ogunduz | August 10th, 2008

Google App Engine Üzerinden YouTube’a Nasıl Erişilir?

Bu yazıda Google App Engine kullanarak Türkiye’den erişilebilen YouTube proxy uygulaması nasıl oluşturulur, onu öğreneceğiz. Bu, ucuz reklamlar ve ‘ninja hakaretlerinin’ yer almadığı, sıfır maliyetli ve Google engellenmediği sürece varlığını sürdürecek basit bir uygulama olacak. İki tane çalışan YouTube uygulamasını şuradan (evet Türkiye’den de) görebilirsiniz:

Yazıya “Meet the Sniper” videosu eşliğinde devam ediyoruz :). App Engine YouTube uygulamanın nasıl çalıştığını merak ediyorsanız, okumaya devam edin.

Bu yazının geri kalanını okuyun »

Düğümküme'yi zamanında takip edebilmek için öncelikle RSS'den abone olun. Ayrıca bkz RSS nedir, nasıl kullanabilirim?

arikan | July 11th, 2008

iPhone Pazar Yeri Açıldı

Önümüzdeki bir kaç gün içinde iPhone haberlerinden bıkmış olacaksınız muhtemelen. iPhone neden bu kadar heyecan yaratıyor? Dokunmatik ekran internet bağlantılı akıllı telefon olması mı? Bu özellikleri zaten geçen sene ilk çıktığında aklımızı almıştı. iPhone geldi, iPhone nasıl kırılır?, iPhone Türkiye’de çalışır mı? gibi yazılar Düğümküme’de yüksek trafik alan yazılar olmuştu. Şimdi telefona GPS eklenmesi ve 3G hızlı internet bağlantısı tabii ki telefonu daha da kullanışlı kılıyor. Ancak bu yeni heyecanın esas sebebi iPhone’un bir mobil platforma dönüşmesi.

iPhone sadece bir cep telefonu değil akıllı telefon uygulamaları için bir pazar. Bir zamanlar nasıl Microsoft Windows işletim sistemi PCler için pazar oluşturduysa, nasıl Facebook platformu sosyal uygulamalar için bir pazar oluşturduysa, iPhone da üzerinde uygulama geliştirmeye açık platformuyla akıllı cep telefonları için bir pazar oluşturuyor. Daha çıkmadan yüzlerce uygulamanın promosyonu yapılmaya başlandı. 1 dolardan 20 dolara kadar fiyatlandırlımış, reklamlı reklamsız bedava uygulamlar daha iPhone çıkmadan iTunes üzerinden satılmaya başladı. iPhone App Store‘da en çok satanlar arasında SuperMonkeyBall oyunu, OmniFocus üretkenlik arttırıcı, iLoveControl uzaktan kumanda, YellowPages ilanlar, Twitterrific, BigTipper bahşiş hesaplayıcısı, ShopIt alışveriş listesi, ShoutIt uzaktan sessiz bağırma, Metro Haritaları gibi tek fonksiyonlu uygulamalar var.


En çok satan SuperMonkeyBall 9.99 dolar ve şu ana kadar yaklaşık 12 bin satmış, 120 bin dolar gelir elde etmiş. En pahalı uygulama Omnifocus 19.99 dolar, şu ana kadar yaklaşık bin tane satmış, 20 bin dolar gelir elde etmiş. Bu satışlardan uygulama sahipleri %70 kazanırken Apple %30 kazanıyor. Yani SuperMonkeyBall yapımcısı Sega oyun şirketi 84 bin dolar, OmniFocus yapımcısı Omni Group şirketi 14 bin dolar kazanmış.

Çok satan uygulamalar sahiperine bir gün içerisinde 3-5 bin dolar kazandırırken Apple aynı sürede 50 bin dolardan fazla yapıyor. İngilizce iş alemlerinde “win win” denilen bir durum gerçekleşiyor.


Pinch Media iPhone uygulamaları istatistklerine göre fiyat dağılımı.

iPhone analitik programı Pinch Aanalytics‘in 650+ iPhone uygulaması üzerinden tuttuğu istatistiklere göre bir iPhone uygulamasının ortalama fiyatı 5 dolar. Ancak yukarıdaki grafikde görüldüğü gibi 10 dolar seviyesi de oldukça tutuyor.

