Dara Kılıçoğlu | January 3rd, 2008

Hüseyin Alptekin 1957-2007

Hüseyin Alptekin

Hüseyin ile 1998′de tesadüfen eski (((Godet)))’de dans pistinde tanışmıştım. İsmimi duyar duymaz bana ‘u’ harfini uzatarak “Daryuuş” diye seslenmişti. İsmimin doğru telafuzunu ondan öğrendim. Hüseyin ağır entellektüel bir insandı. Çok sevdiğim bir insandı. Birkaç kere saçma sapan vesileler ile evine gitmişliğim vardı. Bana obje obsesif olmadığını söylemişti — ama yalan söylüyordu. Aynı zamanda benim de bir obje obsesif olduğumu yine ondan öğrenmiş oldum. Hüseyin Alptekin’i müzik konusunda defalarca dinledim ve öğrendim. Formal olarak olmasa da kendisini rahatlıkla hocalarım kategorisine dahil edebilirim.

Son zamanlarda tembellikten olsa gerek pek dügümküme’ye yazamıyorum. Ama bunu dugumkume.org’da yazmam gerektiğini düşündüm. Ne yazmak gerek ondan da çok emin değilim. Yeni yılın ilk günü akşam üzeri saatlerine doğru Leyla Gediz’den bir SMS mesajı aldım. “Hüseyin Alptekin’i kaybettik” diyordu. En son Özkonak muhallebicisinde görmüştüm onu. Ondan az önce de arkadaşım Tunç Ali Çam ile sokakta karşılaşmıştık ve beni karısı Camilla ile tanıştırmıştı. Hüseyin Alptekin geçtiğimiz senelerde evlenip baba olmuştu. Bizleri sevindirmişti.

Hüseyin Alptekin’in hayatı, yaptığı işler hakkında kapsamli bir bilgiye sahip değilim. Şu geçtiğimiz 15 sene içerisinde sağda solda, kitaplarda, dergilerde, bienallerde, sergilerde gördüğüm kavramsal sanat işlerini biliyorum. Bir de Avrupa’da katıldığı sergiler ve bazı projelerinden haberdarım. Hakkında Google’da aratınca yüzlerce şey çıkıyor. Yazılmış bir sürü yazı var ama burada kırparak sizler ile paylaşabileceğim orta uzunlukta biyografik bir yazıya da ulaşamadım. Kısaca Hüseyin Alptekin, 1995′den tarihinden itibaren Istanbul, Sao Paolo ve Montenegro Bienallerine katıldı. Ayrıca internet kaynakları Kassel’de, Viyana’da ve bazı başka Balkan ülkelerinde bir sürü sergiye katıldığından bahsediyor. Eminim işlerinin listesi uzayıp gidiyordur.

Hüseyin Alptekin’in cenaze töreni 4 Ocak Cuma İzmir Alsancak Camii’nde gerçekleşek.

Düğümküme'yi zamanında takip edebilmek için öncelikle RSS'den abone olun. Ayrıca bkz RSS nedir, nasıl kullanabilirim?

arikan | December 8th, 2007

Türkiye’de Sosyal İmleme Servisi Kullanmak

ntv-sosyal-imleme.jpg

Bugün NTVMSNBC web sitesinde yeni yayına geçen sosyal imleme bağlantıları (haber paylaş) gördüm. Ancak bunlar sadece İngilizce servisler (Del.icio.us, Digg v.s) içeriyor. Oysa şu anda Türkiye’de kullanımda olan Türkçe içerikli sosyal imleme servisleri var. NTVMSNBC web sitesinde bunlara da bağlantı verilmesini isteriz.

Biz Düğümküme’de kendi geliştirdiğimiz ve işlettiğimiz Bağcık servisini kullanıyourz. Örneğin Düğümküme’de her yazının altında “Bu Yazıyı Paylaşın” bağlantısından paylaşmak istediğiniz yazıları Bağcık’a kaydedebilirsiniz. Bildiğim diğer Türkçe sosyal imleme servisleri YumiYum ve LinkiBol da aşağı yukarı aynı şekilde çalışıyor, muhtemelen faklı topluluklara hitap ediyordur.

cenk | September 25th, 2007

İnternet Yasağı Nasıl Aşılır?

