ali | June 29th, 2008

Kutsal Ateş: Sayısal Zamanların Sanatı

Alexei Shulgin

Geçtiğimiz Nisan ayında Brüksel’de yapılan Kutsal Ateş (”Holy Fire”) sergisi işlemsel ve ağlı sanat çevrelerinde büyük tartışmalara yol açtı. Küratörlüğünü Yves Bernard ve Domenico Quaranta‘nın yaptığı sergi “yeni medya sanatı” denilen şeyin “zamanımızın sanatı”ndan başka bir şey olmadığı, ve yazılım/donanım kullanarak günümüz hakkında konuşan işlerin maddiyat-dışılık iddialarına rağmen sanat pazarına çoktan girmiş olduğunu öneriyordu.

IMAL‘de yapılan Kutsal Ateş sergisi yazılım-donanım-ağ teknolojileri ile üretilmiş ve sadece daha önce alınıp-satılmış eserler içeriyordu. Sanatçılar arasında, çoğu bir zamanlar bu sanat endüstrisinin dışında çalışmış gözüken Alexei Shulgin, Vuc Cosic, JODI, 0100101110101101.org, Olia Lialina, Mark Napier gibi isimleri görebiliyoruz. Sergi hem sanat pazarında yeralan bu sanatçıların işlerini bir araya getirmesiyle hem de bunları “yeni medya sanatı” diye ifade etmesiyle büyük tartışmalara yol açtı. Daha sergi açılmadan Rhizome.org forumlarında “Sanatın Yeniden Maddeleştirilmesi” (”The Rematerialization of Art”) başlığı altında bir tartışma açıldı. Bir başka tartışma da Patrick Lichty’nin blog yazısı, “yeni medya” teriminin neden hala kullanılıyor olduğu üzerine yaptığı ayrıntılı eleştiri üzerine başladı. Internet sanatçısı ve eleştirmen Tom Moody hem kendi blogunda yazarak hem Rhizome yorumlarına katılarak ortamı hareketlendirdi. Bu tür sanat eserlerinin maddesizleşmesi / tekrardan maddileşmesi tartışmaların odak noktasıydı.

Kutsal Ateş sergisiyle küratörler şu üç savı iddia ettiler:

Zamanımızın sanatı
Kutsal Ateş sergisindeki işler “yeni medya sanatı” değil, basitçe bu yaşadığımız zamanın sanatıdır. Bu işler kurumsal veya ticari kimliklerden kendini ayıran, hayali kimlikler yaratan, yazılımları ve oyunları kendine uyduran, online ve offline toplulukların içine sızan, varolan araçları altüst eden veya kendininkini yaratan, işlemselliğin ve bilişimin estetitiğini araştıran; özetle bu yaşadığımız dünya hakkında konuşan sanat yapmak için bilgisayar yazılımları ve donanımları kullanan işlerdir.

Koleksiyonluk sanat işleri
Kutsal Ateş muhtemelen hali hazırda sanat pazarında bulunmuş sadece koleksiyonluk yeni medya sanatı gösteren ilk sergi. Kutsal Ateş çağdaş teknolojilerle yapılmış ve koleksiyonluk günümüz sanat işlerini sunar.

Yeni bir ekonomi
Sanat pazarı yeni medya sanatçıları için yeni gelir kaynakları öneriyor. Şu zamana kadar bu kaynaklar devletten ve kurumlardan verilen komisyonlarla sınırlı olmuştur. Bir sanat pazarı sanatçılar ve sanat tüketicileri arasındaki doğrudan ilişkilerle yeni bir ekonomi geliştirilmesini sağlar; sanatçının sosyal rolünü ve kitlesel tüketim için üretilmiş dijital ürünlerden başka şeylere bakan kişileri onaylar.


