arikan | January 2nd, 2008

Yeni Nesil Internet Uygulamaları Yaratırken Dikkat Edilecekler

yeni-nesil-varis-sayfasi1.png

2008 yılında web, sayfalardan oluşan bir ağ yapısından çok bir kaynak-insan ağı olarak algılanacak. Web’in yaratıcısı Tim Berners-Lee bu gelişmeyi WWW (World Wide Web)’den GGG (Giant Global Graph)’e geçiş olarak tarif etmişti. Son zamanlarda kaynak-insan ağına odaklanarak geliştirilen yeni nesil internet uygulamaları artık farklı tasarım örüntüleri gösteriyor. Eskiden web sitesine sayfa tasarımından ve site haritasından başlanırdı, ancak bu alışkanlıklar yerini yeni tasarım yaklaşımlarına bırakıyor. Bunların farkında olmanız daha kullanışlı web servisleri yaratmanıza yardımcı olacaktır. Öncelikle yeni nesil internet uygulamları ile ne kastettiğimizi tekrar edelim.

İnsanların katkısını yani toplu zekayı uygulamanın gelişimi doğrultusunda kullanan sosyal bileşenli uygulamalar.

Bahsettiğimiz uygulamalar klasik portal, haber sitesi, dergi gibi merkezden-kitleye durağan modeller değil sosyal imleme, video paylaşımı, sosyal ağ servisleri gibi kitleden-kitleye etkileşimle büyüyen uygulamalar, popüler deyişle web 2.0 uygulamaları.

Bir web 2.0 servisi yaratırken dikkat edilecek noktalar şunlar:

  1. Internet’teki veri birikimine değer katıyor mu?
    Bu servisi kullanarak internet’ten yeni ne öğreniyoruz. Mevcut servislerin sağladığı bilgilerin üzerine ne tür yeni bilgiler katıyor.
  2. Servisi oluşturacak ana veri modelleri neler?
    Tasarıma sayfalardan değil veri modellerinden başlayın. Sayfa iki boyutludur, model çok boyutludur daha derin ve yalın kurgulamanızı sağlar.
  3. Adresler (URL) okunaklı, kalıcı, ve tahmin edilebilir mi?
    Veri yapısını yansıtan, veriler arası hiyerarşiyi gösteren adresler oluşturun. Adres yapısı alan adı kadar önemlidir, akılda kalıcı adresler servise erişimi arttırır.
  4. İçerik tekrar tekrar karıştırılıp yeni içerik oluşturulabiliyor mu?
    Servisi kullananlar mevcut içeriği kullanarak yeni içerik üretebilmeli ve uygulamayı oluşturan işlemler kullanıcı katkısıyla gelişebiliyor olmalı.
  5. Hem normal kullanıcılar, hem geliştiriciler, hem de makinaların anlayabileceği şekilde çalışıyor mu?
    İçerik XML, JSON, RSS, Microformats gibi veri standardları ile de sunulabiliyor olmalı. Böylece programatik kullanıma açık olarak dışardan sizin servinizin üstüne yeni servisler geliştirilebilmeli.

yeni-nesil-varis-sayfasi-ayrik.png

Artık bir web sitesinin içinde veya siteden siteye değil, kaynaktan kaynağa dolaşıyoruz.

Web siteleri artık içine girilip dolaşılan bir yer olmaktan çıkıyor. Sitenin anasayfası değil sitenin içeriği internet’de dolaşırken uğradığımız noktalaradan bir tanesi. Yani artık sitenin içinde veya siteden siteye değil, kaynaktan kaynağa dolaşıyoruz. Bu gözlem bizi sayfa metaforundan veri modeli metaforuna taşıyor. Buna en güzel örnek Wikipedia sayfaları, bir kavramı sadece bir sayfa ve bir adres temsil ediyor ve buna herhangi bir yerde doğrudan bağlantı veriliyor.

Veri modellerini önce adres ile sonra yine sayfa ile temsil ediyoruz. Adreslerin veriyi en iyi şekilde yanısıtması, okunaklı ve akılda kalıcı olması mesela bloglardan veya hatta diğer servislerden bağlantı yapılabilmesini kolaylaştırıyor. Olay kaynak ve kaynağın adresine dönüşüyor. Bu durum birbirine bağlı bir kaynaklar ağının daha çabuk gelişmesini sağlıyor.

