engin | June 16th, 2007

İlk iPhone Uygulaması

iphone-digg.jpgiPhone daha piyasaya çıkmadı ama azimli bir programcı genç iPhone için ilk 3. parti uygulamayı geliştirdi. Uygulamayı şurada görebilirsiniz.

Uygulamanın en ilginç yanlarından biri, Javascript ile geliştirilmiş olması. Geliştiren genç yeterince ilgi olması durumunda bir Javascript kullanıcı arayüzü geliştirmek istediğini söylüyor ki herkes kullanabilsin. Uygulama ile ilgili tartışmayı şurada okuyabilirsiniz.

Apple hali hazırda kullanıcılara iPhone’un güzelliklerini erişilebilir kılan bir arayüz sunmuyor. Fakat, Apple’ın stratejisi, tıpkı cıbırlarda (Widgets) olduğu gibi programcılara html+javascript kullandırmak. Steve Jobs son Apple Developer Konferansında şöyle dedi: “iPhone için uygulama geliştirme platformu mu istiyorsunuz, Safari kullanın.”

iphone-uygulama.jpg
Apple Developer Konferasında Jobs iPhone uygulamalarını anlatıyor. Fotoğraf: Engadget.

GÜNCELLEME: iPhone satışa çıktı. New York Apple Dükkanı önündeki uzun iPhone kuyruğundan canlı canlı fotoğraflar ve videolar çektik.

Düğümküme'yi zamanında takip edebilmek için öncelikle RSS'den abone olun. Ayrıca bkz RSS nedir, nasıl kullanabilirim?

arikan | May 26th, 2007

Meta-Kontrol Detroit Elektronik Müzik Festivalinde

metacontrol-timewarp2007.jpg

Bu akşam Ali Demirel ve Richie Hawtin ile beraber Detroit Elektronik Müzik Festivalinde (DEMF) Meta-Kontrol‘u icra ediyoruz. Detroit şehri Amerika’da tekno ve elektronik müziğin yayılmaya başladığı yer. Festivalde bir çok yeni nesil elektronik medya sanatçısı yer alıyor.

Ali’yle başlattığımız Meta-Kontrol projesi zamanla büyüyecek bir görsel/kinetik işler koleksiyonu. Bu koleksiyon ilk olarak Dinamik Kompozisyonlar (2003) setinden seçtiğimiz işlerle başladı ve şu anda yaklaşık 20-25 ayrı görsel program var. Meta-Kontrol‘u oluşturan işlerde yeni bir görsel ifade stratejisi olarak görünmeyeni kendi gördüğümüz kadarıyla ifade etmeye çalışıyoruz. Peki görünmeyen nedir? Kontrol. Gerek sosyal yapılarda gerek teknik yapılarda “kontrol eden” hep saklanmak istenir. Görünmez kılınır. Meta-Kontrol projesi tam bu noktaya parmak basıyor. Genelde saklanmak istenilen kontrol mekanizmasını açığa çıkarmak ve dolayısıyla tartışılabilir hale getirmek. “Meta” ön eki burada “hakkında” demek, yani “kontrol hakkında”.

Meta-Kontrol ucu açık bir koleksiyon. Bu deneysel koleksiyonun daha geniş bir sanatçı/tasarımcı kolektifi tarafından oluşturulmasını ve büyütülmesini amaçlıyoruz. Eğer konuyla ilgilenirseniz ve katkıda bulunmak isterseniz görüşelim.

Videolar

Meta-Kontrol projesi şimdiye kadar Time Warp, Almanya ve Club Phazon, Japonya’da icra edildi. Her iki performans da Richie Hawtin’in müziği eşliginde idi. Henüz detaylı bir dökümantasyon ile uğraşıyoruz, ancak şimdilik performansları youtube’a koyduğumuz şu videolardan izleyebilirsiniz:

* Üstteki fotoğraf Timewarp 2007 Festivalinden. Walk2d dev ekranı doldurup boşaltıyor.