Düğümküme’de konu ile ilgili yazılmış yazılar:

Biri Bu Adamı Durdursun, Etkin Çiftçi
http://www.dugumkume.org/biri-bu-adami-durdursun

Youtube’a Türkiye’den erişim, Türk Mahkemesi Tarafından Engellendi!, Dara Kılıçoğlu
http://www.dugumkume.org/youtube-turk-mahkemesi-tarafindan-engellendi

Mahkeme Kararıyla Internet Sitesi Kapattırma Formu, Burak Arıkan
http://www.dugumkume.org/mahkeme-karariyla-internet-sitesi-kapattirma-formu

İfade Özgürlüğü Yazılımları, Ali Miharbi
http://www.dugumkume.org/ifade-ozgurlugu-yazilimlari

Sıkıysa gerekçelerinizi uluslararası platformlarda tartışın ve galip gelin, sahipleri değil biz kullanıcılar yakalım o sunucuları törenle. Her sene de kutlayalım, evet çok doğru bir karar vermişiz bilgi uzayından malum verileri atmış olmakla diyerek halay çekelim…

Ağa Türkiye topraklarından erişen arkadaşlar, aslında bu tür engellemeleri (Bu siteyi göremezsin kardeşim) ufak bir yazılım ayarı sayesinde aşabiliriz.

Şu adrese bir göz atın: http://publicproxyservers.com/

Sol tarafta gördüğünüz ‘proxy server 1′ bağına tıklayın. Karşınızda ücretsiz olarak kullanabileceğiniz, hergün güncellenen sunucular listesi var. Hem yurdumuza yakın hem de teknolojik olarak gelişkin olması muhtemel ülkelerden birini seçin.

Şimdi tek yapmanız gereken, uygun bir sunucu seçip tarayıcınızda (browser) gerekli ayarlamaları yapmak.

Firefox’da bu ayar şöyle yapılıyor:

Preferences / Advanced / Network / Settings / Http Proxy kısmına Ip adresini ve port numarasını yazacaksınız. Şimdi herhangi bir siteyi açıp kontrol edin, çalışıyorsa tamamdır.

Notlar:

  • Ücretsiz bir çözüm
  • Bu sitelerden bazıları listenin tazelenme periodu ile alakalı olarak çalışmayabilir. Başkasını deneyiverin
  • Ayarları her zaman ‘Direct Connection to the Internet’ ya da ‘Auto-Detect’ seçimleriyle geri almak mümkündür
  • Kullandığınız bir proxy bir süre sonra hizmet dışı kalabilir, kapanabilir, herşey olabilir. Başkasına geçersiniz. Bir gün Internet çalışmıyor diye paniklemeyin
  • Proxy Kullanırken anonim gezinti yaparsınız
  • Http proxy im ve benzeri uygulamaları etkilemez

Hepimize özgür gezintiler!

arikan | August 10th, 2007

Internetler Gitti Yerel Ağda Çalışıyorum

arpa-1969dec.gif

Mum ışığından elektiriğe geçmek yerel ağdan Internet’e geçmeye benziyor. 2000lerde internet’le tanışmış kişilere anlamsız gelebilir bu benzerlik ancak çok bsaitçe Internet servisini sağlayan hat kesilmişse (TTnet, Superonline, Ekolay v.s) dünyayla veri alışverişi yapamazsınız. Internet iletişimimizin kesilmesi bizi bir anda karanlığa iter. Tarayıcıyı kapat, email programını kapat, IMleri kapat yapacak bir şey yok. Bu bilgisayar bir işe yaramıyor, dışarı çıkıp top oynayalım.