Bedava uygulamalardan bazıları reklamlı. Mesela Iconfactory şirketinin geliştirdiği Twitterrific Premium 9.99 dolar iken bedava olanı reklamlı. Aynı şekilde iPhone Flickr uygulaması Exposure reklamsız 9.99 reklamlı bedava. Bu iki uygulamanın reklam dağıtımı ve gösterimi daha önce Reklam Federasyonları Nasıl Kurulur? yazısında bahsettiğimiz The Deck federasyonu ile yapılıyor. Daring Fireball blogundan John Gruber bu iki uygulamanın premium ve bedava sürümlerinin indirilme sayılarını çıkarmış:

Exposure 3,638
Exposure Premium 76
Twitterrific 13,638
Twitterrific Premium 322

Bedava ile premium arasındaki oran, premium/reklamlı yaklaşık 1/40, zamanla değişecektir kesin ama bugün iPhone uygulaması geliştirmek isteyenler veya geliştirmeye başlamış olanlar için ürünlerini iPhone pazarında nasıl konumlandırabileceklerine dair fikir veriyor.

iPhone App Store uyguluması ile direk iPhone üzerinden bu ürünleri satın alıp indirebiliyorsunuz. Bilgi çağında ticaret adına herhalde bugüne kadar yapılmış en büyük gelişmelerden bir tanesidir. Cebimde kullanacağım ürünleri, cebimden alıyorum. Çoğu web ürünlerinde, Facebook uygulamlarında olduğu gibi, alışveriş ile kullanım ortamı aynı…

iPhone bu haliyle bir pazar yerine dönüşüyor. Bir yanda uygulama geliştirenler platform’un sağladığı özellikler üzerinden (gps yer bilgisi, internet bağlantısı, hareket algilayıcıları vs.) çeşit çeşit uygulamalar geliştiriyorlar. Bir yanda iPhone kullanıcıları ihtiyaçlarına göre bu zengin uygulama çeşitlerinden istediklerini satın alıyorlar. Diğer yanda Apple platform’u hızlı, kullanışlı, ve hatasız tutmaya çalışıyor. Kapitalizmin temel kuralı rekabet ortamı daha gelişmiş uygulamlar çıkmasını sağlıyor. Teknolojik platform oluşturma stratejisi Microsoft Windows’dan öğrendiğimiz, yıllar sonra Facebook Platformu ile tekrar karşımıza çıkan, ve şimdi de iPhone plafromu ile tekrar akılları almaya başlayan çok kuvvetli bir kapital stratejisi.

iPhone uygulaması geliştirmek istiyorsanız iPhone Developer Center‘daki belgeleri okuyarak başlayabilirsiniz.

arikan | March 2nd, 2008

Sosyal Akım Uygulamaları

sosyal-akim-uygulamalari.jpg

Amerikan Internet’ini takip ediyorsanız son bir aydır ardı arkası kesilmeden çıkan sosyal akım uygulamalarının farkındasınızdır. Twitter, Jaiku, Facebook, Plaxo gibi servislerle başlayan sosyal akım uygulamaları basitçe arkadaşlarınızın hepsine birden bir anda SMS atmaya eş değer bir imkan veriyor. Şu anda ne yaptığınızı yazıyorsunuz bir web arayüzüne bir anda bütün arkadaşlarınız haberdar oluyor sizden. Son zamanlarda Wordpress de blogunuzu aynı şekilde kullananbilmenizi sağlayan bir etklentiyi test ediyor.

Bu uygulamların en yaygın kullanım alanlarından biri konferanslarda ve etkinliklerde ne oluyor arkadaşlarınızı ve dünyayı haberdar etmek. Mesela Ebay’in kurucusu Pierre Omidyar şu anda TED konferansında, konferansda Pierre’in gözünden neler olup bittiğini dakika dakika kendi Twitter’ımdan okuyorum:

Pierre: Al Gore TED sahnesine çıktı
Pierre: Gore Tim Oreilly’e öpücük gönderdi
Pierre: Gore: “Küresel ısınma sorununu çözmek için demokrasi sorununu çözmemiz gerek”
Pierre: Gore: “Çalışma vergisi yerine karbon vergisi”
Pierre: Gore: “Bizim nesil bu çözülmesi gereken sorunu sandığımızdan çok daha yukarı çıkarabilir”

Pierre TED konferansındaki yüzlerce Twittercıdan sadece biri, yorumları ve gözlemleri ilginç olduğu için takip ediyorum. Konferans bugün bitiyor, eve dönüyorlarmış…

Sadece metin mesaj mı?

