıkışan sanat ortamı için bir nefes alma alanı yaratmayı ve yenilikçi, risk alabilen projeler gerçekleştirmeyi hedefler.
Sanatın gündemini takip etmek isteyenlerin yeni adresi Outlet; Canan Pak, AYK, MAS Matbaası, BenQ, The Point Otel, Beck’s, Coca Cola, Netcopy Center ve Derin Design’ın sponsorluğuyla Azra Tüzünoğlu tarafından yürütülmektedir.Outlet Proje Alanı: Sanatçıların özgün/farklı çalışmalarına ev sahipliği yapmak, yeni projeler üretmeyi desteklemek amacını taşır. Türkiye’den ve dünyadan sanatçıların davet edilmesi ve/ya başvurularla şekillenen proje alanı; Outlet’te aynı anda birbiriyle ilintili farklı sergiler görmeyi mümkün kılar.
ZAMAN:
Açılış Kokteyli – 4 Nisan Cumartesi, 18:30 – 20:30
Sergi: 6 Nisan Pazartesi – 23 Mayıs Cumartesi
Ziyaret saatleri: Salı-Cumartesi 10:00 – 18:30MEKAN:
Outlet//İhraç Fazlası Sanat Galerisi
Boğazkesen Cad.
Kadirler Yokuşu No:69
Tophane-İstanbul

Nüfus kağıdında doğuştan “Dini: İslam” yazan ülkenin vatandaşları bu raporu okuyunuz.
“Ilımlı Müslüman Ağları Kurmak” raporunu indir (PDF 1MB)
Amerikan stratejik araştırma kurumu RAND Corporation 2007 Mart’ında “Ilımlı Müslüman Ağları Kurmak” başlıklı bir rapor yayınladı. 216 sayfalık rapor radikal ve dogmatik İslamcı bir kesimin yükseldiğini ve Kuzey Amerika ve Avrupa içlerindeki diasporalara kadar yayıldığını söylüyor. Ancak çoğunluk olduğu halde ılımlı Müslümanların aynı derecede ağlar kuramadığını ve ideolojilerini yayamadığını anlatıyor. Rapor ABD’nin Soğuk Savaş dönemindeki “ağ kurma deneyimi”nden yola çıkarak öğrenilen derslerin nasıl bugüne uygulanabileceğini anlatıyor, ve Ilımlı Müslüman Dünyası kurmak için bir yol haritası öneriyor.
Amerika’nın Soğuk Savaşı bu ülkede yaşayanların başına neler getirdi bilenler bilmeyenlere anlatsın. Amerika’nın ağ kurma deneyimleri Ilımlı İslam Dünyası yaratmak için nasıl kullanılır bu raporda tüm neo-liberal berraklığıyla madde madde dizilmişken, biz Soğuk Savaş çocuklarının çocuklarına, önce, bu raporu okumak anlamak düşer, sonra, başımızın çaresine nasıl bakacağımızı konuşuruz.
Raporun içeriği şöyle:
Çizilen bu küresel stratejide Türkiye Devleti’nin ve Türkiye’deki grupların / cemaatlerin durumu ve potansiyel rolleri de anlatılıyor.
Türkiye, Malezya, Endenozya, Singapur gibi ülkeler İslami radikalizmin yaygın olduğu Arap yarım adası, Pakistan gibi bölgelere örnek olmalı diye genel bir stratejiden bahsediliyor tüm rapor boyunca. Bu yolda Amerika’nın potansiyel ortakları sistematik bir şekilde kategorilendiriliyor (sayfa 70):
Sekülerler kendi içinde üçe ayrılıyor:
Liberal Müslümanlar politik ideolojide seküler olanlardan ayrılıyor. En iyi örneği Avrupa’daki Hıristiyan Demokratlar. Liberal Müslümanlar geleneksel veya modern temellerden gelebiliyorlar. İslami değerlerin demokrasiye uygun olduğunu benimsiyorlar. Raporda yazmıyor ama AKP neo-liberal müslüman ideolojisiyle bu tarife oturuyor.
Ilımlı gelenekselciler ve Sufiler genelde muhafazakar müslüman veya Sufi geleneğini benimsemiş. Türkiye’de Fethullah Gülen ve cemaati bu kategoride potansiyel bir ortak olarak anlatılıyor.
Türkiye’de 2002 yılında AKPnin başa geçmesi hakkında enine boyuna yazıldı çizildi. Özetle Amerika ve Avrupa’ya yönelmiş ılımlı İslamı yürütecek bir parti destek aldı. Avrupa’da Hristiyan Demokrat Türkiye’de Müslüman Demokrat diye bir formül. Türkiye’de Fethullah Gülen ve Nakşibendi gibi cemaatlerin ulaştığı ekonomik ve dolayısıyla politik güç. Ilımlı İslam Raporu’na uygun gelişmeler.
Önemli iki soru:
Kim ne strateji uygularsa uygulasın sağlıklı bir ortam için devletin ve toplumsal kuruluşların (cemaatlerin) tüm alış verişleri işlemleri herkese açık olmalıdır. Açıklık oransız güç birikimini engelleyecek ve gerçekten eşit şartlarda* rekabet sağlayacaktır.
Bu raporu okuyup göz attıkça size ilginç gelen yerleri –mümkünse Türkçe çevirisiyle– yorumlarda paylaşın, öğrenelim, tartışalım.
* “Eşit şartlarda rekabet” serbest pazar ekonomisinin temeli bir Amerikan mantrasıdır. Ancak her zaman örtülü işlemler yapıldığı için hiç bir zaman eşit şart olmamıştır.
İlgili yazılar:
Taj Mahal Oteli, 26 Kasım 2008. LORENZO TUGNOLI, AFP/Getty Images.
Hindistan’ın en büyük ticaret kentlerinden Mumbai’de silahlı saldırganlar büyük zincir otelleri işgal ettiler. İlk defa olayı yaşayanların Twitter mesajlarını canlı canlı izledik, sonra YouTube’a koyulan videoları, bloglarda fotoğrafları, sonra da genel haber kanallarından yorumları, saldırının zaman çizelgeleri, analizler. 3 gün boyunca bitmeyen bombalamlar, rehin almalar, ve catışmalar sonucunda 195 kişi hayatını kaybetti.
Fotoğraf Hindistan’ın 9/11′i olarak görülen bu olaydan son derece dramatik bir sahne: dev moda markası Louis Vuitton dükkanı ve otelden canlarını kurtarmak isteyenler. Küresel ekonomi ve terörizm ilişkisinin bir yüzü.
Kaynak: Boston Globe Big Picture
Az önce Zoban Raftik‘in TROFOLO blogundaki “The Revolution will be Fabulous” (Devrim Enfes Olacak) yazısını görünce bu yazıya eklemeden edemedim. Peter Gronquist‘in silahlarla yaptığı heykeller serisi, derin karıştırma, ayartırken uyaran. Buyrun küresel ekonomi ve terörizm ilişkisinin başka bir yüzü: “Versace tüfek”, “Louis Vuitton idam sehpası”.