arpanet1969-1987.gif

Elektrik bağlantısı enerji, Internet bağlantısı bilgi taşıyor. Mum ışığında kitap okumaya devam etmek gibi yerel ağda başka bilgisayarlardaki bilgilere tarayıcınızdan ulaşıp okumaya devam edebilirsiniz. Ancak yerel ağdan başka makinalara ulaşıp bir şey okumak pek de eğlenceli bir şey değil, bir şey yok ki diğer makianlarda, her şey Internet’te. Quake, War Craft gibi oyun partileri çevirmek dışında yerel ağlar bir işe yaramıyor. Bir de büyük şirketler Intranet diye bir şey kullanıyor, sadece yerel ağdan bağlanabildiğiniz dosya alış verişinde bulunduğunuz, şirket içi raporlama yaptığınız arada derede şizofrenik bir sistem. Ne Internet ne yerel ağ. Küresel gibi ama yerel. Hem özel hem genel. Gizli saklı korkuluklarla ve duvarlarla çevrili (firewall var mı? hah o zaman güvendeyiz) bir karanlık ortam.

Aynı endüstrileşme ile mum ışığıyla aydınlanmış bir gündelik hayat için tasarım yapmayı bırakmış olmamız gibi Internet’le beraber yerel ağ için hayat tasarlamayı bıraktık. Internet bağlantısı verili, ucuz, her zaman her yerde bulunan bir şey oldukça aynı mum ışığı gibi yerel ağ geride kalmış romantik bir ortam olmaya başladı. E napalım şimdi? Bu metforlardan çıkarılacak tek şey var: ağlı bağlı hayat verilmiş değil zamanla inşa edilmiştir.

internet-2005.jpg

Resimler yukardan aşağı:
1. 1965 Aralık: Amerika’da üniversiteler arası başlayan ARPA bilgisayar ağı.
2. 1965 ARPA’sından 1987deki nerdeyse bilgisayar çipini andıran ağ şemaları.
3. 2005 Internet.

arikan | July 18th, 2007

Oyumu Neden Baskın Oran’a veriyorum?

bagimsiz-oy-pusulasi.png

Son bir aydır Bağımsız Sol Aday Baskın Oran‘ın kampanyasını takip ediyorum. YouTube’a koyulan TV programlarındaki tartışmalarından sokaklardaki çekimlere kadar videolarını seyrettim. Sonra röportajlarını ve kendi yazdığı son yazılarını okudum. Bunlardan önce hiç haberim yoktu kendisinden. Baskın Oran kendini ifade ederken şu üç şey dikkatimi cekti:

  1. Hem genel hem de detaylı biçimde konuşabilmesi
  2. Konuşurken konular arasında yalın bağlantılar kurabilmesi
  3. Samimiyeti

Bu özellikleriyle diğer bildiğim tüm politikacıların ne kadar bilgisiz, alakasız, bencil ve samimiyetsiz olduğunu hatırlattı bana Baskın Oran.

Oran’ın ezber bozmak sloganı çok açık. O kadar etkili bir söz ki rakip adaylar ve partiler bile farketmeden kullanır oldular. Ezber bozmak sadece eleştiri yapmak değil aktif bir şekilde eleştiriyi harekete geçirmek demek. Ezber bozmak Düğümküme’de bağımsız yazar çizerler olarak ağlı bağlı hayatın getirdiklerini götürdüklerini açık edereken, görünür, yani tartışılır kılarken amaçladığımız şey.

Baskın Oran kampanyasında YouTube videoları, Flickr fotoğrafları, cep telefonu uygulamaları, bloglar ve benzeri kitleden-kitleye iletişim sistemlerinin gayet yerinde kullanılması bu hareketin ne kadar yenilikçi olduğunu gösteriyor. Seçim sitesi hemen hergün yeni içerikle yenileniyor. Yaklaşık dört ay önce Türkiye’de 16 milyon internet kullanıcısı olduğunu bunun yarısı oy verebiliyorsa sadece Internet kullanıcılarının Türkiye’de çok önemli bir politik ağırlığı temsil ettiğini yazmıştık. Baskın Oran’ın hemen her bilgiyi yazıyı resmi görüntüyü internet’e taşımasıyla bir bilişim çağı düşünürü olarak Internet’in toplum üzerindeki etkisini hazmetmiş olduğunu anlıyoruz.