Bu yeni bakış açısına göre sayfa tasarımları da değişiyor. Veri modellerini temsil eden üç sayfa türü var:

  1. Varış Sayfası
    Ana içerik ve destekleyen ikinci derece bilgi. Mesela ana içerik video, fotograf, slayd şov, profil, kitap, çizim olabilir. Destekleyen içerik etiketler, yorumlar, oylar, içerğin sahibi, sahibinin diğer içerikleri olabilir.
  2. Liste Sayfası
    Ana içerikler arasında dolaşmayı sağlayan liste. Mesela indeks, arama sonuçları, kişiye ait belgeler olabilir. Listelenen içerik biribirne göre oranlı dizilebilir.
  3. Düzenleme Sayfası
    Ana içerikleri toplu düzenlemeyi ve karıştırmayı sağlayan arayüz. Mesela Flickr toplu photo edit ve YouTube video edit sayfaları buna iyi örnekler.

Özetle veri kaynağını temsil eden en önemli sayfa varış sayfası. Bu sayfaya herhangi bir web sitesinden bağlantıyla gelinebilir. Bir kişi bu sayfaya geldiğinde dikkatini nereye yönelendireceği tasarımınıza bakıyor. Vermek istediklerinizi önem sırasına göre dizip sayfa tasarımını ona göre düzenleyebilirsiniz. Yazıda kullanılan görseller varış sayfası dediğimiz sayfanın tasarımına dair web 2.0 / sosyal ağlı servisler üzerinde yapılan bir BBC analizinden alıntı, tasarımlarınıza örnek olabilir. Yine tekar edelim, varış sayfasını kaynak yapan şey kolay hatırlanacak bir adresi olması.

arikan | December 9th, 2007

Rails 2.0 Çıktı

rails.png

Web uygulamaları geliştirme iskeleti Ruby on Rails’in 2.0 sürümü çıktı. Biz web tabanlı projelerimizde Ruby on Rails kullanıyoruz. 2005 yılında Openstudio Rails’in ilk versiyonuyla yapılmıştı, daha sonra Manevi Emek Borsası, Bağcık, ve Meta-Markets projelerinde kullandık. Henüz açmadığımız deneysel projeleri ve bu sırada geçimimizi sağlamak için yaptığımız bir kaç ticari projeyi Ruby on Rails’in 1.2.3 sürümü ile geliştirdik. Bütün bunlar olurken Rails etrafında oluşan topluluklardan öğrendik ve elimizden geldiğince katkıda bulunmaya çalıştık. Ruby on Rails açık kaynaklı bir proje, bu yeni 2.0 sürümü de dünyanın pek çok yerinden programcının katkısıyla geliştirildi.

http://rubyonrails.org/

Rails 2.0 bir çok yenilik içeriyor, ilk gözüme çarpanlar şunlar:

Rails 2.0 PDF dökümanında yeni özellikler derinlemesine anlatılıyor. Ayrıca Mike Clark tarafından yazılan yeni Gelişmiş Rails Tarifeleri kitabı da Rails 2.0 içeriyor. Bir de son zamanlarda çok faydasını gördüğüm Rails screencast‘leri var, Rails Casts arşivi oldukça detaylı. Sizin de dikkatinizi çeken yeni Rails 2.0 özellikleri varsa bu yazıya yorum yazarak paylaşın, ne varmış beraber öğrenelim. Ayrıca Bağcık’da Ruby on Rails ile ilgili faydalı bağlantıları biriktiriyoruz.

http://bagcik.com/etiketler/rails

arikan | December 6th, 2007

Bloglara Otomatik Yorum Yazma Robotu

Hazır söz robotlardan açılmışken, Wordpress bloglarına otomatik yorum yazabilen küçük bir “robot” yapalım. Böyle bir robotu binlerce bloga bir anda “yorum yazmak” için kullanabilirsiniz.