Sosyal akım sadece metinsel mesaj biçiminde değil, fotoğraf ve video olarak da geliyor. Flickr fotoğraf servisinde oluşturulan setler sayesinde gidemediğiniz etkinlikleri adeta fotoroman gibi takip edebiliyorsunuz. Mesela TED konferansından fotoğraflar sahnedeki konuşmacılardan koridorlarda olan bitenlere pek çok anı neredeyse canlı canlı gösteriyor.

Canlı video ise sosyal akım uygulamarında daha yeni yeni yerini alıyor. Örneğin geçenlere Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda bir kaç blogcu cep telefonlarından çektikleri videoları anında webden yayınlıyorlardı. Hatta blogcu Robert Scoble yeni Nokia modelinin video stream özelliğini ve Qik cepten video servisini kullanarak ayaküstü yaptığı Davos röportajlarını canlı yayınlıyordu.

Toplayıcılar

Sosyal akım uygulamaları yazma ve toplama servisleri olarak ikiye ayrılmaya başladı. Yazma servisleri bütün içerik üretilen bütün Twitter, Thumblr, Last.fm, Facebook status ve benzeri uygulamalar. Toplama servislerinden kastımız bir çok farklı kaynaktan gelen mesajları toplu olarak okuma sağlayan servisler. Mesela Flickr’dan fotoğraflar, YouTube’dan videolar, Qik’dan canlı videolar, blogdan son yazılar, MySpace’den son mesajlar, Last.fm’den son müzikler hepsi bir listede yayınlanıyor… Bütün bu kaynaklar RSS beslemelerinden okunarak toplanıyor. Bu tür toplayıcı servislere örnekler: FriendFeed, Second Brain, Onaswarm, Lifestrea.ms, sayılabilir. Wordpress Lifestream eklentisi ve diğer bir blog yazılımı geliştiren şirket SixApart da MovableType için ActiveStreams adında blogunuzda toplayıcı görevi gören eklenti çıkardı iki ay önce. Bunlardan çok var tabi, en son ReadWriteWeb’de 35 tanesinden bahsedildi.

Esasen toplayıcıların bir RSS okuyucudan (Bkz RSS nedir nasıl kullanılır?) farkı yok sadece ayrı ayrı takip etmek yerine arkadaşlarınızın RSS beslemelerini toptan takip etmenizi sağlıyorlar. Çeşit çok olunca bir araya getirip toplumun aklını odaklamak yeni bir pazar olarak ortaya çıkıyor.

Bu hafta Amerikan Internet’i için iki önemli konferans yapılıyor. Biri Etech Koneferansı, “Internet’in başkenti” San Francisco’da, diğeri SXSW Konferansı, petrol patronları ülkesi Teksas’da. Her iki konferansa da katılan şirketlerin ürünleri 2008 boyunca bloglarda dünyaya tekrar tekrar tanıtılacak ve tüm dünya vatandaşları yeni Twitter’lar yeni Facebook’lar yeni sosyal akımlı uygulamalar alışkanlık edinecek.

arikan | January 2nd, 2008

Yeni Nesil Internet Uygulamaları Yaratırken Dikkat Edilecekler

yeni-nesil-varis-sayfasi1.png

2008 yılında web, sayfalardan oluşan bir ağ yapısından çok bir kaynak-insan ağı olarak algılanacak. Web’in yaratıcısı Tim Berners-Lee bu gelişmeyi WWW (World Wide Web)’den GGG (Giant Global Graph)’e geçiş olarak tarif etmişti. Son zamanlarda kaynak-insan ağına odaklanarak geliştirilen yeni nesil internet uygulamaları artık farklı tasarım örüntüleri gösteriyor. Eskiden web sitesine sayfa tasarımından ve site haritasından başlanırdı, ancak bu alışkanlıklar yerini yeni tasarım yaklaşımlarına bırakıyor. Bunların farkında olmanız daha kullanışlı web servisleri yaratmanıza yardımcı olacaktır. Öncelikle yeni nesil internet uygulamları ile ne kastettiğimizi tekrar edelim.