Baskın Oran alışılagelmiş kalılplara yüklenerek bir çok kişinin aklını karıştırıyor. Ayarlı lise tarih kitaplarından, yetiştirildiğimiz apolitik ortama, hesabı yapılamayan derin devlet oyunlarından merkezden-kitleye medya şirketlerinin ayarlı mesajlarına kadar her yerde yaşamımızı kökünden etkileyen meseleler eksik yanlış bilinçsizce sunuldu bizlere. Bugün eğer duyduklarınızdan aklınız karışıyorsa öğreniyorsunuz demektir. Baskın Oran önce anlayışlılığıyla sizi “ezberletildiğiniz kalıplar”da yakalıyor, sonra samimiyeti ile sizi o kalıplardan alıp bilmediğinizden çekindiğiniz gerçeklere götürüyor, ve sonra da engin biligisyle olan biteni tüm ilişkileriyle açık seçik anlatarak sizi yavaşça yere bırakıyor.

Baskın Oran meclise ana muhalafet olarak girmeyi hedeflediğini açık açık belirterek ayaklarının yere bastığını gösteriyor. Bağımsız bir adayın ne gibi avantajları olduğunu çok iyi biliyor ve bilgisini aynı yoğunlukta ve olgunlukta bize aktarıyor. Ayrıca tüm bağımsız adaylara koyulan bilinçli engellerle –TRTde konuşturulmama, yurtdışında yaşayanların bağımsızlara oy verememesi, oy pusulasına logo veya sayı koydurtmama – bizzat uğraşıyor.

Oyum Baskın Oran’a çünkü bu hareketin çağdaş dünyada bile yaşanmamış cesaretli bir demokrasi adımı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’nin renkli kültürünü bastırmak yerine bunu açıkça kucaklayan, farklı kimliklerin bir arada mutlu yaşamasını amaçlayan, farklı sesleri destekleyen ve bunların Türkiye’nin gerçeği olduğunu tüm samimiyetiyle bize hatırlatan Baskın Oran’ın mecliste bizi temsil edebileceğini düşünüyorum. Oyumu Baskın Oran’a veriyorum.

Baskın Oran’ın YouTube Videoları

http://baskinoran.net/public/bilgi.aspx?id=13

Baskın Oran’ın Kendi Yazıları

Son Yazıları
Karşı İddianame
Ezber Bozan Sözlük

Etkinliklerden Flickr Fotoğrafları

http://www.flickr.com/photos/robokow/collections/72157600602863146/
http://www.flickr.com/photos/9874720@N03/
http://www.flickr.com/photos/9976645@N04/sets/72157600767708951/

Ekşisözlük Baskın Oran Tartışması

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=baskin+oran

arikan | July 15th, 2007

Baskın Oran’a Destek

“Sen ne dersen de ben artık barışın, özgürlüğün ve adaletin ülkesinde yaşamak istiyorum. gerçekten demokratik, gerçekten laik, gerçekten sosyal, gerçekten hukukun üstün olduğu bir ülkede yaşamak istiyorum. bunun için değişmen gerek biliyorum. o değişim hemen şimdi başlasın istiyorum.”
– Baskın Oran (Baskın Oran seçim kampanyası websitesi)

Değerli dostumuz,

Yaklaşan seçim sürecinde eminiz ki siz de bizim gibi kötünün iyileri arasında gidip gelmekte ve birçok seçimdir süregelen “oylar bölünmesin”, “ülke elden gitmesin” paranoyasıyla istemeye istemeye önünüze koyulanlardan birini seçmeye çalışmaktasınız.

Durun! Çünkü bu seçimin diğerlerine göre bir farkı var. Bu seçimde oy atacak parti bulamayanların ve sesini duyuramayanların, sesi olacak bir bağımsız aday var; hem de 30 yıllık mülkiye hocası, siyaset bilimci, Hırant’ın dostu, azınlıkların ve ezilmişlerin sesi olmayı, demokrasi, çoğulculuk ve insanlık hakları adına birşeyleri değiştirmeyi kafasına koymuş, aydınlardan, gazetecilerden, sanatçılardan ve ülkenin parlak gençlerinden destek alan, ve bağımsız bir politik ajandası olan Baskın Oran.