Reface [Portrait Sequencer], Golan Levin ve Zachary Lieberman, 2006

Rhizome forumundaki Kutsal Ateş tartışmasının sonunda internet sanatı gibi maddeleşemeyen işleri de almak isteyen koleksiyoncu Jeremy Levine Internet sanatı toplarken şu kurallara uymayı teklif etti:

Teklif 1: Internet sanatına “sahip olmak” barındırma sorumluluğu getirir. Internet’te bir internet sanat işine sahip olmak patronluk yapmak olur.

Teklif 2: Koleksiyon “ya yay ya öl” ilkesine dayanmalı. Koleksiyoncu işi immaterial yapma işlemine dahil olmalı.

Teklif 3: Internet sanatı sahibi olmak korumak, emülasyonunu yapmak, ve dökümante etmek anlamına gelir.

Bu son madde özellikle önemli, çünkü daha önce bu yorumlarda bahsi geçtiği gibi bugünün teknolojisyle üretilmiş bir iş yarının teknolojisiyle çalışmayabilir. Bunun en iyi örneği eski bilgisayar oyunları. Çoğu bugün çalışmıyor, ancak bazılarını –Atari, Amiga, vb.– özel geliştirilen emülatörler sayesine bugün de aynı kailtede çalıştırabiliyoruz.


Psych|OS, UBERMORGEN, 2006

Internet’de radikal sistemler geliştiren ve aktivist etkinlikler yapan sanat kolektifi UBERMORGEN sergiye Psych|OS serisiyle katıldı. Psych|OS Hans Bernhard’ın 2002 yılında 10 yıllık internet ve teknolojik aktivizm mücadelesinden sonra sayısal ağların beynindeki biyolojik ağlara verdiği etki sonucu yattığı akıl hatenesindeki günlerini belgeliyor. Serginin küratörü Domenico Quaranta Psych|OS hakkında yazmıştı 2006 yılında yayınlanan bir katalog için.


Dimension (With Elements of Web 2.0), Olia LIALINA ve Dragan ESPENSCHIED, 2006

Rhizome forumunda bu tür yeni medya sanatı galeride gösterilir mi, niye gösterilmeli soruları etrafında dönen tartışmada önemli bir çözülme sergiye katılan sanatçılardan Olia Lialina kendi beyanından bir parçayı yazdığında yaşandı:

“Geçmişte sanatçı olarak insanlarla sadece kendi kişisel bilgisyarları önünden iletişim kurmak anlamlıydı, bugün kolayca galeri ziyaretçileriyle iletişim kurmayı düşünebiliyorum çünkü çoğunlukla daha yeni bilgisayarlarının başından kalkıp galeriye gelmiş olacaklar. Fikirleri şakaları anlamak için medyum hakkında yeterli deneyim ve anlayışa sahipler, ve işlerden keyif alıp satın alabilirler.”


Project for the fake Nike Monument in Karlsplatz, Eva ve Franco MATTES aka 0100101110101101.ORG, 2003-2004

Eva ve Franco MATTES ikilisinin işlerinde mottosu “minimum emekle en büyük görünürlük”. Yukarıda görülen Nikeground projesi bu niyetini açıkça ortaya koyuyor. Bu işte görülebilecek kapitalizm karşıtlığı sanatçıların duruşundan kaynaklanıyor. Aynı duruş “AdWords Happening” (2002) işiyle Christophe Bruno’da ve Ticari Protesto işiyle Alexei SHULGIN ve Aristarkh CHERNYSHEV’de de görülüyor.

Şu anda Internet’le bağlanmış, küresel politik stratejilerle örülmüş, bilişim sistemleriyle denetlenen bu sayısal zamanlarda geçerli yaratıcı ifade artık sadece resim, fotoğraf, video, heykel gibi statik medya türleriyle ve bu medyalar üzerinden geliştirilen stratejilerle değil, Kutsal Ateş sergisinde örneklerini gördüğümüz sanatçıların kullandıkları dinamik sistemler ve uyguladıkları yeni stratejilerle gerçekleştirliyor. Kutsal Ateş sergisi sayısal veya değil eğer bu sanatçıların stratejilerini ortaya koyuyursa, bu günümüz sanatını ve kültürünü anlamak adına bir gelişmedir.