Bu robot bir Ruby programı. Önce Ruby için Scrubyt kütüphanesini yükleyin(adım adım yükleme klavuzu). Scrubyt kütüphanesini programlanabilir bir web tarayıcı gibi düşünebilirsiniz, yani otomatik olarak istediğiniz siteye gider, bağlantıdan bağlantıya altlayarak sizin için tüm web’i dolaşabilir. Bu tür programları genelde arama motorları ve spamciler kullanır. Scrubyt yükledikten sonra sadece şu kodu çalıştırın.


require 'rubygems'
require 'scrubyt'
post_comment = Scrubyt::Extractor.define do
fetch 'http://www.dugumkume.org/esra-robot-ile-sohbetler/'
fill_textfield 'author', 'arikan'
fill_textfield 'email', 'arikan@dugumkume.org'
fill_textarea 'comment', 'Otomatik yorum yaziyorum.'
submit
end

Kodda gördüğünüz Düğümküme adresi bir önceki Esra Robot ile Sohbetler yazısı. Robot o yazıya gidiyor, kutucuklara adımı, email adresimi, ve yorumu giriyor, sonra da düğmeye basıyor. Bu programla otomatik yazdığım yorumu önceki yazının altında görebilirsiniz. Bu bilgileri değiştirip istediğiniz sitelere otomatik yorum yazabilirsiniz.

Bir bloga bir kaç defa otomatik yorum yazarsanız muhtemelen IP adresinizden yakalanır ve bloklanırsınız. Mesela Wordpress Aksimet spam filtresi Düğümküme’den hergün yüzlerce spam yorum temizliyor.

Bu tür önlemler yaratıcılığınızı engelleyemez tabi. Bunun gibi ağda dolaşabilen programlar çok çeşitli şekillerde kullanılabilir. Mesela bir yanda sizin için otomatik araştırma yapıp bilgi toplayan bir araç yapabilirken, diğer yandan canınızı sıkan sistemleri yoran bir program oluşturabilirsiniz.

arikan | October 19th, 2007

550 Milletvekili Seni Temsil Ediyor mu?

mean_vekil.jpg

Bunu öğrenmek için bugün saat 18:00 20:00 arası İstiklal Caddesi’nde Karşı Sanat galerisine gidin ve Ali Miharbi‘nin “Eigenvekil” projesine bakın. Halil Altındere’nin küratörlüğünü yaptığı “Gerçekçi ol, imkansızı talep et” sergisi bugün Karşı Sanat‘da açılıyor, 17 Kasım’a kadar sürecek.

Ali yukarıdaki resmi 550 milletvekilinin vesikalık fotoğraflarının ortalamasıyla yapmış. Sergiye gittiğinizde Ali’nin kurduğu kameranın karşısına geçin ve ayna misali ekranda kendi yüzünüzün milletvekilllerinin yüz özellikleri kullanılarak hesaplanmış halini görün.

“Eigenvekil” (2007), bir LCD ekran, PC, kamera ve duvarlarda asılı posterlerden oluşan bir yerleştirme. İzleyici ekrana bakarken, bilgisayarın canlı kamera görüntüleri ve işlediği istatistiksel veriler sayesinde, TBMM milletvekillerinin fotoğraflarından hesaplanan özelliklerin, kendi görüntüsü üzerinde bir ‘yansımasını’ görüyor. Aynaya bakar gibi ekrana bakıyor ama aslında çok kısıtlı bir şekilde temsil edildiğini farkediyor. Politik temsil, sanatsal temsil, matematiksel temsil gibi birçok temsil türünde, genelleştirme adına yapılan soyutlaştırmalar, kenarların yontulması, temsil edilenler çoğaldıkça, tek tek bireylerin (veya öğelerin) bakış açısından, temsil edeni bulanıklaştırıyor. Eigenvekil de, çeşitli temsil türleri üzerinden, günümüzün temsili demokrasilerindeki bu soruna dikkat çekiyor.

Eigenvekil projesinde, görüntülerin tekrar oluşturulması için “eigenface” (özyüz) yöntemi kullanıldı. Bu ve benzeri yöntemler, genellikle, aranan kişilerin bilgisayar ve kameralarla otomatik olarak tanınmasını sağlayan sistemlerde kullanılıyor. Bunun yanısıra, AB, ABD ve Kanada pasaportları (veya vizeleri) için, özel birçok sıkı kurala ve ölçüte göre çekilen biyometrik fotoğraflar da buna benzer sistemlerde kullanılmak üzere, yüz kimliğimizin en verimli şekilde devletin veritabanına aktarılmasını sağlıyor. Böylelikle, gözetleme kamerası karşısına geçen kişi, bu veritabanındaki kişiler ile karşılaştırılabiliyor. Eigenvekil projesinde ise, gözetlenen izleyicinin yüzü, TBMM milletvekili fotoğraflarından oluşturulan veritabanındakilere yeterince benzememesine rağmen, sanki onlardan biriymişcesine bilgisayar tarafından tekrardan oluşturuluyor ve elde edilen sonuç olduğu gibi ekrana yansıtılıyor.