“Tek bir kişi mecliste ne yapacak canım” diyenlere içtenlikle söyleyeceğimiz tek şey şudur: Mevcut sistemde attığınız oyla zaten sadece kendi bölgenizdeki bir kişinin meclise girmesine etki etmektesiniz!.

2002 seçimdeki oy potansiyelleri baz alındığında, meclise 21 milletvekili sokacak olan İstanbul 2. Bölge’de iktidar ve ana muhalefet partisi hali hazırdaki oy potansiyeliyle en az 6-7 milletvekilini meclise sokmuş durumdadır. Şu an kararsız olanlar ve oy attığı parti barajı geçemeyecek olanların oyları sadece alt sıralardaki milletvekillerinin 1. partiden mi 2. partiden mi olacağını belirlemektedir. O zaman açın aday listesini ve elinizi 8. sıraya koyun, ve oyunuzu ay başı maaşını alıp genel başkanının buyurduklarına kafa sallayacak bir adaya mı yoksa tek başına bile olsa çıkıp gölge siyasetçilerin aksine gerçekleri söyleyecek ve aktif bir şekilde siyaset yapacak bir akademisyen olan Baskın Oran’a mı atmak isteyeceğinize karar verin?

Bizleri hayalcilikle suçlayanlar ve “partisi olmayan barajı aşamaz” diyenlere, “hayallerin gerçekleşmesi hareket etmek ve inanmakla olur” diyoruz. Yıllardır “bu ülkede hiçbir şey değişmez” denilip her konuda cesareti kırılan insanlar, söz verilmeyen, gençler, ortayolcu olmadığı veya farklı olduğu için dışlananlar, oy verecek birini görmediği için oy kullanmayanlar, bir kez olsun ayağa kalkın ve inanın, kendinize, komşunuza, arkadaşlarınıza ve bu ülkede hala varolduğuna hissettiğiniz değerleri taşıyan insanların fikir birliği etmişçesine Baskın Oran’ı meclise taşıyacağına.

Vatandaşı olduğumuz bu ülkede azınlık olarak kalmamızın nedeni kader değil sesimizi yeteri kadar baskın çıkaramamız ve gerektiğinde sorumluluk alamamamız. Bu ülkenin geleceğine katkıda bulunmak için bugün çok büyük bir şansımız var ve bunu yapmak için mecliste özgür düşünen, dürüst ve demokrat bir arada bile bulunmak istemeyeceği politikacılarla her gün biraraya gelip sesimizi duyurmaya söz vermiş bir kişi var bugün cesaretsizlik veya üşengeçlik nedeniyle atamadığımız adımı bir daha atma fırsatı bile bulamayabiliriz. Bugün bize gereken geçen seçimdeki katılım oranlarına göre sadece 70 bin oydur ve ümidimiz bizler gibi açık fikirli ve geleceğe umutla bakan kimselerin bu sayıyı rahatlıkla bulmasıdır.

Bu nedenle 22 Temmuz’da kalkın, sıkı bir kahvaltı edin ve “bu ülkede hiçbir şey değişmez” ezberini bozmak için bir oy atın. Unutmayın bağımsıza baraj yok, iki parti dışında oy verdikleriniz ülke genelindeki 10% seçim barajı nedeniyle geçen seçimde olduğu gibi boşa gidebilir, ancak bağımsız adaylara atılan her oy mutlaka yerine gitmekte.bagimsiza-baraj-yok.png

İstanbul Baskıncıları

- - -

Oluşumumuz bir seferlik bir destek oluşumu olup, kendi bağımsız irademiz ile bir araya gelmiştir. Baskın Oran veya ortak aday kampanyasıyla hiçbir organik bağı yoktur, ancak her ne olursa olsun Baskın Oran’a oy vereceğini söyleyen kişiler tarafından yazılmıştır.