İnsanların katkısını yani toplu zekayı uygulamanın gelişimi doğrultusunda kullanan sosyal bileşenli uygulamalar.

Bahsettiğimiz uygulamalar klasik portal, haber sitesi, dergi gibi merkezden-kitleye durağan modeller değil sosyal imleme, video paylaşımı, sosyal ağ servisleri gibi kitleden-kitleye etkileşimle büyüyen uygulamalar, popüler deyişle web 2.0 uygulamaları.

Bir web 2.0 servisi yaratırken dikkat edilecek noktalar şunlar:

  1. Internet’teki veri birikimine değer katıyor mu?
    Bu servisi kullanarak internet’ten yeni ne öğreniyoruz. Mevcut servislerin sağladığı bilgilerin üzerine ne tür yeni bilgiler katıyor.
  2. Servisi oluşturacak ana veri modelleri neler?
    Tasarıma sayfalardan değil veri modellerinden başlayın. Sayfa iki boyutludur, model çok boyutludur daha derin ve yalın kurgulamanızı sağlar.
  3. Adresler (URL) okunaklı, kalıcı, ve tahmin edilebilir mi?
    Veri yapısını yansıtan, veriler arası hiyerarşiyi gösteren adresler oluşturun. Adres yapısı alan adı kadar önemlidir, akılda kalıcı adresler servise erişimi arttırır.
  4. İçerik tekrar tekrar karıştırılıp yeni içerik oluşturulabiliyor mu?
    Servisi kullananlar mevcut içeriği kullanarak yeni içerik üretebilmeli ve uygulamayı oluşturan işlemler kullanıcı katkısıyla gelişebiliyor olmalı.
  5. Hem normal kullanıcılar, hem geliştiriciler, hem de makinaların anlayabileceği şekilde çalışıyor mu?
    İçerik XML, JSON, RSS, Microformats gibi veri standardları ile de sunulabiliyor olmalı. Böylece programatik kullanıma açık olarak dışardan sizin servinizin üstüne yeni servisler geliştirilebilmeli.

yeni-nesil-varis-sayfasi-ayrik.png

Artık bir web sitesinin içinde veya siteden siteye değil, kaynaktan kaynağa dolaşıyoruz.

Web siteleri artık içine girilip dolaşılan bir yer olmaktan çıkıyor. Sitenin anasayfası değil sitenin içeriği internet’de dolaşırken uğradığımız noktalaradan bir tanesi. Yani artık sitenin içinde veya siteden siteye değil, kaynaktan kaynağa dolaşıyoruz. Bu gözlem bizi sayfa metaforundan veri modeli metaforuna taşıyor. Buna en güzel örnek Wikipedia sayfaları, bir kavramı sadece bir sayfa ve bir adres temsil ediyor ve buna herhangi bir yerde doğrudan bağlantı veriliyor.

Veri modellerini önce adres ile sonra yine sayfa ile temsil ediyoruz. Adreslerin veriyi en iyi şekilde yanısıtması, okunaklı ve akılda kalıcı olması mesela bloglardan veya hatta diğer servislerden bağlantı yapılabilmesini kolaylaştırıyor. Olay kaynak ve kaynağın adresine dönüşüyor. Bu durum birbirine bağlı bir kaynaklar ağının daha çabuk gelişmesini sağlıyor.

Bu yeni bakış açısına göre sayfa tasarımları da değişiyor. Veri modellerini temsil eden üç sayfa türü var:

  1. Varış Sayfası
    Ana içerik ve destekleyen ikinci derece bilgi. Mesela ana içerik video, fotograf, slayd şov, profil, kitap, çizim olabilir. Destekleyen içerik etiketler, yorumlar, oylar, içerğin sahibi, sahibinin diğer içerikleri olabilir.
  2. Liste Sayfası
    Ana içerikler arasında dolaşmayı sağlayan liste. Mesela indeks, arama sonuçları, kişiye ait belgeler olabilir. Listelenen içerik biribirne göre oranlı dizilebilir.
  3. Düzenleme Sayfası
    Ana içerikleri toplu düzenlemeyi ve karıştırmayı sağlayan arayüz. Mesela Flickr toplu photo edit ve YouTube video edit sayfaları buna iyi örnekler.