* Tepedeki görsel Alexei SHULGIN ve Aristarkh CHERNYSHEV, “Ticari Protesto”, 2007

* Bu yazı Ali Miharbi ve Burak Arıkan tarafından beraber yazılmıştır.

Dara Kılıçoğlu | April 28th, 2008

’sakladığımızşeyler’ İçin Katılım Çağrısı!

“İstanbul’daki sergiye dahil olun + bir görsel iletişim tasarımı bitirme projesine katkıda bulunun. sakladığımızşeyler. Sadece sakladığınız şeylerin fotoğrafını yollayın.

Elimizde tutmak, aklımızda saklamak, kaybolmaması için muhafaza etmek…

Serginin konusu ”SAKLAMAK”. Sergi katılımcıların yolladığı fotoğraflardan oluşacaktır. Projeye katılmak isteyen herkesin sakladığı nesne/nesnelerin fotoğrafını çekmesi ve caglacamcioglu@gmail.com adresine yollaması yeterlidir.

Sergide fotoğrafların yanı sıra onlara eşlik edecek metinler de yer alacağından projenin ‘blog’ kısmındaki sorulara da cevap vermenizi rica ediyorum.

Katılımınız için şimdiden teşekkür ederim. Sergide buluşmak üzere, Çağla Camcıoğlu”

SON KATILIM TARİHİ: Mayıs 7, 2008

arikan | April 23rd, 2008

Çok Yerli Ağ Etkinliği

Aynı anda çok yerin birbirine bağlandığı bir sanat etkinliği nasıl düzenlenir? Sadece bilgisayar başında bağlı değil topluluk mekanlarının / kamusal mekanların birbirine bağlı olduğu bir hiper-etkinlik nasıl olur? Hiper-etkinlik tekil etkinliğe göre bize nasıl deneyimler yaşatır?

Balkanlar’da başlayan Multiplace ağ kültürü projesi farklı mekanlarda paralel olarak düzenlenen etkinliklerden oluşuyor. Biribirine gerçekten ağlı bağlı mı yoksa sadece paralel mi bu belli değil. Ancak belli olan şu ki katılımcılar etkinlikler öncesinde ve sonrasında internet üzerinden görüşüyorlar ve bu görüşmelerin birikimleri etkinliklere yansıyor.

http://www.multiplace.org

Biz de benzer şekilde MSÜ Güncel Sanat Tartışmaları Dizisi‘ni hem öncesinde hem sonrasında online görüşmelerle beslemeye çalışıyoruz. Online tartışmalar fiziksel mekanlarda taşındığında kesinlikle çok daha öğretici, ancak fiziksel mekan zamanla –ve ismi üstünde mekanla– sınırlı. Etkinlik sonrasında blog yorumlarında tartışmak ve bağlantı paylaşmak etkinliği herkes için daha da faydalı kılıyor.

Medya Sanatı mı İşlemsel Sanat mı Kime ne? tartışması eş-zamansız ama hararetle devam ediyor. Siz de yorumlarınızla katılın fikrinizi belirtin beraber öğrenelim. Şu anda konu “arkaik sanat pazarı”, “yeni nesil küratörlük pratiği”, “işlemsel işlerin nasıl saklanıp gösterileceği”, “sanatın güç odakları”, “ağda eylem”, “toplumsal sistemler geliştirme” gibi çeşitli konularda ilerliyor.

Not: Yorumunuzu yazarken email-ile-takip-et teknolojisini kullanırsanız eş-zamansız olmasına rağmen tartışmaya daha akıcı katılabilirsiniz.

ali | April 21st, 2008

Click: Sadece Bir Başka Sergileme Deneyi mi?