Eigenvekil’den diğer görüntüler… İlki kendi vesikalık resimlerinin, milletvekili resimlerinin özelllikleri kullanılarak tekrardan oluşturulmasına razı olan arkadaşlar. İkincisi en önde giden eigenvekiller.

eigenvekil-unknown.jpg

top_eigenvekils.jpg

arikan | August 28th, 2007

Robot Başbakan

Bir grup insanın beraber bir iş yapabilmesi için gereken şey bir lider değil bir yapılacaklar listesidir. Herkes listeye yapılacakları yazar, sonra yapabilenler listedekileri birer birer yapar. Sonuçta beraber iş görülür. Lider listedir.

3-5 kişilik takımlar böyle çalışabilir ama 20-25 kişiye çıkıldığında işler karmaşıklaşır. Sayı arttığında ortalığın karışmasının sebebi iletişimin karmaşıklaşmasıdır. 50den fazla kişinin beraber iş yapabilmesi için hiyerarşik yapılar gerekebilir. Yönetici, müdür, CTO, CEO gibi şirketlerden bildiğimiz klasik makamlar ve yapılar şirketlerde hiyerarşileri yürütmek için oluşturulmuştur. Son zamanlarda genelde yaratıcı ürün çıkaran büyük şirketler (IDEO gibi yaratıcı danışmanlık şirketleri) bu hiyerarşileri azaltıp takımların birbirleriyle iletişimine önem vermeye başladılar. Tabii ki açık kaynaklı yazılım geliştiren gruplar bu az hiyerarşili çalışmaya çok daha iyi bir örnek. Açık kaynaklı yazılım geliştirenler genelde farklı farklı ülkelerde programcılardan oluşan sanal takımlardır. Kod deposu, sürüm takibi, hata bulucular, forumlar, eposta, IM, skype gibi gelişkin iletişim araçları yardımıyla az hiyerarşiyle çok başarılı işler çıkarıyorlar.

Bin kişi nasıl beraber çalışabilir? Çalışmak mı? Bin kişi. Google’da 10binden fazla kişi çalışıyor. Geçenlerce Google New York ofisinde bir iki arkadaşımla öğle yemeği yedik. Gerçekten bir sürü kişi az önce bahsettiğim gibi küçük gruplara bölünmüş çeşitli projeleri geliştiriyorlar. Gruplar ve bireyler açık kaynaklı yazılım geliştirenler gibi bir çok endüstri standardı iletişim araç kullanıyor. Tabi müdür vs. her türlü var.

Milyon kişi bir arada ne yapar? Bu kadar kişi bir arada ancak yaşar… Çalışmak nerde? Yaşamak ile çalışmak arasındaki sınır kalabalık olduğunda kaybolur. Türkiye sınırları içinde yaşayan milyonlarca kişiden bahsetmiyorum. Internette milyonlarca insan bir arada yaşıyor. MySpace, Facebook, Sosyomat, Yonja gibi sosyal ağ servislerinde milyonlarca insan kelimenin tam anlamıyla yaşıyor. Bu yaşamın fizksel hayata direk veya dolaylı etkisi var. Hayat zaten fiziksel ve ruhsal diye ayrılıyorsa bu çok yeni bir durum değil. Facebook inanç turizmi gerçek mi yoksa?

Internet üzerinden kendini düzenleyen toplumlarda muhtar, müdür, kaymakam, vali yok. Millet yok. Devlet yok. Başkan yok. Başbakan yok. Sadece robot var.

Robotlar ruby, python, php, asp gibi programlama dilleriyle ve veri tabanlarıyla geliştiriliyor. TCP/IP, HTTP gibi iletişim protokolleriyle birbirine bağlanıyor. Küçük grupları liste büyük grupları ağ işletiyor. Her topluluk kendi robotları tarafından yönetiliyor. Ancak hiç bir robot seçimle başa gelmiyor.

arikan | August 12th, 2007

Facebook Kaynak Kodu Kırıldı

facebook.gif

Az önce Facebook Secrets blogunda Facebook anasayfasının kaynak kodu yayınlandı. Bunun olması için iki ihtimal var: (1) ya kaynak kod bir Facebook çalışanı tarafından sızdırıldı, (2) ya da dışardan server’a yapılan bir atakla ele geçirildi.