engin | May 7th, 2007

Faydalı Cep Uygulamaları

Cep uygulamalari

Ağlı bağlı yaşamda cep telefonlarının rolü arttıkça artıyor. Nerede olursak olalım, cep telefonu ile bir yandan diğer insanlara bağlanıyoruz, diğer taraftan da ağ servislerine ve dosyalarına erişebiliyoruz. Bu amaçlara hizmet etmek icin geliştirilen uygulamaların kabiliyetleri de cep telefonlari ile paralel gelişiyor, güzelleşiyor. Uzaktan Çalışan Takımlar için Yazılımlar yazısında olduğu gibi biz de Düğümküme’de bu cep uygulamalarını severek kullanıyoruz. Sevgi paylaştıkça artar:

İletişim / Sosyalleşme

  • Gmail Mobile
    E-posta okuyucu. Gmail hesabı olanlar icin kullanılabilirliği yuksek email uygulaması.
  • Twitter
    Sosyalleşme aracı. Eşe-dosta-ahbaba şu anda ne yaptığınızı mesaj aracılığı ile yollamak, sürekli bağlı kalmak için.

Bağlamda Kalma

  • Opera Mobile
    Web/Wap tarayıcı. Cep telefonu için tasarlanmamiş ağ sayfalarını dinamik olarak düzenliyor, okunabilir ve bakılabilir bir hale getiriyor.
  • WidSets
    RSS okuyucu. RSS yayınlarını kutucuklar halinde hesabınıza ekleyebilir ve pratik bir arayüzden okuyabilirsiniz.
  • Yahoo Go
    Yahoo cep portal uygulaması. Yahoo servislerinin (e-posta, harita, haber yayinları vs) tek bir arayüzde almak icin.

Ağ-Cep Senkronizasyon

  • Shozu
    Cepten internete yükleme. Cep telefonunuzdaki medya dosyalarını (resim, video, yazı) dinamik olarak web servislerine (flickr, youtube, wordpress blog vs) gönderme arayüzü. Cep telefonunun işletim sistemine gayet iyi entegre olduğu için ugulamayı açmadan yükleme yapabiliyorsunuz.
  • GCalSync
    Takvim güncelleyici. Cep telefonunuzdaki takvimi Google Calendar servisine bağlıyor ve periyodik olarak güncelliyor.

Erişim / Paylaşım

  • Orb
    Uzaktan dosya erişimi. Bilgisayarinizdaki dosyalara cep telefonunuzdan her an her yerde erişmenizi sağlıyor.
  • PeerBox
    Dosya paylaşım. Acik P2P ağlarında dosya arama ve indirme uygulaması.

Yer Bulma

  • Google Maps Mobile
    Harita uygulaması. Bildiğimiz Google haritalarinin cep telefonunda yerel uygulama olarak calişanı.

Müzik Çalar

  • OggPlay
    Açık kaynaklı, şaşırtıcı derecede seri arayüzlü muzik çalar.

Siz de kullandığınız bildiğiniz ağlı bağlı hayatta lazım olduğunu düşündüğünüz cep uygulamalarını ve deneyimlerinizi bu yazıya yorum olarak yazın, öğrenelim, paylaşalım.
Not: Bu uygulamalar icin mobil internet servisi gerekiyor. Kullanmadan once operatorunuzun internet baglanti servisini nasil ucretlendirdigi konusunda mutlaka bilgi edinin, faturada supriz olmasin.

cenk | May 4th, 2007

Prototip (ilkörnek) Yazılım Geliştirme

spYazılım geliştirmek artık sadece kod yazmaktan ibaret değil. Gün geçtikçe tasarımcılar mühendislik, mühendisler de tasarım bilgi ve becerilerini artırıyorlar.

Ticari bir yazılım projesinde prototip kullanılması işleri kolaylaştıracaktır. Hem profesyonelce sunumlar yapabilmek hem de ürünün karşı tarafa daha iyi ifade edilebilmesi açısından çeşitli katkıları olacak, iletişimi artıracaktır.

Bu konuda Hal Helms tarafından yazılmış bir yazıyı sizlerle paylaşmak istedim, orijinali (ingilizce) burada.

 

Emotional Design: Why We Love (Or Hate) Everyday Things (Donald Norman) sadece kullanışlılığın tek başına yeterli olmadığını savunuyor. Norman, nesneleri değerlendirişimizde üç etken olduğunu belirtiyor: sezgi, etkileşim ve yansıma. Sezgisel çekim, bir Ferrari ya da iPod’a karşı hissettiklerinizle açıklanabilir. Güzel görünüşlü, içinde oturmak (Ferrari) ya da ona dokunmak (iPod) istiyorsunuz. Etkileşim çekimi, çok iyi çalışan bir nesnenin takdir edilegelmesidir diyebiliriz. Yansıma ise, anlamlandırma ve kendini bulma gibi açıklanabilir.