Eğer 1. bölgeden oy atıyorsanız aynı desteği Bağımsız Sol Aday Ufuk Uras’a verebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=CHVS46G-A6g
Ezel Akay’in Baskin Oran secim kampanyasi icin hazirladigi video.

http://www.youtube.com/watch?v=RwuvvKdjBCE
Yeni Melek Gosteri Merkezi’nde, Baskin Oran icin, 16 Haziran’da duzenlenen gecede, kimler neler soyledi? Yaşar Kemal, Aydın Engin, Roni Marguiles, Adalet Ağaoğlu, Gülten Kaya, Mustafa Alabora, Halil Ergün, Ergün Cinmen..

engin | June 9th, 2007

iPhone Türkiye’de Çalışır mı?

iPhone Türkiye'de Çalışır mı?

GÜNCELLEME:
iPhone Pazar Yeri Açıldı
iPhone Kilidi Nasıl Kırılır?

Apple iPhone‘un lansman tarihi (29 Haziran) yaklaştıkça Düğümküme’de Burak Arıkan’ın yazdığı iPhone geldi ve iPhone Dedikoduları yazılarına bazı sorular gelmeye başladı. İnsanlar merak ediyor: iPhone Türkiye’de çalışacak mı? Amerika’dan eşe dosta sipariş verip getirtsek de Türk operatörün SIM kartını taksak olur mu? Evden işten çeker mi? Telefon henüz piyasaya çıkmadığından ve resmi bilgilerin eksikliğinden dolayı bu soruların bazıları hala havada. Yine de, mevcut bilgilerden yola çıkarak bazı cevaplar bulmak mümkün.

iPhone, Türkiye’deki cep operatörleri ile uyumlu mu?

Apple sitesinde belirtildiği üzere iPhone bir quad-band (4-bant) GSM telefon. Yani 4 ayrı frekans üzerinde (MHz: 850, 900, 1800, 1900), bildiğimiz SIM kart ile çalışıyor. Türkiye’deki cep telefonu operatörleri (Turkcell, Avea, Vodafone) GSM 900 ve 1800 frekanslarında hizmet veriyor. Yani ham teknoloji açısından bakarsak sim kartınızı iPhone’a takınca çalışması lazım. Ne yazık ki iş sadece ham teknoloji ile bitmiyor.

iPhone, AT&T servisi ile Türk operatörler üzerinden kullanılabilir mi?

iPhone 29 Haziran’da Amerika’da sadece AT&T (eski Cingular) aracılığı ile pazara sürülecek. iPhone sahibi olmak için 2 yıllık AT&T sözleşmesi yapmak gerekiyor, yani cep telefonunu operatöre 2 yıl abone olmadan alamıyorsunuz. Mümkün olmakla birlikte tahminimce çok az kişinin başvuracağı bir yöntem Amerika’dan aldığınız iPhone’u AT&T uluslararası dolaşım (roaming) anlaşması yapmış Türk operatörler üzerinden kullanmak (AT&T SIM kartı kullanarak). Türkiye’de telefonunu kullanan Amerikalı turist olmak gibi bir şey. Bu durumda fatura AT&T tarafından kesilir ve arayıp arandığınız sürece dolar bazında aşırı tuzluya gelir.

Sim kartımı iPhone’a taksam çalışır mı?

AT&T sözleşme ile verdiği telefonlara SIM lock denilen bir kısıtlama / yazılım kilidi koyuyor ki telefon başka operatörlerin SIM kartları ile çalışmasın. Tabii ki iPhone için de benzer bir kısıtlama söz konusu olacak. Kahraman Türk cep telefoncuları iPhone öncesi bir çok cihazın SIM kilidini çoğunlukla telefonun sistemini yeniden yüklemek (flash) marifetiyle kaldırabiliyordu. Fakat bir rivayete göre Apple ve AT&T kilit kırma durumuna karşı derin önlemler almış. Kısacası, AT&T iPhone’u sunan tek operatör olmanın meyvelerini yemek istiyor. iPhone’un Amerikan modeli SIM kilidi kırılmadıkça Türkiye’deki operatörlerin sim kartları ile çalışmaz. Gerçi hep tanık olduğumuz üzere, her kilit eninde sonunda kırılır.

iPhone normal yollardan Türkiye’ye gelecek mi?