Özetle veri kaynağını temsil eden en önemli sayfa varış sayfası. Bu sayfaya herhangi bir web sitesinden bağlantıyla gelinebilir. Bir kişi bu sayfaya geldiğinde dikkatini nereye yönelendireceği tasarımınıza bakıyor. Vermek istediklerinizi önem sırasına göre dizip sayfa tasarımını ona göre düzenleyebilirsiniz. Yazıda kullanılan görseller varış sayfası dediğimiz sayfanın tasarımına dair web 2.0 / sosyal ağlı servisler üzerinde yapılan bir BBC analizinden alıntı, tasarımlarınıza örnek olabilir. Yine tekar edelim, varış sayfasını kaynak yapan şey kolay hatırlanacak bir adresi olması.

arikan | December 9th, 2007

Rails 2.0 Çıktı

rails.png

Web uygulamaları geliştirme iskeleti Ruby on Rails’in 2.0 sürümü çıktı. Biz web tabanlı projelerimizde Ruby on Rails kullanıyoruz. 2005 yılında Openstudio Rails’in ilk versiyonuyla yapılmıştı, daha sonra Manevi Emek Borsası, Bağcık, ve Meta-Markets projelerinde kullandık. Henüz açmadığımız deneysel projeleri ve bu sırada geçimimizi sağlamak için yaptığımız bir kaç ticari projeyi Ruby on Rails’in 1.2.3 sürümü ile geliştirdik. Bütün bunlar olurken Rails etrafında oluşan topluluklardan öğrendik ve elimizden geldiğince katkıda bulunmaya çalıştık. Ruby on Rails açık kaynaklı bir proje, bu yeni 2.0 sürümü de dünyanın pek çok yerinden programcının katkısıyla geliştirildi.

http://rubyonrails.org/

Rails 2.0 bir çok yenilik içeriyor, ilk gözüme çarpanlar şunlar:

Rails 2.0 PDF dökümanında yeni özellikler derinlemesine anlatılıyor. Ayrıca Mike Clark tarafından yazılan yeni Gelişmiş Rails Tarifeleri kitabı da Rails 2.0 içeriyor. Bir de son zamanlarda çok faydasını gördüğüm Rails screencast‘leri var, Rails Casts arşivi oldukça detaylı. Sizin de dikkatinizi çeken yeni Rails 2.0 özellikleri varsa bu yazıya yorum yazarak paylaşın, ne varmış beraber öğrenelim. Ayrıca Bağcık’da Ruby on Rails ile ilgili faydalı bağlantıları biriktiriyoruz.

http://bagcik.com/etiketler/rails

engin | June 16th, 2007

İlk iPhone Uygulaması

iphone-digg.jpgiPhone daha piyasaya çıkmadı ama azimli bir programcı genç iPhone için ilk 3. parti uygulamayı geliştirdi. Uygulamayı şurada görebilirsiniz.

Uygulamanın en ilginç yanlarından biri, Javascript ile geliştirilmiş olması. Geliştiren genç yeterince ilgi olması durumunda bir Javascript kullanıcı arayüzü geliştirmek istediğini söylüyor ki herkes kullanabilsin. Uygulama ile ilgili tartışmayı şurada okuyabilirsiniz.

Apple hali hazırda kullanıcılara iPhone’un güzelliklerini erişilebilir kılan bir arayüz sunmuyor. Fakat, Apple’ın stratejisi, tıpkı cıbırlarda (Widgets) olduğu gibi programcılara html+javascript kullandırmak. Steve Jobs son Apple Developer Konferansında şöyle dedi: “iPhone için uygulama geliştirme platformu mu istiyorsunuz, Safari kullanın.”

iphone-uygulama.jpg
Apple Developer Konferasında Jobs iPhone uygulamalarını anlatıyor. Fotoğraf: Engadget.