Daha önceden Twitter ile deneyler yapan, YouTube’da video yarışması düzenleyen ve Facebook’ta bir uygulama geliştiren Brooklyn Müzesi, bu sefer de küratörlüğünü Internet kullanıcılarının yapacağı Click isimli bir fotoğraf sergisi düzenliyor. Bu sergiye katılacak işlerin seçim sürecinde herkes jüri olabiliyor. Alışageldiğimiz web2.0 uygulamalarında kullanılan oylama sisteminden farklı olarak, oy verenlerin kendi sanat tecrübe ve bilgilerini tanımlamaları isteniyor, değerlendirme yapılırken bunlar dikkate alınıyor. Kullanıcının bilgi seviyesini tanımlamak için işaretleyebileceği seçenekler var.

Kullanıcının Bilgisi:

  • YOK. Sanat hakkında fazla bir şey bilmediğimi düşünüyorum, ama ender olarak müze veya galerileri ziyaret ettiğim oluyor.
  • BİRAZ. Sanat eğitimi almadım ama genel anlamda sanat konusunda bilgi sahibiyim. Arada sırada müze ve galerilere gidiyorum.
  • FENA DEĞİL. Birkaç sanat/sanat tarihi dersi aldım ve/veya kendi imkanlarımla çalıştım. Müze ve galerilere sıkça gidiyorum.
  • ORTALAMA ÜSTÜ. Sanat/sanat tarihi konusunda birçok ders aldım; müze ve galerilere sık sık gidiyorum.
  • UZMAN. Bu konuda geniş bilgi sahibiyim. Sanatla ilgili bir işim ve/veya ileri seviyede bir diplomam var.

Buna ek olarak kullanıcılara coğrafi konumları da soruluyor, bunun nedeni fotoğraf sergisinin yerel tarafı.

Bu çok demokratik gözükmese de, her zaman ortak paydayı ön plana çıkaran ve bu şekilde popüler olmanın ötesinde bir şey söyleyemeyen web uygulamaları için bir yenilik olarak görülebilir. Elbette herkes kendi kendini puanlandırdığı için ne kadar güvenilir bir sistem olduğu tartışılır ama belki bu yönü bile, otoriter bir tavır takınmadan belli bir hiyerarşi yaratabilmesi ile kendi başına bir yenilik sayılabilir.

İlgili Düğümküme Yazıları:

arikan | February 14th, 2008

Hafriyat’ta Noktaları Birleştir Sergisi

noktalari-birlestir-harfiyat-2008.jpg

Noktaları birleştir, 16 Şubat cumartesi saat 18.30’da Hafriyat Karaköy‘de açılıyor (harita).

16 sanatçının katılımıyla Koray Kantarcıoğlu tarafından düzenlenen sergi, çizgiyi bağımsız görsel bir birim olarak anlama ve özgün bir ifade biçimi olarak kullanma fikrinden hareket eden işleri bir araya getiriyor. Bu işlerin üretimi ve sunuşunda da çeşitlilik ve rahatlık göze çarpıyor: Kumaş, kağıt, ekran, duvar ve duvar kağıdı kullanımından boya, mürekkep, piksel ve tükenmez kaleme.

Serginin kavramsal çerçevesi de aynı yaklaşımı devam ettiriyor: Ucu açık, tamamlanmışlık kaygısı gözetmeyen bu işler tek bir yere gitmiyor.

Sergi açılışında Nazım Dikbaş Ama Bu Bana Benzemiyor adlı bir performans gerçekleştirecek. Hevesli çizerler tarafından yapılan resimlerini görüp memnun kalmayan kişilerin telaffuz ettiği bu cümleyi başlık seçen Dikbaş, çizim eyleminin ve üretiminin farklı boyutlarına dikkat çekmeyi deneyecek.