Norman, iyi tasarımın bu üç öğeyi de içerdiğini, aynı zamanda bu nesnelerin insanların daha iyi çalışmalarını sağladığını iddia ediyor. Düşünce bana haklarında bir çok kez konuştuğum prototipleri (ilkörnek) çağrıştırdı.

Tasarım dünyasında, prototip bir zorunluluktur diyebiliriz. Palm Pilot’un tasarımcısı bu cihazı tasarlarken cebinde bir tahta parçası ile dolaşıyordu. Bu nesne rahat kullanılabilecek bir şey mi? Hangi ebat çok büyük olarak algılanırdı? Ya da çok küçük? Düğmeler doğru tasarlandı mı?

Nedense, bir çok geliştirici (developer) tasarımın ancak grafik sanatçılarına bırakılması durumunda iyi sonuçlar elde edilebileceği kanaatindedir. Prototip gereksiniminden bahsederken altını çizmek istiyorum, olası beklentilerimizin açığa çıkartabilmesi, görünüşünden ve hissedilişinden (look & feel) ziyade, tasarlama süreci içerisinde çalıştırılması, kullanılması ile sağlanabilir. iPod’un çevirmeli arayüzünü görene kadar, onu isteyip istemeyeceğimi bilemezdim.

İş yazılımı geliştirme aşamalarında prototiplerle çalışmanın, hem geliştiren hem de işverenin sırtından bir takım riskleri aldığını düşünüyorum. Şartname dokümanları avukatlar için kullanışlı olabilir, bizler için değil. Prototipler, yeni fikirleri denememize ve kullanıcı reaksiyonlarını gözlememize imkan sağlar. Bu sayede tasarlanan nesnenin sezgisel ve etkileşime dayalı etkilerini, hatta belki yansımalarını görebiliriz.

Uzun bir süredir prototipler kullanıyorum. İlk denemelerim sadece etkileşim amaçları üzerine keşifler yapmak ile sınırlıydı. “Görünüşe takılmayın” derdim sunum yaparken. Deneyimle sabitlendi ki neredeyse her işveren, görünüşe takıldı. Sonunda anladım ki, onların bu ihtiyacını karşılamadan – her ne kadar bana ikincil bir ihtiyaçmış gibi gelirse gelsin - benim için daha önemli olabilecek aşamalara geçmek zorlaşıyordu, örneğin yazılımın işleyişine.


Abraham Maslow “İhtiyaçlar Hiyerarşisi Teorisi“nde tipik gereksinimlerimizi şöyle sıralar:

  1. Fizyolojik gereksinimler : su, yiyecek, uyuma, barınma
  2. Güvenlik gereksinimi : fiziksel, ekonomik, konfor
  3. Ait olma gereksinimi : kabul görme, aidiyet
  4. Sevgi, sevecenlik gereksinimi : sevgi, tutku
  5. Saygınlık gereksinimi : ustalığın saygınlığı, prestij, statü
  6. Kendini geliştirme gereksinimi : yenilikçilik, yaratıcılık, derin öğrenme

Maslow, “Belirli bir kategorideki gereksinimler tam olarak karşılanmadan kişi bir üst düzeydeki kategorinin gereksinimlerini algılamaz, böyle gereksinimleri yoktur” demektedir. Şartnameler veya ihtiyaçlar dokümanları ile çalışmaya başlamak konusunda sorun, UML diyagramlarının ve benzerlerinin aslında işverenin temel kaygılarına hitap etmeyecek olmasıdır: nasıl görünecek ve hissedilecek? Onunla çalışmak nasıl olacak?