GÜNCELLEME: iPhone satışa çıktı. New York Apple Dükkanı önündeki uzun iPhone kuyruğundan canlı canlı fotoğraflar ve videolar çektik.

engin | June 9th, 2007

iPhone Türkiye’de Çalışır mı?

iPhone Türkiye'de Çalışır mı?

GÜNCELLEME:
iPhone Pazar Yeri Açıldı
iPhone Kilidi Nasıl Kırılır?

Apple iPhone‘un lansman tarihi (29 Haziran) yaklaştıkça Düğümküme’de Burak Arıkan’ın yazdığı iPhone geldi ve iPhone Dedikoduları yazılarına bazı sorular gelmeye başladı. İnsanlar merak ediyor: iPhone Türkiye’de çalışacak mı? Amerika’dan eşe dosta sipariş verip getirtsek de Türk operatörün SIM kartını taksak olur mu? Evden işten çeker mi? Telefon henüz piyasaya çıkmadığından ve resmi bilgilerin eksikliğinden dolayı bu soruların bazıları hala havada. Yine de, mevcut bilgilerden yola çıkarak bazı cevaplar bulmak mümkün.

iPhone, Türkiye’deki cep operatörleri ile uyumlu mu?

Apple sitesinde belirtildiği üzere iPhone bir quad-band (4-bant) GSM telefon. Yani 4 ayrı frekans üzerinde (MHz: 850, 900, 1800, 1900), bildiğimiz SIM kart ile çalışıyor. Türkiye’deki cep telefonu operatörleri (Turkcell, Avea, Vodafone) GSM 900 ve 1800 frekanslarında hizmet veriyor. Yani ham teknoloji açısından bakarsak sim kartınızı iPhone’a takınca çalışması lazım. Ne yazık ki iş sadece ham teknoloji ile bitmiyor.

iPhone, AT&T servisi ile Türk operatörler üzerinden kullanılabilir mi?

iPhone 29 Haziran’da Amerika’da sadece AT&T (eski Cingular) aracılığı ile pazara sürülecek. iPhone sahibi olmak için 2 yıllık AT&T sözleşmesi yapmak gerekiyor, yani cep telefonunu operatöre 2 yıl abone olmadan alamıyorsunuz. Mümkün olmakla birlikte tahminimce çok az kişinin başvuracağı bir yöntem Amerika’dan aldığınız iPhone’u AT&T uluslararası dolaşım (roaming) anlaşması yapmış Türk operatörler üzerinden kullanmak (AT&T SIM kartı kullanarak). Türkiye’de telefonunu kullanan Amerikalı turist olmak gibi bir şey. Bu durumda fatura AT&T tarafından kesilir ve arayıp arandığınız sürece dolar bazında aşırı tuzluya gelir.

Sim kartımı iPhone’a taksam çalışır mı?

AT&T sözleşme ile verdiği telefonlara SIM lock denilen bir kısıtlama / yazılım kilidi koyuyor ki telefon başka operatörlerin SIM kartları ile çalışmasın. Tabii ki iPhone için de benzer bir kısıtlama söz konusu olacak. Kahraman Türk cep telefoncuları iPhone öncesi bir çok cihazın SIM kilidini çoğunlukla telefonun sistemini yeniden yüklemek (flash) marifetiyle kaldırabiliyordu. Fakat bir rivayete göre Apple ve AT&T kilit kırma durumuna karşı derin önlemler almış. Kısacası, AT&T iPhone’u sunan tek operatör olmanın meyvelerini yemek istiyor. iPhone’un Amerikan modeli SIM kilidi kırılmadıkça Türkiye’deki operatörlerin sim kartları ile çalışmaz. Gerçi hep tanık olduğumuz üzere, her kilit eninde sonunda kırılır.

iPhone normal yollardan Türkiye’ye gelecek mi?

iPhone’un Avrupa lansmanı için Apple’ın Avrupa’da cep operatörleri ile anlaşmaya çalıştığı yönünde söylentiler var. Bu söylentilerde bir dolu firmanın adı geçiyor, bunlardan biri de Vodafone. Tabii Avrupa deyince bu iş Türkiye’yi ne zaman kapsar kestirmek zor. Söylenti aynı zamanda Avrupa’da lanse edilecek iPhone’un 3G (3. nesil) telefon olacağına işaret ediyor, yani data bağlantı hızı Amerikan versiyonundan daha yüksek (2.5G-EDGE) olacak.