Katılımcılar:

Aksel Zeydan Göz
Alina Viola Grumiller
Bora Başkan, http://borabaskan.blogspot.com
Burak Arıkan, http://burak-arikan.com
Cem Dinlenmiş, http://cemdinlenmis.deviantart.com
Erlea Maneros
Ekin Saçlıoğlu
Erkin Gören, http://erkingoren.com
Erdem Ergaz
Gözen Atila
Güneş Terkol
İnci Furni, Bio
Klaustro, http://myspace.com/klasor
Koray Kantarcıoğlu, http://www.koraykantarcioglu.com
Mihda Koray, http://myspace.com/mihdakoray
Nazım Dikbaş, http://www.extramucadele.com

* Poster tasarımı Özer Yalçınkaya (aka Klaustro).

arikan | January 13th, 2008

Eigenvekil Yayında

eigenvekil-poster.jpg

eigenvekil12.jpg

Ali Miharbi Eigenvekil projesinin dökümantasyonunu yayına verdi. Dökümantasyon İstanbul Karşı Sanat Galerisi’ndeki sergiden fotoğraflar, videolar ve kavram metni içeriyor. Aynı zamanda Eigenvekil dünyanın en önemli ağlı sanatlar sitesi Turbulence Networked Performance blogunda haber yapıldı.

Daha önce Düğümküme’de yayınlanan Eigenvekil yazısı:
550 Milletvekili Seni Temsil Ediyor mu?

arikan | October 19th, 2007

550 Milletvekili Seni Temsil Ediyor mu?

mean_vekil.jpg

Bunu öğrenmek için bugün saat 18:00 20:00 arası İstiklal Caddesi’nde Karşı Sanat galerisine gidin ve Ali Miharbi‘nin “Eigenvekil” projesine bakın. Halil Altındere’nin küratörlüğünü yaptığı “Gerçekçi ol, imkansızı talep et” sergisi bugün Karşı Sanat‘da açılıyor, 17 Kasım’a kadar sürecek.

Ali yukarıdaki resmi 550 milletvekilinin vesikalık fotoğraflarının ortalamasıyla yapmış. Sergiye gittiğinizde Ali’nin kurduğu kameranın karşısına geçin ve ayna misali ekranda kendi yüzünüzün milletvekilllerinin yüz özellikleri kullanılarak hesaplanmış halini görün.

“Eigenvekil” (2007), bir LCD ekran, PC, kamera ve duvarlarda asılı posterlerden oluşan bir yerleştirme. İzleyici ekrana bakarken, bilgisayarın canlı kamera görüntüleri ve işlediği istatistiksel veriler sayesinde, TBMM milletvekillerinin fotoğraflarından hesaplanan özelliklerin, kendi görüntüsü üzerinde bir ‘yansımasını’ görüyor. Aynaya bakar gibi ekrana bakıyor ama aslında çok kısıtlı bir şekilde temsil edildiğini farkediyor. Politik temsil, sanatsal temsil, matematiksel temsil gibi birçok temsil türünde, genelleştirme adına yapılan soyutlaştırmalar, kenarların yontulması, temsil edilenler çoğaldıkça, tek tek bireylerin (veya öğelerin) bakış açısından, temsil edeni bulanıklaştırıyor. Eigenvekil de, çeşitli temsil türleri üzerinden, günümüzün temsili demokrasilerindeki bu soruna dikkat çekiyor.

Eigenvekil projesinde, görüntülerin tekrar oluşturulması için “eigenface” (özyüz) yöntemi kullanıldı. Bu ve benzeri yöntemler, genellikle, aranan kişilerin bilgisayar ve kameralarla otomatik olarak tanınmasını sağlayan sistemlerde kullanılıyor. Bunun yanısıra, AB, ABD ve Kanada pasaportları (veya vizeleri) için, özel birçok sıkı kurala ve ölçüte göre çekilen biyometrik fotoğraflar da buna benzer sistemlerde kullanılmak üzere, yüz kimliğimizin en verimli şekilde devletin veritabanına aktarılmasını sağlıyor. Böylelikle, gözetleme kamerası karşısına geçen kişi, bu veritabanındaki kişiler ile karşılaştırılabiliyor. Eigenvekil projesinde ise, gözetlenen izleyicinin yüzü, TBMM milletvekili fotoğraflarından oluşturulan veritabanındakilere yeterince benzememesine rağmen, sanki onlardan biriymişcesine bilgisayar tarafından tekrardan oluşturuluyor ve elde edilen sonuç olduğu gibi ekrana yansıtılıyor.