Prototipler tüm bu sorulara cevap verir, fikirlerimizi sergileyebilmemiz ve işverenin konu hakkındaki düşüncelerini anlayabilmemiz için en uygun araçtır. Bu sayede, sözcüklerin ötesinde bir iletişim kurabiliriz. İyi uygulamaların da - iyi tasarımların olduğu gibi - sezgisel, etkileşim tabanlı ve yansıma albenilerine sahip olması gerektiğine inanıyorum. İşe başlamak için doğrudan kapsamlı bir prototip (ilkörnek) hazırlamaktan daha iyi bir yol düşünemiyorum.

arikan | January 30th, 2007

Internet’te Açık Kimlik Sistemi

openid.gifInternet servislerine tekrar tekrar kimlik bilgilerinizi vererek üye olmaktan sıkıldıysanız OpenID sistemini kullanabilirsiniz. OpenID ismi üstünde bir açık kimlik sistemi ve açık bir standart olarak gelişiyor. Internet üzerinde bir çok servise tek noktadan, yani tek kullanıcı adı ve şifre ile bağlanmanızı sağlıyor. Bu tip merkezi-olmayan kimlik sistemlerinin temel prensibine göre nasıl bir web sitelerine tek bir adresten ulaşabiliyorsak (örn. http://dugumkume.org) herhangi bir kişi de kimlik bilgilerine aynı şekilde tek bir web adresinden ulaşabilir.

Bunun Microsoft Pasaport’tan veya Google Account’dan farkı kimlik bilgilerinizin şirketlerin kontrolünde değil sizin kontrolünüzde olması. Böylece dijital kimliğiniz cebinizde kalıyor ve Internet’te istediğiniz servise istediğiniz kadar gösteriyorsunuz. OpenID kullanmanın dört yolu var:

  1. Bir OpenID servis sağlayıcısı kullanabilir ve size kendi alan adından sağladığı adresi kullanabilirsiniz (örn. benimadim.openidservisi.com).
  2. Kendi OpenID suncunuzu kendi alan adınızla çalıştırabilirsiniz (örn. benimadim.com)
  3. Üzerinde OpenID kurulu bir sunucu servisine kendi alan adınızı yönlendirebilirsiniz (örn. benimadim.com). Bkz. OpenID sağlayıcılar listesi
  4. Kendi blogunuz kimliğiniz olabilir. Bir OpenID servis sağlayıcısını kendi sitenize yönlendirebilir böylece sonra servis sağlayıcınızı değiştirseniz bile her zaman kendi sitenizin adresini kullanabilirsiniz. Yönlendirme için tek yapmanız gereken sitenize iki satır HTML kod eklemek.

MyOpenID bu açık kimlik sistemini sunan sevislerden bir tanesi. MyOpenID’de bir kere hesabınızı yarattıktan sonra buraya kaydettiğiniz bilgileri istediğiniz ölçüde başka OpenID’li şirketlerin servislerinde kullanabiliyorsunuz. Örneğin ilk defa Yahoo’ya kayıt oluyorsanız yeni bir kayıt yapmıyorsunuz sadece OpenID kullanıcı adınız ve şifreniz ile giriyorsunuz. Ayrıca eski Yahoo çalışanı ve idProxy‘nin yaratıcısı Simon Willison bir gün dev kullanıcı veritabanları tutan sitelerin (Yahoo Google Amazon Ebay) OpenID sunucusu gibi davranacaklarını ve kendi kullanıcılarının farklı servislere girip çıkmalarına izin vereceklerini düşünüyor. Ancak bu hayal hala ülkeler arasında vize-pasaport sisteminin simulasyonu. Halbuki herkesin kendi sunucusuna sahip olması daha insani bir düzen yaratacaktır.

Açık kimlik sistemlerinin ayağa kalkması için Yahoo Google Amazon gibi dev Internet servislerinin de bunu benimsemesi önemli. İlk bakışda bunu neden yapsınlar ki gibi bir soru uyanıyor. Bu dev şirketler hali hazırda milyonlarca insanın bin bir türlü kimlik bilgisine sahipler. Bu kontrolü ellerinden almak ve geri bireylere vermek ancak daha fazla küçük servislerin OpenID kullanması ve sonucunda oluşacak birlikle mümkün olabilir. Bu konu elektronik devlete mi gidiyoruz sorularından çıkıp, elektronik derin devlet nasıl işler sorularına gidiyor. Eğer insani bir Internet servisi işletmek istiyorsanız açık kimlik sistemi kullanın.

Güncelleme
OpenID büyük internet şirketleri tarafından sömürülüyor mu?