Düğümküme’de yazan çizen kişiler dünyanın farklı yerlerinde yaşıyorlar, zaman zaman beraber proje yapıyorlar, zaman zaman Düğümküme üzerinden herkesle açık olarak fikirlerini paylaşıyorlar. Birbirimizden uzak da olsak beraber yaptığımız işlerde bizi yakınlaştıran bir çok yazılım kullanıyoruz. Ağlı bağlı yaşamda bu yeni nesil araçlar iş yapma şartlarımızı geliştiriyor, bu araçları kısaca sizinle de paylaşmak istedik.
Eposta’dan sonra en çok sesli ve görüntülü konuşmaya ihtiyacımız oluyor, böylece daha derin iletişim kurabiliyoruz.
Düzenli ve sürekli bilgi paylaşımı beraber çalışanlar kişileri aynı bağlamda tutar. Böylece bir toplantı yaptığınızda veya epostalarda uzun uzun aynı şeyleri tekrarlamadan direk konuya girersiniz ve çabuk çözüme ulaşırsınız.
Beraber çalıştığınız kişiden bir şey rica ederken takvimin uygun olup olmadığını görebilirsiniz. Özellikle farklı şehirlerde yaşayanlar ve ana işleri yanında masa altı proje yapanlar için faydalı.
Projeler karmaşıklaştıkça versiyonları ve yapılacaklar listesini tutmak daha da önemli hale geliyor.
Parasız pulsuz bir iş olmayacağı için temel nakit akışını takip etmek çok önemli. İşle alakalı herkes tabloları düzenleyebilmeli ve sık sık durum yenilenmeli.
İletişimde olduğunuz müşterilerin sayısı bir süre sonra çok artabilir. Kartlar kontrolden çıkar. Kiminle ne konuşuldu gibi notlar tutmak uzaktan beraber çalışanlar için durumu takip etmeyi kolaylaştırır.
Siz de benzer yazılımlar kullanıyorsanız deneyimlerinizi bu yazıya yorum olarak yazın. Ayrıca burada olmayan ve beraber çalışırken işinize yarayan yazılımları da gönderin deneyelim, öğrenelim.

Dünyadaki her çocuğa dizüstü bilgisayar dağıtma amacıyla başlatılan “$100 Laptop” projesi MIT Media Lab‘in kurucusu Nicholas Negroponte tarafından yürütülüyor. Bu kadar ucuz bir bilgisayarin nasıl mümkün olacağı sorusuna Negroponte geçenlerde Media Lab’de yapılan bir sunumda cevap vermeye calıştı. Negroponte bir ürün icin “reklam yapma”nin en büyük maliyet olduğunu, ve bu projede çok büyük miktarda bilgisayarın direk devletlere dağıtılacağını belirtti. Dizüstü bilgisyarlar icin “ekran” diger büyük maliyeti oluşturuyor, bunun için de alternatif olarak e-ink veya mini-projektor gibi çözümler düşünülüyor. Pil sorunu da bilgisyarın yanından bir çark ile şarj edildiginde gideriliyor. Tamamen açık kaynaklı yazılımlar ile çalışacak olan bilgisayar ağırlıklı olarak Çin, Hindistan, Meksika, Brezilya gibi ülkelerde dağıtılacak.
Bu proje beraberinde pek çok yeni düşünceyi getiriyor. Daha hızlı öğrenen ve daha hızlı tüketen bir nesil geliştiğinde şu anda varolan toplumsal kontrol mekanizmaları yerinden oynayacaktır. $100 Laptop projesi hem daha fazla iş gücü ve hem daha fazla tüketim anlamına geliyor.