Eigenvekil’den diğer görüntüler… İlki kendi vesikalık resimlerinin, milletvekili resimlerinin özelllikleri kullanılarak tekrardan oluşturulmasına razı olan arkadaşlar. İkincisi en önde giden eigenvekiller.

eigenvekil-unknown.jpg

top_eigenvekils.jpg

Selen Atac | May 22nd, 2007

Yoko Ono Burada!

yoko1.jpg

John Lennon’ın tanımı ile “Dünyanın en ünlü tanınmayan sanatçısı” Yoko Ono 3 Mayıs – 30 Haziran tarihleri arasında “Açık Şehir” isimli sergisi ile Sabancı Üniversitesi Kasa Galeri’de.

Karaköy’deki Minevra Han’ın bankacılık dönemlerinden kalan bodrum katındaki kasa dairesine indiğinizde toplam 9 parçadan oluşan ve tamamı izleyicilerin etkileşimine açık sergi ile karşılaşıyorsunuz. Kavramsal sanatın öncülerinden Ono’nun sergilenen eserlerinin çoğu ziyaretçilerin etkileşimine açık bırakılmış.

Ono’nun size sundugu küçük el fenerleri ile evrene sonsuz sevgi mesajı gönderebilirsiniz.

“sen su/ben su/ hepimiz farklı kaplarda suyuz/ o yüzden buluşmamız çok kolay/ bir gün hep birlikte buharlaşacağız/ ama su bitip gittiğinde bile/ belki kapları işaret edeceğiz/ ve oradaki, işte o benim diyeceğiz/ bizler kaplara kafayı takmışız”

yoko4.jpg

1966’da Mend Piece ismi ile ilk olarak sergiledigi işi,11 Eylül’den sonra Mend Peace adını alarak masa dolusu kırık tabak, çanak, fincan, kaseyi onarmaya davet ederken, Ono “fincanı onarırken düşündügünüz şey onu onarmak değildir” diyerek metafor yaratabilme kapasitemize sesleniyor.

yoko2.jpg

Savaşlarda stratejilerin belirlenmesinde kullanılan haritalarla seni seviyorum,barışı düşle yazılı kabartma mühürleri kullanarak “IMAGINE PEACE” adlı eserde sizinde bir katkınız oluyor. Yine ziyaretçilerin boya ve fırçalarla kendi hünerlerini göstereceği “ADD COLOR” isimli eserinde, yeniden doğuşu simgeleyen tabutu boyayabilirsiniz.

Kültürümüzde yaygın olan dilek agaci burada “WiSH TREE” adı altında dileklerinizi yazabilceginiz, ve daha sonra dileklerinizin İzlanda Reykjavik’te yapım aşamasında olan İmagine Peace Tower’a gönderilcegi eser olarak tasarlanmış.

En son odada yer alan Marcel Duchamp, Frida Kahlo, Atatürk, Joseph Beuys gibi önemli isimlerin yazılı oldugu 123 kart, her biri aynı seviyede su ile doldurulmuş ince belli çay bardaklarının önünde “WE’RE ALL WATER” adı altında Yoko Ono’nun 1967’de Lisson Galeri’deki sergisi için yazdığı bir kavramdan ilham aldıgı eseri oluşturuyor.

yoko3.jpg

30 Haziran’a kadar sürecek kavramsal sanatın öncülerinden olan Yoko Ono’nun sergisinin sizde bir parçası olmalısınız.


Kapat
E-posta ile paylaş