iPhone ile ilgili resmi bilgiler içeren siteler
Apple iPhone resmi web sitesi
AT&T iPhone sayfası

Düğümküme’de iphone ile ilgili yayımlanan önceki yazılar
iPhone’daki Çoklu Dokunmatik Ekranın Sırları
iPhone dedikoduları
Apple iPhone Geldi
İlk iPhone Uygulaması (kaynak kodu ile)

GÜNCELLEME: iPhone satışa çıktı. New York Apple Dükkanı önündeki uzun iPhone kuyruğundan canlı canlı fotoğraflar ve videolar çektik.

engin | May 7th, 2007

Faydalı Cep Uygulamaları

Cep uygulamalari

Ağlı bağlı yaşamda cep telefonlarının rolü arttıkça artıyor. Nerede olursak olalım, cep telefonu ile bir yandan diğer insanlara bağlanıyoruz, diğer taraftan da ağ servislerine ve dosyalarına erişebiliyoruz. Bu amaçlara hizmet etmek icin geliştirilen uygulamaların kabiliyetleri de cep telefonlari ile paralel gelişiyor, güzelleşiyor. Uzaktan Çalışan Takımlar için Yazılımlar yazısında olduğu gibi biz de Düğümküme’de bu cep uygulamalarını severek kullanıyoruz. Sevgi paylaştıkça artar:

İletişim / Sosyalleşme

  • Gmail Mobile
    E-posta okuyucu. Gmail hesabı olanlar icin kullanılabilirliği yuksek email uygulaması.
  • Twitter
    Sosyalleşme aracı. Eşe-dosta-ahbaba şu anda ne yaptığınızı mesaj aracılığı ile yollamak, sürekli bağlı kalmak için.

Bağlamda Kalma

  • Opera Mobile
    Web/Wap tarayıcı. Cep telefonu için tasarlanmamiş ağ sayfalarını dinamik olarak düzenliyor, okunabilir ve bakılabilir bir hale getiriyor.
  • WidSets
    RSS okuyucu. RSS yayınlarını kutucuklar halinde hesabınıza ekleyebilir ve pratik bir arayüzden okuyabilirsiniz.
  • Yahoo Go
    Yahoo cep portal uygulaması. Yahoo servislerinin (e-posta, harita, haber yayinları vs) tek bir arayüzde almak icin.

Ağ-Cep Senkronizasyon

  • Shozu
    Cepten internete yükleme. Cep telefonunuzdaki medya dosyalarını (resim, video, yazı) dinamik olarak web servislerine (flickr, youtube, wordpress blog vs) gönderme arayüzü. Cep telefonunun işletim sistemine gayet iyi entegre olduğu için ugulamayı açmadan yükleme yapabiliyorsunuz.
  • GCalSync
    Takvim güncelleyici. Cep telefonunuzdaki takvimi Google Calendar servisine bağlıyor ve periyodik olarak güncelliyor.

Erişim / Paylaşım

  • Orb
    Uzaktan dosya erişimi. Bilgisayarinizdaki dosyalara cep telefonunuzdan her an her yerde erişmenizi sağlıyor.
  • PeerBox
    Dosya paylaşım. Acik P2P ağlarında dosya arama ve indirme uygulaması.

Yer Bulma

  • Google Maps Mobile
    Harita uygulaması. Bildiğimiz Google haritalarinin cep telefonunda yerel uygulama olarak calişanı.

Müzik Çalar

  • OggPlay
    Açık kaynaklı, şaşırtıcı derecede seri arayüzlü muzik çalar.

Siz de kullandığınız bildiğiniz ağlı bağlı hayatta lazım olduğunu düşündüğünüz cep uygulamalarını ve deneyimlerinizi bu yazıya yorum olarak yazın, öğrenelim, paylaşalım.
Not: Bu uygulamalar icin mobil internet servisi gerekiyor. Kullanmadan once operatorunuzun internet baglanti servisini nasil ucretlendirdigi konusunda mutlaka bilgi edinin, faturada supriz olmasin.


Kapat
E-posta ile paylaş