PHP ile yazılmış kod içinde herhangi bir veritabanı bağlantı şifresi veya adresi bulunmuyor. Koda bakarak Facebook yapısı hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Facebook kaynak kodunun yayınlanması radikal bir pazarlama stratejisi de olabilir. Özellikle kaynak kodu yutarak Facebook için çalışacak uygulama geliştirenler eğitilmiş olur.

İlgili Düğümküme yazısı: Dijital İnanç Turizmi

Etkin Çiftçi | June 30th, 2007

RFID burada. Karşıtları nerede?

Aslında uzunca bir süredir RFID teknolojisini kullanıyoruz. Kampus kapılarında, asya ile avrupayı birbirine bağlarken ve alışveriş yaparken… Beni şaşırtan şey ise artık bir RFID fuarımızın da olması. Bu da demek oluyor ki, üreticileri, ithalatçıları, teknik servisleri, arzı ve talebi ile basbayağı bir RFID endüstrimiz olmuş. Yakında RFID meslek odası veya RFID çalışanları sendikasının da kurulması muhtemeldir.

Gözlerim doğal olarak RFID karşıtı örgütlenmeleri arıyor. Endişem, tıpkı güvenlik kameraları ve MOBESE‘de olduğu gibi toplumsal duyarlılıktan uzak bir oldu bittinin yaşanması.

Bildiğiniz gibi alışveriş merkezleri ve açık alanlardaki polis kameraları, güvenliği ve asayişi gözetlemek üzere kayıt yapmaktalar. Oysa kamusal alanlardaki kayıt aktivitelerinin, kaydı yapılan kişilere yazılı, görsel uyarılarla deklare edilmesi zorunludur. Türkiye’de ise bu durum gözetleme yapan kurumun insiyatifindedir. Kimi münferit mağaza sahipleri bu görsel uyarıları hırsızlığa karşı caydırıcı bir önlem olarak değerlendirdikleri için kullanıyorlar. Ancak alışveriş merkezleri ve açık alanlarda yapılan kayıtlar, kayıt edilenlere deklare edilmiyor.

Teknolojiyi ithal etmekte oldukça başarılı olan ülkemin, teknolojinin getirdiği yasal düzenlemeleri de bir an önce ithal etmesini diliyorum. Aksi takdirde RFID gibi daha görünmez takip sistemlerinin doğuracağı ihlalleri düşünmek bile oldukça iç karartıcı.

RFID nedir?

Privacy International’daki Türkiye kayıtları

RFID hakkındaki diğer yazılar:

Pasaportunuzdaki rfid’yi nasıl yok edersiniz?

Elektronik nesnelerin otomatik bloglanması

arikan | June 29th, 2007

Google Cıbır Geliştirmek İsteyenlere Para Veriyor

cibirlar.jpg

Google bugün cıbır geliştiricilere para kaynağı sağlayacak Google Gadget Ventures programını açıkladı. Google Gadget Ventures mevcut bir cıbırı geliştirmek isteyenlere $5,000 (6,500 YTL), yeni cıbır işi kurmak isteyenlere $100,000 (130,000 YTL) öneriyor. Ancak cıbırınız haftada en az 250,000 sayfa gösterimi alıyorsa başvurabiliyorsunuz. Eğer kolları sıvayıp mevcut cıbırları geliştirerek işe başlamak istiyorsanız Google Cıbır Listesine bakın.

Google böylece kitlesel boyutta risk sermayesi (”venture capital”) işine girmiş oluyor. Bu girişimiyle yeni başlattığı iGoogle oluşumunu geliştirmeyi hedefliyor. Yani binlerce geliştiriciye para verecek olmasıyla risk alıyor ve yatırım yapacağı ekiplerin iyi cıbırlar geliştirmelerini umuyor.

Cıbır nedir?

İngilizce “gadget” ya da “widget” olarak kullanılan şeye biz cıbır diyoruz. Cıbırlar genelde blogların sağ barında gördüğünüz üçüncü parti web servislerine ait olan kutu kutu araçlardır. Sadece Google değil hemen her web 2.0 servisi çeşitli cıbırlar geliştirir ve dağıtır. Böylece servisleri pek çok dağıtımlı noktadan ulaşılabilir hale gelir ve servislerine ziyaretçi trafikleri artar. Cıbırların şöyle özellikleri vardır:

  • Uzaktan veri okuyup gösterirler.
  • Tek fonksiyonları vardır.
  • Basit işler yaptığı için geliştirmesi kolaydır.
  • HTML içine kolayca kopyala yapıştır şeklinde gömülürler.
  • Genelde Flash veya HTML+CSS+Javascript ile yazılır.