iPhone’un Avrupa lansmanı için Apple’ın Avrupa’da cep operatörleri ile anlaşmaya çalıştığı yönünde söylentiler var. Bu söylentilerde bir dolu firmanın adı geçiyor, bunlardan biri de Vodafone. Tabii Avrupa deyince bu iş Türkiye’yi ne zaman kapsar kestirmek zor. Söylenti aynı zamanda Avrupa’da lanse edilecek iPhone’un 3G (3. nesil) telefon olacağına işaret ediyor, yani data bağlantı hızı Amerikan versiyonundan daha yüksek (2.5G-EDGE) olacak.

iPhone ile ilgili resmi bilgiler içeren siteler
Apple iPhone resmi web sitesi
AT&T iPhone sayfası

Düğümküme’de iphone ile ilgili yayımlanan önceki yazılar
iPhone’daki Çoklu Dokunmatik Ekranın Sırları
iPhone dedikoduları
Apple iPhone Geldi
İlk iPhone Uygulaması (kaynak kodu ile)

GÜNCELLEME: iPhone satışa çıktı. New York Apple Dükkanı önündeki uzun iPhone kuyruğundan canlı canlı fotoğraflar ve videolar çektik.

engin | June 7th, 2007

Türkçe Karakter İçermeyen Türkçe İsim

Bir kaç yıl önce bebeği olan bir arkadaşıma çocuğuna ne isim koyacağını sorduğumda hiç beklemediğim derecede analitik bir yaklaşımla karşılaşmıştım. Arkadaşım bana şu kriterlere uyan bir isim aradığını söyledi:

  1. Türkçe karakter (ç ö ı ş ğ ü) içermeyecek
  2. İsmin son harfi ile soyadın ilk harfi ulama yapmayacak
  3. Doğadan bir isim olacak
  4. Uniseks isim olmayacak
  5. Büyük ve küçük ünlü uyumuna aykırı olmayacak

İsim koymaya Excel tablosu ciddiyeti ile yaklaşan arkadaşımın kriterlerindeki ilk maddeye çevremde son zamanlarda sıkça rastlamaya başladım. Bu titizlik Türkçe karakterlerin uluslararası ortamlarda zor söylenmesi ve yazılmasına bağlanabilir. Peki çocuk her gün yurtdışına seyahate gitmeyecekse Türkçe karakterler neden bu kadar tukaka? Belki de şu yüzden: Çocuk gerçek hayatta olduğu kadar internette de var olacak, bir internet bireyi olacak. Adını yazacak ve söyleyecek grup her milletten olabilir. Uluslararası ilişkiler diplomatlardan ve konsolosluklardan bağımsız. Barış Manço‘nun dediği gibi, memleket dünya. Her an her yerde bir dünya dünyalı ile iletişim kurmak an meselesi.

Zamanın önemli olayları ve kişileri isim trendleri üzerinde spot etkiler yaratıyor (mesela 17 Ağustos depreminden sonra deprem öncesine göre çok az bebeğe Veli ismi verilmiş). Spot olmaktan çok öte bir süreç olan internet hayatı bakalım ne gibi yeni isimlerin ve trendlerin ortaya çıkmasına yol açacak.

arikan | June 6th, 2007

Vodafone Türkiye telekom pazarına nasıl bir vizyonla girdi?

“İster Amsterdam ister Amasya her yer aynı para” gibi reklamlarla Türkiye pazarına girdi Vodafone. Avrupa Birliği’ne girememişlik sürecinde toplumsal hafızaya kazınan artıkları kullanmaya kalktı belki Vodafone Reklamcısı. Belki de sadece en basit tüketici yemine, yani ucuzluğa yüklendi bu reklamlarla. Ama görünen o ki yeni bir şey getirmedi ortama, yeni bir teknoloji getirmiş olsa bile ne bunu bilen tadan oldu ne de bundan haber verildi.

Oysa daha 2004 yılında İngiltere’de yaptığı online lansmanda Vodafone Gelecek Vizyonunu gösteren nefis multimedya senaryolar sunmuştu dünyaya. Bu senaryolar her zaman her yerde ağlı bağlı hayat vaadediyordu. Ekranlı bileziklerden elektronik kağıtlara, wifi kolyelerden sanal reklam panolarına kadar bir çok yeniliği anlatıyordu.