Cıbırlara örnek olarak çok sık kullanılan Technorati bağ sayısı cıbırları, Yahoo cıbırları, veya iPhone cıbırlarını düşünebilirsiniz. Cıbır kullanımı çok yaygınlaştığı için blog yazılmı WordPress yeni verisyonunda kolay cıbır eklentisini çıkardı. Ayrıca hemen her gün yeni cıbır sıralama sitesi çıkıyor piyasaya.

engin | June 16th, 2007

İlk iPhone Uygulaması

iphone-digg.jpgiPhone daha piyasaya çıkmadı ama azimli bir programcı genç iPhone için ilk 3. parti uygulamayı geliştirdi. Uygulamayı şurada görebilirsiniz.

Uygulamanın en ilginç yanlarından biri, Javascript ile geliştirilmiş olması. Geliştiren genç yeterince ilgi olması durumunda bir Javascript kullanıcı arayüzü geliştirmek istediğini söylüyor ki herkes kullanabilsin. Uygulama ile ilgili tartışmayı şurada okuyabilirsiniz.

Apple hali hazırda kullanıcılara iPhone’un güzelliklerini erişilebilir kılan bir arayüz sunmuyor. Fakat, Apple’ın stratejisi, tıpkı cıbırlarda (Widgets) olduğu gibi programcılara html+javascript kullandırmak. Steve Jobs son Apple Developer Konferansında şöyle dedi: “iPhone için uygulama geliştirme platformu mu istiyorsunuz, Safari kullanın.”

iphone-uygulama.jpg
Apple Developer Konferasında Jobs iPhone uygulamalarını anlatıyor. Fotoğraf: Engadget.

GÜNCELLEME: iPhone satışa çıktı. New York Apple Dükkanı önündeki uzun iPhone kuyruğundan canlı canlı fotoğraflar ve videolar çektik.

arikan | May 26th, 2007

Meta-Kontrol Detroit Elektronik Müzik Festivalinde

metacontrol-timewarp2007.jpg

Bu akşam Ali Demirel ve Richie Hawtin ile beraber Detroit Elektronik Müzik Festivalinde (DEMF) Meta-Kontrol‘u icra ediyoruz. Detroit şehri Amerika’da tekno ve elektronik müziğin yayılmaya başladığı yer. Festivalde bir çok yeni nesil elektronik medya sanatçısı yer alıyor.

Ali’yle başlattığımız Meta-Kontrol projesi zamanla büyüyecek bir görsel/kinetik işler koleksiyonu. Bu koleksiyon ilk olarak Dinamik Kompozisyonlar (2003) setinden seçtiğimiz işlerle başladı ve şu anda yaklaşık 20-25 ayrı görsel program var. Meta-Kontrol‘u oluşturan işlerde yeni bir görsel ifade stratejisi olarak görünmeyeni kendi gördüğümüz kadarıyla ifade etmeye çalışıyoruz. Peki görünmeyen nedir? Kontrol. Gerek sosyal yapılarda gerek teknik yapılarda “kontrol eden” hep saklanmak istenir. Görünmez kılınır. Meta-Kontrol projesi tam bu noktaya parmak basıyor. Genelde saklanmak istenilen kontrol mekanizmasını açığa çıkarmak ve dolayısıyla tartışılabilir hale getirmek. “Meta” ön eki burada “hakkında” demek, yani “kontrol hakkında”.

Meta-Kontrol ucu açık bir koleksiyon. Bu deneysel koleksiyonun daha geniş bir sanatçı/tasarımcı kolektifi tarafından oluşturulmasını ve büyütülmesini amaçlıyoruz. Eğer konuyla ilgilenirseniz ve katkıda bulunmak isterseniz görüşelim.

Videolar

Meta-Kontrol projesi şimdiye kadar Time Warp, Almanya ve Club Phazon, Japonya’da icra edildi. Her iki performans da Richie Hawtin’in müziği eşliginde idi. Henüz detaylı bir dökümantasyon ile uğraşıyoruz, ancak şimdilik performansları youtube’a koyduğumuz şu videolardan izleyebilirsiniz:

* Üstteki fotoğraf Timewarp 2007 Festivalinden. Walk2d dev ekranı doldurup boşaltıyor.


Kapat
E-posta ile paylaş