Aradan 2 yıl geçti Vodafone Türkiye’de ve sadece ucuzluktan bahsediyor, dünyanın her yerini aynı fiyattan arayın gibi naif planları öne sürüyor. Bu Vodafone Gelecek Vizyonu sunumunda görülen teknolojiyi Türkiye’de gerçekleştirmesini, bunu yapamıyorsa Türkiye’de bunları yapabilecek tasarımcılara ve teknolojicilere bütçe vermesini bekliyoruz.

vodafone-future-0.jpg
Vodafone Gelecek Vizyonu’nu sunan “asil” Viktoryan kadın.

vodafone-future-1.jpg
Ekranlı bilezik. Dokumnatik ekranda seçim arayüzü: A mi B mi?

vodafone-future-3.jpg
Her renkden gençler şehirde elektronik kağıda bakıyorlar, haritayadan arkadaşlarıyla konuşacaklar. Wifi kolye elektronik kağıdı Google haritaya ve Twitter’a bağlıyor mesela.

vodafone-future-4.jpg
Richard Twitter’dan yazıyor: “Hey ben flaanca bardayim, hadi gelin müzik çok güzel.”

vodafone-future-2.jpg
Nancy kamera telefonuyla derginin içinden “belirmek süretiyle” sizi partiye çağırıyor: “Hadi bak Richard da geliyor çok eğlenicez.”

arikan | December 23rd, 2006

Alibaba ve Türk Çin İş Adamları Derneği

alibaba.com Çinde’ki küçük ve orta ölçekli üreticileri dünyaya bağlayan bir iş ortamı. Son zamanlarda daha sık Berlin’de, San Francisco’da, veya İstanbul’da köşe başı dükkanlarının alibaba.com yoluyla Çin’de ürettirdiği malları sattığını görüyoruz. Bu Türkiye’de de dünyada da “dışarıya iş yaptırma aman bizim ekonomi çöküyor” gibi telaşlara itiyor insanları ancak dünyanın neresinde olursa olsun iyi ve ucuz hizmet veren kazanır mantığından bu iş giderek artıyor. alibaba.com gibi siteler sayesinde sadece Sabancı Holding, General Motors gibi dev şirketler değil siz de evden kendi şirketinizle bu işi yapabilir hale geliyorsunuz.

alibaba.com sadece Çin’de bağlantı sağlamıyor, aynı zamanda ordaki üreticileri organize ediyor. Mesela Çin’de bir köydeki eldiven üreticisi ben eldiven satıyorum deyip geçemiyor. alibaba sitesinde sistem gereğince listelenecek olan işi binbir kaleme bölerek işin detaylarına girmek zorunda ve böylece çok daha verimli iş anlaşmaları yapılabiliyor.

İş adamları dernekleri web servislerine dönüşmeli

Önceki gün de Taksim’de Sakızağacı caddesinde Türk Çin İş Adamları Derneği (TÇİAD) olduğunu gördüm. Bu dernek aynı zamanda “Çince dersi verilir” diye bir afiş de asmışdı. Sanırım iş anlaşması yapabilecek kadar Çince öğrenmek bir çok iş adamına faydalı olur. Ancak çok önemli bir durum var ki, bugün her “iş adamları derneği” bir web servisine dönüşebilir. Bu hem işleri daha erişebilir kılar hem de alibaba.com örneğinde olduğu gibi daha fazla düzene girmesini sağlayarak ekonomik etkinliği hızlandırır. Sanayi bölgesi veya teknokent kurmak kendi başına çok da yeterli -hamle?- değil, böyle alanlar Internet üzerinden dünyaya açılıp düzene girdiğinde çok daha aktif bir ekonomik hayat olacaktır.

Güncelleme: Alibaba.com Türkiye’ye kapatılmıştır. Bu kapatma doğru değildir, Türkiye’den Çin ile ticaret yapanlara büyük engeldir. Ancak alibaba.com sitesine farklı yollardan erişmek mümkündür. Bunun için şu listedeki yollardan birini deneyin:
bağcık “Yasak sitelere giriş” etiketli bağlantılar